Ekonomi Siyasetin Gölgesinde mi?

Yorum

Genel seçimlere hızla yaklaştığımız şu günlerde, dünyanın ısınan siyasi gündeminin, Türkiye’de iç politikaya nasıl damga vurduğunu, buna karşılık ekonomik içerikli haberlerin nasıl iç ve dış siyasetin siyasetin gölgesinde kaldığını görüyoruz....

Genel seçimlere hızla yaklaştığımız şu günlerde, dünyanın ısınan siyasi gündeminin, Türkiye’de iç politikaya nasıl damga vurduğunu, buna karşılık ekonomik içerikli haberlerin nasıl iç ve dış siyasetin siyasetin gölgesinde kaldığını görüyoruz. Gündemin ana başlığı Orta Doğu’daki siyasi gelişmeler, ABD’ nin, Fransa’nın, NATO’nun ama en çok Türkiye’nin bu durum karşısındaki rolü… Ülke içinde ise, TÜSİAD gibi bir iş adamları kuruluşu bile, ekonomik öncelikleri değil, Anayasa’yı konuşuyor. Bu neden böyle?

Ekonomik konularda, iktidar partisi “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz; Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde“ dizelerinde dile getirilen bir rahatlık içinde gibi. Zaman zaman son 8 yıl içinde atılan ekonomik atılımların, Türkiye’yi dünyada nerelere taşıdığını, beklenenden daha az bir vurgu ile ifade ediyorlar. Aslında özellikle Orta Doğu’da gıpta ve özlemle bakılan şeyin ekonomik başarı ve bunu sürdürme basireti olduğu ise böylece dikkatten kaçıyor.

Seçime doğru Söylem ve Eylem

Muhalefet yine siyasetle dolu gündeminde, her platformda, Türkiye insanının aslında son yıllarda nasıl giderek fakirleştiğini yüksek sesle ifade ediyor. Aday arama ve seçme süreçleri sırasında seçmene ekonomik içerikli sözler veriliyor; işsizliğin, yoksulluğun ve yoksunluğun nasıl ortadan kaldırılacağı belirgin bir üslupla dile getiriliyor. Muhalefet genellikle, halkın en önemli kaygısı olan işsizlik ve geçim sıkıntısı ile ilgili kısa ve orta vadeli projeleri deneyeceklerini açıklıyor. Geliştirilecek mikro yöntemlerin sınırlarını fazla zorladıklarını, uygulanabilir paketler geliştirdiklerini söylemek zor. Makro ekonomik yöntemler açıdan ise zaten söyleyecekleri fazla bir şey yok gibi gözüküyor.

Mevcut düzene karşı olumsuz eleştiri geliştirilememesinin 2 açık nedeni var: Bunlardan birincisi, Türkiye’de 2001 sonrasında Makro Ekonomi politikalarının temel anlamda fiyat istikrarı ve mali istikrarı olduğu konusunda, zımni bir uzlaşı oluştu. İkincisi bu konuda mevcut bürokrasi rüştünü kanıtladı. Burada özellikle kralın hakkını Merkez Bankasına vermek lazım ki bunu muhalefet çok iyi biliyor. Sezar’ın hakkı ise doğal olarak mevcut iktidara gidiyor. Neden mi? Çünkü iktidar, ekonomi bürokrasisine, Merkez Bankası politikalarına müdahalede bulunmuyor. Alışılmış istişari görüşmelerin dışında ne Başbakanı, ne de ekonomiden sorumlu bakanları teknik ayrıntılar ve ekonomi yönetimi ile ilgili bir tabloda görmüyoruz. Sanırım bunu muhalefet de iyi biliyor.

Unutmayalım, fiyat ve mali istikrar ile ilgili olarak atılan her adım veya alınan her önlemin, muhalefet veya iktidar partilerinin özellikle seçim arifelerinde üzerinde durdukları, işsizlik, yoksulluk, yoksunluk üzerinde etkisi bulunmaktadır. Başta Merkez Bankası olmak üzere tüm ekonomi bürokrasisi, bu konuları, ulusal koşullar, gelişen dünya koşulları, ülkenin risk ve kırılganlıkları, dünya ekonomisinin risk ve kırılganlıkları çerçevesinde değerlendirmekte... Türkiye’de ki ekonomi bürokrasisi için de aylık veya dönemlik kararların alınması sırasında istihdam ve işsizlik verileri önemlidir. Temel hedef, büyümeyi ve istihdamı sağlayacak makro istikrardır.

Ekonomik Riskler

Evet Türkiye için önemli ekonomik riskler var. Bunlardan bir kısmı Türkiye’nin yakın ticaret ortaklarından kaynaklanıyor. Tam toparlanacakken, Orta Doğu’dan kopan ateş topuna yakalanan ortaklarının, Türkiye ile olan ticaretinin daralması, Türkiye için bir risk. Bu riskin izdüşümünü, ülkenin cari açığını görmeye devam edeceğiz gibi... Orta Doğu’da yükselen her ateş, petrol fiyatları üzerinden bir riski hem dünyaya hem de Türkiye’ye yansıtıyor. Yükselen petrol faturası, Türkiye’ye munzam bir dış açık yükü getiriyor. Ancak petrol ile birlikte, rakip ürün doğal gaz fiyatlarının da yükselmesi, başka yerlerde olduğu gibi, Türkiye’de de bir enflasyon riski yaratıyor.

Seçim Öncesi Alınan Önlemler

Para Otoritesi gelişmeler gereği, seçim arifesinde bile en önemli görevi olan fiyat ve mali istikrarı, her şeyden fazla gözetmek zorunda… Merkez Bankası, siyasi kaygılardan bağımsız bir şekilde, iç talebi kısma çabasını sürdürüyor ki ekonomik istikrar bozulmasın, mali disiplin elden gitmesin. Bu arada tozlu raflar arasından eski ve unutulmuş bir politika aracını yeniden buldu. Brezilya’nın yaptığı gibi munzam karşılık oranlarını yükselterek, bankaların kredileri kısmasını öngörüyor. Amaç iç talepteki genişlemenin önüne geçmek ki fiyatlar üzerinde baskı yaratmasın. Merkez Bankası faizleri değiştirmiyor. Böylece bir taraftan yatırım maliyetlerini zorlamaktan kaçınıyor ki iş olanakları ani bir daralmaya girmesin. Diğer taftan Türkiye’ye kısa dönemli yabancı sermaye girmesini engellemeye çalışıyor ki Türk Lirası aşırı değerlenip ihracatı olumsuz etkilemesin.

Öte yandan bankalar kredi faizlerini yükseltmek ve kredileri daraltmak yoluna gidiyor. Öz sermayesi olan girişimci istikrarlı ortamda yatırım yapmaya devam edebilir. KOBİ’lerin istihdam yaratma sürecine katkısına bir engel yok. Büyük çöküşler olmazsa Borsa iyi bir alternatif finansman kaynağı olmayı sürdürür. Orta Doğu yatırımcısı daha fazla Türkiye’ye yönelebilir. Aynı şey Orta Doğu’da yatırım ve iş yapan Türk girişimcilerin de Türkiye’ye geri dönmesi için geçerli olabilir.

Gölge değil, Özerklik Şemsiyesi

Türkiye’nin, çivisi çıkan Orta Doğu’nun kıyısında, bir ekonomik istikrar adası olmaya devam etmesi çok önemli. Bu konu, ne seçim sözlerine, ne de iktidar mücadelelerine kurban edilecek bir şey değil. Yani ekonomiyi siyasetin yakıcı güneşinden korumak gerek. Türkiye ilk baharla beraber yeni bir seçim “sath-ı mail“ine girdi bile... Bu kritik günlerde, ekonomi politikalarının, bunların dizginini ellerinde tutan kurumlar tarafından özenle sürdürüldüğü bilmek önemli. Sonucu ne olursa olsun siyasi zihniyetin de kurum ve politikalara müdahale etmemeyi öğrenmiş olması, rasyonel bir bilinç kazanımıdır. Türkiye’de ekonomiyi bu açıdan siyasetin gölgesinde değil özerkliğin güvencesi altında tutmaya devam etmek gerek. Ancak, Türkiye kazandığı ekonomik istikrarın sürdürülebilirliği için, işsizlik, yoksulluk ve yoksunluğa çözüm üretmek zorunda.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

Güney Kore'nin 2026 yılında Rusya'nın Kuzey Deniz Rotası (NSR) üzerinden ilk konteyner deneme seferini gerçekleştirme hazırlıkları, Arktik'in geleceği hakkındaki tartışmalarda yeni bir aşamaya işaret ediyor. Seul hükümeti, yaklaşık 3.000 TEU kapasiteli bir konteyner gemisini Busan'dan Rotterdam'a Ar...;

Nasyonal sosyalizm, yirminci yüzyılın ilk yarısında insanlık tarihinin en yıkıcı siyasi, askeri ve ideolojik felaketlerinden birine imza atarken, geride bıraktığı kurumsal ve maddi enkaz kadar, doğası hala tartışılan fiktif bir iktisadi model de bırakmıştır.;

Modern ekonomi coğrafyası ve kurumsal iktisat yazını, ulus devletlerin homojen birer iktisadi bütün olduğu varsayımını uzun süre önce terk etmiştir. Bu terk edişin ve kurumsal patika bağımlılığı (path dependency) olgusunun Avrupa kıtasındaki en nevi şahsına münhasır laboratuvarı hiç kuşkusuz Polonya...;

Askeri tarih, stratejik düşünce ve ekonomi-politik arasındaki bağ, insanlık tarihi kadar eskidir. Sahadaki mücadele yöntemleri çağlar içinde teknolojik ve kurumsal kabuk değiştirse de insan felsefesinin ve karar alma mekanizmalarının temel mantığı değişmeden kalır. ;

2007 yılının Ocak ayında Eurasia Foundation’ın AIRG(Armenian International Policy Research Group)ile Erivan’da yapmayı planladığı üç günlük bir konferansa davet edilmiştim. O tarihte bazı ekonomik göstergelere dayanarak, coğrafi yakınlığı olan ülkeler arasında ekonomik işbirliği olasılıklarının “üre...;

İktisat ve siyaset tarihinin en büyüleyici paradokslarından biri, modern serbest piyasa ideolojisinin ve liberalizmin entelektüel beşiği olan Büyük Britanya’da, 1945 yılının temmuz ayında yaşanmıştır. II. Dünya Savaşı’nı kazanan koalisyon hükümetinin muzaffer lideri Winston Churchill, Avrupa’da sila...;

İktisat bilimi, geleneksel anlatıda piyasaların işleyişini, kaynakların dağılımını ve refahın artırılmasını inceleyen "masum" bir akademik disiplin olarak tasvir edilir. Ancak 20. yüzyılın ortalarından itibaren, özellikle İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı varoluşsal krizle birlikte iktisat; matemati...;

Hürmüz Boğazı üzerinde sessizlik çöktüğünde ve Washington ile Tahran Nisan 2026’da kırılgan bir ateşkese vardığında, Hindistan zaman kaybetmedi. Hindistan Dışişleri Bakanı, Birleşik Arap Emirlikleri ile stratejik ortaklığı gözden geçirmek üzere Abu Dabi’deydi. İran’a tıbbi yardım sevkiyatları gönder...;

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

10. İstanbul Güvenlik Konferansı (2024)

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Türkiye - AB İlişkilerinin 60. Yılı ve Geleceği Konferansı

  • 24 Eki 2023 - 24 Eki 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

5. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

2. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

7. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.