AB Uzmanı Dr. Can Baydarol’un 17 Aralık Zirvesi Sonuçları Üzerine Değerlendirmeleri

Röportaj

17 Aralık tarihi Türkiye Avrupa Birliği ilişkilerinde çok ciddi bir kilometre taşı. Ama bu tarihte herşey olup bitmiş değil. Rehavete kapılıp bayram ilan edecek bir pozisyonda değiliz. Bu tarihle birlikte Türkiye - Avrupa Birliği ilişkilerinde soyut bir tam üyelik tartışmasından somut bir tam üyelik müzakere başlangıcı kararına geçtik. Biz bundan önce Ankara Anlaşması’nın 28. maddesine referans yaparak tam üyelikten bahsediyorduk. ...

17 Aralık tarihi Türkiye Avrupa Birliği ilişkilerinde çok ciddi bir kilometre taşı. Ama bu tarihte herşey olup bitmiş değil. Rehavete kapılıp bayram ilan edecek bir pozisyonda değiliz. Bu tarihle birlikte Türkiye - Avrupa Birliği ilişkilerinde soyut bir tam üyelik tartışmasından somut bir tam üyelik müzakere başlangıcı kararına geçtik. Biz bundan önce Ankara Anlaşması’nın 28. maddesine referans yaparak tam üyelikten bahsediyorduk. Bu madde içinde de, “Türkiye ileride AET’den kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirebilme kapasitesi olduğunu kanıtladığında, Türkiye ile AET arasında tam üyelik müzakereleri başlaması olasılığı incelenir“ sözüne sığınıyorduk. Ama bu nereden bakarsanız bakın çok soyut bir düzenleme idi. Ne Türkiye’nin kanıtlamak konusunda kendisine bir özgüveni vardı, ne de Avrupalılar’ın siyasi iradesine Türkiye’nin tam olarak güveni vardı. Ama görünen şu ki, 17 Aralık kararı ile Türkiye ile Birlik arasında 3 Ekim tarihi itibariyle müzakerelere başlanabilecek. Bir tam üyelik garantisi olmasa bile, en azından hedefi tam üyelik olan bir müzakere süreci başlayacak.


Konsey kararı, TürkiyeAvrupa Birliği ilişkilerine somut bir tam üyelik müzakerelerine başlama takvimi vermek suretiyle Türkiye için soyut noktadan somut bir hedefe getirdi. Buna bağlı olarak Türkiye’nin önündeki hem ekonomik hem siyasi belirsizliklerin kalkacağını, dolayısıyla Türkiye’nin yeni bir yapılanma sürecinin başlayacağını söyleyebiliriz. Ancak tabii ki bu karara bakarak, Türkiye artık mutlak suretle tam üye oluyor sonuca varmak mümkün değildir. Burada hepimizi düşündüren ve “başardık“ dedirtemeyen 3-4 tane nokta var: Bunlardan bir tanesi, Kıbrıs’la ilgili ortaya çıkan görüntüdür. “Acaba Kıbrıs müzakerelere başlamak için önkoşul olur mu?“ tartışması birinci itiraz noktamız. İkincisi müzakerelerin ucunun açık olacağının normalde olduğundan daha net ve açık bir şekilde ifade edilmesidir. Tabi burada, ucu açıklık ifadesiyle birlikte bazı derogasyonların veya istisnaların kalıcı olarak ortaya konması bize tam üyelik dışında bir “ikinci sınıf üyeliğe“ veya onların söylediği şekliyle bir tür “iyileştirilmiş ortaklık“ statüsüne taşıyacağı endişesi sürekli olarak yaşanacaktır. Üçüncü nokta, müzakerelerin yapılış tekniği ile ilgili. Her müzakerenin kapanması için, her dosya için oybirliği gerektiren bir hükümetlerarası konferans toplanması zorunluluğu, ister istemez her dosya için bir siyasi ve ekonomik rüşvet– bir bedel ödeyeceğiz düşüncesini çağrıştırıyor. Son olarak da, müzakerelerin askıya alınması koşulları da karşı tarafın objektif kriterlere göre mi, yoksa subjektif bakış açılarıyla bir bahane bulma arayışıyla mı masaya oturacağı sorusunu akla getiriyor. Dolayısıyla bu dört noktada, kaygılarımız devam ettiği sürece, 17 Aralık kararını çok net ve pozitif olarak değerlendirmek de çok mümkün olamaz. Ama zaten “daha fazlasını bekliyor muydunuz?“ diye sorarsanız, çok daha fazlasını beklemiyorduk. Ama kırk yıldan fazla süren bir süreç içinde önemli bir aşamayı ifade ediyor. Yoksa bu gerekçelere bağlı olarak da her şey oldu-bitti denemiyor.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2650 ) Etkinlik ( 218 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 98 1041
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1349 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 284
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1289 ) Etkinlik ( 75 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 779
Türk Dünyası 19 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2006 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 2006

İstanbul İktisat Kongresi, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM ile TASAM BGC tarafından “Geleceğin Ekonomisinde Türkiye ve Sosyal Ahlâk Kodu” ana temasıyla 09-10 Aralık 2021 tarihinde gerçekleştirilecek;

Dünyanın en uzun (ülke çapında yaygın olmayan) iç savaşına sahne olan kapalı kutu Myanmar dünyada olduğu gibi ülkemizde de genellikle pek fazla bilinmeyen bir ülke. ;

İsrail’in Doğu Kudüs ve Batı Şeria’daki, yasa dışı yerleşim, yıkım, zorla yerinden etme, müsadere, tahliye politikalarında bir değişiklik yok. 1967’den beri devam eden bu durum, hiç kuşkusuz sistematik bir devlet politikası ve bu politikaları uygularken kendi hukuk sistemini de sonuna kadar kullanm...;

20. yüzyılın en karmaşık ve spekülasyona açık ilişkilerinden birisi de Çin-Rusya ilişkileridir. Geçmişte birçok defa sorun yaşayan iki ülke günümüzde “eşi benzeri görülmemiş” bir ortaklığı inşa etmeye çalışmakta.;

“Doğadan öğrenme ve tatbik etme” olarak tanımlanan Biyomimikri olgusunun inovasyondan dönüşüme, verimlilikten sürdürülebilirliğe, tasarımdan sanata, araştırmadan geliştirmeye, üretimden pazarlamaya, eğitimden sağlığa, ulaşımdan savunmaya ve yönetimden stratejiye yaşamın her alanına dair yüksek nitel...;

Sayın Bakanlar, Sayın Genelkurmay Başkanı, sayın bürokratlar, sayın misafirlerimiz, hepiniz TASAM tarafından düzenlenen 7. İstanbul Güvenlik Konferansı’na hoş geldiniz. ;

Normal şartlarda Balkanlar’a dair siyasi analizler, çıkarımlar, söylemler ve dahi planlar çoğu zaman dolaylamalardan beslenir ve sonunda kolayca inkâr edilir. Zira kimse kendini haksız görmez davasında. ;

Sri Lanka Demokratik Sosyalist Cumhuriyeti ise, Güney Asya'nın güneyinde Hint Okyanusu'nda bulunan (1972 öncesi Seylan olarak bilinen) bir ada ülkesi olarak 65.610 km2 yüzölçümüne, 22 milyonu aşan nüfusa, 88,9 milyar dolar (2018) GSYİH değerine ve ASEAN, CICA, SAARC, WTO vb. uluslararası kuruluşlard...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Yemen, Coğrafi konumu itibarıyla kızıl denizin Hint Okyanusu’na açıldığı kapıdır. Afrika boynuzu ile birlikte Bab’ül Mendeb boğazının doğu kıyısında yer almaktadır. Yeryüzünde denizler üzerinde seyreden malların p gibi büyük bir oranı Süveyş kanalı, Kızıl Deniz ve Aden körfezinden geçtiği düşünülürs...