Suriye İçin Geleceği Konuşmak ve SAFER

Yorum

Bir kaç gün sonra, Lübnan’ın başşehri Beyrut, Suriye’nin geleceği için öngörülerde bulunmak için toplanacak olan 400 ü aşkın katılımcıya ev sahipliği yapacak. ...

Bir kaç gün sonra, Lübnan’ın başşehri Beyrut, Suriye’nin geleceği için öngörülerde bulunmak için toplanacak olan 400 ü aşkın katılımcıya ev sahipliği yapacak. SAFER (Syria Aid Forum for Emergency and Reconstruction), SEGMA adlı bir Dubai şirketi önderliğinde düzenlenen bir toplantı olacak. Amacı öncelikle Suriye’li mültecilere yardım eli uzatmak. Böyle bir toplumsal sorumluluk yüklenmeyi göze alan bölgesel ve uluslararası kuruluşları bir araya getirmek, iş bölümü yapmalarına vesile olmak ve Suriye krizini daha iyi anlayarak çözüm ile ilgili fırsatları kollayıp yakalamak diğer amaçları.


Çözüm İşbirliğine mi Bağlı?

Kısa vadeli sorun olarak görülen mülteci krizi, büyük bir insanlık dramı olduğu için, evet mülteci sorunlarına çözüm arayışlarında bölgesel işbirliği imkânlarına odaklanmak önemli. Orta ve uzun vadeli sorunların çözümü ise SAFER için bile hala bir temenniden ibaret. Çatışmalar durmadıkça işe nereden başlayacağını bilemeyecek durumda olan taraflar için, “meli-malı“ tipi öneriler, sadece dışardan okunan gazel olarak kalmaya mahkûm olacaktır.

Suriye’nin tarihi, coğrafi, ekonomik ve toplumsal dokusu ile siyasi dengelerinin, etnik ve dini ayrışmaların tekelinden kurtarılarak değerlendirilmesi, SAFER’in zengin kapasitesini bile aşar. Yine de böyle bir toplumsal mühendislik SAFER için henüz lüks gibi gözükse bile, SAFER, çözüm süreçlerine ışık tutabilir. Kimseyi kimseye karşı kayırmadan, acil ihtiyacı insanlık boyutu ile değerlendirerek yapılacak olan işbirliği çağrısının, ses getirebileceğini düşünüyorum.


Özel Sektör Ne Yapabilir?

Ön tasarımda, kamu ile işbirliği yaparak, Suriye’den kaçan halkın, yine Suriye içinde yaratılacak güvenli bölgelere gelmesini sağlamak ve bu bölgelerde yapılacak yatırımlarla onlara iş alanları yaratmak telaffuz edilen ilk ana amaç. Nasıl? Nerede? Ne zaman sorularına nasıl cevap verecekler doğrusu ben de merakla bekliyorum. Söz konusu insanlar bir kaç kişi değil. Nerede ise hem Suriye’yi çevreleyen ülkelere, hem de bölge dışına taşmış 10 milyon insandan söz ediliyor. Bunların kaçta kaçı geri dönmek ister? Kaçta kaçı fiilen döner? Dönmezlerse bulundukları yerlerde daha nasıl ve ne kadar zaman barınabilirler? SAFER’in henüz cevap bulduğu sorular değil. Ama galiba son soru, özellikle Lübnan, Ürdün ve Türkiye için acilen cevaplanması gereken soru.


Körfez İşbirliği’nin Yol Göstermesi Olabilir mi?

İster Dubai merkezli bir şirket, ister Dubai Fonu tarafından desteklensin, bence SAFER girişiminin değeri büyük. Parasal desteği Dubai sağladığı gibi, organizasyonu da üstlenmiş olması, iyi bir işbirliği örneğinin attığı yeni adıma güvence vermesi anlamını taşıyor. İşin içinde Amerika, Kanada ve Avustralya ne kadar olacak henüz açık değil. Ama Rusya ve İran’ın da toplantılarda en azından gözlemci olarak bulunması iyi olabilirdi. Aksi durum ise sadece işi yokuşa sürebilir.


Pişen Aşa Soğuk Suyu Olmasın Diye

Rusya ve İran SAFER’ın öngördüğü güvenlik tasarımına katkıda bulunabilir. Çünkü zaten her ikisi de sahada. Aksi halde gelinen noktada, SAFER sadece kısa süreli çözümleri, yine Suriye dışında çözmek veya çözer gibi görünmek durumuna düşebilir. Suriye Fonu mu? Neden olmasın? Bu fon çarçur edilmeden Suriye’nin yeniden yapılanması, tarumar olmuş yerleşim yerlerinin, yol ve köprülerin onarılması için kullanılabilir. Ama işe nereden başlanacak?


UNIFIS yerine GUCOFIS (Gulf Cooperation Force in Syria)

Bence Suriye’nin kıyı yerleşim yerlerinden ve İŞİD’den geri alınan şehir ve kasabalarından başlayabilirler. Ama SEGMA adlı şirketin, bunu kendi şemsiyesi altında yaparken, Lübnan için oluşturulmuş UNIFIL ( United Nations Interim Force in Lebanon) gibi bir Birleşmiş Milletler Organizasyon’una ihtiyacı var.

Buna UNIFIS( United Nations Interim Force in Syria) veya başka bir içeriği temsil edecek bir akronim (kısaltma) verilebilir. Ama mutlaka bir bağımsız güvenlik gücü olmalı. Bunu Körfez ülkeleri oluşturabilirse daha da iyi olur. Körfez İşbirliği Örgütü’nün (GCC) bizatihi kendisi gibi, bölgede yine bir ilki gerçekleştirip, SEGMA’ya destek olması önemli olacaktır. Ama GUCOFIS’in telaffuzu bile zor derseniz orasını bilemem.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2608 ) Etkinlik ( 195 )
Alanlar
Afrika 70 618
Asya 87 1012
Avrupa 18 628
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1341 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1286 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 508
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1990 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1990

Uluslararası mecrada bir “Türkiye Markası” hâline gelen Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi, TASAM 2004-2021 Faaliyet Raporu’nu güncelleyerek yayımladı.;

Fransa’da yaşayan ve Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülü sahibi olan meşhur Lübnanlı yazar Amin Maalouf, 07 Mayıs 2021 Cuma saat 21.00’de Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi Kulübü ve King’s College Turkish Society tarafından gerçekleştirilen çevrim-içi söyleşinin konuğu oldu.;

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Mısır ile kopan ilişkilerimiz yeniden düzelme sürecine girerken geçmişten güne bakarak geleceği düşünmek faydalı olabilir. Mısır ile müzakerelerde hangi kalemler üzerinden konuşacağımız devletlerin kendi maslahat algıları çerçevesinde gelişecektir. ;

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Hollanda ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede daha fazla karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu bağlamda sektör temsilcilerin...;

1990’ların başlarında Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği ve Yugoslavya gibi devletlerin dağılmasıyla birlikte, toprak kazanımı, güç mücadelesi ya da etnik hâkimiyet kaygılarının tetiklediği iç savaşlar yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu süreçte BM bu duruma bigâne kalmayarak, Irak, Somali, H...;

Türkiye - Güney Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık (BK) arasında 30 Aralık 2020 tarihinde imzalanan “Ticaret ve İşbirliği (TCA) Anlaşması” 30 Nisan 2021 itibarı ile yürürlüğe girdi. ;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.