Ekonominin Risklerin Gölgesinde Siyaset: ABD nin Bütçe Krizi

Yorum

ABD bir kez daha bütçe krizinden şimdilik kıl payı kurtuldu. Eğer, 8 Nisan 2011 gece yarısı itibarı ile 2011 bütçesi üzerinde uzlaşılamasaydı, Amerikan Federal dairelerinin hepsi olmasa bile çoğu kapılarını faaliyete kapatacaktı....

ABD bir kez daha bütçe krizinden şimdilik kıl payı kurtuldu. Eğer, 8 Nisan 2011 gece yarısı itibarı ile 2011 bütçesi üzerinde uzlaşılamasaydı, Amerikan Federal dairelerinin hepsi olmasa bile çoğu kapılarını faaliyete kapatacaktı. Büyük bir ekonomik tehdidin gölgesinde bir siyaset izledi dünya. Bir uzlaşma yöntemi olarak hatırlarsak, taraflar önce aralarında en fazla uzlaşmazlık konusu olan hususları daha sonra tartışacaklarını açıkladılar. Sorun yaratan konulardan biri Obama’nın sağlık reformu, diğeri ise bizdeki“türban“ konusu gibi insanları bölen, çözümsüz noktalara getiren kürtaj. Bu ikinci konu Amerikan halkını bildim bileli bölüyor. Ama bunları ayrı ayrı oylamaya karar verilmesi ve bunların ivedi soruna gölge etmesinin engellenmesi önemliydi. Zaten özellikle kürtaj gibi bir sübjektif duyarlılığın, bütçe ile ne alakası var ki? Neyse sonra her iki taraf da öngördükleri harcama kesintileri üzerinde uzlaştı. Cumhuriyetçiler 61 milyar Dolarlık kesinti istiyorlardı. Ama 38,5milyar Dolar’lık bir pakete razı oldular. Böylece Başkan Obama’ya göre, ABD tarihinin en büyük harcama kesintisi üzerinde sağlanan geçici bütçe uzlaşması, “sancılı olmakla birlikte ülkenin ekonomik geleceğinin güvence altına alınması açısından önemli oldu ve böylece yaklaşık 800.000 çalışanın işi ve aşı kurtuldu. ABD kongresi bir tarihi görevini daha yerine getirdi. 11 Nisan Pazartesi günü mücadeleye, bıraktıkları yerden devam edecekler.

Ama sağlık reformu konusunda bakalım Demokratlar ve Cumhuriyetçiler yine ne yapacak? Yaşlıların ve fakirlerin sağlık sorunlarının nasıl finanse edileceği konusu, ABD deki 2 parti arasındaki temel ideolojik farklılığı yansıtıyor. Ama bununla da kalmıyor. Hem 31 Eylül de süresi sona erecek olan 2011 bütçesini, hem de 2012 bütçesini ipotek altında tutuyor. Bu belirsizlik ise, krizden hala tam çıkamayan ABD ekonomisi için iyi değil. Her iki parti de ülkelerinin vebalini sırtlarına almış durumda…

İp Üstünde Düello

ABD için Federal bütçeyi onaylamamanın maliyeti, dış ilişkilerin inkıta’a uğramasından, posta hizmetlerinin aksamasına kadar birçok alanda kendini gösteriyor. Kapısına kilit vurulacak dairelerin ötesinde, buralarda çalışanlara ödeme yapılamaması keyfiyeti çok büyük bir sorumluluk. Onun için “bütçe“yi tutsak alan sorun ve uzlaşmazlıklar, aynı zamanda, çözümsüzlük üretmeye daha yatkın olan kongre üyelerinin de gelecekteki siyasi yaşamlarını ipotek altına alabilir. Çünkü belki Amerikan halkı, günlük yaşamında devamlı siyaset konuşmaz. “Ne olacak bu bizim halimiz? Sohbetleri pek duyulmaz. Ama ekonomik gelecekleri ile ilgili her şeye dikkat eder ve büyük ölçüde rasyonel ekonomik çıkarları doğrultusunda siyasi tercihte bulunurlar. “Tüketici güveni“ denilen şey ABD ekonomisinin itici gücüdür. O azalırsa işler sarpa sarar, ekonomi inişe geçer ve bunda parmağı olanları da seçmen yerel ve/veya ulusal oy tercihlerindeki değişme ile cezalandırır. Bu nedenle, uzlaşmama süresi uzadıkça, uzlaşmaya yaklaşılmasını beklemeliyiz. Zaten en kötü ne olabilir ki? Federal kapılar kapanır. Ama ABD bu filmi de daha önce gördü.

Bir de Yabancı Baskısı

ABD bundan önceki en son bütçe krizini 1996 yılında, yani Bill Clinton zamanında yaşadı. 1995 bütçesi çıkmadığı için ABD nin dış temsilcilikleri ve Federal devlet dairelerinin çoğu kapandığında, ben Tokyo’da bir araştırma enstitüsünde görevliydim. ABD Tokyo’daki Büyükelçiliğinin de kapısına kilit vurmuştu. Ancak, iş dış ilişkilerin de donma noktasına ulaştığında, bir de yoğun dış baskı da ortaya çıkıyor. Yani Amerika, Federal daireleri kapılarına kilit vurup, memurlarına maaş ve ücret ödemesini durdurunca, halkın sürece engel olan siyasiler üzerinde önemli bir baskısı ortaya çıkıyor. Azalan tüketici güveni nedeni ile ekonominin geleceği de tehlikeye giriyor. Ama üstüne üstlük, ülkenin ticaret ortakları da hemen normalleşme çağrısında bulunuyorlar ki onlar da bu durumdan olumsuz etkilenmesin. 1996 da Japonya’da olmam bu dış etkiyi de görmeme yardım etti. O halde, ABD ekonomisinin dibe vurabileceği tehdidi ve dünyadan gelen talep, ABD kongresini uzlaşmaya zorlayacak iki temel etken. İlerleyen zaman bence bu iki etken ile Obama yönetiminin elini güçlendirecek. Bu sayede daha az taviz verecek ve belki Amerika’nın o hala içine sindiremediği sağlık reformunu da bir şekilde kurtarabilecek.

“Çıkmadık Candaki Umut“ ve Ötesi

Evet, 1996 Bütçe krizinde, Amerika devlet dairelerini kapamıştı. Ama sonra ABD ekonomisi tarihinde bir altın çağ daha yaşadı. Nitekim Clinton yönetimi, Cumhuriyetçi Bush yönetimine ülkeyi bütçe fazlası ile devretti. ABD 1990 lı yılların 2. yarısının sonlarına doğru neredeyse sıfır işsizliğe sahip bir ülke olmuştu. O yıllarda, iyi giden ekonominin gölgesinde, ABD sokaklarında insanlar daha huzurluydu. Suç oranları büyük ölçüde düşmüş, eskiden korkudan adım atılmayan sokaklarda, siyahı, beyazı, Hispanik ve ya İrlanda’lısı tüm Amerika’lılar birbirleri ile barışmaya başlamıştı. Ekonomik büyümeyi tabana yansıtması, toplumsal eşitsizlikleri gidermesi nedeni ile Bill Clinton, bazı çevrelerde ABD nin ilk “Siyah Başkanı“ olarak kabul edilir. Clinton da aynen bugün Barak Obama’nın yaptığı gibi, insana hizmet etmek istedi. Neredeyse White House’un çok yakınında bile evsizlerin derme çatma, insan boyu barınaklarda yaşadığı o zengin ve daha da zenginleşen ABD de, birisinin Sosyal Konut edinme ve edindirme programı başlatması gerekiyordu. Sonu hüsran oldu orası başka. Borç batağı bugün hala devam ediyor. Evler boş, satılamıyor. Ama esas bütçe sorunlarının yeniden alevlenmesinin ve Amerikan bütçesinin yeniden büyük açıklara mahkûm olmasının nedeni, herhalde sadece borçlarını ödeyemeyen zavallı insanlar değil. Zamanla laçkalaşan kredi ve finans sistemi, mükerrer kefalet sistemi, açgözlülük, tamahkârlık çok önemli sistem bozucular. Ama Cumhuriyetçilerin ABD yi sürüklediği Irak macerası, sorunların üstüne tüy dikti. Irak’a beklenen faydayı getiremedi ve ABD ekonomisine büyük zarar verdi. Buna Afganistan’ı da ekleyelim. Bunlar şimdi hala ABD bütçesinde “kesinti yapılanmayacak kalemler“ olarak büyük bir bütçe yükü yaratıyor.

“Sütten Ağzı Yanan“

Şu anda bütçe açıkları, ABD Gayrisafi Yurt içi Hasılasının %9.9 u. Bu çok büyük bir oran. Şimdi Barak Obama yönetiminin Clinton döneminde olduğu gibi bir bütçe fazlası tasarımı yapması gerekiyor. Henüz derin bir ekonomik krizin pençesinden çıkamayan ABD için bu çok önemli. Ama 2010 yılında %2.8 ile büyüyen, sınai üretimi %5.6 ile artan ve işsizliği %8.9 a düşürmeyi başaran ABD, küçük bir fark ile bile olsa bütçe tasarısının kanunlaşmasını, Obama’nın başarısı olarak algılarsa sisteme güven geldiği oranda ekonomi düze çıkar. Bundan tüm dünya da yararlanacaktır.

Obama yönetiminin, Clinton’ın yaptığını yapması, Bush’un hatalarını ise tekrarlamaması gerekiyor. ABD ekonomisine sağlık reformu uygulamasından daha fazla zarar verecek olan şey, yeni bir uluslararası askeri harekât olur. Bu bakımdan, ABD belki artık Afganistan’da geri adım atamayabilir. Ama Irak’tan hızla çıkması, Libya veya benzeri yerlere ise hiç girmemesi gerekir. “Sütten Ağzı Yanan“ Amerika da Obama’nın yoğurdu üfleyerek yemesi gerekiyor.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

İktisat tarihi, uzunca bir süre iki kutuplu bir koordinasyon anlatısına sıkıştırıldı: Bir tarafta piyasanın koordinasyon gücünü yücelten ve mikro ajanların dağınık bilgisini fiyat mekanizmasıyla eşleyen Adam Smith’in "Görünmez El"i; diğer tarafta ise her şeyi yukarıdan aşağıya (top-down) tasarlayabi...;

İktisat literatüründe makro-teorik yaklaşımlar genellikle üretici güçlerin mülkiyetini, bölüşüm ilişkilerini ve sınıfsal çatışmaları ulusal ya da küresel ölçekte, yukarıdan aşağıya (top-down) kurgulama eğilimindedir. Bu durum, ekonomiyi soyut bir denge arayışı ya da kaçınılmaz bir tarihsel altüst ol...;

Geçenlerde okuduğum ilk baskısı 2017 yılında yapılan Amerikalı antropolog James C. Scott’un ‘’Tahıla Karşı (Against the Grain: A Deep History of the Earliest States’’, Koç Üniversitesi Yayınları) adlı kitap insanlık tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan tarım devrimi ve ilk yerleşik devl...;

Güney Kore'nin 2026 yılında Rusya'nın Kuzey Deniz Rotası (NSR) üzerinden ilk konteyner deneme seferini gerçekleştirme hazırlıkları, Arktik'in geleceği hakkındaki tartışmalarda yeni bir aşamaya işaret ediyor. Seul hükümeti, yaklaşık 3.000 TEU kapasiteli bir konteyner gemisini Busan'dan Rotterdam'a Ar...;

Nasyonal sosyalizm, yirminci yüzyılın ilk yarısında insanlık tarihinin en yıkıcı siyasi, askeri ve ideolojik felaketlerinden birine imza atarken, geride bıraktığı kurumsal ve maddi enkaz kadar, doğası hala tartışılan fiktif bir iktisadi model de bırakmıştır.;

Yapay zeka çağının fiziksel altyapısı üzerindeki küresel rekabet, son aylarda Tayvan ve Güney Kore eksenine üçüncü bir aktörü daha somut biçimde eklemiştir: Japonya. Tokyo, otuz yıllık bir gerilemenin ardından yarıiletken sanayisini yeniden inşa etmek üzere hem doğrudan endüstriyel politika hem de...;

Bugün küresel ölçekte derinleşen gelir adaletsizliği, modern devletin rolünü yeniden masaya yatırmamızı zorunlu kılıyor. Çoğu zaman eş anlamlı kullanılan iki kavram —Sosyal Devlet ve Refah Devleti— aslında bu krizle mücadelede iki farklı derinliği temsil eder. Biri anayasal bir felsefeyi, diğeri ise...;

Modern ekonomi coğrafyası ve kurumsal iktisat yazını, ulus devletlerin homojen birer iktisadi bütün olduğu varsayımını uzun süre önce terk etmiştir. Bu terk edişin ve kurumsal patika bağımlılığı (path dependency) olgusunun Avrupa kıtasındaki en nevi şahsına münhasır laboratuvarı hiç kuşkusuz Polonya...;

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

11. İstanbul Güvenlik Konferansı (2025)

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

10. İstanbul Güvenlik Konferansı (2024)

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2025 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 31 May 2025 - 28 Haz 2025
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2023 Dönem 1

21. yüzyıl güvenlik sorunlarının dönüşümünü takip edebildiğimiz bir dönem olarak dikkat çekmektedir.

  • 11 Kas 2023 - 02 Ara 2023
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...