3. Uluslararası Türk - Asya Kongresi Başkan Şensoy’un Açılış Konuşması

Açılış Konuşması

Değerli misafirler, III. Uluslararası Türk Asya kongresine hoş geldiniz. Kongremizin içeriğine değinmeden önce TASAM’ın bu konuda gerçekleştirdiği çalışmalarından bahsetmek istiyorum. TASAM, Uluslararası Türk Asya Kongrelerini periyodik olarak her yıl belli bir tema üzerine gerçekleştirmektedir. ...

3. Uluslararası Türk - Asya Kongresi | TASAM Başkanı Süleyman Şensoy’un Açılış Konuşması | 20.05.2008, İstanbul

Dünya'da Dengelerin Değişimi Çin-Hindistan ve Rusya'yı Merkez Alıyor


Kongremizin içeriğine değinmeden önce TASAM’ın bu konuda gerçekleştirdiği çalışmalarından bahsetmek istiyorum. TASAM, Uluslararası Türk Asya Kongrelerini periyodik olarak her yıl belli bir tema üzerine gerçekleştirmektedir. Böylece, Türkiye ve Asya ülkelerini temsil eden yatırımcıların, politik karar alıcıların, meslek kuruluşlarının ve bilim adamlarının etkileşime girmesine ve karşılıklı ilişkilerin geliştirilmesine hizmet etmeyi amaçlamaktayız.

Bu amaçtan hareketle, 25-26 Mayıs 2006 tarihlerinde gerçekleştirdiğimiz I. Uluslararası Türk Asya Kongresi’nde, Türkiye ile Asya ülkeleri arasındaki iktisadi, siyasi, sosyal ve kültürel ilişkiler ile ilgili konular, uzman yerli ve yabancı akademisyenler tarafından ayrıntılı bir biçimde tartışılmış ve sonuçları bir kitap haline getirilmiştir. II. Uluslararası Türk Asya Kongresi, 23-25 Mayıs 2007 tarihlerinde, “Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma“ ana temasıyla gerçekleştirildi.

Bugün burada, Çin, Hindistan ve Rusya olmak üzere üç ülkeyi merkez alacak ve Asya’da güvenlik, ekonomi ve enerji alanlarında stratejik işbirliği olanaklarını birlikte masaya yatıracağız. Kongrenin, bugüne dek Çin, Hindistan ve Rusya’nın Asya kıtasındaki stratejik açılımlarını ve etki unsurlarını konu alan ilk kongre olma özelliğine sahip olduğunu belirtmek isterim.

Bilindiği üzere, Asya Kıtası, yüzyıllar boyunca Pasifik’ten Atlantik’e, Kuzey Denizi’nden Hindistan Altkıtası’na kadar oldukça önemli bir jeostratejik ve ekonomik alan olarak varlığını sürdürmüştür. Soğuk Savaş’ın sona ermesinin uluslararası sistemde meydana getirdiği değişim sürecine paralel olarak, Asya-Pasifik Bölgesinin güvenlik ve barış stratejileri de ciddi ölçüde farklılaşmıştır. Bölgedeki güç dengelerinin enerji, nüfus artışı, ekonomik büyümenin getirdiği pazar ve ileri teknoloji mücadelesi, aktörlerin güven ve istikrar arayışlarını körükleyerek silahlanma ve savunma ittifaklarını güçlendirme eğilimlerini ön plana çıkarmaktadır.

Bu durum bir yandan kitle imha silahlarının yayılması eğilimini tırmandırırken, diğer taraftan da bölgede Çin-Hindistan-Japonya-ABD-Rusya arasındaki güvenlik dengelerinin mevcut parametrelerinde de yeni açılımlara yol açmıştır.

Unutmamalıyız ki; Çin hızla büyüyen bir ekonomiye sahip. Rusya, Soğuk Savaş’ın ardından yeniden yapılanarak yükselişini sürdürmektedir. Hindistan, 21. yüzyılın “bilgi“ yüzyılı olacağını öngören bir ülke ve ciddi anlamda enformasyon teknolojilerine yatırım yapmakta.

Asya Kıtasının, özellikle bu üç ülke ekseninde, gelecekte de yükselen siyasi ve ekonomik gücü ile önemli bir konuma sahip olmayı sürdüreceğini düşünüyorum. Bu nedenle, Türkiye’nin küreselleşme sürecini yakından izlemesi ve bu ülkeler ile geliştirilecek ilişkilerin yönünü ve stratejisini iyi belirlenmesi gerekmektedir.

Ülkemiz, Asya’yı fırsat alanı olarak görmeli; bölgeyi yeniden tanımlayan dinamiklerden güvenlik, ekonomi ve enerji alanlarında ortak paydaşlar çıkarmalı ve işbirliği olanaklarını geliştirmelidir. Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının kavşak noktasındaki Türkiye, küreselleşmenin etkilerine maruz kalmaktan çok, onu, en azından etkileyen bir ülke olmalıdır.

Türkiye, 21. yüzyıla girdiğimiz bu dönemde geçmişin klasik anlayışını bir tarafa bırakarak siyasetçilerine, iş adamlarına, akademisyenlerine, sanatçılarına ve yeni yetişen nesillerine dış dünyaya açılmaları konusunda ciddi destek vermek durumundadır. Kuşkusuz dışa yönelik açılımların gerekliliği kadar yurtdışından da içe doğru bir çekim gücü oluşturulması da kaçınılmaz bir zorunluluktur.

Kuşkusuz Asya Kıtası’nın kendine özgü koşulları, Avrupa Birliği örneğindeki gibi ekonomik ve politik bir entegrasyonu imkansız kılmaktadır. Ancak bu durum, Kıta’nın aktörleri arasında işbirliği temelinde karşılıklı ilişkilerin geliştirilmesine engel değildir.

Bölgenin bir parçası olan Türkiye için Asya’daki tüm oluşumlar önem arz etmektedir. Bu nedenle, var olan veya oluşacak siyasal, sosyo-ekonomik ve kültürel açılımları değerlendirmek ve geleceğe yönelik yeni bir vizyon geliştirmek ülkemiz açısından öncelikli gaye olmalıdır.

III. Uluslararası Türk - Asya Kongresi’nin, küresel güç mücadelesi ve Asya jeopolitiği bağlamında Çin, Hindistan ve Rusya’daki mevcut potansiyeller dikkate alınarak, Türkiye ile yeni işbirliği alanları ve işbirliği biçimlerinin neler olabileceğinin somut olarak ortaya konulması ve geleceğe yönelik bir perspektif çizilmesi noktasında yararlı olacağı kanaatindeyim.

Sözlerime son vermeden önce, III. Uluslararası Türk Asya Kongresi’ne katılımınızdan ötürü teşekkür eder; bu kongrenin karşılıklı uzlaşıyla, tüm katılımcılar açısından verimli çıktıların oluşmasına vesile olmasını dilerim.

Saygılarımla...

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2634 ) Etkinlik ( 212 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 95 1029
Avrupa 22 633
Latin Amerika ve Karayipler 14 66
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1345 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 281
Orta Doğu 21 595
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1994 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1994

Arjantin ise 45 milyonluk nüfusu, 2 milyon 791 bin kilometrekarelik yüzölçümü ve 518 milyar doları aşan GSYİH’sı ile Latin Amerika’da önemli bir siyasi ve ekonomik bir aktör olup üyesi olduğu bölgesel ve küresel uluslararası örgütler içindeki aktivitesi ile dikkatleri üzerine çekmektedir. Arjantin, ...;

Üstüne inceleme yapılan devletin, “modern devlet” yani “burjuva devleti” olduğunu hatırlatmak gerekir. Ancak burada, Pierre Clastres’nin1 ilkel (ilksel) toplulukların, siyasal yapılanmalarıyla “devlete karşı” topluluklar oldukları ve ilksel halkların tarihinin devlete karşı mücadeleler tarihi olduğu...;

Güvenlik üzerinden yeni ittifakların gelişmesi ise başat ülkelerin aldıkları risklerden ve inisiyatiflerden okunabilmektedir. Mülkiyet ve güç kavramlarının niteliği ile iş modeli tarihsel olarak değişmektedir. “Başarıda Başarısızlık” sendromu yaşayan AB’nin geleceğini; Brexit sonrası Batı’da yeniden...;

Klasik diplomasiye ekonomik, sosyal, kültürel ve insani alanlarda açılım imkanı sunan kalkınma işbirliğindeki aktörlerin etkili koordinasyonu için proje, program ve proaktif inovasyon desteği sağlamak üzere kurulan TASAM Kalkınma ve İşbirliği Enstitüsü’nün resmî internet sitesi yenilendi.;

Emekli Albay Dr. Cengiz Topel Mermer’in “Yeni Soğuk Savaşın Sıcak Cephesi Himalayalar’da Çin-Hint Çatışması” isimli yeni kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

Ukrayna ise 45 milyona yaklaşan nüfusu, Avrupa Birliği ile Rusya Federasyonu arasındaki önemli coğrafi konumu ve kayda değer ekonomik potansiyeli ile dünyanın dikkatini üzerine çekmektedir. Birleşmiş Milletler (UN), BM, Avrupa Konseyi, AGİT, BDT, DTÖ, GUAM, KEİ, AvET, KEİ gibi pek çok bölgesel ve ul...;

Meriç ile Karasu arasında bulunan ve Meriç, Rodop ve İskeçe illerinden oluşan bölgede, 1923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile bugün yaklaşık 150 bin Müslüman Türk yaşamaktadır. ;

Türkiye’nin 7 ana bölgesi ve 81 ilimizin her birinin akademik, sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınması ile Ülkemizin yapısal dönüşümüne stratejik, bilimsel, derinlikli katkılar sağlamak üzere kurumsal altyapısı oluşturulan TASAM Türkiye Mükemmeliyet Merkezleri’nin resmî internet sitesi açıldı.;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...