Türkiye Özel Bildirisi

Haber

Türkiye Özel Bildirisi ...

1. DÜNYA MÜSLÜMAN KADINLAR ZİRVESİ VE FUARI
TÜRKİYE ÖZEL BİLDİRİSİ (TASLAK)

 
1. Dünya Müslüman Kadınlar Zirvesi ve Fuarı; “Bilge 2016; Barış Buluşması” ana teması ile Dünya İslam Forumu, Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi, Malezya Dışişleri ve Aile Bakanlıkları, JAKIM Malezya İslami Gelişim Departmanı, Türkiye Merkezli Kadın STK’ları organizasyon komitesi işbirliği ile 23-25 Eylül 2016 tarihleri arasında Kuala Lumpur’da yüksek katılım ve yüksek başarı ile gerçekleştirilmiştir.
 
On binden fazla kişinin katılımı ile ilk kez Malezya’nın ev sahipliğinde düzenlenen ve Malezya Kraliçesi, Başbakanı, Bakanlar, Parlamenterler, İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri ve T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakan Yardımcısı gibi saygın isimlerin teşrif ettiği Zirve’ye; pek çok farklı ülkeden Kamu, STK, özel sektör, diplomatik misyonlar, düşünce kuruluşları, uluslararası entegrasyonlar, gözlemci kuruluşlar ve medya temsilcileri ile akademisyenler, araştırmacılar, uzmanlar, yazarlar, sanatçılar, sporcular gibi dünyada öne çıkan güçlü ve ünlü Müslüman kadınlar katılmışlardır.
 
Zirve’nin ilk günü olan 23 Eylül 2016 Cuma akşamı düzenlenen takdim töreninde Dünya İslam Forumu tarafından organize edilen 2. İslam Dünyası İstanbul Ödülleri  bizzat Malezya Kraliçesi tarafından sahiplerine tevdi edilmiştir.
 
Malezya hükümeti kurumları ve Uluslararası Malezya İslam Üniversitesi başta olmak üzere katkı veren tüm ulusal ve uluslararası aktörler bu tarihî başlangıç için şimdi ve gelecekte şükranla anılacaktır.
 
Küresel ölçekte ilk defa gerçekleştirilen Zirve’nin; iddialı ve başarılı Müslüman kadınları, entelektüelleri, düşünürleri, kanat önderlerini ve kadın odaklı STK’lar ile düşünce kuruluşlarını bir araya getirerek, deneyim ve fikirlerini paylaştıkları başlıca platform olarak kurumsallaşması için tespit, kanaat ve öneriler;
 
Geleneksel dönem sonrası kadın statüsüne dair önemli gelişmelerin yaşandığı yeni ortamda; kadının toplumsal, siyasi ve kültürel konumu, İslam’ın temel prensipleri ışığında yeniden ele alınmak durumundadır. Kentleşme, iletişim, ulaşım, eğitim gibi alanlardaki gelişmeler, toplumun yarısını teşkil eden kadının hayatın her alanında  gelişmelerle orantılı biçimde rol almasını zorunlu hâle getirmiştir.
 
Kadın ve erkeğin biyolojik ve fiziki her noktada eşitliği değil denkliği esastır. Ehliyet ve liyakat esasına dayalı olarak,  insan haysiyet ve şerefi temel ilkesine bağlı kalınarak her türlü ayrımcılığın sona erdirilmesi gerekmektedir. Bu amaçla toplumsal adaleti gözeterek; kadın cephesinde ortaya çıkan olumsuzlukları tespit etme ve çözüm üretme noktasında, İslam’ın içinden çıkan ama bugünün sorunlarına cevap üretme konusunda “kadın bakış açısını ihmal etmeyen” bir Ulema Meclisi/Kurulu oluşturulması önerilmektedir.
 
Tarihte ve günümüzde yaşananlar göstermektedir ki; kriz ve sorun alanlarında en fazla kadınlar ve çocuklar mağdur olmakta; yoksulluk, cinsel şiddet, istismar, tecavüz ve köleleştirmeler artmakta; kadınlar ve güçsüzler için adalet, eşitlik, insan onuruna yaraşır bir yaşamın tüm gereklilikleri keyfi biçimde yok sayılmaktadır. Reel politiğin, yeryüzünü sürdürülmesi imkânsız bir ortama sürüklediği günümüzde en temel ihtiyaç şefkat, merhamet ve fedakârlık duyguları ile siyasetin yeniden yorumlanmasıdır.
 
Güç ve adaletin insani duygularla dengelenerek kalıcı ve etkin hâle getirilebilmesi, kadınlar dâhil olmak üzere tüm insanların haklarının teslim edilmesine bağlıdır. Kadınların, merhamet ve fedakârlık gibi insani duygular konusunda çok daha hassas olduğu bilinen bir gerçektir. Bu nedenle kadının, hayatın her alanında daha etkili hâle gelmesi gerekmektedir. Asıl vurgulanmak istenen, toplumsal ve siyasi bütünlükte kadın faktörünün, dengeleyici ve farklı unsurların faaliyetlerini sinerjiye dönüştürücü etkisidir.
 
Modern dönemler tüm insanlığın sosyal, siyasi, kültürel yaşamına büyük değişiklikler getirmiştir. Bununla birlikte söz konusu değişimin tüm ülkelerde aynı süreçleri izlemesini ve aynı sonuçları doğurmasını beklemek gerçekçi değildir. Tarihî ve kültürel birikimin değişim üzerindeki etkisi ihmal edilmemeli, kadın konusu başta olmak üzere her ülkenin kendi değişimini, kendi özgün şartlarına göre ve doğal süreçlerde yaşamasına izin verilmelidir.
 
Müslüman kadınların yaşadığı coğrafyalarda, hukuk alanında ya da dışında kadınlar aleyhine ciddi gelişmeler yaşanmakta ve yasalar kadın haklarının korunmasında yetersiz kalmaktadır. Kadınların konumu; İslam’ın “insan” temelli adil bakışını bu ülkelerde diriltmek ve kadın ayırımcılığına izin veren zihniyetle mücadele emek için güçlendirilmelidir.
 
İslam dünyasının farklı bölgelerinde medeni hukuk ile ilgili düzenlemelerin uygulamada çok ciddi sorunlar oluşturduğu gerçeği göz ardı edilemez. Medeni hukuk metinlerinin ve uygulamalarının; çocukları, kadınları, güçsüzleri ihmal etmeyecek şekilde yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir.
 
Genç Müslüman kadınların yeni koşullara uyum sağlaması konusundaki en önemli eksiklik, rol modellerin bulunmamasıdır. Bu engeli aşmanın yolu, İslam dünyasında yaşayan öncü kadınların genç nesillere tanıtılması ve yeni öncülerin yetiştirilmesidir. Hükümetler ve STK’lar kadınların bu noktada teşviki için ulusal ve uluslararası yeni faaliyet alanları ve platformlar oluşturmalıdırlar.
 
Çağımızda aile dışı unsurların, yeni nesillerin eğitimi ve inanç dünyası üzerindeki etkileri had safhaya ulaşmıştır. İslam maskesi altında ortaya çıkan dinî sapmalar ve dinden uzaklaştırma çabaları, yeni nesilleri tehdit etmektedir. Eğitim konusunda annenin çocuk üzerindeki tartışmasız etkisi göz önüne alındığında kızların eğitiminin İslam dünyasının geleceği bakımından ne derece hayati bir öneme sahip olduğu, hatta erkek çocukların eğitiminden bile daha önemli hâle geldiği açıkça ortadadır. Bu nedenle İslam dünyasının eğitim politikaları, bu gerçeği göz önünde bulundurarak yeniden düzenlenmelidir.
 
İslam dünyasında kadın odaklı  faaliyetler yürüten STK’lar arasında etkileşimin artırılması bu alanda sinerji oluşumu için kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Bu sayede STK’lar hem küresel gelişmelerden haberdar olacak hem de birbirlerinin deneyimlerinden istifade ederek verimliliği artıracaklardır. Bu nedenle Dünya Müslüman Kadınlar Zirvesi ve Fuarı başta olmak üzere, kadınlarla ilgili faaliyetlerin kurumsallaşarak kalıcı ve etkin hâle getirilmesi için yeni platformlar oluşturulmalıdır.
 
Günümüz İslam dünyasının en temel sorunlarından biri, belki de en önemlisi; bölünme ve parçalanma dolayısıyla yaşanan güç kaybıdır. O yüzden kadın sorunları tartışılırken kadın-erkek karşıtlığının ortaya çıkmasına ve İslam dünyasının bir de kadın-erkek ekseninde bölünmesine ve daha fazla güç kaybetmesine mahal verilmemelidir. Kadın sorunları genel olarak “adalet” ile “hakkaniyet” kavramları çerçevesinde ve sadece kadın hukukunun değil, tüm adaletsiz uygulamaları önleme çabalarının bir parçası olarak ele alınmalıdır. Aksi hâlde bir kadın-erkek cepheleşmesinin, tüm çabaların boşa gitmesine neden olması kaçınılmazdır.
 
Tüm bu ölçüler ve Kuala Lumpur Deklarasyonu temelinde; küresel ölçekte kurumsallaşma ile birlikte 2017 Zirvesi'ne ev sahipliği Türkiye'de yapılmak üzere Onur'la kabul edilmiştir.
 
Dünya İslam Forumu
25 Eylül 2016, Kuala Lumpur
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4780 ) Etkinlik ( 166 )
Alanlar
Afrika 64 1110
Asya 70 1702
Avrupa 13 1334
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 499
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2770 ) Etkinlik ( 43 )
Alanlar
Balkanlar 22 566
Orta Doğu 17 1131
Karadeniz Kafkas 2 649
Akdeniz 2 424
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3097 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 2000
Türk Dünyası 16 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3309 ) Etkinlik ( 72 )
Alanlar
Türkiye 72 3309

Son Eklenenler