Afrika’da Borçların Silinmesi Yeterli Mi?

Haber

Afrika’da borçları silinen ülkeler şunlardır; Benin, Burkina Faso, Etiyopya, Gana, Madagaskar, Mali, Moritanya, Mozambik, Nijer, Ruanda, Senegal, Tanzanya, Uganda ve Zambiya. Borçlarının silinip silinmemesi konusunda durumları değerlendirilen dokuz ülke ise şunlardır;...

Afrika’da borçları silinen ülkeler şunlardır; Benin, Burkina Faso, Etiyopya, Gana, Madagaskar, Mali, Moritanya, Mozambik, Nijer, Ruanda, Senegal, Tanzanya, Uganda ve Zambiya. Borçlarının silinip silinmemesi konusunda durumları değerlendirilen dokuz ülke ise şunlardır; Kamerun, Çad, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Gambiya, Gine, Gine Bisau, Malavi, Sao Tome ve Sierra Leon. Bu ülkelerden başka Afrika’dan Burundi, Orta Afrika Cumhuriyeti, Komorlar, Kongo Cumhuriyeti, Fildişi Sahili, Liberya, Somali, Sudan ve Togo HIPC kriterlerine göre, karar verme noktasından çok uzakta olarak sınıflandırıldı.

Kıtanın en büyük petrol ihracatçısı olan Nijerya için Paris Klubü bir yardım paketi hazırlamış durumda. Ancak nihai karar Temmuz başında İskoçya’da Gleneagles’ta gerçekleşecek G-8 toplantısında açıklanacak. Nijerya da diğer ülkeler gibi borçlarının tamamının silinmesi talep etmekte fakat Nijerya için borçlarının %25 veya %30’luk bir kısmının silinmesi düşünülmektedir. 130 milyon nüfusu ile Afrika kıtasının en kalabalık ülkesi olan Nijerya, petrol üreten ülkeler arasında kişi başına düşen geliri en düşük olan ülke konumunda bulunmaktadır.

İlk başta akla şöyle bir soru gelebilir: Neden sadece 18 ülke? Bu soruya cevap vermek için kısaca da olsa HIPC (Heavily Indebted Poor Countries - Aşırı Borçlu Fakir Ülkeler)’den burada bahsetmek faydalı olacaktır. HIPC, 1996 yılında IMF’nin başlattığı ve fakir ülkelerin ödeyebileceğinden daha fazla borç yüklenmesinin önüne geçmeyi amaçlayan bir inisiyatiftir. Bu insiyatifin iskeletini, fakir ve aşırı borçlu ülkelerin kalkınma çabalarını teşvik etmek ve başarılı olanlara mükafat olarak uluslararası finans kurumlarına ve borç veren donör hükümetlere olan borçlarının silinmesi fikri oluşturmaktadır. HIPC’den faydalanmak isteyen ülkeler, öncelikle uzmanlarca fakir ve aşırı borç batağına batmış bir ülke olarak tanımlanmalı. IMF, borçları silmeden önce HIPC’den faydalanmak isteyen ülkeleri 3 konuda değerlendirir: 1) İyi yönetim 2) Yolsuzlukla mücadele 3) Geçmişte borçlarını ödenmesi konusunda iyi bir karne. IMF, borçlarının silinmesini isteyen fakir ülkelerde bu şartların yerine getirildiğinden emin olmak istemektedir. Bu yüzden de çoğu zaman bu üç başlık altında IMF kendi görüşlerini borçlu ülkelere dayatmaktadır.

Afrika’da hükümetler, küreselleşmeye ayak uydurmak, yabancı yatırım çekmek ve serbest piyasa ekonomisini ülkelerinde tam anlamıyla hayata geçirmek için IMF ve Dünya Bankası’ndan hem maddi hem de teknik (görüş ve tavsiye!) almaktadır. Hükümetlerin, bu tavsiyeleri kulak ardı etmek gibi bir hakka sahip oldukları söylenemez. Çünkü resmi ağızların söyledikleri rakamlara göre birçok Afrika ülkesinde bütçenin %40’ını veya %50’sini dış yardımlar oluşturmaktadır.

Afrika’nın kalkınması ve gelişmesi için borçların silinmesi fikri çok yeni bir fikir değil. Yıllardır Afrika’nın kalkınması için atılması gereken adımlar arasında dış borçların tamamının silinmesi defalarca farklı platformlarda farklı kişilerce dile getirildi. Geçmişe baktığımızda borç veren gelişmiş ülkelerin ve kurumların birkaç defa borç silme yoluna gittiklerini görmekteyiz. Fakat şimdiye kadar yapılan, borçların tamamen değil, sadece %25 veya %50 gibi nispeten silinmesiydi. Afrikalı liderler ise bunun ülkelerin kalkınmalarına pek de fayda sağlamayacağı görüşündeydiler çünkü mevcut borçların faizleri işleyeceği için birkaç yıl sonra borç miktarı tekrar eski seviyeye gelecekti. Nitekim öyle de oldu.

Dolayısıyla, borçların tamamen silinmesi, Afrikalı liderlerin uzun zamandır dile getirdikleri bir talep idi. Bu talepleri karşılanan Afrikalı ülkeler için yeni bir sayfa açıldığını söylemek pek gerçekçi olmayacaktır, ancak bu ülkeler için şartların önemli oranda değiştiği yadsınamaz. Şimdi önemli olan bu yeni şartları Afrikalı liderlerin ne derece ülkelerinin lehine kullanabilecekleridir.

Bu yardım paketinin baş mimarı şüphesiz İngiliz Başbakanı Tony Blair. Blair’in Afrika’ya olan ilgisi yeni değil. Blair, 2004 yılında Afrika için Birleşmiş Milletler Ekonomik Komisyonu (UNECA) altında 17 uzmanı bir araya getirerek Afrika Komisyonu kurdu. Bu komisyon Mart 2005’te Afrika’yı her yönden değerlendiren 450 sayfalık bir rapor yayınladı ve raporun takdimini Blair bizzat kendisi yaptı. İngiltere’nin Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı’nı aldığında Afrika ile ilgili bazı projelerini hayata geçirmeyi planladığı da bilinmektedir.

Uluslar arası yardım kuruluşlarına göre, 2000’de kabul edilen Birleşmiş Milletler Milenyum Kalkınma Hedefleri kapsamında kabul edilen 2015’te dünyada yoksulluğun ve hastalıkların yarı yarıya azaltılması hedefine ulaşılması için bugün 62 ülkenin borçlarının tamamının silinmesi gerekmektedir.

Afrika’nın ve özellikle Sahra altı Afrika’nın kalkınması için atılması gereken adımlardan en önemlileri dış borçların tamamen silinmesiydi ve bu gerçekleşti. Bu adımdan sonra ağırlık verilmesi gereken bir diğer konu ise Afrika’nın dünya ticaretindeki payının arttırılmasıdır. Son yıllarda Afrikalı liderler, zengin ülkelerden daha çok yardım değil daha çok ticaret isteklerini her fırsatta belirtmektedirler. Afrika’nın dünya ticaretindeki payı giderek azalmaktadır. Örneğin, 1980’de Afrika’nın dünya ihracatındaki payı %6,3 iken, bu oran 2002’de %2.5’e gerilemiştir. Bu yüzden, borçların silinmesini fakir ülkelerin lehine çevirmek için hem Afrikalı liderlere hem de zengin ülkelere büyük görevler düşmektedir.

Zengin ülkeler, borçlarını sildikleri ülkelerin sayısını arttırmaya çalışmalıdır. Bunun yanında, fakir ülkelere yapılan yardımlar devam etmeli ve hatta yardım miktarı yukarıya çekilmeli. Bu noktada İngiliz Başbakanı Tony Blair’in Beyaz Saray’da yaptığı ‘Afrika’ya yaptığımız yardımı iki katına çıkaralım’ çağrısına zengin ülkeler kulak vermelidir. Çünkü unutulmamalıdır ki, Afrika’da birçok ülkenin bütçesini ortalama %40’ını dış yardımlar ve bağışlar oluşturmaktadır.

Gelişmiş ülkelere düşen bir diğer görev ise, dünya ticaretinde çok az paya sahip fakir ülkelere yardımcı olmaktır. Bu kapsamda, Amerika Birleşik Devletlerinin 2000’de başlattığı Afrika Büyüme Fırsatı Yasası (AGOA) benzeri insiyatifler başlatılarak fakir ülkelerin gelişmiş ülkelerle ticaretini kolaylaştırıcı olanaklar sağlanmalıdır.

Afrikalı liderlere düşen görev ise, dış borçların silinmesiyle borç ödemelerine ayrılan milyonlarca doları ülkelerinin kalkınması için akıllıca kullanmak. Bunu yaparken, öncelik başta eğitim olmak üzere sağlık, altyapı ve temel hizmetlere verilmelidir. Çünkü, Afrika’da hala 42 milyon çocuk temel eğitimi dahi alamayacak durumda. Ayrıca Afrika’da her gün binlerce çocuk önlenebilir hastalıklardan dolayı hayatını kaybetmektedir. 1999 yılında yapılan bir araştırma 1975 ile 1997 arasında uluslararası ilaç şirketlerinin piyasaya sunduğu 1223 ilacın sadece 13’ünün tropikal hastalıkları iyileştirmek için hazırlandığını ortaya koymuştur. Bununla birlikte, Afrikalı ülkeler dünya ticaretindeki paylarını yukarıya çekmek için rekabet güçlerini arttırmaya çalışmalıdır.

Sonuç olarak, borçların silinmesi yeni beyaz bir sayfanın açılması olarak yorumlanmamalı fakat Afrika’da sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması adına çok önemli bir adımdır. Ancak, borçların silinmesi tek başına yeterli değildir. Fakir ülkelere yapılan hibe ve yardımlar artarak devam etmelidir çünkü yukarıda da belirttiğimiz gibi Afrika’da birçok ülkenin bütçesinin çoğunu dış yardımlar oluşturmaktadır. Afrikalı liderler, gelen yardımları ve borçların ödenmesine ayrılan ama borçların silinmesiyle hazinede kalan parayı kendi siyasi çıkarlarından ziyade sağlık, temiz su sağlanması, eğitim ve altyapı gibi hayati sorunların çözümünde kullanmalıdır.

(*) TASAM Afrika Çalışma Grubu, Uzmanı
hozturk@tasam.org

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2567 ) Etkinlik ( 173 )
Alanlar
Afrika 65 606
Asya 76 1000
Avrupa 13 616
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 281
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1326 ) Etkinlik ( 44 )
Alanlar
Balkanlar 22 276
Orta Doğu 18 584
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1280 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 774
Türk Dünyası 16 506
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1942 ) Etkinlik ( 72 )
Alanlar
Türkiye 72 1942

Son Eklenenler