Stratejik Yorum No: 191
İKÖ’nün eylem planında İslam dünyasının ekonomik ve bilimsel alanlarda daha fazla gelişmesi, refah seviyesinin yükseltilmesi ve eğitim kalitesinin artırılması için harekete geçilmesi istendi.
İslam dünyasının küresel bir vizyona kavuşabilmesinde İslam Konferansı Örgütü’nün çok önemli rol oynayacağının ifade edildiği bildirgede, bu hedefe ulaşabilmek için 21. yüzyılın koşulları gözönünde bulundurularak İKÖ’nün yeni baştan yapılandırılması talep edildi.
İKÖ zirvesinin sonuç bildirgesinde en dikkat çekici yanlardan biri, örgütünün artık küresel bir aktör olma niyetini açıkca ortaya koymasıydı.
İslam toplumunun çıkarlarını korumak ve yükseltmek amacıyla tüm bölgesel ve uluslararası forumlarda hazır bulunulması ve etkin koordinasyon sağlanmasının istendiği bildirgede, İKÖ üyelerinin uluslararası ve bölgesel örgütlere aday olmalarının önemine vurgu yapılması da dikkat çekti.
İKÖ üyesi ülkelerin uluslararası kuruluşlara üye olması, önemli görevler alması, İslam dünyasının küresel sistemde uğradığı haksızlıkların önüne geçilmesinde ciddi katkıları olacaktır.
Sonuç bildirgesinde “hoşgörülü bir din olan İslam hakkında doğru düşüncelerin yayılmasının sağlanmasına“ vurgu yapılması da İslam’ın yanlış algılanmasından duyulan rahatsızlığın İKÖ üyelerince de paylaşıldığını ortaya koydu.
Bildirgede son günlerde sıkça gündeme gelen “İslamofobi“ kavramına da yer verildi. “Hükümetler de dahil olmak üzere, uluslararası toplumun, tüm dinlere saygı gösterme ve dinlerin lekelenmesine karşı mücadele etme sorumluluğu taşıdığının“ hatırlatıldığı bildirgede, İslamofobi ile mücadele için İKÖ Genel Sekreterliği’nde bir gözlem biriminin kurularak yıllık raporlar hazırlamasının kararlaştırıldığı duyuruldu.
Kurulması kararlaştırılan “gözlem birimi“ önemli bir adım olarak görülmelidir. Çünkü İKÖ bu tavrıyla küresel anlamda bir sorun karşısında insiyatif almakta; sorunun takipcisi olacağını açıklamakta, İslam Dünyasını ilgilendiren bir konunun tarafı olduğunu açıkca ilan etmektedir.
İKÖ’nün bu tavrı, zaman içerisinde İslam dünyasına yönelik olumsuz haber ve kanaatlerin değişmesine yardımcı olacaktır. Çünkü İKÖ İslam Dünyasının sahipsiz olmadığını gösterecektir. İslam dünyası hakkındaki yanlış bilgilerin de yine İKÖ vasıtasıyla düzeltilebilme imkanı bulunabilecektir.
İKÖ’nün, çatışmaları önleme, güven inşa etme, barışı sağlama ve kriz sonrası rehabilitasyon gibi konulardaki rolünün güçlendirilmesinin istendiği bildirgede, İKÖ üyeleriyle uluslararası ve bölgesel örgütler arasında işbirliğinin geliştirilmesi gerekliliğine de vurgu yapılmaktadır.
İKÖ bu tavrıyla savaş değil barışı, çatışma değil işbirliğini, tahakküm değil adaleti benimseyeceğini ilan etmektedir. “Çatışmaları önleme ve güven inşa etme“ rolü eğer geliştirilebilirse, İKÖ’nün uluslararası arenada söz sahibi olması daha da kolaylaşacaktır.
İKÖ bildirgesinde İslam dünyasının kanayan yaralarına vurgu yapılması, Irak’taki direnişten ve işgal altındaki Filistin’den söz edilmesi ayrıca önem taşımaktadır. Çünkü İKÖ, İslam dünyasının geleceği ile birlikte sorunlarıyla da yakından ilgilenmek zorundadır.
İslam Konferansı Örgütü’nün Mekke’deki zirve sonrasında açıklanan “yol haritasına“ sadık kalınarak örgütün İslam dünyasının sorunlarıyla yakından ilgilenmesi ve uluslararası kuruluşlarla yakın işbirliği yaparak küresel bir aktör haline gelmesi; adaletsiz, hegemonyacı, tahakkümcü ve baskıcı bir dünya düzeni kurmak isteyenlerin önünde en büyük engel olacaktır. İslam Konferansı Örgütü dünyada barışın, eşitliğin, adaletin ve kardeşliğin sembolü olarak “yaşanabilir bir dünyanın“ tesisinde önemli roller üstlenmelidir.
* TASAM Proje Yöneticisi