Afrika ile Ticari İlişkiler

Makale

T.C. Ekonomi Bakanlığı tarafından derlenen verilere göre, 2015 yılında Türkiye ile Afrika arasındaki ticaret hacmi 19,4 milyar dolar olarak gerçekleşti....

T.C. Ekonomi Bakanlığı tarafından derlenen verilere göre, 2015 yılında Türkiye ile Afrika arasındaki ticaret hacmi 19,4 milyar dolar olarak gerçekleşti. Böylece ticaret hacmi, bir önceki yıla göre 4 milyar dolar azalarak 2011 yılındaki seviyeye geriledi. Bahsi geçen tutarın 12,4 milyar dolarını Türkiye’nin ihracatı, 7 milyar dolarını ise ithalatı oluşturdu. Mevcut tabloda, Türkiye adına olumlu tek gelişme, ticaret dengesinin 5,4 milyar dolar ile Türkiye lehine olması.

Tıpkı bir önceki yıl olduğu gibi Mısır, 4,4 milyar dolar ile Türkiye’nin Afrika’daki en büyük ticari partneri konumunu muhafaza ederken, bu ülkeyi sırasıyla Cezayir, Fas, Libya, Güney Afrika Cumhuriyeti, Nijerya ve Tunus takip etti. Türkiye’nin bu ülkelerle ticaretinin toplam tutarı 15,4 milyar dolar oldu. Bilhassa Nijerya ile ticaret hacminin 1,3 milyar dolar, Cezayir ile 1 milyar dolar, Libya ile de 0,7 milyar dolar azalması, en belirgin düşüşler olarak dikkat çekmekle birlikte 4 milyar dolarlık gerilemeye hatırı sayılır birer etki yaptı.

Geçmiş yıllarda açıklanan hedefler doğrultusunda, 2015 sonunda Afrika ile ticaret hacmini 50 milyar dolar seviyesine yükseltmeyi arzulayan Türkiye, söz konusu hedefin hayli uzağında kaldı. Her ne kadar 50 milyar dolarlık ticaret hedefi, geçtiğimiz yılki açıklamalarla birlikte 2018 yılının sonuna ötelense de mevcut tablo, söz konusu hedefin ya da tarihin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğine ilişkin net bir fikir vermektedir. Afrika ile ticaret hacmindeki düşüşte, küresel ekonomik durgunluğun etkileri olsa da temel sorun, Afrika ile ilişkilerimize ivme kazandıracak ticari bir altyapıdan yoksun oluşumuzdur. Afrika kıtasındaki 54 ülkeden yalnızca dördü ile Serbest Ticaret, yedisi ile Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşmalarının bulunması, yüksek ulaştırma maliyetleri ve kıtadaki ticari ortakların çeşitlendirilememesi, Türkiye’nin Afrika’da gerilemesinin başlıca gerekçelerini oluşturmaktadır.

Bu tespitlerden yola çıkarak, ülkelerle ilerleme kaydedilemeyen serbest ticaret müzakereleri yerine Afrika’nın önde gelen Bölgesel Ekonomik Toplulukları ile müzakerelerin başlatılması, ulaştırma maliyetlerinin düşürülmesi kapsamında denizcilik başta olmak üzere Afrika ile müşterek düzenlemelerin yapılması, kıtanın farklı noktalarında serbest ticaret bölgelerinin kurulması, ticaret müşavirliklerinin daha donanımlı hale getirilmesi, Türk ve Afrikalı girişimcileri buluşturacak periyodik iş forumlarının organize edilmesi ve tüm bunlara ek olarak Tunus, Sudan, Gana, Kenya, Angola, Etiyopya ve Tanzanya başta olmak üzere kıtadaki dış ticaret ortaklarımızın çeşitlendirilmesi, Türkiye’yi Afrika’da daha görünür kılabilecektir. Tüm bunların gerçekleştirilebilmesi için de ilişkilerde 2008 yılındaki rüzgarın yeniden yakalanabilmesi gerekmektedir.
Ufuk Tepebaş
Basel Üniversitesi Afrika Çalışmaları Merkezi
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2634 ) Etkinlik ( 212 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 95 1029
Avrupa 22 633
Latin Amerika ve Karayipler 14 66
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1346 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 282
Orta Doğu 21 595
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1994 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1994

Türkiye’de yaşayan ve özellikle de 1950’li yıllarda ana vatana göç eden eski Yugoslavya muhacirlerinin uzunca yıllardır kulaktan kulağa yaydığı bir mesele Makedonya vatandaşlığı hakkına sahip olmak. ;

Arjantin ise 45 milyonluk nüfusu, 2 milyon 791 bin kilometrekarelik yüzölçümü ve 518 milyar doları aşan GSYİH’sı ile Latin Amerika’da önemli bir siyasi ve ekonomik bir aktör olup üyesi olduğu bölgesel ve küresel uluslararası örgütler içindeki aktivitesi ile dikkatleri üzerine çekmektedir. Arjantin, ...;

Üstüne inceleme yapılan devletin, “modern devlet” yani “burjuva devleti” olduğunu hatırlatmak gerekir. Ancak burada, Pierre Clastres’nin1 ilkel (ilksel) toplulukların, siyasal yapılanmalarıyla “devlete karşı” topluluklar oldukları ve ilksel halkların tarihinin devlete karşı mücadeleler tarihi olduğu...;

Güvenlik üzerinden yeni ittifakların gelişmesi ise başat ülkelerin aldıkları risklerden ve inisiyatiflerden okunabilmektedir. Mülkiyet ve güç kavramlarının niteliği ile iş modeli tarihsel olarak değişmektedir. “Başarıda Başarısızlık” sendromu yaşayan AB’nin geleceğini; Brexit sonrası Batı’da yeniden...;

Klasik diplomasiye ekonomik, sosyal, kültürel ve insani alanlarda açılım imkanı sunan kalkınma işbirliğindeki aktörlerin etkili koordinasyonu için proje, program ve proaktif inovasyon desteği sağlamak üzere kurulan TASAM Kalkınma ve İşbirliği Enstitüsü’nün resmî internet sitesi yenilendi.;

Emekli Albay Dr. Cengiz Topel Mermer’in “Yeni Soğuk Savaşın Sıcak Cephesi Himalayalar’da Çin-Hint Çatışması” isimli yeni kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

Ukrayna ise 45 milyona yaklaşan nüfusu, Avrupa Birliği ile Rusya Federasyonu arasındaki önemli coğrafi konumu ve kayda değer ekonomik potansiyeli ile dünyanın dikkatini üzerine çekmektedir. Birleşmiş Milletler (UN), BM, Avrupa Konseyi, AGİT, BDT, DTÖ, GUAM, KEİ, AvET, KEİ gibi pek çok bölgesel ve ul...;

Türkiye’nin 7 ana bölgesi ve 81 ilimizin her birinin akademik, sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınması ile Ülkemizin yapısal dönüşümüne stratejik, bilimsel, derinlikli katkılar sağlamak üzere kurumsal altyapısı oluşturulan TASAM Türkiye Mükemmeliyet Merkezleri’nin resmî internet sitesi açıldı.;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...