Unutulmuşken Afrika’nın Öne Çıkışı

Makale

Bu sene Afrika için verilen Live 8 konserleri 1985’teki Live aid konserlerinin bir devamıydı ve daha kapsamlıydı. Her iki organizasyonda da amaç, kıtadaki yoksulluğun önüne geçmek ve gelişmiş ülkelerin liderlerine bu tepkilerini iletebilmekti. İrlandalı şarkıcı Bob Geldof’un ön ayak olduğu konserler “Adalete doğru uzun yürüyüş” başlığıyla dünyanın birçok yerine ulaştı....

Bu sene Afrika için verilen Live 8 konserleri 1985’teki Live aid konserlerinin bir devamıydı ve daha kapsamlıydı. Her iki organizasyonda da amaç, kıtadaki yoksulluğun önüne geçmek ve gelişmiş ülkelerin liderlerine bu tepkilerini iletebilmekti. İrlandalı şarkıcı Bob Geldof’un ön ayak olduğu konserler “Adalete doğru uzun yürüyüş“ başlığıyla dünyanın birçok yerine ulaştı. Gösterilen çabaların sonuç verdiği gözler önüne de serilmişti. Yirmi yıl önce verdikleri konserlerle elde ettikleri gelirle açlıktan ölmek üzere olan küçük bir çocuğu kurtardıklarını şimdi üniversite öğrencisi olan kızı sahneye çağırarak ispatladılar. Ünlü sanatçılara göre bu, sadece başlangıçtı. Bu büyük etkinlikle Afrika ülkelerine yapılan yardımı arttırmak için G- 8 ülkelerinin liderleri ikna edilmeye çalışılmıştır.

İkna çabaları sonucunda G- 8 zirvesinde varılan karara göre 14’ü Afrika’da olan aşırı borçlu 18 ülkenin borçlarının tamamı silinecek. Ayrıca yoksul ülkelere yapılan yardımın 2010 yılına kadar ikiye katlanarak 50 milyar dolara çıkarılması kararlaştırıldı. Verilen bu karara BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın yorumu, henüz başlangıç noktasında oldukları yönündeydi. Borçların dışında ticari kolaylıkların sağlanacağı konusunda da sekiz ülkenin lideri taahhütlerde bulunmuştur.

G-8 zirvesinin gerçekleştirilmesinden çok kısa bir süre önce Afrika Birliği toplantısı Libya’nın Sirte kentinde yapıldı. Toplantıya başkanlık eden Nijerya Devlet Başkanı Olusegun Obasanjo, kıtanın 350 milyar dolarlık borcunun tamamının silinmesini talep etmiştir. Diğer taraftan Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi, Afrika ülkelerinin borçların silinmesi için batılı devletlere dilenmemesi gerektiğini dile getirmiştir. Bu konuda Afrikalı liderler arasında bir fikir ayrılığı yaşanmıştır. Kaddafi’ye göre Afrika Birliği, Avrupa Birliği gibi ortak para birimine geçmeli ve serbest dolaşımı sağlamalıdır. Bu şekilde kıtadaki ülkeler iktisadi ve siyasi olarak güçlenecektir. Afrika Birliği 1963 yılında Afrika Birliği Örgütü olarak kurulup 2002 yılında günümüzdeki şeklini almıştır. Örgütün kuruluş temelinde Sovyetler Birliği, ABD, Küba ve diğer devletlerin soğuk savaş siyasetlerine karşı ittifak oluşturmak ve sömürgeden bağımsızlığa geçişi hızlandırmak yatıyordu. O sıralarda ülkelerinin yönetimlerini yeni devralmış devletlerin ciddi anlamda ekonomik yardıma ihtiyacı vardı ve oluşturdukları birlik yoluyla ihtiyaç duydukları yardımı daha çabuk alabilirlerdi.

Bağımsızlıklarına kavuşmalarının ardından Afrika ülkeleri demokrasiyi devlet yönetiminde sürdürememişlerdir. Çoğunlukla darbelerle yönetimler değişmiş ve otoriter yönetimler ekseninde diktatörler egemen olmuştur. Son yıllarda demokrasi geleneğinin yerleşmeye başlamasıyla liberalleşme de gözlenmeye başlamıştır. Ancak liberalleşmede Afrika henüz ilk adımlarını atmaktadır. Örneğin Etiyopya’ya bakıldığında dış yatırımcılara olanak sağlanmakta ve hükümet vergide indirim yoluna gitmektedir. Buna karşın devlet dışında hiçbir şahıs toprak üzerinde mülkiyet hakkına sahip değildir. Telekomünikasyon devlet tekeli altındadır ve bankacılık sektörü yabancılara kapalı tutulmaktadır. Etiyopya başbakanı Meles Zenawi Batı’nın en çok desteklediği Afrikalı liderlerden biri olmasına rağmen bir türlü Marksist geçmişinden sıyrılamamaktadır. Halbuki, Uganda gibi bazı ülkelerin hükümetleri yardıma bağımlı olmaktan kurtulmak ve ekonomik büyümeyi hızlandırmak için özelleştirmeyi arttırmanın tek yol olduğunu düşünmektedir. Bu bakımdan Dünya Bankası, Etiyopya’nın liberalleşmesi için daha çok yol kat etmesi gerektiğini belirtmiştir.

Borçların silinmesiyle Batılı ülkelerin kimi çelişkileri de ortaya çıkmaktadır. Ekonomik bakımdan gelişmiş ülkeler silah ticaretinin büyük bir payını gelişmekte olan ülkelere yapmaktadır. ABD Kongre Araştırmaları Merkezi’nin tahminlerine göre gelişmekte olan ülkelere silah ihracatının %89’u G-8’in beş üyesi tarafından yapılıyor. Buna verilebilecek açık bir örnek 2001 yılında İngiltere’nin Birleşik Arap Emirlikleri üzerinden Tanzanya’ya sattığı askeri hava kontrol sistemidir. Bir diğer örnek de özellikle AB ülkelerinden Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ne yapılan silah aktarımıdır. Yapılan satışların değeri Afrika ülkelerinin aldığı yardıma yakın bir değerdedir. Bu açıdan borçlarının silinmesi Afrika ülkelerinin ekonomisi için ne kadar yapıcı bir ilerleme olduğu kuşkuyla karşılanabilir. Bunun yanında ülkelere silahların ulaşmasıyla iç çatışmalar da artmaktadır ve ülkelerin istikrarı bozulmaktadır.

Afrika ülkeleri artık uluslararası platformda yerini almaya çalışmaktadır. BM Güvenlik Konseyi’ne on yeni üye eklenmesiyle Afrika iki daimi ve beş geçici üyelik talebinde bulunmuştur. Zaten BM’de Afrika’nın temsil edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır; çünkü Annan’a göre dünya dengeleri değişmiştir. İleri sanayileşmiş ülkeler için önemli bir pazar haline gelen Afrika artık önemsenmektedir. Bu doğrultuda kıtaya yönelik ilginin arttığı söylenebilir. Yapılan yardımlar karşılığında Batılı devletlerin de bazı beklentileri var. Anlaşmanın her iki tarafı da kendi payına düşeni yapmak üzere Nijerya Devlet Başkanı Obasanjo, yapılan yardımlara karşılık kıtada demokrasi, insan hakları ve iyi bir yönetişim yolunda ilerleme sağlayacaklarını kaydetmiştir. Bu hususlar aynı zamanda Batı dünyasının beklentileridir. Uluslararası örgütler ise ilerlemeyi hızlandıracak aracılar olarak görülmektedir ve Batılı güçler her fırsatta devreye sokacaktır. Ne var ki gelişmiş ülkeler, ekonomilerinde büyük paya sahip olan savaş sanayii ve silah ticaretinden ödün vermeyeceğe benziyor. Uluslararası kuruluşların yoğun bir şekilde çalıştığı Afrika’da öyle görülüyor ki silah ticareti gölgede kalacak ve gündeme taşınması çok ileri bir tarihe ertelenmiş olacak.

* Stajyer, TASAM Küresel ve Bölgesel Güç Merkezleri Çalışma Grubu. melekz@tasam.org

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2649 ) Etkinlik ( 218 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 98 1040
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1349 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 284
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2003 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 2003

20. yüzyılın en karmaşık ve spekülasyona açık ilişkilerinden birisi de Çin-Rusya ilişkileridir. Geçmişte birçok defa sorun yaşayan iki ülke günümüzde “eşi benzeri görülmemiş” bir ortaklığı inşa etmeye çalışmakta.;

“Doğadan öğrenme ve tatbik etme” olarak tanımlanan Biyomimikri olgusunun inovasyondan dönüşüme, verimlilikten sürdürülebilirliğe, tasarımdan sanata, araştırmadan geliştirmeye, üretimden pazarlamaya, eğitimden sağlığa, ulaşımdan savunmaya ve yönetimden stratejiye yaşamın her alanına dair yüksek nitel...;

İstanbul Güvenlik Konferansı yedinci yılında “Post-Güvenlik Jeopolitik: Çin, Rusya, Hindistan, Japonya ve NATO” teması altında TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından 04-05 Kasım 2021 tarihinde İstanbul’da düzenlendi.;

Sayın Bakanlar, Sayın Genelkurmay Başkanı, sayın bürokratlar, sayın misafirlerimiz, hepiniz TASAM tarafından düzenlenen 7. İstanbul Güvenlik Konferansı’na hoş geldiniz. ;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM tarafından 2006 yılından beri her yıl düzenli olarak verilen Stratejik Vizyon Ödülleri’nin on üçüncü yıl ödülleri (2021) 04 Kasım 2021 Perşembe akşamı DoubleTree by Hilton İstanbul Ataşehir Oteli ve Konferans Merkezi’nde saat 19.30’daki gala yemeğinin a...;

Normal şartlarda Balkanlar’a dair siyasi analizler, çıkarımlar, söylemler ve dahi planlar çoğu zaman dolaylamalardan beslenir ve sonunda kolayca inkâr edilir. Zira kimse kendini haksız görmez davasında. ;

İstanbul Güvenlik Konferansı yedinci yılında “Post-Güvenlik Jeopolitik: Çin, Rusya, Hindistan, Japonya ve NATO“ teması altında TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından 04-05 Kasım 2021’de İstanbul’da gerçekleştirilecek. ;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM tarafından 2006 yılından itibaren verilen Stratejik Vizyon Ödülleri’nin on üçüncü organizasyonunda ödüllendirilen isimler açıklandı. Ödüller; Stratejik Vizyon Sahibi Devlet Adamı, Siyasetçi, Bürokrat, Bilim İnsanı, Kurum, İş Adamı, Sanatçı ve Gazeteci-Y...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.