Şangay İşbirliği Örgütü Ve Türkiye

Makale

Şanghay İşbirliği Örgütü, tamamen Çin’in insiyatifi doğrultusunda kurulmuş olup Türkmenistan hariç Orta Asya bölgesini içine almaktadır. Gerçekte söz konusu örgüt, Çin’in bölgedeki güç boşluğunu doldurmaya yönelik bir hamlesi olarak görülmektedir. ...

Şanghay İşbirliği Örgütü, tamamen Çin’in insiyatifi doğrultusunda kurulmuş olup Türkmenistan hariç Orta Asya bölgesini içine almaktadır. Gerçekte söz konusu örgüt, Çin’in bölgedeki güç boşluğunu doldurmaya yönelik bir hamlesi olarak görülmektedir. Şanghay İşbirliği Örgütü, Orta Asya’nın geleceği üzerinde büyük etkiler yaratmayı hedefleyen bir siyasi bir yapı olarak Nisan 1996’da Şanghay Beşlisi adı altında ve Çin’in öncülüğünde Rusya, Özbekistan, Tacikistan ve Kırgızistan tarafından kurulmuştur. Temel amacı, sınır problemlerini çözmek ve bölgesel güvenliği sağlamak olan örgüt, 1999 yılından sonra bölgesel güvenlik ve ekonomik işbirliği teşkilatına dönüşmeye başlamış, 2001 yılında ise Özbekistan’ın da dahil olmasıyla bütünlüğünü tamamlamıştır. Şu anda Şanghay İşbirliği Örgütü’ne üye olan ülkeler, Avrasya topraklarının beşte üçünü oluşturmaktadır. Söz konusu genişlemenin sonrasında Moğolistan, Pakistan, Hindistan, İran, Türkiye gibi ülkelerinde bu örgüte üye olabilecekleri belirtilmiştir

Şanghay İşbirliği Örgütü’nün Önemi:

Şanghay mekanizması Çin ve diğer 5 bölge ülkesi arasındaki problemlerin çözümünde olumlu rol oynamıştır; hükümetler arası görüşmelerin başarılı olmasında da etkili olduğu gibi sınır antlaşmazlıklarının çözüme kavuşturulması da bölgeler arasındaki işbirliğini arttırmıştır. Sınır problemlerinin yanı sıra Şanghay mekanizması bölgedeki aşırı dincilik ve terörizm ile mücadele konusunda da olumlu rol oynamıştır. Bunlardan yola çıkarak, Şanghay İşbirliği Örgütü’nün, kendisine üye olan ülkelerin farklı konularda birbirleriyle etkin şekilde iletişim kurabilecekleri ve karşılıklı ilişkilerini düzenleyebilecekleri bir ortam oluşturduğunu söyleyebiliriz. Bu şekilde artan güven ortamı, işbirliğini gerektiren konularda daha güçlü olunmasını sağlamıştır. Ayrıca bu örgütün “birlikten kuvvet doğar“ anlayışıyla kendisine üye olan ülkelerin daha sağlam adımlarla ilerlemesine yardımcı olabileceğini söylemek mümkündür.

Şanghay İşbirliği Örgütü sayesinde Rusya ve Çin’in, Orta Asya’daki güçlerinin arttığını söyleyebiliriz. Aynı zamanda bu örgüt sayesinde bölgedeki batı etkisinin azalacağını düşünen Rusya ve Çin, bu işbirliğini toprak bütünlüklerini koruyacak bir güvenlik sistemi olarak görmektedirler. Bu iki büyük gücün baskın roller üstlendikleri Şanghay İşbirliği Örgütü’nün yine bu güçlerin siyasi bakış açılarını yansıttığı da söylenmektedir. Tüm bunlardan başka Çin ve Rusya’nın BM Güvenlik Konseyi’nin sürekli üyeleri olmalarından dolayı örgütün uluslar arası arenadaki saygınlığının artması söz konusudur. Ayrıca bu iki büyük gücün bölgedeki ABD çıkarlarını dengede tuttuğunu da söylememiz mümkündür.

Orta Asya’da günden güne artan ABD etkisi bölgenin siyasi düzeni üzerinde değişikliklere yol açmaktadır. Bu durum Şanghay İşbirliği üyesi iki büyük güç olan Çin ve Rusya’yı endişelendirmektedir. ABD varlığını dikkate alarak politika belirleyen bu devletlere karşılık Orta Asya’da bulunan diğer devletler ABD’nin üslerini kullanmalarına izin vermektedirler. ABD’nin bu bölgede çıkarları yönünde hareket etmesinden büyük rahatsızlık duyan Rusya ve Çin’in diğer Orta Asya devletleriyle bir arada hareket edecekleri bir oluşum içinde olmaları bu devletleri ABD ile politik bir çatışmanın içine sokmuştur. Orta Asya’daki ABD egemenliğinin artması hem Şanghay İşbirliği Örgütü’nün bir güvenlik mekanizması olması yönünden saygınlığını azaltacak hem de diğer devletlerin Rusya ve Çin’den uzaklaşmalarına yol açacaktır. ABD’nin bu coğrafyadaki diğer devletlere yardım etmesi; bunun karşılığında bu devletlerin Rusya ve Çin’e rağmen süper güce yakın olmaları ve bir takım imtiyazlarda bulunmaları Şanghay İşbirliği Örgütü’nün tam bir birlik olamadığı yolundaki düşüncelere yol açmaktadır.

Orta Asya’da ortaya çıkan bu umut verici gelişmelerin yanı sıra bazı olumsuzluklar da göze çarpmaktadır. Örneğin bölgenin tarihine bakacak olursak, burada Büyük Selçuklu İmparatorluğu’ndan sonra başarılı entegrasyonlar göremiyoruz. Orta Asya’nın farklı etnik yapıları bünyesinde barındırması etkin bir işbirliğinin gerçekleşmesini önleyen bir faktör olmuştur. Etnik ve dini farklılıkların, farklı yaşam tarzlarını ve farklı anlayışları beraberinde getirmesinin entegrasyon oluşturulmasını engellediğini bölgenin tarihine bakarak anlayabiliriz. Coğrafyadaki tarihi süreci ve deneyimleri incelediğimizde tam bir entegrasyondan bahsetmekten zorlanıyoruz.

Şanghay İşbirliği Örgütü’nün Türkiye Açısından Önemi:

Türkiye ve Şanghay İşbirliği Örgütü arasındaki ilişkileri inceleyecek olursak; Türkiye ilk önce Şanghay Beşlisi olarak kurulan örgüte gözlemci olmak için başvurmuş ancak oluşum safhasındaki örgüt tarafından reddedilmiştir. Orta Asya’nın sürekli olarak gücünü arttıran Şanghay İşbirliği Örgütü’ne gözlemci olmak isteyen Türkiye bu konuda Rusya’dan destek istemiş ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Türkiye’nin böyle bir girişimde bulunmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendirmiştir.

Şanghay İşbirliği Örgütü bölgedeki nüfus mücadelesinde bir taraf olarak yerini almış bulunmaktadır. Bu örgütün güçlenmesinin, Türkiye ve Orta Asya arasındaki ilişkilere engel teşkil etme ihtimali Türkiye’nin siyasi anlamdaki çıkarlarına gölge düşürebilir. Halbuki Orta Asya, Türkiye için çeşitli imkanları barındırmaktadır. Bu nedenle gelişmelerin yakından izlenmesi Türkiye açısından büyük önem taşımaktadır. Türkiye, Rusya ile olan sıcak ilişkileri sayesinde bu örgütle olan iletişimini güçlendirebilir. Ancak Türkiye’nin Çin ile anlaşabilmesi biraz zor gözükmektedir. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün Çin Ticaret Bakanı Bo Xilai ile yaptığı görüşmede Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılmasıyla birlikte Asya’ya verdiği önemin azalmayacağını belirten sözlerine karşılık Çinli Bakan “İki ayak bir gemidedir“ atasözünü kullanmıştır. Yani Türkiye’nin her iki tarafla da ilişkilerini aynı ölçüde yürüteceğine ve geliştireceğine inançsız olduğunu ifade etmeye çalıştığını söylemek mümkündür. Bazı Çinli uzmanlar, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girememe durumunda Asya’ya dönüş yapabileceğini düşünmektedirler. Bu durumda Orta Asya ile Doğu Türkistan meselesinde rol oynamaya başlayacak olan Türkiye’nin Çin’in bölgedeki çıkarlarına zarar verebileceğini düşünmektedirler. Böyle bir ortamda Türkiye sadece Çin’in adım atmasını beklememeli, kendisi Çin ile olan ilişkilerini olumlu yönde geliştirmeye çalışmalıdır.

Şanghay İşbirliği Örgütü’nün Geleceği:

Bazı Çinli uzmanlar örgüte yeni üye kabul edilmesinin var olan güç dengesini değiştirebileceğini ileri sürmektedirler. Mevcut uygulamalardaki bir takım olaylardan yola çıkarak Çin’in de Şanghay İşbirliği Örgütü’nün genişlemesine çok sıcak bakmadığını söyleyebiliriz. Örneğin Haziran 2002’de St. Petersburg’ta düzenlenen liderler toplantısında Kazakistan Devlet Başkanı Nazarboyev, işbirliği yapmak isteyen ülkelere kapılarının sonuna kadar açık olduğunu belirtirken 7 Ocak 2002’de Pekin’de düzenlenen Örgüt’ün Dışişleri Bakanları toplantısı sırasında Çin, örgütün görevinin kurumsallaşma olduğunu ve üye kabulü konusunda olumsuz düşündüklerini beyan etmiştir.

Barış rüzgarlarının estiği bir Orta Asya için Şanghay İşbirliği Örgütü gibi bir mekanizmanın gerekli olduğu bir gerçektir. Böyle bir oluşumda karşılıklı çıkarların korunmasına ve bu çerçevede uzlaşma sağlanması büyük önem taşımaktadır. Çıkarların uyuşmadığı ve üye devletlerin birbirlerinin haklarına ve özelliklerine saygı duymadığı bir işbirliği mekanizmasının uluslar arası ilişkilerde etkin bir aktör konumuna gelmesi beklenemez.

* Stajyer, TASAM Küresel ve Bölgesel Güç Merkezleri Çalışma Grubu

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2583 ) Etkinlik ( 177 )
Alanlar
Afrika 66 613
Asya 79 1004
Avrupa 13 620
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 282
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1333 ) Etkinlik ( 45 )
Alanlar
Balkanlar 22 279
Orta Doğu 19 588
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1280 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 774
Türk Dünyası 16 506
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1984 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1984

Son Eklenenler

Bir hastanın dünyanın bir ülkesinden başka bir ülkesine tedavi veya sağlık hizmeti almak için gitmesi bizlere ne kadar zor veya aykırı geliyor, değil mi? Ya da bakmakta zorlandığımız, işlerimiz ya da görevlerimiz dolayısıyla zaman ayıramadığımız yaşlılarımızı dünyanın başka bir ülkesinde bir bakım ...;

Sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel, siyasal ve ekonomik içerikleriyle birlikte toplumsal bir anlayış/algılayış/kavrayış ve olgu olan kalkınma kavramı, ekonomi gibi tek disiplini ve alanı kapsayacak şekilde anlamı ve kapsamı daraltılarak uzun yıllar boyunca literatürde yalnızca ekonomik büyüme olarak kul...;

Tüm dünyayı etkisine alan salgının da katkısıyla belirsizliklerin artışı oranında öngörülebilirliğin de azaldığı günümüzde, coğrafyamız başta olmak üzere farklı bölgelerde ortaya çıkan krizler ile uyuşmazlıklar küresel barış ve istikrarı tehdit ederken, çok taraflılık ve evrensel değerler de erozyon...;

Donald Trump seçimleri eski başkan yardımcısı Joe Biden'e kaybetti, ancak liberaller son derece küçük bir fark ile galip oldu. Bu Amerika'nın son yıllarda ne hâle geldiğinin bir özetidir; kararsız ve tatminsiz.;

9 Şubat 2021 Salı gecesi Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından Türkiye’nin uzay programı açıklandı ve kamuoyunda oldukça yankı buldu. Programın olumlu ve olumsuz olarak yorumlanacak çok yanı var. Bu değerlendirme dokümanında yapıcı eleştirel düşünce ile Ülkemizin bu yolculuğuna ve kapsayıcı istişaresine...;

TASAM ve paydaşlarınca geliştirilen çok programlı BRAINS² TÜRKİYE inisiyatifinin Sentetik Gerçeklik Teknolojisi adlı uygulama programı “Derin-Sahte (Deepfake) Ürün ve Savunma Ekosistemi İnşası“ teması ile başlıyor.;

İstanbul İktisat Kongresi, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM tarafından “Geleceğin Ekonomisinde Türkiye ve Sosyal Ahlak Kodu“ ana temasıyla 27-29 Mayıs 2021 tarihinde gerçekleştirilecek.;

Uzun süredir yazmak istediğim ama bunun için daha fazla zaman gerektiğini bilerek ertelediğim bir konuya sadece girizgâh yapacağım. “Sağlık Diplomasisi“ yaklaşık on yıldır üzerine okuduğum, gündemimde tuttuğum ve bu başlıkta çalışanları, ürettiklerini ve gerçekleşen çıktıları takip ettiğim bir alan.;

"Türkiye - Rusya İlişkileri" Konferansı

  • 22 Haz 2005 - 22 Haz 2005
  • İstanbul - Türkiye

3. Türkiye - Çin Forumu

  • 15 Eki 2018 - 20 Eki 2018
  • Pekin - Çin

3. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu 2021

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • İstanbul - Türkiye

4. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

İstanbul İktisat Kongresi

  • 27 May 2021 - 29 May 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.