İnsan Hakları Ve Teknoloji

Haber

İnsan haklarının geçmişini aslında ilk insandan başlatmak mümkündür. Çünkü, insan hakları, insanla birlikte varolmuştur. Yaşam hakkı, beslenme hakkı, yerleşme hakkı, ifade ve ibadet özgürlüğü, ilk sahip olunan haklardan bazılarıdır. Daha sonra insanlar topluluk halinde yaşamaya, şehirler kurmaya başladığında yeni haklar ortaya çıkmıştır....

İnsan haklarının geçmişini aslında ilk insandan başlatmak mümkündür. Çünkü, insan hakları, insanla birlikte varolmuştur. Yaşam hakkı, beslenme hakkı, yerleşme hakkı, ifade ve ibadet özgürlüğü, ilk sahip olunan haklardan bazılarıdır. Daha sonra insanlar topluluk halinde yaşamaya, şehirler kurmaya başladığında yeni haklar ortaya çıkmıştır. “Her insanın özgürlüğünün diğer insanın özgürlüğünün başladığı yerde bitmesi“ olarak benimsenen bir başka kurala göre de bazı eski haklar kısıtlanmıştır.

II. Dünya Savaşı’nda yaşanan Hitler öncülüğündeki üstün ırk yaratma çabasıyla ortaya çıkan Yahudi soykırımı ve öncesinde yaşanan ama yeni yeni soykırım sayılmaya başlanan sömürgeleştirme hareketleri insan haklarını zedeleyen birer olay olarak tarihe geçmiştir. Soğuk Savaş bitip de ülkeler artık kendi gelişmeleriyle ilgilenmeye başladıklarında, özellikle Fransa, kendi devriminden de gelen evrensel kuralların etkisiyle insan haklarına daha fazla önem vermeye başlamıştır. Bununla birlikte, teknoloji özel olarak da silah teknolojisinin gelişmesiyle insan yaşamının tehlikeye girdiğinden söylenebilir. Artık tüfek ve süngüyle yapılan savaşların yerini, kitle imha silahlarına kadar varan yeni silahlar almıştır. Yani “tüfek icat oldu, mertlik bozuldu“ tabiri çok daha genişlemiştir. İnsanlar hiç yüzyüze gelmeden, birbirlerini görmeden savaşmakta; hatta sivil halkın da yaşamını tehdit etmektedirler. Özellikle terör örgütleri, insan yaşamını umursamadan ve doğrudan sivil halka yönelik korkutma şeklinde birçok eylemlerde bulunmaya başlamışlardır.

Teknolojik gelişmeleri sadece silah teknolojisi olarak düşünmemek gerekir. Aslında bir askeri teknoloji olarak ortaya çıkan internet, günümüzde halk tarafından çok farklı amaçlar için kullanılabilmektedir. Örneğin, ırkçılıkla ilgili yayınlar yapılmakta ve hackerlar aracılığıyla birçok site tahrip edilmekte ve kışkırtıcı içerikle yüklenmektedir. Gizli kameralarla özel hayata müdahale edilmekte ve bu şekilde insan hakları tecavüze uğramaktadır. İnternetle gerçekleştirilen suçların önlenmesi için çalışmalar her ülkede yaygınlaşmasa da çoğalmıştır. Ayrıca bu konu hakkında, özellikle ırkçılık ve porno yayınların 18 yaşın altındakilere izletilmemesi üzerine birçok uluslararası sözleşme yapılmıştır. Bunlardan en önemlileri, “Siber suç sözleşmesi“ ve “Bilişim Yoluyla Gerçekleştirilen Irkçı ve Yabancı Düşmanı niteliğindeki Eylemlerin Cezalandırılmasına İlişkin Ek Protokol“dür. Bunla internet suçlarına özel sözleşmelerdir. Bunlardan farklı olarak, ülkeler de kendi Anayasalarını veya ceza yasalarını bu sözleşmelere, uluslararası metinlere uymak zorunda bırakılmaktadır. Örneğin, Avrupa Konseyi’ne bağlı özerk bir kuruluş olan Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu (ECRİ), 25 Haziran 2004 tarihinde Türkiye için yayımladığı raporda, Türkiye’nin bu iki uluslararası sözleşmeyi bir an önce kabul edip onaylamasını tavsiye etmektedir. AB Anayasası’na eklenen Avrupa Birliği İnsan Hakları Belgesi’nde de internet daha doğrusu bilişim yoluyla işlenen suçlara değinilmiştir. Henüz Anayasa kabul edilmemiş olsa da kabul edildiği takdirde her üye devlet ve üye olacak devlet bu Anayasa yükümlerine uymak zorunda kalacaktır.

İnternetten başka teknolojinin gelişmesine bağlı olarak biyoloji ve tıp alanında da insan haklarını ilgilendiren gelişmeler yaşanmaktadır. Geçtiğimiz günlerde, İtalya’da yapılan referandumda, “kök hücre araştırmaları yapmak, donmuş insan embriyosu kullanmak ve sperm ve yumurta bağışında bulunmak“ın serbest olup olmaması sorgulanmıştır. Vatikan’ın şiddetle karşı çıkması işe yaramış ve referandum, katılım %50’nin altında olduğu (%24) için “evet“ler fazla çıkmış bile olsa geçersiz sayılmıştır. Son zamanlarda da İtalya hükümeti ile Vatikan arasında başka bir ikilik göze çarpmaktadır. 1970’lerden bu yana İtalya’da serbest olan kürtaj, Vatikan’ın karşı çıkmalarına maruz kalmaktadır.

Tüp bebek ve sperm ve yumurta bağışı konusu da insan hakları konusunda çok önemlidir. Bunların serbest olmasını savunanlar, kendi bedeninden kendinden başka kimsenin olmayacağını savunmakta, buna karşı gelen diğer grup da bu yapılanların zina olduğunu ve aile kurumunu ki bu da başka bir insan hakkı, zedeleyeceğini söylemektedirler. İki tarafında insan hakkı savunması farklılıklar içerse de özünde aynıdır. Türkiye’de de Diyanet İşleri verdiği fetvalarda tüp bebeğin, evli çiftler arasında olması koşuluyla caiz sayıldığını; aksi takdirde zina kapsamına gireceğini belirtmektedir. Çünkü bebek sahibi olmak Allah’ın emirlerinden sayılmakta ve tüp bebek de, eğer zina durumu söz konusu değilse, bu emri yerine getirmenin bir yolu olarak görülmektedir.

Kürtaj ise, çok tartışmalı bir diğer konudur. Kürtajda bir canlının öldürülmesi, bir canlının yaşam hakkının sonlandırılması söz konusudur. Bebek anne karnına düştüğünden itibaren hukuki varlığını kazanmaktadır. Bu durumda, yapılan kürtaj hukukta cinayet olarak kabul görmektedir. Türkiye’de kürtaj ilk 12 hafta için geçerli olmakta, sonrasında ise ceza kapsamında yer almaktadır. Ama bu durumda, hukuken cenin canlı bir varlık olarak görülüyorsa ve kürtaj yapılarak bu canlının yaşamına son veriyorsa bu durum insan hakları ihlali olmaz mı? Ya da diğer bakış açısından bakılırsa, istemeden veya zorla hamile kalan biri de kendi bedeninden sorumludur ve bu duruma karışmak, hamile olan kişinin haklarını ihlal etmek olmaz mı? İşte bu şekilde insan haklarının göreceli bir kavram olması bu alandaki suçların tanımlanmasında da zorluk çıkarmaktadır.

Yine son yıllarda ortaya çıkan ve teknolojinin ne seviyeye geldiğini gösteren bir diğer örnek de klonlamadır. Klonlamaya hemen hemen herkes karşı çıkmakta ve bu işin gizlice yapıldığı dedikoduları ortalıkta dolaşmaktadır. Klonlamanın insan haklarına zarar verdiği tartışması ise çok karmaşıktır. Bir insandan başka bir insan yaratmak, hem de fiziken aynı kişiyi yaratmak henüz uygulanmadığı için tartışılması zor bir konudur.

Uluslararası insan hakları sözleşmeleri, özellikle son yıllarda artan teknolojik ve biyolojik gelişmelerle birlikte çok fazla arttı. Biyoloji ve biyotıp hakkında, insan ve canlı varlıklar üzerinde kullanılmasına ilişkin, 1997 yılında yapılmış bir sözleşme mevcuttur (Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Hassasiyetinin Korunması Sözleşmesi). Ayrıca buna başkalarını da eklemek mümkündür; canlıların klonlanmasının yasaklanması, organ ve doku nakli, bazı deterjan maddelerinin banyo ve temizlik işlerinde kullanılmasının yasaklanması (insan sağlığını tehlikeye atan ve dünyayı yaşanabilir bir yer olmaktan çıkaran -ozon tabakasını delen- maddeler), ölülerden yapılan organ nakli, vs.

İnsan hakları kavramının hassasiyeti göz önüne alındığında, bu hakların ihlal edilmesinin çok kolay olduğu görünmektedir. Çünkü herkes kendi hakkı olduğunu savunmakta ve karşısındaki kişinin haklarına ise dikkat etmemektedir. Bu durumda, zaten esnek ve çok geniş kapsamlı olan insan hakları, teknolojik ve biyolojik gelişmelerle daha da genişlemekte ve buna bağlı olarak da daha kolay ihlal edilmektedir. Bilimin dini olmaz derken kastedilen de budur.

Teknoloji, sürekli gelişmesi gereken bir olgudur. İnsan hakları ise bir tabu olarak insan varolduğu sürece yaşayacaktır. Bu durumda teknoloji ve insan haklarının birlikte yaşama zorunluluğu vardır. İki aykırı kavram birbirlerini etkileyerek birbirlerine bağlanacak, birbirlerini tamamlayacaktır. Çünkü aslında teknoloji de insan hayatının daha iyi bir hale gelmesi için çalışmaktadır. Ama bazen bir insana gerekli olan bir buluş, diğer insan için tehlike arzedebilmektedir. Nükleer enerjinin de yaralı ve zararlı tarafları vardır ama günümüzde gelişmiş ülkeler, bu enerjiyle beslenmektedir.

İnsan hakları bir tabu olmasına karşın çok hareketli bir kavramdır. İnsanlar yenilikleri kabul etmekte zorlanırlar. Ama teknoloji insanlığın hizmetindedir ve hizmetinde olmaya devam edecektir. Her şey insanlar içindir. Bu durumda, insan hakları, teknolojiyle beraber kapsamını genişletmeye devam edecek ve bazen de insan hakları ihlali sayılan bir durum artık sayılmayabilecektir. Göreceli olan insan hakları, kürtaj konusunda olduğu gibi uluslararası alanda da farklılıklar göstermektedir. Klasik insan hakları, ırkçılık ve ayrımcılıkla mücadele, çocuk, kadın ve engelli hakları, sosyal güvenlik, eşitlik, vs gibi haklar her zaman varlığını sürdürecektir. Teknolojik gelişmeler de bu hakları ihlal edip etmediğine göre toplumda kabul görecek veya dışlanacaktır. Aslında genel olarak, toplumun yararına olan her şey toplum tarafından benimsenir.

Sonuç olarak, gelişen teknolojiyle birlikte, insan hakları da yeni bir tanım ve kapsam kazanmaya devam edecektir. Durağan bir olgu olmayan insan hakları, yine durağan bir olgu olmayan teknolojiyle bazen çatışacak bazen de birbirini tamamlayacaktır. İnsan hakları ne kadar gerekliyse, teknoloji de o kadar gereklidir ve vazgeçilmez bir ihtiyaçtır. Bu benzerliklerinden dolayı, küreselleşen dünyada ikisi de daha fazla söz sahibi olacaktır. Teknolojinin gerisinde kalmamak ve insan haklarını çok iyi korumak, küreselleşmenin olmazsa olmazlarından ikisidir. Ülkeler arasında, teknoloji yarışına dahil olma yolunda yaşanan rekabet ve yine insan hakları uğruna yaşanan savaş ve çatışmalar günümüz uluslararası sistemine damgasını vurmaktadır ve gelecekte de bu önceliğini korumaya devam edecektir.

* Stajyer, Küresel ve Bölgesel Güç Merkezleri Çalışma Grubu ndinc@tasam.org

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2693 ) Etkinlik ( 220 )
Alanlar
Afrika 75 633
Asya 98 1072
Avrupa 22 636
Latin Amerika ve Karayipler 16 67
Kuzey Amerika 9 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1369 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 291
Orta Doğu 22 600
Karadeniz Kafkas 3 296
Akdeniz 3 182
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1291 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 780
Türk Dünyası 19 511
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2041 ) Etkinlik ( 81 )
Alanlar
Türkiye 81 2041

Afrika 2063 Ağı İstişare Toplantıları’nın ilki, “Stratejik Araştırma, Ağ ve Kapasite Geliştirme” ana teması ile 6 Ekim 2022 tarihinde saat 14.00’te Çevrimiçi olarak gerçekleştirilecek;

İnsan davranışlarını yöneten en önemli içgüdü hayatta kalmak ise insanın en büyük ihtiyacı güven duymak, yaşamını güvenli koşullarda sürdürmektir. Mekân neresi olursa olsun koşullar; hak ve adaletin, tutarlılığın ve düzenin sağlanması durumunda güvenli hâle gelir. Çağ hangisi olursa olsun güvenli bi...;

İstanbul'da Uluslararası İlişkiler, Kamu yönetimi vb. bölümlerin 3./4. sınıf lisans öğrencisi olup İngilizce B2 ve üstü yeterliliğe sahip, Office programlarını iyi derecede kullanan adaylar STAJ başlığı ile CV ve ön yazı göndererek hemen başvurabilirler. info@tasam.org ;

Burkina Faso’nun başkenti Vagadugu’da 30 Eylül sabahı saat 04.30’da, başta Baba Sy Askerî Kampı’ndan olmak üzere bir çok yerden silah sesleri duyuldu. Ardından ise devletin televizyon kanalı olan RTB’nin yayını kesilerek yüzbaşı İbrahim Traore liderliğindeki darbeci askerler burada bir bildiri okudu...;

2010 yılında yayınlanan Rus Askerî Doktrinine göre, (bir diğer adıyla Gerasimov Doktrini) kendisine veya müttefiklerine karşı nükleer silah kullanılması hâlinde Rusya Federasyonu da aynı şekilde karşılık verebiliyor. Ayrıca yine bu doktrine göre, konvansiyonel silahlarla Rusya’ya karşı yapılan saldı...;

İçinde yaşadığımız yüzyılın en önemli özelliği politikadan ekonomiye, toplumsal ilişkilerden kültüre kadar hızlı bir değişim ve dönüşüme sahne olmasıdır. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler sadece ürün ve hizmetleri değil süreç ve iş yapış şekillerini de değiştirmektedir. Bu değişim ve d...;

Seferberlik “harîm-i ismetine” tecavüz eden düşmanı püskürtmek ve vatan topraklarından kovmak için yapılan kutsal bir çağrıdır. Vatan savunması için ilan edildiğinde genç, ihtiyar, kadın, erkek şimdi Ukrayna’da olduğu gibi cepheye koşar, şehit düşen kanıyla gömülür. ;

İletişim alanı temelli kamu diplomasisi, uluslararası ilişkiler disiplini içerisinde her ne kadar yeni bir kavram olarak belirse de, dış politikanın anlamlandırılmasına önemli ölçüde katkı sağlamaktadır. Öncelikle kamu diplomasisi kavramının tarifi, bu doğrultudaki faaliyetlerin değerlendirilmesini ...;

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • DTB Hilton İstanbul Topkapı Otel -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Körfez Savunma Ve Güvenlik Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...