12 Haziran Seçimleri Ve Dış Politika

Yorum

12 Haziran seçimlerini siyasi iktidarın % 50 gibi büyük bir çoğunlukla kazanmış olduğunu biliyoruz. Daha parlamento henüz teşekkül etmeden ve tabiatiyle yeni Hükumet teşkil edilmeden, önümüzdeki dönemin, başta bir takım etnik unsurların şimdiden pek ümitlendikleri yeni Anayasa olmak üzere, bellibaşlı iç politika sorun ve hedefleri kamuoyunda ve siyasiler indinde enikonu tartışılmaya başlandı. Tartışılmayan dış politika. Bundan nasıl bir anlam çıkarmak doğru olur ? Gerçekten, ne iktidarın ve ne de muhalefetin seçim manifestolarında dış politika vardı, iki taraf sanki anlamışlardı. Muhalefet birçok konu üzerindeki örtüyü olduğu gibi bıraktı, açmadı. Örneğin, AB ile bundan seneler önce büyük şenlik ve gösterilerle başlatılan tam üyelik müzakerelerinin neresindeyiz? , kaç fasıl açıldı ve bunlardan kaçı kapandı, daha ne kadar katetmemiz gereken mesafe var? Durgunluktan öte, tıkanıklığın bize dönük sebepleri nelerdir ?, nasıl bir çıkış yolu düşünülüyor? Nükleer güç olmak yolundaki emellerini saklamayan ve fiilleriyle bu niyetini açıkça ortaya koyan İran’ı frenlemek adına şimdiye kadar neler yapabildik ?, bu bağlamda Batı bizden ne gibi hizmet ve katkılar bekliyor? , yoksa, imzaladığımız takas anlaşmasına rağmen, sonunda aradan çekildik mi? Amerikanın Irak’tan çekilme sürecini başlattığı bu aşamada doğacak siyasi ve güvenlik boşluğunu doldurmak veya en azından bu durumun bize olabilecek olumsuz yansımalarını önlemek amaciyle hangi politikaları üretmekteyiz ? Yıllardır tam bir çıkmaz içinde dönüp dolanan Kıbrıs’ta çözümü toplumların liderlerine bıraktık, sanki Rumlar şimdiye kadar bir çok ahvalde iyi niyet örneği verdiler. İktisadi sorunlarının arkasına gizlenmeye devam eden Yunanistanı bu yolda tamamen serbest bıraktık, Rumlar üzerinde etkin olması için bu ülke üzerinde baskı kurmayı düşünmedik. ‘ Sıfır Sorun ‘ politikasına örnek olsun diye, Ermenistanla imzalanan protokollerin akıbetini takip etmedik ve bu meyanda Azerbaycan gibi bir varlığı giderek kaybetmeyi göze aldık. İsrail’in açık denizlerdeki vaki saldırganlığının mal olduğu dokuz canın hesabını daha göremedik, buna rağmen İHH’nin yeni bir konvoy hazırlığı içinde olduğundan bahsediyoruz. Mısır’da olayların, halkın ve kurumların gösterdikleri sağduyu sayesinde nisbeten kısa süre içinde sükunet bulmasını takiben, Libya’da patlak veren ve son dört aydan bu yana devam edegelen silahlı başkaldırı çatışmaları karşısında, yerleşik yönetimi zorla işbaşından uzaklaştırmak isteyen müttefikleri caydırmak için hangi çabaları gösterdik?, bugün bahse konu çevreye neden katılmak ihtiyacını hissederek, Trablus’taki iktidara ‘ git ‘ demeye başladık? Bu tavrımızı, bizim ananevi akidelerimizle izah edebilir miyiz? Yanıbaşımızda, güya çok yoğun ilişkiler içinde olduğumuz Suriye’ye söz geçiremiyoruz, bolca nasihatın pek müşterisi yok. Hergün binlerce Suriyeli hudutları zorlayıp topraklarımıza sığınıyorlar. Bunları barındırmak insanlık ve alicenaplık, ancak siyaset de gerekiyor. Suriye ile ilişkiler geliştirilirken elde icabında kullanılmak üzere, mukabil ağırlıklar da ( leverage) bir yerde saklı tutulmalıydı. Bu olmadığına göre, herhalde kollektif aksiyonlara ortak olmaya bakmak lazım. Onun da zaman ve ölçüsünü biz tayin edemiyoruz. Mesele bu.

Bu koşullarda, 12 Haziran seçimlerinin dış politikada yeni bir hareketlilik getireceğini beklemek zor görünüyor. Anayasa ve iç politika baskın çıkacak ve dış politikayı bir nev’i nadasa alacak. Bu, ilk nazarda nisbi bir rahatlık gibi gözükse de, uzun vadede, başlatılanların üstlerinin örtülmesi gibi, inandırıcılığı törpüleyen sonuçlar doğurması riskini taşımaktadır. (asula@ttmail.com)

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2684 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 631
Asya 98 1061
Avrupa 22 638
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1369 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 290
Orta Doğu 22 600
Karadeniz Kafkas 3 297
Akdeniz 3 182
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1293 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 512
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2034 ) Etkinlik ( 80 )
Alanlar
Türkiye 80 2034

ABD, Japonya, Avustralya ve Hindistan arasındaki güvenlik diyalogu için oluşturulan mekanizmayı ifade eden QUAD, İngilizce bir sözcük olarak “Dörtlü” anlamına gelir. Söz konusu dört ülkenin liderleri, Ocak 2004’te Endonezya'yı sarsan deprem sonrasında oluşan tsunaminin Güneydoğu Asya’da neden olduğ...;

Gramsci’nin yıllar önce işaret ettiği gibi “eski düzenin ölmeye başladığı ancak yeni bir düzenin doğamadığı” hegemonsuz bir ara döneme (interregnum) doğru ilerliyoruz. Ben bunu “küresel bir fetret devri” olarak tanımlıyorum. Modern sonrası çağa geçişte yakalandığımız ara bir dönem bu. Küresel hegem...;

Çoğumuz çocukluğumuzdan bu yana duyduğumuz kabotaj kelimesinin yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti için ne anlama geldiğinin pek farkında değilizdir. Kabotaj, yüzyıllardır Osmanlıyı sömüren kapitülasyonların, yani ülkenin sömürülmesi için yabancılara izin verilen bir hakkın adıdır. Bu imtiyaz ile yaban...;

Son yıllarda iklimler ve ekosistemler üzerindeki değişimler nedeniyle uluslararası kamuoyunda iklimsel değişiklikler üzerine sıkça yorumlar ve tartışmalar gündeme gelmektedir. Konuyla ilgili insan ya da ekosistem merkezli olmak üzere ekonomik, sosyal ve ya politik endişelere sahip olan çeşitli görüş...;

Bu makalede Turgut Özal dönemi (1983-1993) Türkiye’nin Orta Asya/Türkistan politikası ele alınmaktadır. Söz konusu zaman dilimi Özal’ın başbakanlık (1983-1991) ve cumhurbaşkanlığı (1991-1993) dönemlerini kapsamaktadır. Turgut Özal dönemi Soğuk Savaş yıllarının aksine Türkiye’nin Türkistan politikası...;

Avrupa Birliği (AB)'nden ayrılarak tarihinde yeni bir sayfa açan Birleşik Krallık, aktif bir küresel oyuncu olarak rolünü yeniden tanımlamak istemekte ve vizyon ve stratejisini kendisinin belirlediği güvenlik, savunma, kalkınma, uluslararası ilişkiler alanında yeni arayışlar içerisinde bulunmaktadır...;

“Şayet Türkler olmasaydı Rus tarihi en azından 1000 yıldır boşluk içinde kalırdı!” demek yanlış sayılamaz. Zira Türk-Rus ilişkilerinin tarihi, yüzyıllardır birbiriyle komşuluk yanında aynı bölgeyi ve hatta aynı devleti paylaşan, bugün dahi paylaşmaya devam eden eşine az rastlanır bir ilişkiler yumağ...;

Dünya İslâm Forumu ve İslâm Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Platformu (ISTTP) tarafından, dördüncü defa verilecek olan İslâm Dünyası İstanbul Ödülleri açıklandı.;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • DTB Hilton İstanbul Topkapı Otel -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Körfez Savunma Ve Güvenlik Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.