Üye Olmak İstediğimiz AB’yi Ne Kadar Tanıyoruz?

Kategori Seçilmedi

Stratejik Yorum No:183

Türkiye kamuoyunun genelinde Avrupa Birliği denilince çoğunlukla maddi zenginlik ile serbest dolaşım anlaşılıyor. Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği ile yeni imkanlara kavuşacağına vurgu yapılıyor. Böyle bir propagandaya inananların sayısının fazla olması, Avrupa Birliği hakkındaki gerçeklerin çok az gündeme getirilmesi ve anlatılmasından kaynaklanıyor.

Kamuoyunu bilgilendiren kaynakların tutumu bunda önemli bir etken oluşturuyor. Özellikle büyük bir kısım medya, kamuoyunun doğru haber almasını engelleyici, perdeleyici yayınlar yapmayı sürdürüyor.

Bir yılda iki kere Avrupa Birliği’ne giren tek ülke herhalde Türkiye’dir.. 17 Aralık 2004 tarihinde Türkiye’ye Avrupa Birliği’nin kapılarının açıldığını yazan medya, 3 Ekim 2005’de de benzer başlıkları kullanmış, nasıl bir çelişki içinde olduğunu, kamuoyunu nasıl yanılttığını açıkça ortaya koymuştur.

Kamuoyu, AB hakkında yeterli bilgi edinememekte, doğru yorum ve analizleri okuyamamakta, AB’yi anlamasına yardımcı olacak verilerden yoksun kalmaktadır.

İsabetli karar verebilmek için, öncelikle doğru ve eksiksiz bilgiye sahip olmak gerekir. Türk halkının AB hakkındaki yanlış kanaatlerinin temelinde doğru bilgi sahibi olmaması yatmaktadır. Kamuoyunu etkileyen, yönlendiren yayın organları, AB hakkındaki gerçekleri halka aktarmakta özensiz davranmakta, işin magazin kısmıyla oyalanarak, Türkiye’nin ilerde karşılaşabileceği çok önemli tehdit ve tehlikeleri görmezden gelmeyi tercih etmektedir.

Bu bir ülkeye yapılabilecek en büyük kötülüklerden biridir. Gerçeklerin gizlenmesi, halka doğruların anlatılmaması; bunların birgün karşımıza çıkmayacağı anlamına gelmez.

Türkiye, er ya da geç, AB gerçeği ile yüzleşecektir. AB gerçeği ile hesaplaşmadan ileriye bakmamız mümkün değildir. AB gerçeği ile hesaplaşma ne kadar geciktirilirse, Türkiye’nin önüne konulan fatura da o kadar büyüyecektir.

AB sürecinin beraberinde getirdiği olumsuzlukları halka anlatmayan, müzakere masasına konulan talepleri yazıp çizmeyen, konuşup tartışmayan medya, “Türkiye’nin kendi değerlerinden uzaklaşarak Avrupa’nın değerlerine teslim olmasına“ zemin hazırlamaktadır.

Şimdi biz, kamuoyunun çok büyük kesiminin bilgi sahibi olmadığı, çoğunun da eksik ve yanlış bildiği bir konuyu tartışmaya çalışıyor, kanaat oluşturmaya gayret ediyoruz. Böyle bir tartışmadan sağlıklı sonuç almak mümkün değildir.

AB ile yıllarca müzakere edeceğimiz ve kendimizi de çok yönlü olarak bağlayacağımız bir belgeyi kabul ediyoruz ama bunu milli iradenin temsil edildiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tartışmıyoruz. Belki belge Meclis gündemine gelse, tartışılsa, ilerde karşımıza çıkabilecek pekçok tehlike ve tehdidin önüne geçmek mümkün olacaktı. Ama Meclis devredışı bırakılarak bu fırsat da kaçırıldı.

Mevcut siyasal iktidar, Türkiye’nin AB üyelik sürecinde yürüyeceği uzun yola sivil toplum örgütlerini, Millet Meclisi’ni, muhalefet partilerini dahil etmeden, “en iyisini ben bilirim“ şeklinde özetlenebilecek yanlış bir stratejiyle hareket ediyor.

Oysa Türkiye’nin AB üyelik süreci sadece siyasal iktidarı bağlamıyor, bütün bir ülkenin geleceğini ilgilendiriyor. AB belgelerine atılacak her imzanın bedelinin gelecek nesiller tarafından ödeneceği unutulmamalıdır. Bu nedenle mutlaka şeffaf bir yöntem izlenmeli, kamuoyunun sürekli ve doğru bir şekilde bilgilendirilmesi sağlanmalı, tartışmaktan, konuşmaktan, eleştirmekten kaçınılmamalıdır. Bütün bu süreçlerde ülkemizin geleceğini ilgilendiren kararlar alınırken Türkiye Büyük Millet Meclisi aktif olarak işin içinde olmalıdır. Hepimizin ortak buluşma noktası da ulusal çıkarlarımız olmalıdır.

*Siyaset Bilimi, Sosyo Kültürel Çalışma Grubu, Proje Yöneticisi

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 85 )
Alanlar
TASAM Türkiye 85 2071

İktisat biliminin tarihsel gelişimi, ekseriyetle soyut kuramların doğrusal bir çizgide birbirini takip ettiği saf bir düşünce silsilesi olarak tasvir edilir. Ancak iktisadi düşüncenin ve bu düşünceyi üreten akademik paradigmaların evrimi, göründüğünden çok daha ampirik, kurumsal ve coğrafi yer değiş...;

İktisadi düşünce tarihi çalışmaları, genellikle Anglo-Amerikan merkezli ana akım kuramların ya da Batı Avrupa menşeili büyük ekollerin gölgesinde şekillenme eğilimindedir. ;

Washington’ın ittifakları muazzam bir baskı altında. Birçok müttefik ve ortak, büyük güç niteliğindeki rakiplerden gelen artan tehditlere maruz kalıyor ve Birleşik Devletler’e güvenip güvenemeyecekleri konusunda şüpheye düşüyor. Bu baskılara verilen yanıt ise yeniden silahlanmak oluyor. ;

Washington’ın ittifakları muazzam bir baskı altında. Birçok müttefik ve ortak, büyük güç niteliğindeki rakiplerden gelen artan tehditlere maruz kalıyor ve Birleşik Devletler’e güvenip güvenemeyecekleri konusunda şüpheye düşüyor. Bu baskılara verilen yanıt ise yeniden silahlanmak oluyor. ;

Modern sosyal bilimlerin ve yükseköğretim yapılarının kurumsal mimarisi incelendiğinde, hiçbir akademik merkezin 19. yüzyıl ile 20. yüzyılın ilk çeyreği arasında Berlin Üniversitesi kadar derin, dönüştürücü ve küresel bir iz bıraktığı görülmez.;

NATO ile ilişkimiz daha NATO kurulmadan başlıyor. 1952den beri de bizim ısrarımız ile saflarına kabul edildik. 54 yıldır evliyiz. Bu tarihimizdeki en uzun ittifak. Yarın (7 Haziran) Ankara’da NATO zirvesi başlamadan önce bu beraberliğin serencamını hatırlatmak istedim. ;

Modern makroekonomik sistemlerin ve ulusal kalkınma modellerinin karşı karşıya kaldığı en akut yapısal hastalıklardan (patolojilerden) biri, reel sektör bünyesinde üretilen katma değerin ve artı değerin (surplus), spekülatif finansal enstrümanlar (türev piyasalar, gölge bankacılık ve rantiye mekaniz...;

Öteden beri görmek isterdim, fotoğraflarından, hakkında yazılıp çizilenlerden bildiğim Divriği Ulu Camii’ni. Konakları, günlük yaşamı, insanı dünyada en tabii hali ile görebileceğimiz tek mekan olduğunu düşündüğüm arastası, sakin ve huzurlu sokakları ile Divriği’yi.;

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2023 Dönem 1

21. yüzyıl güvenlik sorunlarının dönüşümünü takip edebildiğimiz bir dönem olarak dikkat çekmektedir.

  • 11 Kas 2023 - 02 Ara 2023
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Türkiye - AB İlişkilerinin 60. Yılı ve Geleceği Konferansı

  • 24 Eki 2023 - 24 Eki 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

2. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

7. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.