Çin’in Dünya Ile Mücadelesi: Çin’in Atağı, Batı’

Haber

Amerikanın Çin’e karşı sergilediği bu tutumu, Çin’i kendi sanayini korumak amacıyla başka ülkelerin ihracatını engelleyici politikalar geliştirmekle suçlayan bazı Avrupa Birliği ülkeleri takip etmiştir. Gerçekte, tekstil kotalarının kaldırılmasının ülkeler üzerindeki etkisi farklı seviyelerde olmuştur; ABD’nin Çin ile olan dış ticareti 2004 yılında 162 milyar dolar açık vermiştir....

Amerikanın Çin’e karşı sergilediği bu tutumu, Çin’i kendi sanayini korumak amacıyla başka ülkelerin ihracatını engelleyici politikalar geliştirmekle suçlayan bazı Avrupa Birliği ülkeleri takip etmiştir. Gerçekte, tekstil kotalarının kaldırılmasının ülkeler üzerindeki etkisi farklı seviyelerde olmuştur; ABD’nin Çin ile olan dış ticareti 2004 yılında 162 milyar dolar açık vermiştir. Amerika’nın sadece “Güney Caroline” eyaletinde 665.000 kişi işini kaybetme riski ile karşı karşıya iken kotaların kaldırılması küresel düzeyde en çok Endonezya, Bangladeş, Pakistan, Filipinler, Kamboçya ve Kuzey Afrika ülkelerini olumsuz yönde etkilemektedir. Ancak uluslararası alanda Çin’e yönelik tepki, daha ziyade aynı kaderi paylaşan gelişmiş ülkelerin öncülüğünde ortaya çıkmıştır.

Tekstil sektörü AB ekonomisi için büyük önem arz etmektedir. Yıllık 220 milyar euroluk ciroya sahip AB, dünya tekstil üretiminin hazır giyimde %20’sini, kumaşta %25’ini, iplikte %33’ünü ve tekstilde %22’sini gerçekleştirmektedir. 200.000’den fazla işletmenin bulunduğu sektörde yaklaşık 15 milyon kişinin işini kaybetme riskiyle karşı karşıya olması, son yıllarda işsizlikle mücadelede çözüm üretemeyen AB ülkelerini harekete geçirmiştir. Bu şekilde 2001 yılında Çin’in DTÖ’ne girmesinden bu yana AB ve Çin arasındaki ilişkilerde ilk kez bir sorun ortaya çıkmıştır.

AB içinde sorunu yüksek sesle dile getiren ülke Fransa ve İtalya’dır. Hatta Fransa Çin’in sorunu gidermeye yönelik yavaş hareket etmesi ya da yetersiz kalması durumunda tedbir alınması gerektiğini AB nezdinde ileri sürmüştür. Ancak Çin’e karşı oluşturulan tepkinin tonları AB içinde ülkeden ülkeye değiştiği gibi, söz konusu tepki bazı ülkeler tarafından Çin ile olan karşılıklı ticari ilişkileri bozmaya yönelik girişim şeklinde yorumlanmıştır. Kuşkusuz bu durumun ortaya çıkmasında iki etken söz konusudur: Bunlardan birincisi, AB ülkelerinin dış ticaret yapılarının farklı olmasıdır. İkincisi ise Çin ile yaptığı dış ticaretten 25 üyeli AB bölgesinin 6,8 milyar euro açık verirken (Şubat 2004’te -3,8 milyar euro idi) Euro bölgesinin 3,0 milyar euro (Şubat 2004’te 6,9 milyar euro idi) fazla vermiş olmasıdır. Euro ve AB bölgesine dâhil ülkelerin Çin ile dış ticaretten farklı seviyelerde etkilenmiş olmaları onları farklı tepkilere yöneltmiştir.

AB içinde, mevcut sorundan olumsuz yönde etkilenen ülke sayısı 10’dan fazla olmasına rağmen Çin’e karşı en aşırı tepki Fransa’dan gelmektedir. Tartışmalarda Fransa’yı ön plana çıkaran en önemli neden, Fransa’nın Çin ile yaptığı dış ticarette %35 civarında açık veriyor olmasıdır. Çin tekstilinin Avrupa’ya girişini kısıtlamak amcıyla Eylül 2005’te bazı sınırlamaların uygulanmasını, Fransa’nın geç bir tarih olarak yorumlaması durumun aciliyetini ortaya koymaktadır. Ancak ifade etmek gerekir ki, bu durum AB açısından bir anda ortaya çıkmış olmayıp yıllarca devam eden ya da ihmal edilen politikaların sonucudur. Bu nedenle AB’nin Çin ile yaptığı dış ticaretinin gelişimini ortaya koymak bakımından Çin’e yönelik ticari politikalarını ayrıntıya girmeden gözden geçirmekte yarar vardır.

Politikalar Ortak, Ancak Tepkiler Neden Farklı?
AB dış ticaretinden dörtte bire yakın pay almakta olan Asya ülkeleri arasında Çin %9’luk ihracat payı ile ön sırada bulunmaktadır. Son 20 yılda 5 katına çıkan ticaret hacmi ile Çin 2003 yılında, ABD’den sonra AB’nin en büyük ticaret hacmi olan ülke konumuna gelmiştir. Çin, dış ticaretindeki artışa bağlı olarak karşılıklı ilişkilerini geliştirmiştir. AB, Çin ve Asya bölgesindeki diğer ülkelere yönelik faaliyetlerini aşağıdaki yollarla devam ettirmektedir:
- İlişkilerinde Asya ülkelerinin bütününü hedef alarak öncelikli bölge politikaları uygulamaktadır.
- Karşılıklı ticaret anlaşmaları yapmak suretiyle bölge ülkelerinin Dünya Ticaret Örgütüne girmelerini teşvik etmektedir. Birliğ’e katılan 10 yeni üye de Birliğin daha önce yaptığı anlaşmaları bölge ülkeleriyle yapmıştır.
- Gelişme sürecindeki bölge ülkelerine tek yanlı yardımlar yapmaktadır. Asya bölgesindeki gelişmekte olan ülkelerden bazılarına yönelik teşvik edici ticari politikalar izlemektedir.
- ASEAN ile ilişkilerin geliştirmesine ayrı bir önem vermektedir.

Burada kısaca ifade edilen politikaları, AB ülkelerinin dış ticaret yapıları ile birlikte ele almak suretiyle, Çin’e karşı oluşan tepkinin AB’de neden bütünlük arz etmediğini anlayabiliriz. Bu politikaların sonucunda, günümüz itibariyle Çin, AB’in dış ticaretinde ikinci sırada yer almaktadır ve ticaret hacmi 1999-2003 arasında ikiye katlanmıştır. Bu süre içerisinde AB’nin ihracatı 19,6 milyar eurodan, geçen yıl 48 milyar euroya yükselirken, ithalatı da 52,4 milyar euro’dan 126,7 euro’ya yükselmiştir.

AB Ülkelerinin Dış Ticaret Yapıları Faklı

AB’nin, dış ticaret hacmi 2005 yılında genel olarak artış göstermiştir. Japonya ile olan dış ticaret hacmi azalırken, ABD ve İsviçre ile fazla veren dış ticaret hacmi aynı kalmıştır. AB’nin ihracat artışı yaptığı ülkelerin başında Rusya (+%25), Hindistan (+%24), Brezilya (+%20), Norveç (+%19) gelirken AB’nin ithalat hacmini artıran ülkeler arasında ise Rusya (+%30), Türkiye (+%24), Çin (+%19) ve Brezilya (+%19) bulunmaktadır. AB’nin Çin ve Rusya ile yaptığı dış ticaretten doğan açıkta 2005 yılında bir önceki yıla oranla önemli miktarda artış söz konusudur.

Tablo: AB ile Dış Ticaret Yapan Ülkeler Arasında Çin’in Yeri (Milyar euro).

 

 

AB’nin İhracatı

AB’nin İthalatı

Ticari Denge

Ocak
2005
Ocak
2004
Artış
Ocak
2005
Ocak
2004
Artış
Ocak
2005
Ocak
2004

ABD

17,4

15,8

10%

12,3

12,2

%0

5,1

3,5

Çin

3,4

3,3

4%

11,4

9,6

19%

-8,0

-6,3

İsviçre

6,0

5,4

11%

4,8

4,6

4%

1,2

0,8

Rusya

3,3

2,7

25%

6,9

5,3

30%

-3,6

-2,6

Japonya

3,3

3,4

-2%

5,8

6,0

-3%

-2,6

-2,7

Norveç

2,4

2,0

19%

4,9

4,6

7%

-2,5

-2,5

Türkiye

2,6

2,5

5%

2,7

2,2

24%

-0,2

0,2

Güney Kore

1,4

1,3

14%

2,4

2,2

7%

-0,9

-1,0

Hindistan

1,6

1,3

24%

1,5

1,3

15%

0,1

0,0

Brezilya

1,1

0,9

20%

1,7

1,4

19%

-0,6

-0,5

Kaynak: Eurostat.

AB ülkelerinin içinde 2005 yılı itibarıyla en yüksek dış ticaret fazlası veren ülke Almanya (+13,1 milyar euro) olup bunu, Hollanda (+2,4 milyar euro), İrlanda (2,3 milyar euro) ve İsveç (1,2 milyar euro) takip etmektedir.

AB’de en fazla dış ticaret açığı veren ülkelerin başında İngiltere (-8,5 milyar euro) gelirken bunu İspanya (-5,2 milyar euro), Yunanistan (-2,3 milyar euro) ve Fransa (-2,3 milyar euro) takip etmektedir.

AB ülkeleri içinde Almanya Çin’e yapılan ihracatta ön plana çıkmaktadır. Eurostat’ta yayınlanan bilgilere göre 2003 yılında 18,3 milyar Euro ile AB’nin ihracatının yaklaşık yarısını Almanya gerçekleştirmiştir. Çin kaynaklarının verilerine göre ise Almanya Çin ile yaptığı dış ticarette fazla vermektedir.

AB’nin Çin’e yaptığı ihracatı oluşturan ürünler arasında uçak ve otomobil başta gelmektedir. Toplam ihracatın yaklaşık üçte ikisini sanayi makineleri, elektronik yedek parçalar ve çeşitli metal ürünler oluşturmaktadır. Çin’in AB’ye ihracatında yer alan sanayi ürünleri ise bilgisayar, cep telefonu ve dijital fotoğraf makinesi gibi ürünlerden oluşmaktadır.

Fransa ise birkaç yıldan beri Çin ile yaptığı dış ticarette açık vermektedir. Bir önceki yıl 8,9 milyar dolar iken geçen yıl 11,2 milyar dolara ulaşmıştır. Öte yandan Fransa’nın Çin’e yaptığı ihraç ürünleri arasında, gemi, uçak, tren, bunlara ait yedek parçalar ve kimyasal maddeler bulunmakta olup dış ticaret açığında Çin ilk sırada yer almaktadır.

AB’nin dış ticaret açığı enerji alanında artarken, dış ticaret fazlası verdiği alanların başında ise makineler ve araçlarda kayda değer bir artış, kimyasal maddelerde ise hafif azalmakta olan bir artış gerçekleşmiştir.

Tekstil Kotalarının Kaldırılması AB’yi Nasıl Etkiledi?

AB’nin yıllar önce imzalamış olduğu Tekstil ve Konfeksiyon Anlaşmaları, sektörün geleceğine yönelik olarak zaten bazı endişeleri ortaya koymaktayken, bir de kotaların kaldırılması Avrupa menşeli tekstil ürünlerinin pazar paylarını iyice azaltmıştır. 1 Ocak 2005’ten itibaren son engellerin de resmi olarak kaldırılmasından sonra, AB’nin Çin’den yaptığı konfeksiyon ithalatı 2005 yılının ilk üç ayında, bir önceki yılın aynı dönemine oranla %534 oranında artmıştır. Aynı dönemde tekstilde görülen artış ise %50’dir.

Ancak bu değişim kısa süre içerisinde ve aniden ortaya çıkan gelişmelerin sonucu değildir. 1995 yılından beri tekstil ürünleri ticareti, DTÖ’nün Tekstil ve Konfeksiyon Anlaşmaları çerçevesinde yapılmaktaydı ve bu anlaşmalar, 1 Ocak 2005’ten itibaren tekstil kotalarının aşamalı olarak tamamıyla ortadan kaldırılmasını öngörüyordu. Anlaşmanın yürürlüğe girmesinden önce, gelişmekte olan ülkelerden sanayileşmiş ülkelere doğru olan tekstil ve konfeksiyon ürünlerinin ihracatı, GATT kuralları dışında özel kurallara tabi tutularak 1974’ten beri uygulanan düzenlemeler çeçevesinde, belli kontenjanlara bağlanmıştır. 1 Ocak 2005’ten itibaren başalyan süreç uzun hazırlık dönemini içeren bir proğramın sonucudur.

GATT, tarife indirimleri ve ticaretteki diğer engellerin kaldırılmasından doğacak rekabete hazırlanmaları amacıyla sanayilere zaman vermiş, tarifelerdeki indirimlerin, üzerinde anlaşma sağlanmış belirli bir süre içinde aşamalı olarak uygulanmasını sağlamıştır. Bu nedenle, Uruguay Round’da kabul edilen sanayi ürünleri üzerindeki tarifelerin indirimleri beş yıl içinde ve beş eşit bölüm halinde yapılmıştır. Aynı şekilde, tarım sektöründeki indirimlerin yanı sıra, yurt içi ve ihracat sübvansiyonlarındaki indirimler de altı yıllık bir süreç içinde aşamalı olarak gerçekleştirilmiştir. Tekstil sektörünün 31 Aralık 2004’e kadar yararlandığı ve uzatma dönemi rejiminin sonucunu düzenleyen Konfeksiyon ve tekstil anlaşmaları ise Marakeş anlaşmalarının bir parçasıdır. Bu süreç dört dönemden oluşmuştur:

1. Dönem: 1 Ocak 1995’te tekstil ticaretinin %16’sı yeni rejime dâhil olmuş,
2. Dönem :1 Ocak 1998’de %17’si,
3. Dönem : 1 Ocak 2002’de %18’i,
4. Dönem : 1 Ocak 2005’te ise yeni rejime tamamı dâhil olmuş ve uzatma dönemi sona ermiştir.

Uygulanan bu oranlar, sektörün 1990 yılındaki ticaret hacmi üzerinden yapılan hesaplama ile belirlenmiştir. Bu süreç gelşmiş ülkelere, kendileri için en hassas olan ürünlerin kotalarını 1 Ocak 2005’e kadar uzatma imkânı tanımıştır.

Ancak, bugün Çinli yetkililerin ileri sürdüğü ve DTÖ genel Müdürü Supachai Panitchpakdi’nin de doğruladığı gibi söz konusu hazırlık sürecinin, ABD ve AB başta olmak üzere diğer ülkeler tarafından iyi değerlendirilememiş olduğu açıkça görülmektedir. 1 Ocak 2005’den itibaren kotaların kaldırılması, AB tekstili üzerinde bazı olumsuz sonuçlar doğurmuştur:

-Kotaların kaldırılması sonucu AB’nin ithalatı önemli ölçüde artmış ve bu durum AB menşeli ürünler üzerinde fiyata dayalı rekabet baskısına yol açmıştır. 1997-2005 yılları arasında Çin’in AB pazarındaki payı tekstilde %10-12, konfeksiyonda ise %18-29 arasındadır. Yapılan araştırmalar, AB tekstil üretiminin %3 ve konfeksiyon üretiminin %8 oranında azalacağına dolayısıyla bunun Çin’den aynı oranda ithalat artışı olarak yansıyacağına dikkat çekmektedir.

-AB’nin doğal büyüme alanı olarak görülen Akdeniz bölgesindeki üretim gücünün zayıflamasına neden olmuştur. Çin ve Hindistan tamamıyla ayrı bir üretim ağına sahip oldukları halde Akdeniz ülkelerinin Avrupalı firmaların üretim ağlarının bir bölümünü oluşturmaları, sorunun bu ülkelerde daha geniş boyutta hissedilmesine yol açmaktadır.

-ABD’nin ticari koruma tedbirlerine başvurması halinde Amerikan pazarına yönelik Çin ihracatının AB pazarına yönelme riski ortaya çıkmaktadır.

ABD ve AB’nin Çin’e yönelik izledikleri dış ticaret politikalarını dikkate aldığımızda, kotaların kaldırılmasıyla başlayan süreçten her ikisi de etkilenmiş olmaka beraber ABD’nin AB’ye göre daha dirençli bir pazar yapısı olduğunu söyleyebiliriz. ABD, Çin’in DTÖ’ne girmesiyle ortaya çıkacak olasılığı dikkate alarak Çin’den gelecek konfeksiyon ürünlerindeki ithalata karşı bazı önlemler almıştır. Bu bakımdan ABD pazarı, AB pazarına kıyasla Çin tekstil ürünlerine karşı daha dirençli görünmektedir; AB gümrük tarifelerini en düşük seviyede (ortalama %10,9; tekstil için %6,6 ve konfeksiyon için %12,1) uygulayarak kotalarla korunmayı tercih ederken ABD’nin dahil olduğu ALENA, tarifelere dayalı engellerle korunmaktadır. AB ülkeleri gümrük tarifelerini en düşük seviyede (ortalama %10,9 ; tekstil için %6,6 ve konfeksiyon için %12,1) uygulayanlar arasında bulunmaktadır.

AB’nin uyguladığı korumacılık, diğer ülkelerin uyguladıkları sisteme oranla çok fazla dağınık olmayıp ithalat oranı yüksek ürünler için (özellikle konfeksiyon ürünleri) yüksek tarife uygulanması söz konusu değildir. Ayrıca AB, Avustralya, Norveç, Kanada ve ABD’nin yaptığı gibi toplam ithalatta önemli paya sahip ürünlerin ithalatını kısıtlamak amacıyla birtakım tarifeler uygulamamaktadır.

AB’nin uygulamakta olduğu konfeksiyon ve tekstile yönelik tarifeler hem gelişmiş ülkelere hem de gelişmekte olan ülkelere göre çok düşük seviyelerde bulunmaktadır. 2001 yılında uygulanan tarifeler ortalama olarak konfeksiyon için %7,4 ve tekstil için %10,6’dır. Ancak bu oranlar ortalama olarak %3,9 olan sanayi ürünlerine oranla yüksek seviyede bulunmaktadır. Bunun yanında AB’nin çeşitli ülkelerden ithal ettiği çok sayıda tekstil ve konfeksiyon ürünü “Bölgesel ve Tercihli Ticaret Anlaşmaları” çerçevesinde gümrük vergilerinde istisnaya tabidir.

Çin’e Karşı DTÖ Bünyesinde Alınabilecek Önlemler

Tekstil kotalarının kaldırılmasıyla sağlanan ticari serbestlik, gümrük vergilerini ortadan kaldırmamakta ve ticareti kısıtlamaya yönelik araçların kullanımına imkân vermektedir. GATT, kotaların kaldırılmasıyla ortaya çıkan durumdan olumsuz yönde etkilenen sanayileri rekabete uyumlu hale getirmeyi hedeflemiştir. ABD ve AB 1 Ocak 2005’ten beri artan ihracatından dolayı Çin’i suçlamışlar ve GATT’ın 16. ve 19. maddelerine dayanarak müeyyide uygulamayı gündeme getirmişlerdir. ABD, Çin’in bazı sektörler sübvansiyon uygulayarak ve telif haklarını ihlal ederek uluslararası ticarette haksız rekabete yol açtığını ileri sürmüştür. Ayrıca Çin’in 2001 yılı sonunda DTÖ’ne girişi sırasında, “baskı altında olması durumunda kendi endüstrisini korumak için tedbir alabileceği” yönünde anlaşma imzalamış olması, aynı tedbirleri alma hakkını diğer ülkelere de vermektedir. Bu da ülkeleri Çin’e karşı önlemler konusunda cesaretlendiren unsurlardan birisidir.

GATT’ın 16. maddesinde yer alan hüküm, hükümetlerce verilen sübvansiyonların diğer ülkelerin ticari çıkarlarında “olumsuz etkilere” yol açması durumunda bunun iki şekilde telafi edilebileceğini öngörmektedir (Bkz. İşletmeler İçin Dünya Ticaret Sistemi Rehberi, Kısım 8, Sanayi ürünlerindeki sübvansiyonları düzenleyen kurallar, s. 148).

- İleri sürülen olumsuz etkilerin ithalatçı ülkenin yerli sanayine maddi zarar vermesi durumunda anlaşma o ülkeye, sübvansiyonu telafi etmek için vergi alma yetkisini vermektedir. Ancak bu tür vergiler, gerekli soruşturmalar yapıldıktan sonra, sübvansiyonlu ithal malları ile, ilgili sanayiye verilen maddi zarar arasında bir nedensellik bağının inandırıcı olması halinde uygulamaya konulabilir. Fakat bu tür soruşturmalar, sadece söz konusu ithal mallardan zarar gördüğünü öne süren sanayinin başvurusu üzerine başlatılabilmektedir.

- Ayrıca, yerli sanayiye verilen zararın yanı sıra, başka olumsuz etkiler meydana gelmesi durumunda, ithalatçı ülke, sübvansiyon uygulayan ülkenin olumsuz etkilere yol açan sübvansiyonlarını kaldırmasını veya değiştirmesini sağlamak için konuyu Anlaşmazlıkların Halli Organı’nın (AHO) önüne getirebilir.

AB ise Çin’in bölgesine yönelik ihracatındaki artışın, AB ülkelerinde fiyat rekabetine yol açtığından dolayı yerli üretime zarar verdiğini ileri sürerek GATT’ın 19. maddesine doğrultusunda alabileceği önlemleri gündeme getirmiştir. GATT’ın 19. maddesi, bir ülkenin bir ürününün tarife indirimleri sonucu “yerli üreticilere ciddi zarar verecek veya ciddi zarar tehdidi oluşturacak koşullarda ve yüksek miktarlarda” ithal edilmekte olduğunu belirlerse, bu tür ithalatı geçici süreyle kısıtlamak için koruma önlemleri alabieceğini öngörmektedir (Bkz. İşletmeler İçin Dünya Ticaret Sistemi Rehberi, Kısım 9 Acil durumlarda ithalatı kısıtlamaya yönelik korunma önlemleri, s. 155).

Ancak, öngörülen önlemlerin uygulanabilmesi için bazı soruşturmların yapılması gerekir. Söz konusu soruşturmalar, bizzat ilgili hükümet tarafından ya da mevcut uygulamadan olumsuz etkilenen sanayinin yazılı başvurusu üzerine başlatılabilir. Korunma Önlemleri Anlaşması, yetkili makamlarca yürütülen soruşturmalar sonrasında, ithal edilenlere benzer veya doğrudan rakip ürünler üreten yerli sanayinin ciddi zarar görmesine yol açacak, yüksek miktarlarda (mutlak veya yerli üretime kıyasla) ithalat olduğu meydana çıkarsa, ithalatçı ülkelere geçici süreler için ithalatı kısıtlama yetkisi vermektedir.

24 Nisan’da, rekabetten sorumlu Avrupa Komiseri Peter Mandelson tarafından, AB’nin tekstil ithalatını konu alan bir rapor açıklanmış ve buna göre 1 Ocak 2005’ten beri hassas olarak belirlenen 11 ürün grubunda AB’nin ithalat yapısının bozulduğu ortaya konmuştur. Buna bağlı olarak ithalatı kısıtlayıcı bazı önlemler alınması önerilmiştir.

ABD’de önde gelen tekstil üreticileri, Çin’den yapılan tekstil ihracatını kısıtlamayı sağlamak amacıyla 2004 yılı sonunda şikayette bulunmuşlar, buna karşılık Amerikan tekstil ve konfeksiyon ürünleri ithalatçıları 1 Aralık 2004’te Amerikan Uluslararası Ticaret Mahkemesi’ne önceki 12 şikayet aleyhinde dava açmışlardır. Söz konusu mahkeme ise 2005 Mart ayında ithalata konu olan mallar üzerinde istatistiklere dayanarak bir araştırma yapılmasını öngörmüştür.

Gerçekte AB, 1 Ocak 2005’ten itibaren tekstil kotalarının kalkmasından sonra ortaya çıkacak sorunları belirlemek amacıyla iki ayrı girişimde bulunmuştur: Bunlardan birincisiyle, hassas kabul edilen ürün gruplarını gözetim altına almış, ikincisiyle de bir yıllık geçiş süreci belirleyerek sadece Çin’den ithal edilen ürünleri gözetime tabi tutmuştur.

Öte yandan Çin’e karşı gösterilen tepkiler yanında, öngörülen müeyyideler konusunda da Avrupa’nın içinde bütünüyle ortak bir tavır söz konusu değildir. Sorun özellikle Fransa’da Başbakan’dan Cumhurbaşkanı’na kadar çok sayıdaki yetkili tarafından dile getirilmesine rağmen AB ülkelerinden bazıları, durumun o kadar vahim olmadığı kanatindedirler. Hatta İsveç gibi bazı ülkeler AB’yi kötü niyetli olmakla suçlayarak AB Komiseri Mandelson tarafından açıklanan raporu, modası geçmiş korumacı politikalara yol açacağı gerkçesiyle endişeyle karşılamışlardır.

Sonuç olarak;

1 Ocak 2005’te tekstil kotalarının kaldırılmasının üzerinden henüz fazla bir zaman geçmemiş olmasına rağmen, konuya ilişkin sorunlar uluslararası gündemi yoğun bir şekilde işgal etmiştir. Ancak bugün itibariyle uluslararası ticarette yaşanan sorunları, 1 Ocak 2005 tarihinin ertesinden itibaren ortaya çıkmış olgu olarak değerlendirirsek DTÖ’nün söz konusu kararının amacını ve işleyişini kavramamış oluruz. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, burada çok sayıda aktörü içeren ve uzun yıllardan oluşan bir süreç söz konusudur. Sorunun çözülmesi ise zamana ihtiyaç duyulmakla birlikte, konuyu dünya gündemine taşıyan ülkelerin DTÖ çerçevesinde yüklendikleri sorumlulukları yerine getirmeleri ile mümkün olacaktır.

Her şeyden önce Çin’in, ülkesinde telif haklarını ihlal (özellikle bilgisayar programları, DVD, CD, elbise üretiminde) ettiği, ihracata yönelik bazı sektörlere sübvansiyonlar uyguladığı ve bunun uluslararası ticarette haksız rekabete yol açtığı en azından Çin tarafından inkâr edilmeyen bir gerçektir. Çin’in, Ekim 2005’ten itibaren tekstil ihracatını sınırlandıran bazı tedbirler uygulamakta olması ve uluslararası alandaki tartışmaları hafifletmek amacıyla bir birim oluşturması sorunun ciddi boyutlara ulaştığını göstermektedir.

Ancak asıl sorun, Avrupa ülkelerinin ve ABD’nin kendi tekstil sanayileri için gerekli reformları zamanında yapmamış olmalarından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla 1 Ocak 2005’ten itibaren özellikle AB ülkelerinin tekstil ithalatında görülen ani artış, Brüksel’in 2005 öncesinde bazı sektörleri ihmal etmiş olmasının sonucudur. Gerçekte Avrupa, DTÖ’nün kararını onaylarken sadece kendi mallarının ihracatını öngörmüş, Avrupa ile kıyaslanamayacak derecede ucuza üretilebilecek Çin tekstil ürünlerinin ithalatı olasılığını düşünmemiştir.

Bu sorunun gündeme taşınması, Atlantiğin iki yakasını her ne kadar bir araya getirmiş olsa da Çin ile olan dış ticaret yapılarının farklılığından dolayı geliştirebilecekleri çözüm stratejileri farklı olacaktır. Öncelikle, Çin ekonomisinin 2004 yılında sergilediği %9,5’lik büyüme ve bunun daha bir süre devam edecek olması, ABD ve AB’yi bu ülke ile olan ticari ilişkilerde temkinli olmaya itecektir. Hatta AB’nin tavrı, Çin pazarını çok cazip bulan Airbus, Alstom firmalarının pazar payını kaybetmemek için genel olarak uyguladığı liberal politikalara ters düşmeyecektir. Öte yandan, ABD’nin pazar yapısı ve Çin’den yaptığı ithalatı kısıtlamaya yönelik çabaları bu ülkeyi, rekabet avantajı zayıf sektörlerde reformlara yöneltebilecektir. AB pazarının yapısal özellikleri ve sorunu çözmeye yönelik geliştirdiği önlemler ise Birlik ülkelerini sorunlu sektörlerde yapısal dönüşüme gitmek yerine kısa vadeli stratejilere yönlendirecek niteliktedir.

Sonuç itibariyle iyimser açıdan bakıldığında, Çin’e karşı ortak tavır almak sadece bu sorunu çözmekle kalmayacak aynı zamanda bir süredir

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2552 ) Etkinlik ( 173 )
Alanlar
Afrika 65 605
Asya 76 990
Avrupa 13 613
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 280
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1321 ) Etkinlik ( 44 )
Alanlar
Balkanlar 22 274
Orta Doğu 18 581
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1276 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 771
Türk Dünyası 16 505
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1903 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1903

Son Eklenenler