Türkiye’nin İsrail ve Rusya İlişkilerinde Yeni Dönem

Makale

Mavi Marmara'daki sivillerin İsrail askerleri tarafından öldürülmesinden sonra Türk yetkililerin sert açıklamalarıyla[1] başlayan, Türkiye ve İsrail arasında krize...

Mavi Marmara'daki sivillerin İsrail askerleri tarafından öldürülmesinden sonra Türk yetkililerin sert açıklamalarıyla[1] başlayan, Türkiye ve İsrail arasında krize dönüşen sürecin iki ülke içinde olumsuz sonuçları olmuştur. Mavi Marmara krizinden sonra aradan geçen altı yılın sonunda bir anlaşmaya varılmıştır. Bu anlaşmaya göre İsrail, Mavi Marmara müdahalesinde hayatını kaybeden insan hakları aktivistlerinin ailelerine toplam 20 milyon dolar tazminat ödeyecek, İsrail Gazze’ye yönelik ablukanın Türkiye’nin kabul edeceği şekilde esnetilmesini kabul edecek, buna göre Türkiye Gazze’ye İsrail’in kontrolündeki Aşdod Limanından insani yardım götürecek, bu yardımlar İsrail’in gözetiminde ülkeye girecek, Türkiye Gazze’ye 200 yataklı bir hastane inşa edecek, askeri malzeme içermeyen insani yardımlar götürecek, on dört tonluk ilk yardım 2016 Ramazan bayramından önce Filistin’e ulaşmış olacak, bölgedeki altyapı güçlendirilecek, Gazze’de mevcut enerji ve su krizine çözüm getirilecek, Almanya ile birlikte Gazze’nin enerji altyapısı ve elektrik dağıtım şebekesi güçlendirilecek, çözümsüz gibi duran su sorununu çözmek için deniz suyunu içme suyuna çeviren bir birim kurulacak, Cenin bölgesinde birçok konut inşa edilecek, yol, ulaştırma, belediye hizmetleri gibi altyapı yatırımı gerektiren projeler gerçekleştirilecektir.[2] Bu kapsamlı projelerin hayata geçirilmesi biraz zaman alacak olsa da yardım gönderme gibi hususlar kısa sürede gerçekleştirilerek Filistin halkının bir miktarda olsa sorunları giderilecektir. Söz konusu anlaşma çok olumlu düzenlemeler taşısa da iki ülke arasındaki 1958 yılından beri inişli çıkışlı olan ilişkilerde Mavi Marmara olayının çok önemli bir kırılma noktası olduğu ortadadır.[3] İsrail Başbakanı Netanyahu’nun dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’dan Mavi Marmara olayı ile ilgili özür dilemesi ve bu durumu İsrail ordusunun yapmış olduğu askeri hatalar olarak belirtmesi ile başlayan ve yukarıda belirtilen anlaşma noktasına gelen ilişki iki ülke içinde önemlidir.[4] Bu anlaşmaya iki ülkeyi getiren en önemli olaylardan bir tanesi de Türkiye’nin İsrail’e NATO’da ofis açması konusundaki vetosunu kaldırmasıdır.[5] Tüm bu gelişmelerin yanı sıra ileriki süreçte, Türkiye’ye karşı güney sınırından artan dış tehdit dikkate alındığında terörizme karşı ortak mücadele alanları ve istihbarat işbirliğinin ne şekilde ve ne düzeyde olacağı merak konusudur.

İsrail ile ilişkilerimiz yumuşarken Rusya ile de benzer yönde adımların atıldığını görüyoruz. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 27 Haziran 2016 tarihinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e yazmış olduğu Su-24 savaş uçağında hayatını kaybeden pilotun ailesine yönelik duymuş olduğu üzüntü ile ilgili mektup girişiminden sonra 29 Haziran 2016 tarihinde gerçekleşen telefon görüşmesinde[6] iki ülke için önemli konu başlıkları ele alınmıştır. Bunları şöyle sıralayabiliriz; Putin İstanbul Atatürk Havaalanında gerçekleşen saldırıya ilişkin taziyelerini iletmiş, iki lider uluslararası terörizme karşı mücadele edilmesi gerektiğini vurgulamış, Türkiye'ye karşı uygulanan turizm yaptırımlarının kalkabileceği ifade edilmiş, iki ülke arasındaki geleneksel işbirliğinin geliştirilmesi amaçlanarak iki lider kişisel olarak görüşmesi ve 1 Temmuz 2016'da Soçi'de düzenlenecek olan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Dışişleri Bakanları Konsey toplantısında iki ülke dışişleri bakanlarının görüşebileceği ifade edilmiştir. Bu görüşme sonucunda Putin, Türkiye'ye yönelik tur satışı ve charter uçuşları kapsayan yaptırımların kaldırılmasına karar vermiştir.[7] Tur satışı ve charter uçuşlarına ilişkin yaptırımların kaldırılmasına ilişkin kararın Türk turizm sektörüne olumlu yansıyacağı tartışılamaz bir gerçektir. Bölgede bir an önce barış ortamının sağlandığında iki ülke toplumu ve ekonomisinin rahatlatacağı açıktır. Son olarak Erdoğan'ın 9 Ağustos 2016'da gerçekleştirmiş olduğu, Putin ile yüz yüze görüştüğü toplantıda iki ülke arasındaki ekonomik-siyasi ilişkiler, bölgesel ve uluslararası sorunlar konuşulmuştur.[8] İlişkilerde 23 Eylül 2015 tarihinde Moskova’da gerçekleşen Erdoğan ve Putin'in katılmış olduğu Moskova Camii açılışı düzeyine dönülmesi arzulanan bir seviye olarak mevcudiyetini korumaktadır.[9] Bunun yanı sıra Türk Rus ilişkilerinin çok sıkı olmamasını savunanlarda bulunmaktadır.[10] İki ülke arasındaki ilişkilerde gözden kaçırılmaması gereken bir diğer husus normalleşme isteğinin yanı sıra ciddi fikir ve eylem ayrılıklarının olduğunu görmek gerekir. Suriye meselesi bu ayrılıkların merkezinde durmaktadır.[11]

Tüm bu gelişmeler ışığında İsrail ile ilişkilerde Mavi Marmara saldırısı sonrası meydana gelen krizin ve Rusya ile olan ilişkilerde Su-24 savaş uçağının düşmesinden sonra ortaya çıkan krizin etkilerinin aşılması için ciddi adımlar atılması gerektiği ortadadır. İki ülke arasında ekonomik ve ticari ilişkilere ağırlık verilmelidir. 2016 yılı Ağustos ayında İstanbul'da açılması düşünülen 3. Köprü açılışının Erdoğan, Putin ve Filistin devlet başkanı Abbas ile yapılması ilişkilerin normalleşmesine etkisi olacaktır. İsrail ile olan ilişkilerde de Mavi Marmara saldırısında ölenlere ödenecek tazminatın bir an önce ödenmesi ve Filistin'e yönelik ablukanın hafifletilmesi önemlidir. Bir diğer önemli husus ise Filistin'in içme suyu sorunudur. Bilindiği üzere Türkiye üzerinden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine (KKTC) kanallarla Türk suyu taşınmıştır. Bu suyun adadan yine deniz altından Filistin'e taşınması projesi gibi projeler gündeme getirilebilir. Filistin'in enerji sorununun çözümünde de üç ülke birlikte harekete edebilir. Türk İsrail ilişkilerinin normalleşmeye başlamasından sonra bu alanda ilk adım atılmış ve Enerji Bakanlığından bir komite Filistin'e giderek Filistin'in enerji sorununun çözümü için incelemelere başlamıştır.[12] Türkiye'nin hem İsrail ile hem de Rusya ile kuracağı yakın ilişkiler Türk ekonomisini rahatlatacak ve Türkiye'nin terörizme karşı olan savaşını güçlendirecektir. Rusya ve Türkiye bölgede terör örgütlerine karşı ortak savunma ve saldırı çalışması gerçekleştirebilir. Bölgede varlığını güçlendiren terör örgütleri Rusya'nın farklı kimlikleri bünyesinde barındırması nedeniyle Türkiye kadar Rusya'yı da tehdit etmektedir. Bugün için bu örgütlerin Rusya'da eylem yapmaması ileride yapmayacağı anlamına gelmez. Meseleye İsrail açısından bakıldığında ise bölgede gücünü artıracak olan radikal grupların ileri aşamada İsrail’in güvenliğini tehdit edeceği ortadır. Bu yönüyle İsrail’in de terörizme karşı mücadeleye istihbarat işbirliği bakımından dahil olması gerekmektedir. Atılacak bu adımlar bölgesel barışa olumlu katkı sağlayacaktır.

[1]D. GUILFOYLE “The Mavi Marmara Incident and Blockade in Armed Conflict“, s. 174. http://bybil.oxfordjournals.org/content/81/1/171.full (G.T. 13/07/2016).
[2]S. AYBAR, “İsrail-Türkiye Anlaşması, Orta Doğu'da Yeni Jeopolitik ve AB'nin Geleceği“, http://www.tasam.org/tr-TR/Icerik/29883/israil-turkiye_anlasmasi_orta_doguda_yeni_jeopolitik_ve_abnin_gelecegi (G.T. 01/07/2016).
[9]A. KAYA, “Su-24 Krizinden Sonra Türk Rus İlişkileri“, http://www.tasam.org/tr-TR/Icerik/23671/su-24_krizinden_sonra_turk_rus_iliskileri (G.T. 01/07/2016)
[10]S. KALAYCIOĞLU, “Sevgili Vladimir“ mi? Başkan Putin mi?“ http://www.tasam.org/tr-TR/Icerik/31913/sevgili_vladimir_mi_baskan_putin_mi (G.T. 15.08.2016).
[11]U. ULUTAŞ, “Rusya Ziyareti, Endişeli Batı ve Suriye“, http://setav.org/tr/rusya-ziyareti-endiseli-bati-ve-suriye/yorum/42804 (G.T. 15.08.2016).
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2598 ) Etkinlik ( 190 )
Alanlar
Afrika 69 617
Asya 84 1007
Avrupa 17 625
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 284
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1340 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 174
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1285 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 507
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1989 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1989

Türkiye’nin; iktisadi sorunlarını daha hızlı çözüp kendisine on yıllar kazandıracak yeni yaklaşımları nasıl geliştirebileceği, ilham kaynağı sosyal ahlak devrimini nasıl yapacağı, dünyadaki ekonomik dönüşüm sürecine ne gibi katkılar sağlayabileceği ve bir “finans merkezi“ olma yolunda neler yapabile...;

İstanbul İktisat Kongresi, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM tarafından “Geleceğin Ekonomisinde Türkiye ve Sosyal Ahlak Kodu“ ana temasıyla 09-11 Aralık 2021 tarihinde gerçekleştirilecek.;

Yaratılışından bugüne üzerinde yaşayan insanların tümünün, Tek Bir Dünya olarak düşlediği bu gezegen üzerine, çok sayıda kuramlar ve tezler üretilmiş. ;

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Fas ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu noktada, ‘Türkiye - Fas Stratejik Diyaloğu’nu...;

“Çin’in Başarılarının Sırrı | Çin-Türkiye İşbirliğinin Geleceği“ başlıklı çok taraflı çalıştay “Kuşak ve Yol, Ticaret, Turizm, Yatırım, Finans ve Teknoloji“ teması ile 12 Nisan 2021 Pazartesi günü, Hilton İstanbul Bosphorus Oteli’nde gerçekleştirilmiştir. ;

Aktör ve otoriteleri stratejik boyutu da kapsayan bir yaklaşımla bir araya getirecek olan Türkiye - Endonezya Stratejik Diyaloğu önemli bir işlev görecektir.;

21’inci yüzyıla Avrupa yeni güvenlik sorunları ile girmiş ve bu da güvenlik ilişkileri ve kurumsal yapılar açısından çok farklı belirlemeleri ve gelişmeleri gündeme getirmektedir. Bu durum, mevcut uluslararası kuruluşların çoğunun rol ve fonksiyonlarını değiştirmekte, bazılarının yok olmasına neden ...;

Çin ve Türk otoritelerinin işbirliği/katkıları ile sürdürülen Proje kapsamında “Çin’in Başarılarının Sırrı | Çin Türkiye İşbirliğinin Geleceği” Çalıştayı İstanbul’da yapıldı.;

2. Uluslararası Akdeniz Kongresi

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

2. Uluslararası Karadeniz - Kafkas Kongresi

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.