Türk Dış Politikası’nda İslam Konferansı Örgütü (

Haber

Türkiye ise, gerek 1955’teki Bağdat Paktı tecrübesi, gerekse böyle bir paktın Araplar arasında daha düşünce aşamasında iken bölünmeye yol açması nedeniyle “İslam Birliği” fikrine temkinli yaklaşmıştır. ...

Türkiye ise, gerek 1955’teki Bağdat Paktı tecrübesi, gerekse böyle bir paktın Araplar arasında daha düşünce aşamasında iken bölünmeye yol açması nedeniyle “İslam Birliği” fikrine temkinli yaklaşmıştır. Ancak, Türkiye’nin 1960lı yılların ikinci yarısından itibaren özellikle Kıbrıs meselesi nedeniyle içine düştüğü uluslararası yalnızlığı aşma ve bu konuda uluslararası ortamda destek arama çabası dikkate alındığında, Araplar arasındaki böyle bir oluşuma tamamen yabancı kalamayacağı açıktı Bu nedenle, 1967 Arap-İsrail Savaşı sonrasında nispeten birbirine yakınlaşan Arapların, 1969’da Kudüs’te El-Aksa Mescidi’nin yakılmasına ortak tepki göstererek İKÖ’ye giden süreci başlatmalarına katılmakta sakınca görmemiştir.

21. yüzyılda İslam Konferansı Örgütü

21. yüzyılda, özellikle 11 Eylül saldırıları sonrasında, İslam coğrafyası adeta Batı’nın hedef tahtası haline gelmiştir ve önce Afganistan, ardından Irak işgal edilmiştir. Terörizm, İslami kimliğin bir parçası gibi gösterilmeye çalışılmıştır. Batılı değerlerle kendilerini ölçmeye zorlanan İslam coğrafyasındaki devletler için, 21. yüzyılın bir uyanışı beraberinde getirdiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Çünkü İslam dünyası yapısal reform ihtiyacını ve kendisini dönüştürme gerekliliğini kabul etmektedir. Ancak tartışmalı olan, kendi güvenliği ve stratejik çıkarları nedeniyle kendiliğinden İslam dünyasının toplum mühendisliğine soyunan Batı’nın bu konuda meşruiyetini nasıl ve nereden alma hakkına sahip olduğudur. Bu bağlamda, kendisini yeniden yapılandıracak bir İKÖ’ nün Fas’tan Endonezya’ya, Kafkaslar’dan Güney Afrika’ya uzanan coğrafyaya - ki bu sınırlar Batı’nın “genişletilmiş Ortadoğu” kavramına tekabül etmektedir- yayılan üyelerinin ihtiyaç duyduğu yeniliklerin taşıyıcısı olup olamayacağı tartışılmaktadır.

Örgüt’ün çözümleyici mekanizmalara kavuşması ve ses getirebilmesi için teşkilatta yapısal değişikliklere gidilmesi zorunluluğu, bizzat İKÖ yetkilileri tarafından dile getirilmektedir. 14–16 Haziran 2004’te İstanbul’da gerçekleştirilen toplantıda, İKÖ tarihinde ilk kez seçim yoluyla görevlendirilmiş bir Genel Sekreter olarak göreve başlayan Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu bu yönde önemli projeleri olduğunu açıklamıştır. İslam dünyasında oluşturulmuş bir örgütte ilk kez en üst düzeyde temsil edilen ve bir yıldır sürdürdüğü İKÖ Dönem Başkanlığını geçtiğimiz günlerde Yemen’e devreden Türkiye’nin, İKÖ’ nün dönüşümünde etkin rol oynamaya yönelik politikalar geliştirdiği anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, AKP hükümetinin çok yönlü yeni dış politika anlayışı söz konusu yaklaşımın ipuçlarını sunmaktadır. Türk dış politikasında Arap dünyası ve İKÖ ile ilişkilerin gözden geçirildiği; “jeopolitik, jeoekonomik ve jeokültürel” temellerde bu ilişkilerin yeniden tanımlandığı bir dönem yaşanmaktadır.

İKÖ’nün Yeniden Yapılandırılma Sürecinde Türkiye’nin Rolü

Türkiye’nin, İKÖ’nün 21. yüzyıl vizyonuna katkıları, özellikle Genel Sekreter İhsanoğlu’nun görevi devralmasıyla ivme kazanmıştır. Son olarak 28-30 Haziran 2005’te Yemen’in başkenti Sana’da toplanan İslam Konferansı Örgütü 32. Dönem İslam Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda yaşanan gelişmeler uygulama zemini bulduğu takdirde, hem Örgüt’ün geleceği hem de Türkiye’nin konumu açısından bir dönüm noktası olabilir.

Sana’da gündem “reform”du. Sana gündeminden, İKÖ’ nün bölgesel ve uluslararası gelişmelere ilgi gösterdiği ve bu gelişmelerde rol almak için yeni girişimler başlatmak üzere harekete geçtiği anlaşılmaktadır. Açılış konuşmasında Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, hem Türkiye’nin hem İKÖ Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun İKÖ içindeki “reform ve yeniden canlanma eğilimine” katkı sağladığını vurguladı. Oluşturulan reform tasarısı, Başbakanlık Dış Politika Başdanışmanı Ahmet Davutoğlu’nun da bulunduğu “Akil Adamlar Komitesi” tarafından bir rapor halinde sunuldu. İçerik olarak İslam coğrafyasında demokratikleşmenin nasıl sağlanacağını ortaya koyan bir tasarı olduğu açıklandı. Önerinin yıl sonundaki Mekke Zirvesi’nde karara bağlanması bekleniyor.

Toplantıda, öncelikle örgüt yapısındaki teknik reform ihtiyacına dikkat çekildi; Kuruluş Senedi’nin ve İKÖ’ nün isim değişikliği gündeme getirildi. Böylelikle, Türkiye’nin İKÖ’ye fiili üyeliğini hukuki açıdan bir sonuca bağlayacak değişikliklere açıklık kazandırılması da olasıdır. 57 üyesi ve 3 Gözlemci üyesi –Bosna Hersek, Orta Afrika Cumhuriyeti, Tayland Krallığı- ile BM’nin dışında, mevcut en büyük uluslararası örgüt olan İKÖ’ nün, siyasi etkinliğinin ve teşkilatın yaptırım gücünün arttırılması için karar alma mekanizmasının değiştirilmesi gerekli görülüyor. Bunun için demokrasi, iyi yönetişim ve İslam düşmanlığı ile mücadele, çatışmaların çözümü, dinler arası diyalogun geliştirilmesi konularında Genel Sekreteri’n yetkilerinin artırılması ve İKÖ bünyesinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne benzer bir yapı oluşturulması önerildi. Özellikle çatışmaların çözümü konusunda AB’ye benzer şekilde “özel temsilci” atanması karara bağlandı.

İKÖ toplantısında, siyasi reformlar kapsamında, İslam düşmanlığıyla bilim yoluyla mücadele etmeye dayalı, “aydınlanmacı ılımlılık” kavramının teşviki de gündeme geldi. Ayrıca, Batı’nın İslam’a yönelik önyargılarını ortadan kaldırmak için kapsamlı bir tanıtım faaliyeti başlatılacağı anlaşılmaktadır. Kültürel diyalogun artırılmasının altı bizzat Bakan Gül tarafından çizildi. Bu bağlamda medyanın güçlendirilmesi, çeşitli düşünce kuruluşlarının geliştirilmesi, iletişim kanallarının açılması, bilgi toplumu olabilmek için çeşitli araçların belirlenmesi önerildi. Sonuç bildirgesinde, tüm bu konulara tekrar dikkat çekilerek sivil toplumun, demokrasinin, insan ve kadın haklarının geliştirileceği kararı yer aldı.

Toplantı’nın siyasi gelişmelere yönelik gündemi oldukça kapsamlıydı. Öncelikle Kıbrıs, Filistin-İsrail ve Kudüs, Irak, Afganistan, Keşmir, Azerbaycan ve Sudan coğrafyasındaki gelişmeler gözden geçirildi. Özellikle yeniden inşa sürecinde olan Irak, Filistin ve Afganistan desteklendi. İran’ın nükleer enerji kullanımı “barışçıl amaç” şartıyla kabul gördü. Sonuç bildirgesinde AB ile ilişkilerin “geliştirileceği”; Japonya, Kore, Çin ve Latin Amerika ile “ilişkilere önem verileceği” açıklandı. Sonuç bildirgesinde, Türkiye’nin de desteğiyle önemli sayıda Müslüman nüfus barındıran Rusya Federasyonu, İKÖ’ye “gözlemci üye” olarak katılma talebi kabul edildi. Örgüt’ün ilk Hristiyan Ortodoks katılımcısı olan Rusya’nın kabulü Batı dünyasına karşı bir mesaj olarak değerlendirilebilir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi üyesi olan Rusya’nın İKÖ’ye katılımıyla hem Rusya Müslüman ülkelerle ilişkilerini geliştirme olanağına kavuştu; hem de BM’de konumunu güçlendirmek isteyen İKÖ, BM bünyesinde önemli bir destek sağlamış oldu. İKÖ Sana’da Güneydoğu Asya’da meydana gelen deprem ve tsunami felaketine de yardımlarından dolayı üye ülkelere teşekkür edildi. Bilindiği gibi, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Nisan ayında, Cidde’de Genel Sekreteri ziyareti esnasında, Güneydoğu Asya’da kullanılmak üzere Örgüt’e 1 milyon $ bağışta bulunmuştu. İKÖ’ nün Afrika ile ilişkilerinin, işbirliği hedefine yönelik acilen dönüştürülmesi çağrısında bulunuldu.

Toplantı’nınTürkiye açısından en önemli sonucu, KKTC’ye ilişkin karar tasarısında, ilk kez “Kıbrıs Türk Devleti” ifadesine yer verilmesi oldu. Böylelikle Kıbrıs bağımsız devlet statüsünde İKÖ tarafından tanınmış oldu E. İhsanoğlu’nun Genel Sekreter ünvanıyla Filistin’e ilk ziyaretini gerçekleştirerek, Filistinlilere siyasi ve moral destek sağlaması İKÖ’ deki Kıbrıs başarısının, ön hazırlığı olarak değerlendirilebilir. Çünkü, İKÖ için her zaman öncelikli olan Filistin meselesine Türkiye’nin desteği ve karşılığında Arap dünyasının Kıbrıs’a desteğini beraberinde getirmesi ikili ilişkilerde genel eğilim olmuştur. Tasarıyı engellemek isteyen Rum Yönetimi’nin Şam Temsilcisi Marios İyeronimides Genel Kurul salonuna alınmadı. Rumlar, toplantı öncesinde üye ülkelere durumdan rahatsızlıklarını bildiren bir mektup yazmıştı.Türkiye KKTC’ye yönelik izolasyonun kaldırılması, başta ekonomik alanda olmak üzere tüm alanlarda üye ülkeler ile KKTC arasında ilişkilerin geliştirilmesi ve KKTC’ye siyasi destek sağlayacak üst düzey ziyaretlerin gerçekleştirilmesi konularında İKÖ üyelerine çağrıda bulundu. Afrika ülkeleri, Kıbrıs Türklerine destek verirken, Sudan KKTC ile “siyasi ilişki kurulmasını” önerdi. KKTC adına İKÖ toplantılarına katılan KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ise, Örgüt’e tam üyelik hedefine vurgu yaparak, izolasyonun kaldırılması için daha güçlü katkı talebini Genel Kurul’da ifade etti. Sonuç bildirgesinde de izolasyonların ve enformasyon, turizm, spor, yatırım alanlarında ikili ilişkilerin kurulması için İKÖ, üyelerine çağrıda bulundu. Ayrıca, Genel Sekreter İhsanoğlu’nun girişiminde İslam Kalkınma Bankası’nın desteğiyle Kıbrıs’a ilişkin kalkınma programı oluşturulması gerektiği bildiride yer aldı.

İKÖ’nün en az Kıbrıs kadar olumlu diğer bir kararı, Batı Trakya’daki Türk azınlığın sorunlarına ilişkin olarak İKÖ’nün Yunanistan’a çağrıda bulunması oldu. Müslüman Türk azınlığın kimliğinin ve haklarının korunması için gereken önlemlerin alınmasını istedi. Bakanlar, İskeçe ve Gümülcine müftülerine yönelik “yargı baskısını” da kınadı. Bu karar, İKÖ’nün üye ülkeler dışındaki Müslüman azınlıkların sorunlarıyla ilgilenileceğine dair kararının somut bir örneği oldu.

İKÖ toplantısında bir takım ekonomik kararlar alındı. İKÖ ülkeleri arasında ticaretin geliştirilmesi için yeni açılımlar sağlanması öncelikli hedefler arasında tayin edildi. Toplantı’da, Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun "Kalkınma ve reformlar, İslam toplumunun kurtuluşunun ve bizimle gelişmiş dünya arasındaki boşluğun felaket boyutuna dönüşmeden daraltılması için tek gerçek garantidir." sözleri siyasi reformların yanı sıra, İKÖ’ nün ekonomik ilişkilerin önemine gösterdiği hassasiyeti çok iyi özetlemektedir. Üyeler arası ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi kadar önemli diğer bir gündem maddesi de İKÖ’ nün mali sorunlarına çözüm bulunması ve böylelikle siyasi mekanizmaların daha etkin çalıştırılması idi. İKÖ bünyesindeki üye devletler, bütçeye milli gelirleriyle orantılı katkıda bulunmaktadır. Örneğin, Türkiye ve Mısır %4, Suudi Arabistan %9 oranında mali destek vermektedir. Bu ekonomik dağılım, aynı zamanda Türkiye’nin İKÖ içinde öne çıkan rakiplerini de göstermektedir.

Türkiye’nin Sana Gündemi

Türkiye’nin İKÖ’ye üye ülkelerle ilişkilerine bakıldığında, toplantı sürecince yapılan görüşmeler dikkat çekicidir. Öncelikle, ev sahibi Yemen’in desteğinin güçlü olduğu gözlenmektedir.Yemen Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih ve Yemen Başbakanı Abdülkadir Becemal tarafından kabul edilen Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, restorasyonu tamamlanan Osmanlı Kışlası’nda Yemen Cumhurbaşkanı’nın tarafından ağırlandı. Ayrıca, Türkiye Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde temsili konusunda İKÖ üyelerinden destek istedi ve Yemen Başbakanı Bacamel, “Bir lütuf değil, bir destek.” sözleriyle Türkiye’ye tam desteğini ifade etti. Osmanlı döneminde 300 bin şehit verilen Yemen’de Türk şehitliğinin yapılması üzerinde mutabakat sağlandı. Türkiye, Osmanlı tarihinin bir parçası olan Yemen’de bulunan Osmanlı arşivlerine yönelik tasnif ve tercüme faaliyeti başlattı. Ayrıca, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün çağrısı üzerine Irak’a komşu dışişleri bakanlarının biraraya geldi. Bölgesel gelişmeler kapsamında görüşmede bazı mesajlar verildi. Irak’ın Kürt Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, PKK dahil hiçbir terörist grubun Irak topraklarında barındırılmak suretiyle, diplomatik bir silah ve pazarlık aracı olarak kullanılmayacağını ifade etti. Ayrıca, Türkiye Rusya’nın İKÖ’deki gözlemci statüsüne tam destek verdi. Bu bağlamda Türkiye’nin komşularıyla yani yakın çevresiyle ve Ortadoğu coğrafyasıyla ilişkilerini İKÖ bünyesinde pekiştirme eğiliminden söz edilebilir.

Konferansta, Türkiye ile ilgili diğer gelişmeler Abdullah Gül’ün Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Suud El Faysal ve Endonezya Dışişleri Bakanı Hasan Virajuda ile görüşmesi idi. Endonezya, genel sekreter seçiminde Türkiye’nin lehinde oy kullanmakla birlikte, Kıbrıs kararına veto koyma isteği Dışişleri Bakanı Gül tarafından önlendi. Suudi Arabistan-Türkiye ilişkilerinin özellikle ekonomik boyutta ilerleme kaydettiğini gözlemlemekteyiz. Son olarak, Arap-İtalyan ortaklığı Oger Telecoms Ortak Girişim Grubu’nun kazandığı Telekom’un özelleştirilmesi ihalesinde, teklif veren ortaklıklarda Suudi sermayesinin de bulunması dikkat çekmiştir. 57 üyeli İKÖ, ekonomik alanda hem pazar olanakları hem de enerji kaynakları açısından üyeleri arasında karşılıklı fayda sağlayabilecek güçlü bir potansiyele sahiptir. Türkiye, bu olanakları reel şekilde değerlendirme ortamı yaratabilir.

İKÖ içinde teşkilatın önderliğini yapmış Arap devletleri ile Türkiye’nin ilişkilerinin geliştirilmesinin iki boyutu söz konusudur. Öncelikle tarihsel tecrübelerden kaynaklanan karşılıklı önyargılardan arınma yönünde adımlar atılmaktadır. İkinci olarak, her iki taraf da birbirlerini sistemin diğer aktörlerinin gözünden ya da onlara bağımlı şekilde algılamaktan kurtulmaya başlamıştır. Karşılıklı çıkarlar temelinde ortak bir payda oluşturulması için taraflar isteklidir. Yeni dönemde bu girişimler olumlu değerlendirildiği takdirde taraflar arasında tam bir güven tesisi sağlanabilmesi muhtemeldir. Bu, siyasi ve ekonomik işbirliğinin temelini oluşturacak bir unsurdur. İKÖ’ de siyasi, coğrafi, tarihi, ekonomik veya kültürel bağlara sahip olduğumuz Arap devletlerinin yanı sıra Türkiye’ye Örgüt içinde destek veren pek çok Asya ve Afrika ülkesi de vardır. Türkiye’nin 21. yüzyıl dış politikasında artık bu coğrafyaları ihmali söz konusu olmamalıdır.

İKÖ’nün Geleceği…

30 Haziran’da sona eren İslam Konferansı Örgütü 32. Dönem İslam Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın ana gündemi “reform”du. İdari ve siyasi reformlar için önemli gelişmeler kaydedildi. Uluslararası ortamda yoğun bir şekilde tartışılan “İslam-demokrasi” ilişkisine İKÖ’nün koyduğu nokta “demokratikleşme” konusunda İslam dünyasının uzlaşma sağladığı belirlemesi oldu. İslam ülkelerinin demokratikleştirilmesi konusunda bir dizi sosyal reform için harekete geçildi. Sivil toplum gibi baskı gruplarının oluşturulması, sosyo-ekonomik kalkınmaya yönelik fonların oluşturulması, insan ve kadın haklarının geliştirilmesi konularında çeşitli çalışmalar yapılacak. Türkiye tarafından sunulan “demokratik ilkeler” raporunun İKÖ’de değerlendirilmesi ve Türkiye’nin bu sürece katkısını göz ardı etmemek gerekir. Öyle anlaşılıyor ki, “Genişletilmiş Ortadoğu”nun en azından İKÖ’ye dahil kısmı Batı’nın öncülüğünü ettiği söylemleri kullanmaya başladı bile! İçi doldurulmuş şekilde hayata geçirilebilmeleri halinde bu kavramların Batı’nın tekelinde olmadığı kanıtlanmış olacaktır.

İKÖ, sonuç bildirgesinden anlaşılacağı uluslararası alanda etkinliğini arttırmak ve üye sayısının avantajını kullanmak istiyor. Bu bağlamda İKÖ’nün bir “dünya” örgütü olma hedefinden söz etmek mümkün olabilir. Gerek BM Güvenlik Konseyi’nde İslam ülkelerinin etkin temsili için girişimlerde bulunacağını açıklaması gerekse Hristiyan Ortodoks Rusya’yı “gözlemci” olarak teşkilata kabul etmesi isabetli politikalardır. Bununla birlikte İKÖ gündeminin Latin Amerika’dan Japonya’ya, Afrika’dan Avrupa’ya geniş bir coğrafyayı kapsaması dikkat çekici idi.

Sana Toplantısı’ndaki reform girişimleri olumlu bir tablo çizmektedir. Ancak bu reformların işlerliği sağlanabilecek midir? Hedeflerini belirleyen İKÖ, ne derece başarılı olacak? Asya, Avrupa ve Afrika’ya yayılmış çok sayıda üyesini, ortak hedefler doğrultusunda hareket ettirecek ortak bir siyasi irade yaratamaması İKÖ’nün en önemli problemidir. Libya lideri Kaddafi’nin Afrika Birliği Örgütünü, Afrika Örgütüne dönüştürmesi ve AÖ’ye etkinlik kazandırma çabası, bireysel bir girişim olarak bir kurumun kaderini değiştirme açısından önemli bir örnektir. Kaldı ki İKÖ bünyesinde bireysel olarak liderler değil, reforma inanan öncü ülkelerin varlığı söz konusudur. İKÖ’ nün yeniden yapılandırılmasında kararlı olunması, üyelerinin amaçlarına ulaşması için ön şarttır.

Tüm bu gelişmeler ışığında, Türk dış politikasında İKÖ ile ilişkiler iki eksende değerlendirilebilir. Birincisi, İKÖ İslam dünyasında reform yaratacak dönüşümlere imza atacaksa, Türkiye’nin buradaki rolünün ne olacağına ilişkindir. İkincisi, Türkiye’nin İKÖ ile ilişkilerinde gerek örgüt düzeyinde, gerekse tek tek üyelerle ilişkilerde sağlayacağı kazanımların ne yönde olacağıdır. Türkiye, komşularıyla “sıfır” sorun stratejisi izlemektedir; bu komşuları arasında yer alan Arap devletleri ve İran aynı zamanda İKÖ üyesidir. Bu noktada, Türkiye’nin izlediği farklı eksenlerdeki stratejilerin nihayetinde birbirini tamamlayıcı nitelikte olduğu söylenebilir. Türkiye, konjonktürel gelişmeler karşısında, bulunduğu coğrafyayı yeniden değerlendirip; sahip olduğu siyasi, ekonomik ve kültürel araçları en pragmatik şekilde bir araya getirerek dış politikasını en etkin şekilde oluşturmaya çalışmaktadır. ulusal, bölgesel ve uluslararası çapta değerlendirmeler temelinde tercihlerini gerçekleştirdiği söylenebilir. Bu konuda başarısı ancak zamanla ölçülebilecektir.

Türkiye’nin İKÖ’deki etkinliği objektif duruş sergilendiği takdirde Örgüt’ü önemli pozisyonlara taşıyabilir. Aksi takdirde, daha önce yaşandığı gibi, siyasi iradenin üyelerin ortak hedefleri dışında ağırlığını koyan devlet lehine tek yönlü kayması, Örgüt’ün işlerliğine zarar vereceği gibi, diğer üyelerin motivasyonunu ve ortak iradeyi zedeleyecektir.

Türkiye’nin ulusal ve bölgesel güvenliği açısından, kendi hareket kabiliyetini genişletecek, farklı alanlara yönelmesi akılcı bir strateji olabilir. Sadece askeri değil, ekonomik ve siyasi güvenliğin sağlanabildiği platformlarda sağlam bir siyasi duruşa sahip olmak Türkiye’nin avantajına olacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, ittifakın sadece üçüncü taraflara yönelik caydırıcılık esasına dayanmasından ziyade, karşılıklı ortak paydalara dayanmasıdır.

*Stajyer, TASAM Kafkaslar, Orta Asya- Ortadoğu Çalışma Grubu
dozcan@tasam.org

KAYNAKÇA

Davutoğlu, Ahmet, (2003), Stratejik Derinlik/ Türkiye’nin Uluslararası Konumu. Küre Yay: İstanbul, s.247-268
Kürkçüoğlu, Ömer, (1972), Türkiye’nin Arap Ortadoğusu’na Karşı Politikası (1945-1970) , A.Ü. SBF Yay: Ankara, s.160-173
Oran, Baskın (Ed.),(2003), Türk Dış Politikası Cilt I. İletişim Yay: İstanbul, s.791-796
Oran, Baskın (Ed.),(2002), Türk Dış Politikası Cilt II. İletişim Yay: İstanbul, s.127-128

http://www.oic-oci.org/english/conventions/EPG%20FINAL.pdf, Final And Approved Recommendations Of The Oic Commission Of Eminent Persons
http://www.mfa.gov.tr/MFA_tr/AnaSayfaUstKisim/BK_1Mayis2005.htm, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Abdullah Gül´ün “Değişen Dünyada Yeni Bir Vizyon Arayışı” konulu Uluslararası İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Konferansı´nda Yaptıkları Konuşma, 1 Mayıs 2005
http://www.mfa.gov.tr/MFA_tr/DisPolitika/IkiliVeCokTarafliKulturelIliskiler/İKÖ.htm, İslam Konferansı Örgütü/ Kültür Boyutu
http://www.byegm.gov.tr/YAYINLARIMIZ/DISBASIN/2004/06/18x06x04.HTM+ntv,+islam+konferans%C4%B1+%C3%B6rg%C3%BCt%C3%BC&hl=tr&start=5&lr=lang_tr, “Türkiye, İslam Konferansı’nın Liderliğini Üstleniyor”
http://www.ntv.com.tr/news/330826.asp, “İKÖ’den Kıbrıs Kararı Bekleniyor”
http://www.ntv.com.tr/news/331143.asp, “İKÖ’den KKTC ve Batı Trakya için destek”
http://www.zaman.com.tr/?hn=187290&bl=dishaberler&trh=20050628 “İslam ülkeleri, İKÖ’ de reform için buluşuyor”
http://www.zaman.com.tr/?bl=dishaberler&alt=&trh=20050630&hn=187831, “İKÖ toplantısı, Irak’a komşu ülkeleri buluşturdu”
http://www.zaman.com.tr/?bl=dishaberler&alt=&trh=20050630&hn=187832, “Türkiye, Yemen’deki Osmanlı arşivlerini kurtarıyor”
http://www.zaman.com.tr/?bl=dishaberler&alt=&trh=20050630&hn=187833, “Türkiye, İKÖ’ ye ağırlığını koydu”
http://www.zaman.com.tr/?bl=dishaberler&alt=&trh=20050701&hn=188063, “İslâm dünyası ‘tepeden tırnağa’ yenileniyor”
http://www.zaman.com.tr/?bl=dishaberler&alt=&trh=20050701&hn=188064, ”Ankara’ya tam destek veren İKÖ, Rusya’yı da ‘üye’ yaptı”

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2526 ) Etkinlik ( 171 )
Alanlar
Afrika 64 602
Asya 75 976
Avrupa 13 607
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 277
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1317 ) Etkinlik ( 43 )
Alanlar
Balkanlar 22 274
Orta Doğu 17 578
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 172
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1277 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 771
Türk Dünyası 16 506
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1881 ) Etkinlik ( 76 )
Alanlar
Türkiye 76 1881

Son Eklenenler