Mahmud Ahmedinejad ve İran Dış Politikası

Haber

Nitekim ABD’nin Irak’a askeri müdahalesi sonrasında bölgede ortaya çıkan belirsiz ortam ve İran’ın nükleer programı ile gerginleşen ABD-İran ilişkilerinin gündemde olduğu döneme rastlayan İran 9. dönem Cumhurbaşkanlığı seçimleri İran halkının önceliklerini ve tam olarak ne istediklerini yansıtması açısından büyük bir önem arz etmiştir....

Nitekim ABD’nin Irak’a askeri müdahalesi sonrasında bölgede ortaya çıkan belirsiz ortam ve İran’ın nükleer programı ile gerginleşen ABD-İran ilişkilerinin gündemde olduğu döneme rastlayan İran 9. dönem Cumhurbaşkanlığı seçimleri İran halkının önceliklerini ve tam olarak ne istediklerini yansıtması açısından büyük bir önem arz etmiştir. Uluslararası sistemde ve bölgede bütün dikkatlerin İran kamuoyunun bakış açısına yöneldiği bir zamanda yapılan seçim bir anlamda referandum niteliği taşımıştır. İran üzerindeki dış baskıların yoğunlaştığı bir dönemde rejimin meşruiyetinin bir ifadesi olarak görülen seçimlere katılımın yüksek olması için yoğun çaba sarf edilmiştir.

9. dönem Cumhurbaşkanlığı seçimleri adayların çeşitliliği ile reformcu ve muhafazakar blok arasındaki parçalanmalar doğrultusunda ikinci tura kalmıştır. Devrim sonrasında ilk kez ikinci tura kalan İran Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde birinci turda katılım oranı %63 olarak belirlenmiş ve bu oran ilk cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki %67’lik orandan sonra ikinci en yüksek katılım olmuştur. Birinci turda eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani oyların %21’ini ve Tahran Belediye Başkanı Mahmud Ahmedinejad oyların %19,6’sını alarak ikinci tura gidilmiştir. 25 Haziran’da yapılan 2. turda seçim söylemlerinde ABD ile ilişkileri düzeltme sinyalleri veren Rafsancani karşısında ülkenin iç sorunlarına yönelik daha somut söylemlerle halka seslenen radikal muhafazakar Ahmedinejad’ın seçimlerde oyların %61,69’unu alarak Cumhurbaşkanı olması İran halkının önceliğinin ekonomik ve sosyal sorunlar olduğunu göstermiştir. Ayrıca ABD’nin İran üzerindeki baskılarını arttırması ve İran’a askeri müdahalede bulunacağına yönelik iddialar İran’da muhafazakar kesimi güçlendirmiştir. İran’da Ahmedinejad’ın seçilmesiyle 24 yılda ilk kez dini bir kimlik taşımayan bir aday Cumhurbaşkanı olmuştur. Bu gelişme İran’ın iç siyasetinde İslam Devrimi sonrasının siyaseti, uluslararası ilişkilerdeki esnekliği bilen muhafazakar din adamlarının yerlerini din adamı olmayan devrimle büyümüş genç muhafazakar kuşağa yavaş yavaş devrettiğinin bir göstergesidir. Kendilerini ikinci nesil devrimciler olarak tanımlayan ve “Abadgeran” (Kalkınmacılar) olarak nitelendirilen bu genç muhafazakar kesim Ayetullah Humeyni’nin Velayet-i Fakih teorisine ve Şii itikat esaslarına sıkı sıkıya bağlıdırlar. Nitekim popülist eğilimleri olan bir kişi olarak nitelendirilen Ahmedinejad’ın seçim kampanyasında camilerin, İran’da her bölgede etkin olan Besiç ve İslam Tebligat Teşkilatı’nın seferber olduğunun vurgulanmaktadır. Bütün bu ayrıntılar uluslararası kamuoyunda Ahmedinejad’ın radikal bir yaklaşım sergileyeceği beklentisini doğurmuştur. Ancak Velayet-i Fakih inancına sıkı sıkıya bağlı olduğu bilinen Ahmedinejad’ın gerek iç gerekte dış politikada farklı açılımlara girmesi beklenmemelidir. Bilinmesi gereken bir diğer önemli ayrıntı ise İran dış politikasının Rehber ve Milli Güvenlik Konseyi tarafından şekillendiğidir. Seçimleri İran’a en önemli etkisi 2004 meclis seçimlerini kazanan muhafazakarların Ahmedinejad’ın galibiyeti sonrasında Cumhurbaşkanlığı makamını ele geçirmesiyle İran’da bütün temel kurumlar muhafazakarların kontrolüne geçmesidir. 1997’den sonra siyasi yapıda ortaya çıkan ikili yönetim olgusunun son bulması sorumluluğu artık tamamen muhafazakarların omzuna yüklemiştir. İran siyasal sisteminde oluşan bu ittifakın gerek iç gerekse dış politikada bu sorumluluğu taşıması gerekmektedir.

Yeni cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad 3 Ağustos’ta Rehber Hamaney’den mazbatasını alacak ve 4 Ağustos’ta mecliste yemin töreni yapacaktır. Ahmedinejad’ın kuracağı kabine ise 23 Ağustos’ta güvenoyuna sunulacaktır. İslami Şura Meclisi’nin 216 milletvekili, 24 Haziranda yapılan seçimde Cumhurbaşkanı seçilen Mahmud Ahmedinejad’a tam destek vermek için bildiride bulunmuşlardır. Ahmedinejad, dış politika alanında iki stratejik mesele ile karşı karşıyadır. Bunlardan biri, Amerika ile ilişkilerin biçimi ve diğeri de nükleer dosyadır. Her iki mesele İran için milli ve hassas özellik taşımaktadır. Bu konuda karar alma, devlet adamlarının gücü dışında bir süreç sayılmaktadır. Bu doğrultuda hareket eden Ahmedinejad, yaptığı açıklamalarında ülkesinin barışçıl bir amaçla nükleer enerji geliştirme hakkına sahip olduğunu ve bu konuda AB ile yapılan görüşmelerin ulusal çıkarlar doğrultusunda devam edeceğini açıklamıştır. İran’ın savunma ve güvenlik stratejisi, çeşitli kriz göstergeleriyle mücadele etme biçiminde yapılandırılmıştır. İran sınır güvenliğinde özellikle ABD’nin bölgedeki varlığı ciddi bir tehdit algılaması oluşturmaktadır. Bu durumda ABD’nin nükleer program konusundaki baskıları gerçekte Irak’ta içten içe devam eden ABD-İran mücadelesini yansıtmaktadır. Irak Şiileri her iki ülke için stratejik bir öneme sahiptir. Irak’ın %60’ını oluşturan Şiiler üzerinde İran’ın etkili olmasından çekinen Amerikan yönetimi Irak’ta İran’ın her türlü etkinliğini kırmak için İran üzerine yoğunlaşmıştır. ABD için Şiileri önemli kılan en önemli faktör ise radikal Sünni İslami akımlar karşısında ılımlı ve hiyerarşik bir örgütlenme içinde olan Şiilerin önemli bir denge unsuru olmasıdır. Ayrıca ABD günümüze kadar İran İslam Cumhuriyeti çatısı altında güçlenen Şii oluşumdan rahatsız olan Arap dünyasını yanına çekmiş ve bu sayede bölgede pek çok askeri üs elde etmiştir. İran ise Irak’ta Şiilerin ve İslam olgusunun etkin olmasını istemektedir. İran için Şiileri önemli kılan en önemli faktör ise bu durumun İran’ın siyasal İslam söylemi ve ideolojik kimliği ile bölgesel bir güç olmasının önünü açacak olmasıdır.

Ciddi bir işsizlik ve gelir dengesizliği sorunlarıyla karşı karşıya olan İran’ın ekonomik açılımlara ihtiyaç duyduğu göz önünde bulundurulduğunda Ahmedinejad’ın dış politikasını mümkün olduğunca ekonomik getiri hedefinde yönlendirmesi beklenmektedir. Bu bağlamda İran’ın başta Basra körfezi ülkeleri olmak üzere Arap dünyası, Avrupa Birliği ülkeleri, Türkiye, Rusya, Türk Cumhuriyetleri ve Çin gibi ülkelerle ilişkilerini geliştirme girişimleri beklenmektedir. İran komşu ve bölge ülkeleriyle karşılıklı ilişkilerini geliştirip, yerel ve bölgesel güvenlik işbirliği sistemini kurmaya çalışmaktadır. İran’ın devrimin başından beri temel dış politikası bölge dışı güçleri bölgeden uzak tutmak olmuştur. Özellikle ABD’nin bölgedeki varlığının İran’ın jeopolitik ve jeoekonomik sınırlarını daralttığını göz önünde bulundurarak dış politikasında uluslararası çok kutuplu sistemin kurulması stratejisini desteklemektedir. 5 Temmuz 2005 tarihinde toplanan Şangay İş Birliği Örgütü, ABD’ye Orta Asya’daki üslerini kapatmak için tarih belirleme çağrısı yapmıştır. Bu durum bölgedeki ABD nüfuzundan rahatsız olan Çin, Rusya ve İran gibi devletleri ortak bir eksende bir araya getirmiştir. İran açısından ise dünyanın 4. büyük ekonomisi haline gelen ve ABD’den sonra en çok petrol tüketen ülke konumunda olan Çin ile ekonomik ilişkilerin kurulması önemli bir adımdır. Bu yönde hareket eden İran ile Çin arasında gerçekleştirilen görüşmeler doğrultusunda İran Petrol Bakanlığı’nın açıklamasına göre, 2009 yılından itibaren İran’dan Çin’e ilk etapta yılda 10 milyon ton doğal gazın ihraç edilmesi planlanmaktadır. Ahmedinejad, hükümetinin temel politikasının ılımlılık olacağını vurgulayarak, İran’da ulusal ve yabancı yatırımları geliştireceğini açıklamıştır. Ahmedinejad’ın, ülkenin istikrarı, yatırımların teşviki ve jeopolitik alanını genişletmek için ideolojik söylem yerine yönetim sorumluluğu doğrultusunda ekonomik kalkınma siyaseti takip etmesi kuvvetle muhtemeldir. İran’ın realist bir çerçeveden aktif bir diş politika uygulaması jeopolitik bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak Ahmedinejad hükümetinin ne yönde hareket edeceğini önümüzdeki günler gösterecektir.

* Uzman Yardımcısı, TASAM Kafkaslar-Orta Asya-Ortadoğu Çalışma Grubu

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2525 ) Etkinlik ( 171 )
Alanlar
Afrika 64 602
Asya 75 975
Avrupa 13 607
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 277
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1317 ) Etkinlik ( 43 )
Alanlar
Balkanlar 22 274
Orta Doğu 17 578
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 172
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1277 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 771
Türk Dünyası 16 506
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1880 ) Etkinlik ( 76 )
Alanlar
Türkiye 76 1880

Son Eklenenler