Keskin Dönemeçlerde Manevra Kabiliyeti

Yorum

Türkiye ve İsrail’in sahip olduğu ortak bir özellik bu. Geçmişe sünger çekmek ve yeniden başlamak. ...

Türkiye ve İsrail’in sahip olduğu ortak bir özellik bu. Geçmişe sünger çekmek ve yeniden başlamak. Yavaş yavaş, ısına ısına, görünürde pazarlık yapa yapa yeniden başlamaya çalışmak.


Altı Yıl Önce, Altı Yıl Sonra

Aslında Türkiye-İsrail ikili ilişkilerinde fazla değişen bir şey yok. 1996 serbest ticaret anlaşmasından sonra, Filistin ile olan ticaret de dahil olmak üzere toplam ticaret hacmi, 3.5 milyar Dolar’a kadar çıkmıştı. 2009 da indiği 1.5 milyar Dolar değerinden 2014 de, 2.92 milyar Dolar’a çıkmasını başarı olarak kabul etmemizin nedeni, gergin siyasetin, ekonomik çıkarları etkileyememesi oldu. Yoksa aslında o alanda fazla bir ilerleme olduğu söylenemez. Ama Türkiyeİsrail ekonomik ilişkileri oldukça sofistike malların alınıp satılmasını kapsadığı için de önemli. Hala değeri sembolik bile olsa bu keyfiyet, ikili ilişkilerde “ekonomik açıdan karşılıklı bağımlılığı“ göstermesi nbakımından önemli. Sanırım zaten bu özellik, bugün gelinen dönemeçteki keskin manevrayı kolaylaştıran bir etken. Doğal bir atlama taşı.

Tabii altı yıl sonra bölgenin altı üstüne geldi. 2003 den sonra bir kez daha bölge dışı aktörler, sınır boylarında ve Akdeniz’de. Rusya Akdeniz’de, NATO Akdeniz’de, neredeyse Çin bile Akdeniz’de. Özellikle Suriye krizinin kutuplaştırdığı Türkiye-Rusya ilişklileri, şimdi Türkiye ve İsrail arasında yeni bir fırsat yaratma istidadında.İki ülkenin yapması gereken şey, hazırda duran basamağa çıkıp, yeni bir tırmanma şeridi yakalamak. Zaten yapılmaya çalışılan da bu.


Mustar Durumda Olan Sadece Türkiye mi?

Hayır değil. Elbette şu veya bu şekilde Rusya ile soğuyan ilişkiler, önümüzdeki kış Türkiye’nin doğal gazı başka bir kapıdan almasını gerektirebilir. Kazakistan uzak ve Çin ile anlaşmalı, Türkmenistan Rusya evet demezse satamaz. Suriye’nin müttefiki İran acaba ne yapar? Katar gazının getiririlmesi zor ve güzergah konusunda yeni yeni siyasi çıkmazlara girilebilir. O halde en uygun çözüm İsrail’den gaz almaktır.

Ama önemli bir rezervin üzerinde oturan İsrail de bu zenginliği kullanılabilir hale getirmek için müşteri bulmak ve çıkarmak zorundadır. Aradaki yol kısa, boru hattı maliyeti düşüktür. İşte size bir başka karşılıklı bağımlılık fırsatı. Türkiye gazı bir başka alternatif kaynaktan almak, İsrail ise çıkarıp satmak zorundadır ki ekonomik bir değer üretsin. Arada mutabakata erişilmesi gereken konular engel değildir. Tam tersine özellikle Gazze ile ilgili olanlar, Gazze’ye fayda getirirse, İsrail’in üzerindeki siyasi külfet de hafifler. İşin içinde iki ülkenin aynı ağırlıkta mücbir ihtiyacı var ise, mustar durumdan çıkmanın yolu uzlaşmaktır. Gördüğüm kadarı ile heyetler zaten bunu bulmaya çalışıyor.


Ama Engeller Yok mu?

Türkiye ve İsrail, yakın geçmişteki nahoş deneyimlerine rağmen şimdi uzlaşmaya çok yakın olabilir. Ancak gelişmelere ilk engel jeoteknolojik olacaktır. Şöyle ki Kıbrıs karasularının aşılmasını gerektiren ve görece olarak daha pahalı boru hattı, işi biraz uzatabilir..Burada bir başka siyasi denklem bu jeoteknolojik durumu zorlaştıracak gibi gözükse bile bence potansiyel engeller arasında en masum olanı budur. Çünkü tahmin edilebilir bir engeldir bu.

Ama bence Türkiye-İsrail yakınlaşmasının bu aşamasına asıl tepki, artık Akdeniz’de tam teçhizat bulunan Rusya’dan gelebilir. Türkiye bunu hesap etmek zorundadır. Gasprom’un İsrail gazı üzerine gösterdiği hassasiyeti değerlendirmek zorundadır. Bu potansiyel zorluk, Türkiye-İsrail gaz ticaretinin maliyetini arttırabilecek bir zorluktur.

Bir başka zorluk ise, Doğu Akdeniz’de eşi menendi görülmemiş bir işbirliği örneği olarak karşımıza çıkan Kıbrıs-İsrail-Mısır münhasır ekonomik alan belirlemesi(delimitation ve exclusive economic zone) anlaşmaları imzalanırken onları uzaktan izleyen Türkiye’nin o kadar zaman ayak sürümesinden kaynaklanabilir.Ama bu iki ülke arasındaki bu “karşılıklı bağımlılığı“, ilişkilerin bu dönemecinde, keskin manevrayı kolaylaştıran bir mücbir neden olarak gören Türkiye için aşılamayacak bir engel değildir.


Filistin de Olaya Verimkar Yaklaşmalı ve Destek Vermeli

Bakalım, temasların seyri ne gösterecek, kimlerin sesi en yüksek çıkacak, kimler tekere taş koymaya çalışacak. Eğer Türkiye ve İsrail arasında bir boru hattı doğal gaz ticareti açısından bir kapı aralarsa, bundan Filistin(Gazze) de yararlanacaktır. Bu nedenle onların da özellikle kendileri için çırpınan Türkiye’ye yardımcı olmaları ve yeni çatışma alanları yaratmamaları önemlidir.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2633 ) Etkinlik ( 211 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 95 1029
Avrupa 22 633
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1345 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 281
Orta Doğu 21 595
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1994 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1994

Üstüne inceleme yapılan devletin, “modern devlet” yani “burjuva devleti” olduğunu hatırlatmak gerekir. Ancak burada, Pierre Clastres’nin1 ilkel (ilksel) toplulukların, siyasal yapılanmalarıyla “devlete karşı” topluluklar oldukları ve ilksel halkların tarihinin devlete karşı mücadeleler tarihi olduğu...;

Güvenlik üzerinden yeni ittifakların gelişmesi ise başat ülkelerin aldıkları risklerden ve inisiyatiflerden okunabilmektedir. Mülkiyet ve güç kavramlarının niteliği ile iş modeli tarihsel olarak değişmektedir. “Başarıda Başarısızlık” sendromu yaşayan AB’nin geleceğini; Brexit sonrası Batı’da yeniden...;

Klasik diplomasiye ekonomik, sosyal, kültürel ve insani alanlarda açılım imkanı sunan kalkınma işbirliğindeki aktörlerin etkili koordinasyonu için proje, program ve proaktif inovasyon desteği sağlamak üzere kurulan TASAM Kalkınma ve İşbirliği Enstitüsü’nün resmî internet sitesi yenilendi.;

Emekli Albay Dr. Cengiz Topel Mermer’in “Yeni Soğuk Savaşın Sıcak Cephesi Himalayalar’da Çin-Hint Çatışması” isimli yeni kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

Ukrayna ise 45 milyona yaklaşan nüfusu, Avrupa Birliği ile Rusya Federasyonu arasındaki önemli coğrafi konumu ve kayda değer ekonomik potansiyeli ile dünyanın dikkatini üzerine çekmektedir. Birleşmiş Milletler (UN), BM, Avrupa Konseyi, AGİT, BDT, DTÖ, GUAM, KEİ, AvET, KEİ gibi pek çok bölgesel ve ul...;

Meriç ile Karasu arasında bulunan ve Meriç, Rodop ve İskeçe illerinden oluşan bölgede, 1923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile bugün yaklaşık 150 bin Müslüman Türk yaşamaktadır. ;

Türkiye’nin 7 ana bölgesi ve 81 ilimizin her birinin akademik, sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınması ile Ülkemizin yapısal dönüşümüne stratejik, bilimsel, derinlikli katkılar sağlamak üzere kurumsal altyapısı oluşturulan TASAM Türkiye Mükemmeliyet Merkezleri’nin resmî internet sitesi açıldı.;

Avrupa, Karadeniz, Kafkaslar, Asya, Orta Doğu ve Afrika ülkeleri ile arasındaki tarihî, siyasi ve kültürel bağları, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası alanda yükselen aktivitesi, NATO, AGIT ve CICA gibi örgütlerin önemli üyelerinden olması ve son dönemde geliştirdiği aktif dış politi...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...