7. Dünya İslam Forumu Yezd Deklarasyonu (TASLAK)

Haber

“Stratejik İletişim: Referans Değerler, Kurumlar, Kişiler” ana teması altında 7. Dünya İslam Forumu (DİF), 24-25 Mayıs 2016 tarihinde İran’ın tarihî...

“Stratejik İletişim: Referans Değerler, Kurumlar, Kişiler“ ana teması altında 7. Dünya İslam Forumu (DİF), 24-25 Mayıs 2016 tarihinde İran’ın tarihî ve dinî özellikleriyle tebarüz eden şehri Yezd’de, IPIS (Siyaset ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü - Institute for Political and International Studies) ve TASAM (Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi) işbirliğinde; STK ve düşünce kuruluşu temsilcileri, araştırmacılar, siyasi temsilciler ve parlamenterlerin katılımı ile gerçekleştirilmiştir.

Organizasyon Komitesi, Forum’un gerçekleştirilmesine değerli katkılarından ötürü İran İslam İslam Cumhuriyeti mümtaz Dışişleri Bakanı Sayın Dr. Muhammed Cevad Zarif’e şükranlarını sunmaktadır. İki gün süren Forum’un “Yezd Deklarasyonu“ başlığı altında derlenmiş olan çıktıları aşağıdaki gibidir:

1. 7. Dünya İslam Forumu; İslam İşbirliği Teşkilatı beyannamesinde saygın yeri olan birlik, kardeşlik, barış, merhamet, şefkat, hoşgörü, eşitlik, adalet ve insan onuru gibi yüce ilke ve değerler öncülüğünde gerçekleştirilmiştir. Üye ülkeler arasında birlik ve dayanışmanın teşvik edilmesi ve güçlendirilmesinin önemi yeniden teyit edilmiştir.

2. Önceki Dünya İslam Forumlarının sonuç raporları hatırlatılmıştır.

3. İletişim, toplum, ekonomi ve siyaset alanlarında, aşılayıcı ve harekete geçirici öğretiler manzumesi olarak, genel İslami ilke, değer ve amaçların önemi vurgulanmıştır.

4. Aşırılık ve şiddetin, büyük ölçüde yoksulluk, adaletsizlik, dışlanma, ayrımcılık, baskı, sömürge, dış odaklı tahakküm ve işgalin yanı sıra temel insan haklarının ihlali gibi farklı boyutlara sahip çeşitli olguların neticesi olduğu yinelenmiştir.

5. Göç, iltica ve sığınma krizlerinin kökensel nedenleri, oluşum koşulları ve toplumsal sonuçlarına ilişkin farkındalıkla uluslararası toplum nezdinde bu sorunların ortadan kaldırılmasına yönelik müşterek yükümlülüğün üstlenilmesi çağrısında bulunulmuştur.

6. Uluslararası toplumun Batı’da İslamofobi’nin ortaya çıkışına ve İslam karşıtı tutumun talihsiz biçimde kötüleşerek kurumsallaştırılmasına tanıklık ettiği olgusuna yönelik kaygı dile getirilmiş; Müslümanlara ve İslami kurumlara yönelik toplumsal baskı ve saldırılar şiddetle kınanmıştır. Müslüman azınlıklara ev sahipliği yapan ülkelere, diğer faaliyetlerle birlikte gerekli yürütme ve yasama tedbirleri alınarak ilgili sorunla etkili biçimde mücadele edilmesi çağrısında bulunulmuştur.

7. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından Dünya Şiddete ve Aşırılığa Karşı (WAVE) ve Medeniyetler Diyaloğu oluşumları çerçevesinde benimsenmiş çözümler olumlu karşılanmıştır. Bu tür çözümlerin sonraki süreçte genel farkındalık ve çatışmaların azaltılmasına bağlı olarak nihai şekilde şiddet, aşırılık ve terör faaliyetlerinin sonlandırılmasına zemin teşkil edeceği düşüncesinden hareketle İslam toplumunun söz konusu çözümleri etkili biçimde uygulamaya çalışması tavsiye edilmiştir.

8. Düşünce özgürlüğünü kalkan olarak kullanıp şiddet ve aşırı fikirleri besleyen kitlesel medya, internet ve uyduları istismar edenlere yönelik kaygı dile getirilmiştir. Bununla birlikte, bağımsız medyaya karşı uygulanan her tür ayrımcılık, baskı ve sansür kınanmıştır.

9. Stratejik iletişim analizlerinin yanı sıra dinler ve kültürler arası diyaloğu güçlendirecek, insan haklarına saygıyı teşvik edecek, aşırılık ve şiddete dayalı düşünce zemininin gelişmesini önleyecek çalışmalar yapmak üzere akademiler, âlimler, akademik kurumlar ve araştırma merkezlerinin rolünün artırılmasının gereği vurgulanmıştır.

10. Ortak İslam medeniyeti ve mirasının ortaya çıkan sorunlara çözüm bulma ve yeni olguları yönetme konusunda son derece önemli rolü bulunduğuna dair fikir birliği sağlanmıştır. Buna bağlı olarak, İmam Gazali (Muhammed Gazali Tûsî), Mevlana Celaleddin (Muhammed Belhî), Allame Muhammed İkbal Lahorî gibi önde gelen İslam âlimleri, düşünür ve felsefecilerinin İslam medeniyetine olağanüstü katkılarının unutulmamasının gereği vurgulanmıştır.

11. Ayrıca en önemli çağdaş reformcu ve ruhani lider, İran İslam Devrimi’nin mimarı Ayetullah Ruhullah İmam Humeyni’nin üstün fikir, düşünce ve katkıları teyit edilmiştir.

12. Ortak insanlık mirası kapsamında, söz konusu eserlerin ne gerekçeyle olursa olsun tahrip veya imha edilmesini kesin bir dille kınayan UNESCO çözümleri desteklenerek, dünya çapında dinî-tarihî eserlerin korunması ve yaşatılmasının gereği vurgulanmıştır.

13. Tekfirci grupların ortaya çıkışının yanı sıra bu grupların dünya çapında (özellikle Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da) terör saldırılarının yoğunlaşmasının, ortak düşmanlar lehine Müslümanlar arasında savaş ve çatışma çıkarılmasının zorba devletlerin hilelerinden kaynaklandığı kanaatine varılmış; İslam dünyası önderlerine, tekfirci grupların meşum eylemleri konusunda kamusal bilinç geliştirilmesi çağrısında bulunulmuştur.

14. DAİŞ ve diğer terörist - tekfirci gruplara karşı etkin mücadelede ve bu grupların etkisiz hâle getirilmesinde uluslararası toplumun ortak ve kesintisiz desteği gereklidir. Bu nedenle, tüm ülke, kuruluş ve kişilere (düşünce kuruluşları, araştırmacılar, dinî liderler vb.) DAİŞ’e karşı mücadele çağrısında bulunulmuştur. “İyi terörist“ ve “kötü terörist“ tarzındaki tüm tanımlama çabaları ters etkiye sahiptir ve kabul edilebilir değildir.

15. Uluslararası hukukun; tüm ülkelerin toprak bütünlüğüne, devlet - millet egemenliğine ve kendi kaderini tayin hakkına saygıyı ifade eden bazı temel ilkeleri yinelenerek vurgulanmıştır. Bu çerçevede herhangi bir ülke iç işlerinde gerçekleşecek değişimlerde, halkın tam katılımı ile demokratik ve barışçıl yolların aranması gerektiğinin altı çizilmiştir.

16. Her ülkenin, birlik, toprak bütünlüğü ve ulusal egemenliğinin gözetilmesinin önemi vurgulanarak; (din kisvesi altında faaliyet gösteren gizli terörizm ve şiddetin aralıksız saldırılarına direnen) Irak’ın DAİŞ’e ve açık - örtük askerî, finansal, ideolojik destekçilerine karşı tam teçhizatlı bir çatışmada binlerce şehit verdiği güçlü bir şekilde tekrar dile getirilmiştir. Irak’ta yaşananların İslam dünyası açısından ağır ve belirleyici sonuçları vardır. Bu açıdan, DİF üyesi ülkelere ve uluslararası topluma bu kritik sorunun çözümünde Irak halkı ve hükümetini destekleme çağrısında bulunulmuştur.

17. Suriye’nin birlik, toprak bütünlüğü ve ulusal egemenliğini gözetmenin hayati önemi olduğu vurgulanmış; Suriye’de şiddeti ve krizleri sonlandırmanın, ulusal uzlaşı sağlamanın yegâne yolunun ülkedeki partiler arası diyalog ve müzakereye bağlı siyasi çözüm olduğu kanaatine varılmıştır. Bu açıdan, ülkenin kaderini ilgilendiren herhangi bir siyasi reform, değişiklik ve düzenleme yalnızca ve yalnızca Suriye halkı tarafından gerçekleştirilmelidir. Bölgesel ve bölge-üstü aktörler Suriye’de barış sürecini kolaylaştırıcı adımlar atmalı ve desteklemelidir.

18. İslam toplumları içindeki birliğin ve stratejik ilişkilerin güçlendirilmesine yönelik mekanizmaların geliştirilmesi amacıyla 7. Dünya İslam Forumu benzeri toplantıların sürdürülmesi gereği vurgulanmıştır.

19. Mezhepler arası farklılıkları azaltacak, dinî liderler - fetva makamları (Maraje) ve İslam hukuku âlimlerinin çekişme konusu olan çeşitli meseleleri tartışarak çözüm üretebileceği bir üniversite/akademi/medrese/okul (İslam Mezheplerini Yakınlaştırma/Uzlaştırma Akademisi - مدرسه التقریب بین المذاهب الاسلامیه) kurulması önerilmiştir.

20. İslam dünyasının karşı karşıya bulunduğu çeşitli sorunların neden ve kökenlerini tespit etmek ve bu sorunların çözümüne ilişkin etkili yaklaşımlar geliştirmek amacıyla İslam dünyasının ; biri İslam dünyası içindeki ilişkilere kılavuzluk edecek iç nizamname, diğeri ise İslam dünyası ile diğer din ve medeniyetler arasındaki ilişkileri düzenleyecek dış nizamname olmak üzere, iki ahlaki ve siyasi nizamname hazırlanması gerektiği sonucuna varılmıştır.

21. Kudüs işgalci rejimi ve rejimin Müslümanlara karşı önlenemeyen, süregiden saldırıları ve zulmünün, özellikle Filistin ve Lübnan’da, İslam dünyasının başlıca meselesi olmayı sürdürdüğü güçlü bir şekilde vurgulanmış; Dünya İslam Forumu (DİF) üyesi ülkelere sorunu etkin biçimde çözmek üzere büyük çaba gösterilmesi çağrısında bulunulmuştur.

22. Cömertlik ve nazik ev sahipliği dolayısıyla İran İslam Cumhuriyeti’ne ve özellikle sergilediği örnek misafirperverlikle Forum başarısının taçlanmasına vesile olan Yezd halkına minnet ve şükran sunulmuştur. “Stratejik İletişim, Referans Değerler, Kurumlar ve Kişiler“ temalı 7. Dünya İslam Forumu’nda; Afganistan İslam Cumhuriyeti Herat şehrinin, Mayıs 2017’de yapılması öngörülen 8. Dünya İslam Forumu’na ev sahipliği yapma isteği memnuniyetle karşılanmıştır.

25 Mayıs 2016, Yezd
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2621 ) Etkinlik ( 204 )
Alanlar
Afrika 71 619
Asya 92 1021
Avrupa 20 631
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1344 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 595
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1991 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1991

Avrupa, Karadeniz, Kafkaslar, Asya, Orta Doğu ve Afrika ülkeleri ile arasındaki tarihî, siyasi ve kültürel bağları, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası alanda yükselen aktivitesi, NATO, AGIT ve CICA gibi örgütlerin önemli üyelerinden olması ve son dönemde geliştirdiği aktif dış politi...;

Yüzyılımızın neredeyse sonuna gelmişken, çevre -şimdiye dek ihmal edilen ortağımız- hakkını savunmak için sesini yükseltmektedir. Ne şimdi ne de gelecekte, insanoğlu ve çevresi arasındaki ilişki artık göz ardı edilemeyecektir. ;

Malezya ise Güney Asya’daki stratejik konumu, 33 milyona yakın nüfusu, dinamik ve eğitimli insan kaynağı, sanayileşme ve teknolojide elde ettiği ilerleme, büyüyen ve gelişen ekonomisi, BM, İİT, ASEAN, Bağlantısızlar Hareketi, APEC, D8 gibi uluslararası örgütler içerisindeki saygın konumu ile tüm dün...;

Kafkasya Türkiye Rusya, Türkiye İran ilişkilerinin en önemli kesişme / buluşma noktasıdır. Türkiye’nin doğuya, Türkistan coğrafyasına açılan kapıdır. Kafkasya üzerinde zaman zaman oluşan İran-Rusya ittifakı çoğu zaman Türk ve Türk dünyası için iyi sonuçlar vermemiştir. ;

Türkiye - Kazakistan ikili ticaretinde, 2019 yılında ticaret hacmi 3,994 milyar dolar, ticaret açığı ise Kazakistan lehine 2,104 milyar dolar civarı olmuştur. Türkiye’nin Kazakistan’a ihraç ettiği başlıca ürünler; prefabrik yapılar, mücevherci eşyası ve aksamı, tohum, hububat ve kurubaklagildir. Kaz...;

24 Kasım 2015’te Türk F-16’larının Türkiye’nin hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle Suriye sınırına yakın bir bölgede bir Rus SU-24 savaş uçağını düşürmesi ile hızla krize sürüklenen Türkiye-Rusya ilişkileri, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 9 Ağustos 2016’da St. Petersburg’da Rusya devlet başkanı Putin’...;

Avrupa, Karadeniz, Kafkaslar, Asya, Orta Doğu ve Afrika ülkeleri ile arasındaki tarihî, siyasi ve kültürel bağları, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası alanda yükselen aktivitesi, NATO, AGIT ve CICA gibi örgütlerin önemli üyelerinden olması ve son dönemde geliştirdiği aktif dış politi...;

Uluslararası mecrada bir “Türkiye Markası” hâline gelen Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi, TASAM 2004-2021 Faaliyet Raporu’nu güncelleyerek yayımladı.;

3. Türkiye - ABD Forumu

Türkiye - ABD Forumu bu amaçla oluşturulmuştur. Karşılıklı gerçekleştirilecek Forum’un; aktif ve proaktif müzakerelerle Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin güçlenmesine katkı yapması, ikili ve çok taraflı menfaatleri karşılıklı yükseltecek fırsatlar ve fikirleri ortaya koyan bir platform olarak hizmet sunması hedeflenmiştir.

  • 14 Ağu 2017 - 17 Ağu 2017
  • Washington - ABD

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.