YSK Kararı, BDP ve İkiyüzlülük - I

Yorum

Ezra Poud bir şiirinde şunları söylemiş; “Tanrım! Ne olur bir tütüncü dükkanı ver bana Ya da başka hangi mesleği istersen onu İnsana her daim aklını kullanmasının gerektiği Şu lanet olası yazarlık mesleğinden başka” ...

Ezra Poud bir şiirinde şunları söylemiş;

“Tanrım!

Ne olur bir tütüncü dükkanı ver bana

Ya da başka hangi mesleği istersen onu

İnsana her daim aklını kullanmasının gerektiği

Şu lanet olası yazarlık mesleğinden başka“

Hayat hepimize sorumluluklar yükler… Ağabeysinizdir; kardeşinize karşı sorumluluklarınız vardır; eşsinizdir, eşinize karşı sorumluluklarınız vardır; ‘Hoca’sınızdır, ‘talebe’lerinize karşı sorumluluklarınız vardır; çalışansınızdır, kurumunuza karşı sorumluluklarınız vardır.

Bazen sorumluluklarınız tıpkı demirden bir kapak gibi üzerinizi örter. Ama, Allah kimseye kaldıramayacağı yük yüklemez (Bakara/286). Sabır kuvvetini kullanmayı bilirseniz o kapağı aralar, nefes alırsınız. Ne çare o kapak hep oradadır. İnsanlık sanatı gereği oradadır…

Türkiye’de son birkaç yıldır garip şeyler oluyor… Ve bu satırların yazarı insanlık sanatı gereği sorumluklarına katlansa da bir anayasa hukuku öğretim üyesi olarak artık yaşananlara katlanamıyor. Söylenenleri ve olan biteni anlayamıyor ve kendini giderek yalnızlaşmış hissediyor…

Bu durum genelde totaliter rejimlerde olur. Baskı, çarpıtma ve yozlaşma tek olan gerçeği öylesine tersyüz eder ki gün gelir gerçeğinizden şüphe edersiniz. Sonuç, yalnızlaşmış anemik/kansız bireylerdir…

Türkiye’de son dönemde yaşanan yüzlerce olayda “gerçek“ ortada olduğu halde kamu oyunda oluşan ya da oluşturulan algı bütünüyle farklı. Bu durum da her defasında ister istemez şu soru akla getiriyor. Yoksa bu gerçek sadece benim gerçeğim mi? Öğrendiğim ve öğrettiğim bunca bilgi yoksa yanlış mı? Basit, küçük bir örnek olay Size…. Son Yüksek Seçim Kurulu kararı…

***

Anayasa’da ifadesini bulan milletvekili seçimlerimde aday olabilmek için gerekli şartlar tartışma gerektirmeyecek kadar açıktır. Bunlar;

* Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak,

* 25 yaşını doldurmuş olmak,

* Erkek adaylar için askerlik hizmetini yapmış olmak,

* En az ilkokul mezunu olmak,

* Kısıtlı olmamak,

* Kamu hizmetinden yasaklı olmamak,

* Taksirli suçlar hariç kasti suçlardan toplam 1 yıl ve daha fazla hapis cezası almamış olmak

* ve bazı suçlardan hüküm giymemiş olmak. Bu çerçevede,

• Zimmet, hırsızlık, rüşvet, kaçakçılık vb. yüz kızartıcı suçlardan,

Devlet sırlarını açığa vurmave

Terör eylemlerine katılma ve bu gibi eylemleri tahrik ve teşvik suçlarından hüküm giymiş olanlar affa uğramış olsalar bile milletvekili seçilemezler. Bu kişilerin aldıkları mahkumiyetin süresi de önemli değildir.

Leyla ZANA ve Hatip DİCLE: 1991’de milletvekili seçilen ZANA ve DİCLE’nin dokunulmazlıkları kaldırılarak 1994 yılında yargılamalarına başlandı. 2004 yılında terör suçundan haklarındaki mahkeme kararı kesinleşen ilgili kişiler tutuklulukta geçirdikleri süre nedeni ile tahliye oldular.

Ertuğrul KÜRKÇÜ: Eski Dev-Genç lideri KÜRKÇÜ, Mahir Çayan ve arkadaşlarının öldürüldüğü Kızıldere olayından sonra tutuklanıp hüküm giydi. 1974 yılındaki afla tahliye oldu. Ancak ceza mahkumiyeti geçerliliğini korudu ve korumaya devam etmekte.

Gültan KIŞANAK: 2007’de TBMM’ye giren KIŞANAK, bu süreçte kesinleşmiş yeni bir ceza almadı. Ancak YSK, ilgili kişinin durumunu kızlık soyadı üzerinden araştırınca 1992 yılında terör suçundan sabıkasının olduğu anlaşıldı. YSK, 2007’de adaylığına onay verdiği KIŞANAK’a bu nedenle bu kez onay vermedi. KIŞANAK’ın halen devam eden milletvekilliğinin de seçilme yeterliliğine sahip olmadığı için “yok“ hükmünde sayılması gerekir.

Sabahat TUNCEL: 2007’de milletvekili seçilen TUNCEL, o tarihte cezaevindeydi. Seçilince kaçma şüphesi olmadığından bahisle tahliye edilen TUNCEL halen milletvekili sıfatını taşıyor ancak yasama dokunulmazlığına sahip değil. TUNCEL, hakkındaki ayrı bir suçtan 2007 yılında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmakta. 2007 seçimleri öncesi ilgili mahkumiyet sabıka siciline henüz geçmemiş olduğundan YSK, adaylığına onay vermiş ve TUNCEL meclise girmişti. Bu dönem doğal olarak sabıkası olduğu için adaylığı reddedilmiştir.

Diğer 7 kişinin adaylığı ise geçmişte işledikleri milletvekili seçilmeye engel çeşitli suçlar nedeni ile iptal edildi.

Ve bu arada, elmalarla armutları da birbirine karıştırmamak gerekir. Türk Ceza Kanunu’nun 53. Maddesine göre kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarakcezanın infazı tamamlanana kadar bir takım medeni ve siyasi haklarını kullanamaz. Ancak bu genel bir hükümdür. Anayasa’da ifadesini bulan seçilme yeterliliğine ilişkin hükümler ise özel hükümdür. İlgi kişilerin cezalarının infaz edilmiş olması ya da aftan yararlanmış olmaları aday olmalarını mümkün kılmaz.

İstanbul’da yaşayan her medeni vatandaşın bildiği gibi İETT otobüslerini kullanabilmeniz için bilet almanız gerekir. Biletsiz yolculuk etmeniz diğer yolcuların hukukuna ve umumun hukukuna yapılmış bir tecavüzdür. Zira haklar mutlak değildir; toplumsal yaşamın gereği olarak herkes haklarını sorumlulukları ile birlikte kullanır. Temel haklar, toplumda yerine getirdikleri fonksiyon çerçevesinde sınırlamalara tabi tutulur. Aslında bir insan pekala biletsiz yolculuk edebilir. Bu bazen hoş görülebilir de. Ancak kendisini ayrıcalıklı kabul ederek bilet kullanmayı reddetmek ve şoförle tartışmaya girmek… İşte bu kamu düzenini bozucu bir davranıştır. Adaylıkları reddedilen BDP’lilerin yaptığı budur. Bütün küstahlığı ve şımarıklığıyla….

Gerçek bu derece basitken, bunu en başta aday olan BDP’liler biliyorken nasıl olur da kamu oyunda YSK hakkında bir cadı avı başlatılır? Doğrusu bunu anlayamıyorum. Siyasilerin serbest atan yorumları bir yana, sağduyusuna güvenilen gazeteciler de bu cadı avına katılmış görünüyor. Milliyet’ten Derya SAZAK, adaylık başvurularının reddini “12 Haziran seçimlerine ağır bir müdahale niteliğinde“ görmüş. Ve yazısını şöyle sonlandırmış “Ankara’da tuhaf şeyler oluyor. Seçim sabote edilmek mi isteniyor?!

Rahatsız edici olan, giderek devletin yaptığı her iş ve işlemin yanlışlığına ilişkin kamu oyunda genel kanaatin oluşması ve bu kanaati en başta siyasilerin paylaşmasıdır. BDP’nin şantaj yoluyla siyasi rant sağlama politikası artık kamu oyu tarafından da destek görmektedir.

Dr. Engin SELÇUK
TASAM Direktörü v
e
İ.Ü SBF Anayasa Hukuku Öğretim Üyesi

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2567 ) Etkinlik ( 173 )
Alanlar
Afrika 65 606
Asya 76 1000
Avrupa 13 616
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 281
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1326 ) Etkinlik ( 44 )
Alanlar
Balkanlar 22 276
Orta Doğu 18 584
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1280 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 774
Türk Dünyası 16 506
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1940 ) Etkinlik ( 71 )
Alanlar
Türkiye 71 1940

Son Eklenenler