Cizre ve Yüksekova Neden İl Merkezi Olmalı?

Makale

Giriş Son üç günden beri Şırnak ve Hakkâri il merkezlerinin Cizre ve Yüksekova’ya taşınması konusu Türkiye’nin gündemini meşgul etmektedir. Bölgedeki PKK’ya...

Giriş
Son üç günden beri Şırnak ve Hakkâri il merkezlerinin Cizre ve Yüksekova’ya taşınması konusu Türkiye’nin gündemini meşgul etmektedir. Bölgedeki PKK’ya yönelik kararlı mücadelenin bu projede etkili olduğu açıktır. Bu kararda güvenlik endişesi öne çıkmakla beraber uzun vadede hem yönetimsel kontrolü sağlamada hem de hizmet kolaylığında etkin olacağı söylenebilir. Güvenlik sorunu nedeniyle gündeme gelen Hakkâri ve Şırnak il merkezlerinin Yüksekova ve Cizre’ye taşınma projesini güvenlik, psikolojik, yönetimsel ve ekonomik olmak üzere dört alanda ele almak gerekir.

Neden Yüksekova?
Yönetimsel olarak Hakkâri ili ele alındığında 2014 nüfus sayımı sonuçlarına göre 276 bin kişi yaşamaktadır. Bu nüfusun 4 ilçeye dağılımında 118 bin kişi ile Yüksekova’nın (% 43) başı çektiği 80 bin kişilik Hakkâri merkez nüfusundan (% 29) 30 bin kişi daha kalabalık olduğu görülmektedir. Diğer taraftan Hakkâri ilinin % 45’i köy ve beldelerde yaşamaktadır. Yeni açılan hava limanı da Yüksekova’dadır. Hakkâri, coğrafi olarak kentleşmesi ve genişlemesi zor bir konumda bulunmaktadır. Bu bağlamda Hakkâri il merkezinin Yüksekova’ya taşınması yönetimsel açıdan önemli avantajlar sağlayacaktır. Böylece genişleyecek kentleşme ile birlikte kırsal kesimde yaşayan nüfusun azaltılması mümkün olabilecektir. Buna paralel olarak halkın daha merkezi bir idari yapı sayesinde hizmet alımı daha kolay ve süratli hale gelecektir. Bundan Bu yapı aynı zamanda güvenlik yönüyle devletin yönetimsel kontrol ve denetimini de daha etkin hale getirecektir.

Neden Cizre?
Cizre’ye gelince, sınır ilçemizdir. Silopi ile birlikte Türkiye – Irak- Suriye sınırının kesişme noktasında bulunmaktadır. Güvenlik yönüyle çok önemli bir bölgedir. PKK terörünün 1984’de burada başlatılması tesadüf değildir. Suriye, Irak ve Türkiye Kürtlerinin birleşme projesinin merkezinde bulunmaktadır. Cizre 33 km. mesafedeki Silopi bağlantısı ile Musul’a giden kara yolunu da kontrol etmektedir. Beytüşşebap hariç Şırnak iline bağlı ilçelerin tümü 100 km. çaplı bir çemberin içinde bulunmaktadır. Bu bağlamda idari yapı ve ulaşım kolaylığı yönüyle çok merkezi bir coğrafi konuma sahiptir. Cizre’nin il merkezi yapılması psikolojik açıdan PKK’ya, PKK’yı destekleyen yabancı güçlere, Suriye ve Irak’a güçlü bir mesaj olacaktır. Şu anda Suriye sınırında il merkezi olarak sadece Kilis bulunmaktadır. Cizre, sınırdaki ikinci il merkezimiz olacaktır. Hatta Mardin il merkezinin de Nusaybin’e taşınması düşünülmelidir.

Sonuç
İl yapılanması, idari yönden olduğu kadar güvenlik ve ekonomik açıdan da etkili bir çekim merkezi yaratma kapasitesine sahiptir. Çekim gücü yüksek sınır illeri ileride komşu ülkelerle olan ilişkilere de olumlu katkı yapacaktır. Suriye savaşı öncesi Gaziantep’teki bir alışveriş merkezine ayda 80 bin Suriyeli geliyordu. Bu kararı değerlendirirken 1980’de projelendirilen ve bugüne kadar %17’si tamamlanan Güneydoğu Anadolu Projesini (GAP) de unutmamak gerekir. 50 milyar dolarlık bu proje enerji ve sulama ile bölgede 1 milyon 800 bin hektarlık alanı sulanabilir yapacaktır. Suriye sınırındaki mayınlar temizlendiğinde sınır illerimiz muazzam bir ekonomik güç merkezi olacaklardır. Mayıs ayında Viranşehir’e yolunuz düşerse Yozgat’ın Yerköy’ünden gelen berdöverlerin on binlerce dönüm araziden sulama ile fışkıran ekinlerle nasıl dans ettiğini görebilirsiniz. Dünyadaki yeni kalkınma modeli değişmiştir. Ülkelerin modern tarım yöntemlerine dayalı olarak kalkınma modelleri öne çıkmaktadır. Bunu bize büyük oranda GAP sağlayacaktır. GAP projesi başladığından beri Türkiye’deki Batılı resmi görevlilerin en çok ziyaret ettiği yer Güney Doğu Anadolu olmuştur. GAP, Türkiye’nin üretimine bir Türkiye daha ekleyecek bir projedir. PKK terörünün 1984’de Cizre’den başlamasının da GAP ile yakın ilgisi olduğunu unutmayalım.
Ocak 2016
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2643 ) Etkinlik ( 216 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1035
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1996 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1996

İnsanoğlunun uzayla ilişkisini kabaca iki kategori altında incelemek mümkün. Bunlardan ilki yerküreye görece yakın mesafeleri kapsayan yörüngesel uzay. 1957 yılında uzaya fırlatılan Sovyet Sputnik uydusunu bugüne kadar 8.000’in üzerinde uydu takip etti ve Dünya’nın yörüngesindeki uydular artık moder...;

2020 başından itibaren tüm dünyayı etkisi altına alan Kovid-19 salgını sebebiyle maruz kalınan geniş çaplı kısıt ve kısıtlamalar sonucu endüstriyel faaliyetlerdeki ve trafikteki azalma üzerine, doğada yeniden bir canlanma gözlenmiştir. ;

Daha önce, bu platformda kaleme aldığımız bazı çalışmalarda sıklıkla ifade etmiştik ki; bugün Balkanlar olarak adlandırılan Avrupa topraklarının “Batı Medeniyeti”nin dışında tutulmasının en kolay yolu, onu asla tam manası ile tanımlamamak olarak belirlenmişti. ;

Meksika ise yaklaşık 2 milyon kilometrekarelik yüzölçümü ile Orta Amerika’daki stratejik konumu, 124 milyon civarındaki nüfusu, insan kaynağı, 1,223 trilyon GSYİH ile büyüyen ve gelişen ekonomisi, BM, Amerika Devletleri Örgütü (ADÖ), Rio Grubu, OECD, ANDEAN, Orta Amerika Entegrasyon Sistemi (SICA),...;

Afganistan, dünyadaki hemen her sorunun önüne geçti. Gazze’ye artık sadece göz ucu ile bakıyoruz. Yemen’i unuttuk gibi. Doğu Akdeniz ve Kıbrıs, Libya ve deniz yetki alanları ile ilgili belirsizlikler sanki bir kenara itildi. ;

Suudi Arabistan ise Asya’yı Afrika’ya ve Akdeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan bölgedeki stratejik konumu, Arap ve İslam dünyasındaki öncü rolü, 34 milyon’a yaklaşan dinamik nüfusu, doğal kaynakları, kanıtlanmış dünya petrol rezervlerinin yaklaşık % 20’si ile enerjide öncü ülke oluşu, turizm ve insan ...;

Türkiye’de ve dost/kardeş ülkelerde stratejik vizyonu temsil eden devlet adamları ile bürokratlar, bilim insanları, kurumlar, iş insanları, sanatçılar, siyasetçiler ve gazeteci-yazarları onurlandırmak amacıyla 2006 yılından beri gerçekleştirilen TASAM Stratejik Vizyon Ödülleri’nin resmî internet sit...;

Brezilya ise 213 milyonu aşan nüfusu ile dünyanın altıncı ve 8,5 milyon km² üzerindeki yüzölçümü ile beşinci büyük ülkesi olarak Latin Amerika’da önemli bir siyasi ve ekonomik güç ve küresel düzeyde önemli bir aktördür. 2 trilyon dolar civarındaki GSYİH’sı ile Latin Amerika’nın en büyük, dünyanın do...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.