Fukuyama’nın Yeni Tezi: “Devlet Inşası…”

Haber

Küreselleşme süreciyle birlikte ulus devletin yapısında ve işleyişinde meydana gelen önemli değişiklikler şöyle özetlenebilir: - Küreselleşme sürecinde devletler arasındaki etkileşimin şekli değişti. Hükümetler arasındaki ilişki modeli, toplumlara ve uluslararası örgütlere kaydı....


Küreselleşme süreci Ulus Devleti nasıl etkiledi?

Küreselleşme süreciyle birlikte ulus devletin yapısında ve işleyişinde meydana gelen önemli değişiklikler şöyle özetlenebilir:

- Küreselleşme sürecinde devletler arasındaki etkileşimin şekli değişti. Hükümetler arasındaki ilişki modeli, toplumlara ve uluslararası örgütlere kaydı.

- Ulus devlet, uluslararası insan hakları düzenine karşı sorumlu hale geldi, egemenlik alanı ve rolü bu uluslararası düzen tarafından tanımlanır oldu. Ulus devletin amaçları ve uygulamaları, yalnızca kendi ulusal sınırlarının veya çıkarlarının korunmasıyla sınırlı olmaktan çıktı.

- Ulus devlet ekonomi düzlemindeki yetkilerini de küreselleşme sürecinde giderek ulusüstü kurumlara devretmeye başladı. Ulus devlet’in ekonomi düzlemindeki yetkilerinin ulusüstü kurumlara devredilmesinde Dünya Bankası, IMF, OECD ve GATT gibi örgütler önemli rol oynadı.

- Ekonomik ve kültürel bağlar da ulus devlet yapısı içindeki hükümetlerin gücünün ve etkinliğinin azalmasına yolaçtı. İletişim ve ulaşım alanındaki teknolojik gelişmeler, pazarlar ve toplumlar arasındaki sınırların kalkmasına neden oldu, ulus devletlerin ulusal ekonomik politika izleme imkanları azaldı.

- Uluslararası ilişkilerin yoğunlaşmasıyla devletler arasında akdedilen iki taraflı ve çok taraflı anlaşmaların sayısının artması da ulus devletin iktidarını zayıflattı.

Küreselleşme, iç politikanın sınırlarını genişleterek devletin karar alma süreçlerini dönüştürdü, egemenliğin yerleştirildiği siyasal mekanı uluslararası alana açtı. Küreselleşme süreciyle birlikte ortaya yeni bir siyasal mekan çıktı.

Francis Fukuyama’dan “devlet inşa sanatı!”

Küresel süreçte ulus devletin yeni yapılanması tartışılırken, “tarihin sonu” teziyle epey bir gürültü kopartan Francis Fukuyama, bu defa “devlet inşası” teziyle gündemde...

Fukuyama işe “ulus inşası” ile başlıyor. Fukuyama, savaş sonrası toplumların yeniden yapılandırılmasında ve terör üreten merkezlerin ortadan kaldırılmasında ulus inşasını kaçınılmaz olarak görüyor. Ulus inşasının ilk aşamasını, “çatışma sonrası yeniden yapılandırma” olarak adlandırıyor. Afganistan, Kosova ve Somali’yi örnek gösteren Fukuyama, “buralarda devlet tamamen çöktüğü için temelden başlayarak yeniden inşa edilmesi gerekir” diyor.

Eğer çökmüş olan devlet, Bosna’da olduğu gibi uluslararası yardımla biraz olsun ayakta durabilecek gibiyse, ikinci aşama gündeme geliyor. Fukuyama ikinci aşamanın, birincisinden çok daha zor olduğunu, inşa çalışmasının amacının uluslarası yardım almadan o ülkenin ayakta durabilmesini sağlamak olduğunu söylüyor.

Üçüncü aşama, zayıf devletlerin güçlendirilmesini hedefliyor. Temel devlet işlevlerini yerine getirmekte zorlanan ülkelere, “işleyen bir devlet mekanizması kurulması” amaçlanıyor. Fukuyama, Meksika, Peru, Kenya ve Gana’yı zayıf devletlere örnek olarak veriyor.

Fukuyama “Devlet inşası” kitabında küresel ekonomideki büyümenin, bilginin ve sermayenin ulus devletlerin egemenlik yetkisini aşındırdığına dikkat çekerek şu yorumu yapıyor:
11 Eylül sonrası dönem için küresel politikadaki temel mesele, devletin nasıl küçültüleceği değil, nasıl yapılandırılacağıdır. Devletin güçten düşmesi küresel topluluk için bir felaketin başlangıcıdır. Devletler, dünyanın her köşesinde zayıftır. Bu zayıf devletler, uluslararası düzen için tehdit oluşturmaktadır çünkü ciddi çatışmaların kaynağıdırlar. Ayrıca gelişmiş dünyaya etki edebilen yeni tür bir terörizmin potansiyel yaşama alanı haline gelmişlerdir. Bu devletleri, çeşitli ulus inşa şekilleri vasıtasıyla güçlendirmek, uluslararası güvenlik açısından hayati bir görev haline gelmiştir. Dolayısıyla devlet inşasını gerçekleştirmenin daha iyi öğrenilmesi, geleceğin dünya düzeni açısından büyük önem taşımaktadır…

Büyük Ortadoğu Projesi ve “İnşa” Operasyonları…

Fukuyama’nın “zayıf devletten” şikayet ederek “devletlerin güçlendirilmesini” talep etmesini, Amerika Birleşik Devletleri’nin yeni savunma stratejileriyle birlikte düşündüğümüzde şu değerlendirmeyi yapmak kaçınılmaz oluyor: “ABD, kendi küresel hegemonyası için “kontrol edebileceği” yapılanmalar istemektedir. Ulus Devlet yapılanması, bu kontrol mekanizması için uygun bir ortam sağlamaktadır. Gürcistan, Ukrayna ve Kırgızistan’da yaşanan operasyonlar da gözönüne alındığında ABD’nin niçin devletleri yenibaştan “inşa etmek” için çaba harcadığı daha iyi anlaşılmaktadır…”

ABD, devletleri yeni baştan inşa ederek, çok uluslu şirketlerine uygun pazarlar açmak istemektedir. Kendi politikalarına yönelebilecek olası muhalif hareketleri bastırmayı da amaçlayan ABD, inşa ettiği devletlerde kendi zihniyetine göre hareket edecek yönetimleri işbaşında getirmektedir.

Kafkaslardaki “kadife devrim” diye nitelenen operasyonların tümü, Fukuyama’nın deyimiyle “devlet inşa etme sanatı”nın açık birer göstergeleridir.

Ayrıca ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’ni de “devlet inşa etme” operasyonunun önemli bir parçası olarak görmek mümkündür. Amerika, kendince tehdit olarak gördüğü devletleri, inşa operasyonuyla baştan aşağı yeniden “dizayn” etmeyi amaçlamaktadır.

Zaten Fukuyama da kitabında bunun adını koymakta, “eskiden inşa operasyonları bir ülkeyi işgal ederek ve onu idari yönden imparatorluğa dahil ederek yapılırdı, şimdi ise demokrasi, özyönetim ve insan hakları söylemleriyle gerçekleştiriliyor” demektedir.

Fukuyama, “mevcut dünya düzeninin sürdürülebilmesi için devlet inşa sanatının vazgeçilmez olduğunu” ifade etmektedir. Pentagon’un açıkladığı yeni küresel stratejiler gözönüne alındığında, önümüzdeki günlerde hem bölgemizde hem de dünyanın stratejik açıdan önemli başka yerlerinde ABD’nin “devlet inşa etme” operasyonlarının süreceğini söylemek yanlış olmayacaktır.

(*) Siyaset Bilimi, Sosyo Kültürel Çalışma Grubu, Proje Yöneticisi

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2555 ) Etkinlik ( 173 )
Alanlar
Afrika 65 605
Asya 76 992
Avrupa 13 614
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 280
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1321 ) Etkinlik ( 44 )
Alanlar
Balkanlar 22 274
Orta Doğu 18 581
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1277 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 771
Türk Dünyası 16 506
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1918 ) Etkinlik ( 71 )
Alanlar
Türkiye 71 1918

Son Eklenenler