Fırtınalı Arap Baharı

Yorum

Suriye, bir başka Libya olma yolunda hızla ilerliyor. Yıllarca uluslararası yaptırımlar altında ezilen bu ülke, 2000 li yılların başından itibaren dünya ile yeniden bütünleşme fırsatı yakalamıştı. Şimdi, ülkedeki isyancılara taviz verse de, fırsat vermeme kararlılığı içinde olan Esat yönetimine karşı, Suriye insan hakları savunucuları, AB yi, bu ülkeye karşı yeniden yaptırımlar uygulamaya davet ediyor....

Suriye, bir başka Libya olma yolunda hızla ilerliyor. Yıllarca uluslararası yaptırımlar altında ezilen bu ülke, 2000 li yılların başından itibaren dünya ile yeniden bütünleşme fırsatı yakalamıştı. Şimdi, ülkedeki isyancılara taviz verse de, fırsat vermeme kararlılığı içinde olan Esat yönetimine karşı, Suriye insan hakları savunucuları, AB yi, bu ülkeye karşı yeniden yaptırımlar uygulamaya davet ediyor.

Yaptırımlar Ne Yapar?

Silahsız kalabalıkların gösterilerine ateşle cevap veren iktidarın yaptırımlarla mütenebbih olacağını sanıyorlar. Bunca yıl yaptırımlarla yaşama kültürü ve içgüdüsü geliştirmiş bir ülke için bu pek olası değil. Ama bizzat Suriye’lilerin yaptırım talep ediş nedeni hayli ilginç. Eğer Suriye’ye acilen yaptırım uygulanmazsa, Orta Doğu’da “olayların yeniden biçimlenmesi ile ilgili tarihi fırsatın tehlikeye gireceğini“ telkin etmeye çalışıyorlar. Vize uygulamalarının arttırılması, Suriye ile ekonomik ilişkilerin askıya alınması, başta Esat ailesi olmak üzere, yönetimin önde gelenlerinin menkul mal varlıklarının dondurulması ve Esat ailesinin uluslararası sosyete dergilerindeki şaşaalı röportajlarına artık bir son verilmesini istiyorlar. Özellikle Akdeniz’i çevreleyen AB ülkeleri ile AB üyesi olmaya öykünen Türkiye’nin ivedilikle bu yaptırım kervanına katılması, yine Suriye’deki isyanlara destek veren insan hakları savunucularının isteği.

Yaptırımlardan Kim Korkar?

İnsanlar iyiye çabuk alışır. Ama biraz önce belirttiğim gibi uzun yıllar kendi kaderine terk edilen ve bir parya devlet muamelesi gören Suriye, herhalde yaptırımlardan çok korkmayacaktır. Bu yaptırımlar Esat ailesinin ve yakınlarının mal varlığı için tehdit olma tehlikesi taşısa bile herhalde bu işin sonunu Kaddafi gibi, Beşşar Esat da hesaplamıştır. Ama olası yaptırımlar,Suriye’yi sadece biraz daha İran’a doğru itebilir. Zaten Batı’ya alternatif olmak için fırsat arayan İran, tam Suriye kendisi için yeni alternatif arayışlara girmeye başlamışken, yine Şam’ın eşiğinde belirebilir. Hem de vazgeçilmez bir destek olarak. Bunu mu istiyor Suriye halk hareketini destekleyen insan haklarını savunucuları? Bunu mu ister onlara uyup yaptırım uygulayacak olan Batı? İran’ın dünya için oluşturduğu tehditten bugünlerde hiç söz edilmiyor. O zaman öyle bir tehdit ya sadece vehimden ibaretti veya Arap Orta Doğu’da çıkan olaylarla önemini yitirdi. Herhalde bütün bu kargaşadan, İran’ın üstelik artan yandaşları ile daha güçlü olarak çıkmasını ne AB, ne ABD, ne de Türkiye isteyecektir. Ama amaç, fırtınalı Arap baharını, güneşli bir İran nevbaharına dönüştürmekse onu bilemem.

Kaç Yanlış bir Doğru Eder?

İki yanlış bir doğru etmez. Üç yanlış da, beş yanlış da bir doğru etmez. Ama duruma, konulacak kurala veya ön koşula göre iki, üç veya dört yanlış bir doğruyu götürebilir. Yaptırımların kaldırılması, Suriye’nin dünyaya eklemlenerek, küreselleşmeden nasibini alması için önemliydi. 2000 li yılların başında, “Doğu’nun AB ye veya AB nin Orta Doğu’ya açılan kapısı“ olarak yeniden takdim edilen Suriye, bir değişimi zaten 21. yüzyılın başından beri geçirmeye başlamıştı. Bu doğru bir adımdı. Ama siyasi, ekonomik ve fiziki değişiklikler, maalesef hemen toplumsal ve hukuki düzene yansımıyor. Bu gecikme, Suriye’nin büyük yanlışı oldu. Ama şimdi yeniden konulacak yaptırımlarla yapılacak hata, Suriye’yi dengelerden daha da uzaklaştırma riski taşıyacaktır. Bu ise çok büyük bir hata olur.

Başkaldırıya Destek Çağrıları Ne Vaat ediyor?

Suriye içinde ve dışında bulunan İnsan hakları savunucuları AB ve ABD nin bugüne kadar Esat yönetimini desteklemesini, onların Suriye’den olan “Orta Doğu Barış Görüşmeleri“ ile ilgili stratejik beklentilerine bağlıyor ve ekliyorlar. “Gördünüz ya! Zaten Esat beklentilerinizi tatmin etmedi. İsrail ile barış marış olmadı. Onun ne size faydası var ne halkına.. Cezalandırın bu adamı“. Ama bunu derken, iyisi doğruna gelir de Esat yönetimi sona ererse, yönetime gelecekler, Orta Doğu barış görüşmeleri için yeniden masaya oturulabileceğini mi ima ediyorlar? Öyle ise, kendi değişimini kendi yapamayan ve dış güçlerden yardım isteyen kitleler, daha sonra gebe kaldıkları o güçlere, nur topu gibi bir barış mı verecek? Bölge barışı elbette çok iyi olur. Ama hangi koşullarla? Sorulması gerekenn soru bu.

Orta Doğu’da kitlelerin, artık içerdeki zulmün, topundan, tüfeğinden, kalelerinden ve sivil polislerinden korkusunun kalmadığı kesin. Ama başladıkları işi kendilerinin bitirme cesaretleri ve güçleri yok. Kim gidecek, yerine kim gelecek henüz belli değil. Ama belli olan şey, bu işi raconu ile yapamadıkları ve elden günden destek arayarak, onlara bilerek veya bilmeyerek belli taahhütlerde bulunmaya mecbur kalacakları. Bu noktada Arap coğrafyasında değişimin hala içselleşmediğini söyleyebiliriz. Uzlaşma kültürü ve toplumsal diyalog eksikliği, onları kendi aralarında kuramadıkları koalisyonları, başkaları ile kurmaya itiyor. Ama bunun ceremesini 20. yüzyılın başında, Fransız veya İngiliz mandası olarak yeterince çekmediler mi?

Bahar mı? Acı Baharat mı?

Evet, sokaklarda insanlar ölmemeli, ülkelerde kolluk güçleri sivil halka ateş açmamalı. Liderler zulmün değil, mazlumun yanında olmalı. Yalnız keşke sorunları çözmek için Libya’da, Suriye’de veya bir başka yerde bu kadar dışarıya bağımlı olmasaydı kalabalıklar..Yıkmayı kendi başına yapamayan, yapmayı yalnız başına becerebilir mi? Kim bilir gün olur, devran döner, başka değişim öncüleri de, sonra bu kalabalıklara işbirlikçi derse ne olur? Bunu da unutmamak gerekir. Acaba kendi içlerinde uzlaşmayı deneseler? Libya’da taraflar ateşkes için, Suriye’de toplumsal uzlaşma için çaba sarf etseler. Ne olur?

Evet, bahar geldi. Arap dünyasında, bin, yüz bin değil milyonlarca çiçek açtı. Ama bu Arap baharı, başka bir bahar. Bahardan çok zehir zıkkım bir baharat. Tadan pişman, tatmayan yine pişman.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2633 ) Etkinlik ( 211 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 95 1029
Avrupa 22 633
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1345 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 281
Orta Doğu 21 595
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1994 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1994

Üstüne inceleme yapılan devletin, “modern devlet” yani “burjuva devleti” olduğunu hatırlatmak gerekir. Ancak burada, Pierre Clastres’nin1 ilkel (ilksel) toplulukların, siyasal yapılanmalarıyla “devlete karşı” topluluklar oldukları ve ilksel halkların tarihinin devlete karşı mücadeleler tarihi olduğu...;

Güvenlik üzerinden yeni ittifakların gelişmesi ise başat ülkelerin aldıkları risklerden ve inisiyatiflerden okunabilmektedir. Mülkiyet ve güç kavramlarının niteliği ile iş modeli tarihsel olarak değişmektedir. “Başarıda Başarısızlık” sendromu yaşayan AB’nin geleceğini; Brexit sonrası Batı’da yeniden...;

Klasik diplomasiye ekonomik, sosyal, kültürel ve insani alanlarda açılım imkanı sunan kalkınma işbirliğindeki aktörlerin etkili koordinasyonu için proje, program ve proaktif inovasyon desteği sağlamak üzere kurulan TASAM Kalkınma ve İşbirliği Enstitüsü’nün resmî internet sitesi yenilendi.;

Emekli Albay Dr. Cengiz Topel Mermer’in “Yeni Soğuk Savaşın Sıcak Cephesi Himalayalar’da Çin-Hint Çatışması” isimli yeni kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

Ukrayna ise 45 milyona yaklaşan nüfusu, Avrupa Birliği ile Rusya Federasyonu arasındaki önemli coğrafi konumu ve kayda değer ekonomik potansiyeli ile dünyanın dikkatini üzerine çekmektedir. Birleşmiş Milletler (UN), BM, Avrupa Konseyi, AGİT, BDT, DTÖ, GUAM, KEİ, AvET, KEİ gibi pek çok bölgesel ve ul...;

Meriç ile Karasu arasında bulunan ve Meriç, Rodop ve İskeçe illerinden oluşan bölgede, 1923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile bugün yaklaşık 150 bin Müslüman Türk yaşamaktadır. ;

Türkiye’nin 7 ana bölgesi ve 81 ilimizin her birinin akademik, sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınması ile Ülkemizin yapısal dönüşümüne stratejik, bilimsel, derinlikli katkılar sağlamak üzere kurumsal altyapısı oluşturulan TASAM Türkiye Mükemmeliyet Merkezleri’nin resmî internet sitesi açıldı.;

Avrupa, Karadeniz, Kafkaslar, Asya, Orta Doğu ve Afrika ülkeleri ile arasındaki tarihî, siyasi ve kültürel bağları, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası alanda yükselen aktivitesi, NATO, AGIT ve CICA gibi örgütlerin önemli üyelerinden olması ve son dönemde geliştirdiği aktif dış politi...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.