Japonya’nın Değişenı Yüzü ve “Nozomi”

Haber

Yine çok kalabalık, yine çok çalışkan. Yine çok zarif ve nazik. Japonya hala “hınç a hınç”, Ama hınçsız bir toplum olmaya devam ediyor. Bu Japon halkının...

Yine çok kalabalık, yine çok çalışkan. Yine çok zarif ve nazik. Japonya hala “hınç a hınç“, Ama hınçsız bir toplum olmaya devam ediyor. Bu Japon halkının dünden bugüne değişmeyen özelliği. Selam ve saygıda sınır yok. Vefa da fazlası bile var. Hala sizi insan olduğunuz için, onlara dost bir gülümseme ile baktığınız için sevgi ve saygı ile ödüllendiriyor, asla üsluptan ödün vermiyorlar.


Gaijin(Yabancı) Kompleksini Aştılar mı?

Teknoloji, kalite ve zevkte batıyı aşmışlardı. Ama bu defa, büyük ölçüde eskiden sahip oldukları “Gaijin“ kompleksini de aşıp, batı tipi bir yaşantıya daha fazla öykündüklerini gördüm. Bu günlük yaşantının her yönüne, olumlu-olumsuz yansımış gözüyor.

Daha az pirinç, daha fazla patates ve ekmek yemeğe başlamışlar. Bununla birlikte iki olumsuz gelişmeye kendileri de parmak basıyor. Bunlardan biri, daha şişman Japon görüyorsunuz. Özellikle genç kuşak bir hayli kilolu gözüktü gözüme. Yaşlanan Japonya’da hayli de genç nufus olduğu için yeme alışkanlıklarındaki değişme hemen dikkat çekiyor. Bunun bir diğer sonucu ise, azalan pirinç üretimi olmuş. Kırsal kesimde, artık piyasa daraldığı için çiftçiler pirinç tarlalarını başka ürünlere tahsis ediyorlarmış. Yine de yeşil ve çiçek tutkuları aynı hızla devam ediyor.


Hamburger Kuşağına Dönüşmek

Japonya, vaktiyle Mc Donald’s’ın Japon damak zevkini çelmek için, “Teryaki Burger“ i icat ettiği bir ülkeydi. Bu küresel gırtlak devi o denli başarılı ki, hamburger daha fazla tüketilir olmuş. Yeme alışkanlıklarındaki değişme ile birlikte, sofra tertibi de biraz değişmiş. Hala yemeğe başlamadan önce, sıcak el bezleri ile, anneannemin evinde olduğu gibi ellerini şartlayıp şurtluyorlar. Ama “hashi“(çubuk) kullanımının yanısıra çatal-bıçak ve kaşık üçlüsü sofralara kurulmaya başlamış. Baklava nedir diye soranlar azalmış, baklava mı? Bayılırım diyen bir nesil yetişmiş. Bunun aşırı kilo dışındaki sağlık etkilerini de herhalde yaşıyorlardır. “October Fest“ i Mayıs ayında kutlamak, daha fazla bira tüketimi de getirmiş. Geleneksel ürünler yanısıra yabancı markalar da girmiş. Devlet binalarının yanıbaşında, adeta bir “bomonti“ veya “bira bahçesi“ havası taşıyan Hibiya parkı, eğlencenin taşkınlığa dönüşmediği bir mekan. Tüketilen alkole rağmen. Demek ki asıl fark, şişenin içindekinden çok insan davranışında.


Teknoloji ve Kitap Okuma ve Giyinip Kuşanma

Japonya’nın okuma yazma oranı çok zor olan alfabe’lerine rağmen çok yüksek. Ayrıca kitap okuma zevkleri, değme gaijin’de bulunmazdı. Muhtemelen hala öyle. Ancak kalabalık metro hatlarında aynı zamanda yüzü, yüzden ayıran bir seperatör görevi ifa eden kitap “out“, cep telefonları “in“. Herkez ya oyun oynuyor, ya mesajlaşıyor. Tabii bilgisayarı ile çalışanlar da var.

Daha az “kimono“, daha fazla batı tipi giysi gördüm. Daha fazla bel bozan topuklu ayakkabı. Ama giyim kuşamda zarafet berdevam. Genç insanlar bile hala blue jean’den çok, takım elbiselerle dolaşmayı, mutlaka boyunlarına kadın ise bir ipek fular, erkek ise bir kravat takmayı tercih ediyor. Batı tipi giyim tercihi, tüm markaların Japon piyasasına girmesine ve geçmişte yapılmalarına ciddi itirazların olduğu AVM lerin artık Japon hayatının değişmez bir parçası olmasına neden olmuş. Yanlız okul çocukları hala üniforma’lı, hala şapkalı. Sanki babamın 1920 li yıllardaki veya annemin 1930 lu yılların sonundaki öğrencilik dönemi gibi.


Yeşil Alan Tercihi

Yeşili ve çiçeği adeta ibadetin bir parçası olarak gören Japon kültürü, hala park ve bahçelerin geniş ve çiçekli olmasına, parklardaki çiçeklerin özelliklerinin ayırt edilmesine önem veriyor. Nufusu çok, yüzölçümü az olan bu ülke, bir de 1990 lı yılların ortasında Tokyo merkezinde gayrimenkul ve toprak fiyatlarının çökmesi nedeni ile ciddi bir krize girdiği için, toprak orada “kupon arazi“ olarak algılanmıyor. Böyle bir tercih bizdeki kadar hiç olmasa bile, bunun bedelini ağır ödedikleri için, bu mümkün de değil. Bununla birlikte Tokyo’daki Hibiya ve Sumidagawa parkları bir miktar yeni yapılanmaya feda edilmiş. Özellikle Hibiya parkının etrafında yeni kamu binaları anıt ağaçlarla yarış tutmuş. Yokohama ise bambaşka bir sima almış. Dev binalar ve hakikaketen markaların egemen oldugu AVM ler orada da yerini alıp, Çin mahallesini adeta gölgede bırakmış. Yine de Yokohama çağ atlamış sanki.


Japonya da Sancılı Ama

Sancı da farklı, sancıyı çekiş şekli de. Artan tüketim ve değişen tüketim kalıpları nedeni ile durgunluk riski azalmış gibi gözüküyor. Yine de tasarruf sahipleri düşük faizden şikayetçi. Bu sermaye sahiplerinin görece olarak daha yüksek faiz piyasalarına kaçma eğilimlerini hızlandırıyor. Türkiye’de faizler olması gerekenin altında ama Japonya’dan yüksek. Bu nedenle Japonya için Türkiye bir cazibe merkezi olabilir. Ama faiz dışı risk faktörleri temkinli Japon girişimcisini caydırıyor. Özellikle, kalite endişesi ile güvenlik standartlarının hala Japon beklentilerini tatmin etmemesi, enflasyon ve jeopolitik risk ile siyasi gündemin üslup açmazları, Japon sermayesinin Türkiye finans piyasalarına rahmet yağdırmasına engel oluyor. En çok kendi derecelendirme kuruluşlarına itibar ediyorlar. Ama farklı görüşleri de aklın süzgecinden geçiriyorlar.


Dostluklara Duyulan “Nozomi“(Ümit)

Ankara’da görev yapmış eski ve deneyimli bir Japonya Büyük Elçisi, 22 milyar dolarlık Sinop nükleer santralı ile Çanakkale köprüsüne dikkat çekiyor. Yeni hükümetteki eğilimlere ve özellikle başbakanın tercihlerine bu açıdan güvendiğini ifade ediyor. “Nozomi“ (Ümit) en hızlıdan, “Hikari“(Şimşek) ve “Kodoma“(Yankı) gibi daha yavaşa uzanan farklı derecede hızlı trenleri(Shinkan sen) yıllar önce yaşama geçirip, bugün daha büyük bir güven ve teknoloji desteği ile kullanan Japonya’nın, neden Türkiye’nin hızı raylı sistem tasarımlarında yer almadığına hayret ettiğini belirtiyor. Ama Batı’ya bakan yüzünün hala Türkiye’den daha ötedeki Batı’ya odaklı olduğunu söylüyor. Değişen Japonya’da, hala risk algılamalarında fazla bir değişiklik olmadığına tanık oluyoruz.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2608 ) Etkinlik ( 195 )
Alanlar
Afrika 70 618
Asya 87 1012
Avrupa 18 628
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1341 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1286 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 508
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1990 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1990

Uluslararası mecrada bir “Türkiye Markası” hâline gelen Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi, TASAM 2004-2021 Faaliyet Raporu’nu güncelleyerek yayımladı.;

Fransa’da yaşayan ve Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülü sahibi olan meşhur Lübnanlı yazar Amin Maalouf, 07 Mayıs 2021 Cuma saat 21.00’de Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi Kulübü ve King’s College Turkish Society tarafından gerçekleştirilen çevrim-içi söyleşinin konuğu oldu.;

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Mısır ile kopan ilişkilerimiz yeniden düzelme sürecine girerken geçmişten güne bakarak geleceği düşünmek faydalı olabilir. Mısır ile müzakerelerde hangi kalemler üzerinden konuşacağımız devletlerin kendi maslahat algıları çerçevesinde gelişecektir. ;

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Hollanda ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede daha fazla karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu bağlamda sektör temsilcilerin...;

1990’ların başlarında Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği ve Yugoslavya gibi devletlerin dağılmasıyla birlikte, toprak kazanımı, güç mücadelesi ya da etnik hâkimiyet kaygılarının tetiklediği iç savaşlar yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu süreçte BM bu duruma bigâne kalmayarak, Irak, Somali, H...;

Türkiye - Güney Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık (BK) arasında 30 Aralık 2020 tarihinde imzalanan “Ticaret ve İşbirliği (TCA) Anlaşması” 30 Nisan 2021 itibarı ile yürürlüğe girdi. ;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.