Geleceğin Dünyasında Afrika’nın Önemi Ve Türkiye Ile İlişkileri

Konuşma

Değerli Dostlarım, Selamun Aleykum; Öncelikle bana bu konuşma fırsatını tanıyan ve bu konferansı ayarlayan Türk-Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi’ne teşekkür ederim. Umarım ki bu konferanstan hepimiz en verimli şekilde faydalanırız. Bugün size bahsedeceğim konu oldukça geniş ve kapsamlı bir konu. Dolayısıyla elimden geldiği kadarıyla hem Afrika’yı hem de Türkiye’yi ilgilendiren konulara değinmeye çalışacağım. ...

Değerli Dostlarım, Selamun Aleykum;

Öncelikle bana bu konuşma fırsatını tanıyan ve bu konferansı ayarlayan Türk-Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi’ne teşekkür ederim. Umarım ki bu konferanstan hepimiz en verimli şekilde faydalanırız. Bugün size bahsedeceğim konu oldukça geniş ve kapsamlı bir konu. Dolayısıyla elimden geldiği kadarıyla hem Afrika’yı hem de Türkiye’yi ilgilendiren konulara değinmeye çalışacağım. Afrika çok büyük olduğu için ondan bahsetmek de büyük ve zor bir iş. Antropologlarca yazılan kitaplara baktığımızda bugün dünyada yaşamın Afrika’da başladığı bilinmektedir. Dolayısıyla Afrika çok eski bir kıtadır. Belki de eski bir kıta olduğu için bugün Afrika geri plana itilmektedir. Afrika nedir? Afrika bir milyara yakın nüfusu ile neredeyse dünya nüfusunun dörtte birini barındıran bir kıtadır. Fakat maalesef bugün Afrika fakirdir. Burada fakirlik ile anlatmak istediğim insanların yaşam standartlarının yüksek olmayışıdır. Ama kaynaklar bakımından Afrika çok zengindir. Bugüne kadar dünyada kaynaklarından en az yararlanılan kıta Afrika’dır.

Bunun bazı nedenleri var. Birinci neden sermaye eksikliğidir. Hem insani sermaye hem de parasal sermaye. Az önce Afrika’nın neredeyse dünya nüfusunun dörtte birini barındırdığını belirtmiştim. Buna rağmen Afrika’nın insani sermaye sorunu yaşaması bir paradoks gibi görünebilir. Bu paradoksu yaratan insani sermaye ile kastettiğim çalışabilecek insan eksikliği değil. Kastettiğim eğitilmiş, yeterli bilimsel bilgi birikimine sahip kalifiye insan sermayesidir. Bu birinci nedendi. İkinci neden ise, gelişmiş ülkeler şimdiye kadar Afrika ile pek ilgilenmediler ve Afrika’ya fazla önem vermediler. Bugüne kadar gelişmiş ülkeler az gelişmişliğin Afrika’nın bir sorunu olduğunu ve bunun Afrikalılarca çözülmesi gerektiğini savundular. Bir diğer neden ise Afrika’nın az gelişmişliğinin doğurduğu kabileler arası çatışmalar, iç savaşlar gibi sorunlardır. Bunun neticesinde gelişmiş ülkeler Afrika ile fazla ilgilenmediler.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen yeni bir Afrika doğmaktadır. Afrika kendisini yeniden tanımlamaktadır. Demokrasi Afrika’da giderek kök salıyor ve ülkelerce daha da benimseniyor. Afrika’nın kendini yeniden tanımlayarak, kendisini sorgulayarak, demokrasi kıtada kök salarak kalkınmak için yeni bir yol takip etmesi Afrika’nın günümüzde bir Rönesans yaşamasıyla sonuçlandı. Bunun sonucu olarak Afrika, gelişmiş ülkelerden geçmiştekine nazaran daha olumlu karşılık görmektedir. Günümüzde küreselleşmeden bahsedecek olursak Afrika’dan bahsetmek zorundayız çünkü Afrika olmadan küreselleşmeden bahsedilemez. Bu yüzdendir ki uluslar arası örgütler küreselleşmenin sosyal boyutunu incelemek üzerine komite kurdu. Bu komitenin eş başkanlarından birisi de Tanzanya Devlet Başkanı Sayın Benjamin Mkapa’dır. Bu komitenin amacı küreselleşme olgusuna insani bir yaklaşım kazandırmak ve küreselleşmenin insanların zararına değil faydasına işlemesi için öneriler sunmak ve tedbirler almaktı. Bu dünya herkese yeter. Bununla birlikte İngiltere “Afrika Komisyonu” kurdu. Yine Tanzanya bu komisyona Devlet Başkanı düzeyinde temsil sağlayarak katkıda bulundu. Bu komisyonun yaptığı Afrika’nın gündemini yeniden tanımlamak ve şimdiye kadar Afrika’da kalkınmayı engelleyen faktörleri incelemek oldu. Ayrıca bu komisyon Afrika’nın “Kuzey” ile olan ilişkilerini yeniden tanımladı. Burada “Kuzey” ile ABD dahil gelişmiş ülkeleri kastetmekteyim. Bundan başka bu komisyonun icraatlarından bir diğeri sizlerin de haberdar olduğunuz gibi Afrika’da kurumsal olgunluk gösteren 16 ülkenin borçlarının silinmesi oldu.

Tüm bunları söyledikten sonra bu nokta da Türkiye söz konusu olmaktadır. Yanılıyor da olabilirim okuduğum kadarı ile Yukarıda bahsettiğim olaylar dizisi içerisinde Türkiye’nin bugün dünyada pek rastlanılmadığını ve adının duyulmadığını söyleyebilirim. Türkiye hakkında çok fazla bilgi sahibi olmadığım için yanılıyor da olabilirim. Türkiye’ye üç gün önce geldim ama şunu fark ettim; Türkiye, kendi tarihiyle ve kimliğiyle bir güç. Şayet Türkiye gerçekten isterse Afrika’nın yeniden doğan imajında ve dünya ile olan ilişkilerinde söz sahibi olabilir. Gelecekte şu olabilir; tüm bu ilişkiler ve oyunun kuralları yeniden tanımlandıktan sonra Türkiye ile Afrika arasındaki ilişkiler daha fazla önemli olacaktır. Konuşmamın başında belirttiğim gibi Afrika keşfedilmeyi ve istifade edilmeyi bekleyen kaynaklara sahip. Bu kaynaklardan istifade edilirken her iki tarafın kalkınması ve faydası gözetilmelidir. Ve şunu söylemeliyim ki, Türkiye gözünü açıp uyanmazsa kaybeden Türkiye olacaktır. Artık Afrika, insanlara girişimde bulunulabilecek hemen hemen her alanda birçok fırsat sunmaktadır. Dolayısıyla bu Türkiye’ye sunulmuş bir ikram, iyi bir tekliftir. Bu söylediklerim Afrika için olduğu kadar Tanzanya için de geçerlidir. Çünkü gördüğüm kadarı ile Türkiye Afrikalılar için fırsatlarla dolu bir ülke. Bu yüzden Türkiye ve Afrika birbirlerini daha iyi tanımak için çaba sarf etmeliler. Bunu söylemek biraz ayıp kaçacaktır ama Türkiye tarih boyunca Afrika ile çok yakın ilişki içindeydi. Bugün ise Türkiye’yi Afrika’dan bu derece uzak tutan ve Türkiye’nin Afrika’ya ilgisiz kalmasını sağlayan şey nedir anlayamıyorum. Tanzanya’ya baktığımda İslami Kalkınma Bankası (IDB) ve Işık Eğiti ve Sağlık Vakfı dışında Tanzanyalı insanlara Türkiye’yi tanıtacak hiçbir faaliyet göremiyorum. Burası bir araştırma kurumu. Burada sizler araştırmalar yapıyor, değerlendirmelerde bulunuyor ve öngörülerde bulunuyorsunuz. Sizlerin ortaya koyduğu çalışmaları akademisyenler, siyasetçiler ve karar alıcılar tüketmektedirler. Eğer Afrika ile Türkiye arasında ciddi anlamda bir ilişki yok ise sizin çalışmalarınız tam anlamıyla hedefini bulmuyor demektir. Çünkü iki taraf arasında ilişkilerin kurulması ilk adımdır. İlişkiler kurulduktan sonra sizin yaptığınız gibi bilimsel çalışmalar çok daha fazla önem arz edecektir.

Soru: Türkiye bin yılı aşkın bir süre Afrika kıtası ile çok yakın ilişkiler içerisindeydi. Osmanlı arşivlerinde yaptığım araştırmalar sonucu Afrika ile ilgili birçok belgeye ulaştım. Türkiye 2005 yılını “Afrika Yılı” ilan etti ve Afrika’ya bu sene geçmişe nazaran daha fazla önem verilmektedir. İnanıyorum ki bundan sonra da eskide olduğu gibi Afrika ile Türkiye arasında kuvvetli ilişkiler gelişecektir.

Elbette. Ben de konuşmamda buna inandığımı belirtmiştim. Ben az önce söylediğim sözlerimle sizin yaptıklarınızın fazla önemli olmadığını söylemek istemiyorum. Tam tersine, yeterli bilimsel çalışmalar yapılmadan ve bilgi birikimi sağlanmadan ne Türkiye Afrika’yı ne de Afrika Türkiye’yi tanıyabilir. Dolayısıyla sizin burada yaptığınız Afrika ile ilgili çalışmalar ilişkiler adına çok büyük önem taşımaktadır. Bu tek başına yeterli değil. Bunlardan sonra iki taraf arasında ilişkiler kurulması ve var olan ilişkilerin geliştirilmesi yönünde gayret gösterilmeli. Fakat sizin Afrika üzerine yapılan çalışmalarınız, yüksek lisans veya doktora tezleriniz tozlu raflarda bekletilmeye mahkum olmamalı. Türkiye bu yılı “Afrika Yılı” ilan etti. Bu çok güzel bir gelişme fakat tek başına yeterli değil. Bu sadece bir ilk adım olabilir. Bu ilişkilerin geliştirilmesi için bir sebep olmalı. Asıl önemli olan bundan sonra somut bir şeyler yapmaktır. Türkiye 2005 yılını “Afrika Yılı” olarak ilan etti. Ben de Tanzanya’nın yani Afrikalı bir ülkenin bakanı olarak kendime soruyorum: Tanzanya bu yıl içinde Türkiye’yi tanımak veya Tanzanyalılara tanıtmak için ne yaptı? Bu soruya verecek bir cevap maalesef bulamıyorum. Dolayısıyla bir yılı “Afrika Yılı” ilan ettikten sonra hükümetler seviyesinde veya halklar seviyesinde bir takım faaliyetler düzenlenmeli ki etkileşim sağlanabilsin.

Örneğin, benim bakanlığımın sorumlu olduğu alanlardan birisi de spor. Bu sene içerisinde Türkiye’den bazı spor adamları Afrika’da bazı ülkelere gidip orada birtakım etkinlikler düzenleyebilirler. Bazı sporcular Afrika’ya gidebilir veya Afrika’dan farklı ülkelerden sporcular Türkiye’ye davet edilebilirlerdi. Bu Afrika ve Türkiye arasında yakın ilişkilerin gelişmesi için bir başlangıç oluşturabilirdi.

Soru: Benim üç sorum olacak. Birincisi Türk işadamları için Tanzanya’daki fırsatlar nelerdir? İkinci olarak şunu sormak istiyorum; Türkiye’de birçok Afrikalı sporcu spor hayatlarını devam ettirmektedir. Tanzanya’da da böyle bir potansiyel var mı? Son olarak da Tanzanya ve Türkiye arasında hükümet veya bakanlar düzeyinde ilişki var mı?

İzin verirseniz bu üç soruya sondan başa doğru giderek cevap vermek istiyorum. Maalesef Türkiye ile Tanzanya arasında resmi düzeyde herhangi bir ilişki yok. Dolayısıyla ben de bu sefer olduğu gibi gayri resmi fırsatlar sayesinde Türkiye’ye gelebiliyoruz. İstanbul’da Tanzanya Fahri Konsolosluk’u bulunmaktadır ama adından da anlayabileceğiniz gibi bu bir resmi temsilcilik değil, sadece fahri bir temsilcilik.

İkinci yani sporla ilgili soruya gelince spor alanında birçok imkan oluğunu söyleyebilirim. Tanzanya’da futbol neredeyse resmi spor olarak anılabilir çünkü hemen hemen tüm halk futbolu seviyor ve oynuyor. Örneğin, Tanzanya’da Galatasaray’ı birçok insan yakından takip ediyor. Galatasaray’ın renklerine aşık olan Tanzanyalılar bulmak hiç de zor değil Tanzanya’da. Yine 2002 Dünya Kupası’nda birçok Tanzanyalı Türkiye’yi destekledi. Özellikle milli takım kaleciniz Rüştü’nün gözlerinin altına sürme çekmesi Tanzanya insanının çok hoşuna gitti. Brezilya karşısında oynadığınız maçta Rivaldo gibi bir dünya yıldızına karşı Tanzanya halkı çok sinirlendi çünkü Türkiye’nin aleyhine sakatlanmış numarası yaparak bir Türk oyuncunun kırmızı kart görmesine neden oldu. Ve burada Tanzanya halkı Rivaldo’yu değil Türk futbolcuyu destekledi.

Ayrıca bizler futbol dışında voleybol, basketbol ve boks gibi diğer spor dallarında da ilerlemekteyiz ve bu branşlarda Tanzanya gerçek anlamda bir potansiyele sahip. Bu noktada neler yapılabilir? İki ülke arasında sporcu değişimleri gerçekleştirilebilir. Tanzanya’dan bazı sporcular Türkiye’ye davet edilebilir veya Türkiye’den bazı sporcular Tanzanya’ya gelebilir. Türkiye futbolda Tanzanya’ya göre çok mesafe kat etmiş durumda. Türkiye’den teknik direktörler Tanzanyalı takımları çalıştırmak için gelebilirler. Olaya farklı bir açıdan bakarsak, bu aynı zamanda Türkiye’de istihdam sorununun çözülmesine de yardımcı olacaktır. Dar üs Selam şehrinde kayıtlı bin 500 futbol takımı bulunmaktadır. Bunlardan üçte birine Türkiye teknik direktör sağlasa Türkiye’den 500 kişiye iş imkanı sağlanmış olacaktır.

 

İlk soru Türk işadamları için Tanzanya’nın sunduğu imkanlardı. Tanzanya’da Türk işadamları için iş dünyasında da birçok fırsat bulunmaktadır. Sizler bugün Türkiye’de bir iş başlatmak isterseniz çok mücadele etmeniz ve çok gayret göstermeniz gerekir. Fakat Tanzanya gibi az gelişmiş ülkelerde her sektörde boşluklar olduğundan bu ülkeler yatırım için daha müsaittir. Tanzanya, çoğunlukla tarıma dayalı bir topluma sahip. Halkın yüzde sekseni tarımla uğraşmaktadır. Ülkede üretilen ve ihraç edilen ürünlerin neredeyse hepsi ham madde, yani katma değer eklenmemiş ürünlerdir. Bu yüzden tarım endüstrisi alanında çok büyük imkanlar vardır. Tarım endüstrisinde de bizim Tanzanya’da ekili tarımı geliştirmeye ihtiyacımız var. Ülkemde ciddi oranda pamuk üretilmektedir fakat üretilen pamuk maalesef başka bir ülkede işlenmektedir çünkü Tanzanya’da tekstil endüstrisi üretilen pamuğu henüz işleyecek düzeyde değildir. Dolayısıyla pamuk üretimi çok verimli şekilde ilerlerken üretilen işlenilmeden ihraç edilmektedir.

Tanzanya yer altı zenginlikleriyle de yatırımcılara birçok fırsat sunmaktadır. Tanzanya’da altın, elmas, kömür, doğal gaz, tanzanayt (sadece Tanzanya’da bulunan piyasa değeri altından yüksek olan bir mücevher taşıdır. Dünyada daha çok Amerika ve İngiltere’de talep görmektedir.) ve yakut bulunmaktadır. Maalesef Tanzanya bunları araştırıp bulacak ve bulduktan sonra da işleyecek teknolojiye ve sermayeye sahip değil. Türk işadamları bu alanda da yatırımda bulunabilir. Bir örnek vereyim; benim 265 km2 arsam var ve ben arsamda altın olduğuna inanıyorum. Fakat ben tek başıma arsamda araştırma yapıp altın çıkartamam. Şuan arsamda altın arayacak bir ortak aramaktayım.

Soru: Konuşmanızın başında sizin biraz karamsar bir tablo çizmeniz beni şaşırttı. Türkler tarihte Afrika kıtasına birçok kere yardım elini uzattı. Portekizler Doğu Afrika’yı ele geçirmeye çalıştıklarında Osmanlı askerleri Afrikalılara yardım ettiler ve Portekizliler ülkelerine geri dönmek zorunda kaldı. Belki son dönemlerde siyasi olarak Türkiye Afrika ile ilgilenmese de Türk halkı Afrika ile birlikte oldu.

Ben ilişkiler yönünde karamsar değilim. Siyasi alanda ilişkiler maalesef olması gerekenin çok altında. Geçen gün Hidiv Kasrı’nda yemekteydim. Orada yağlı boya resimlerinin satıldığını görünce gidip bir bakmak istedim. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinden sonra şehre girişini gösteren bir resmi satın aldım. Bana bu resmi aldıran neydi? Fatih’in yanında bir de Afrikalı siyah insan vardı, hem de en ön safda. Fakat sizin de belirttiğiniz gibi son dönemlerde Türkiye Afrika’yı görmezden gelmiştir ve umarım bunun bir an önce farkına varılır.

Soru: Afrika’nın geri kalmışlığı yerine göre sömürgeciliğe bağlanmaktaydı. Fakat, Afrika’da birçok ülke neredeyse kırk yılı aşkın bir süredir bağımsız olmasına rağmen hala azgelişmişlikten kurtulabilmiş değil. Sizce liderlik bunun önemli nedenlerinden birisimidir?

Şüphesiz. Ne yazık ki, Afrika’da birçok ülke benzer kaderi paylaştı. Bağımsızlığına kavuşan ülkede çoğu kez tek parti hükümetleri, diktatörlükler veya kendi çıkarını düşünen yöneticiler iş başına geçti. Bunlar devletin yönetimini uzun süre bırakmadıkları gibi ülkenin ve halkın kalkınmasından daha çok şahsi çıkarlarını düşündüler. Ancak artık Afrikalı gençler daha bilinçli yetişiyorlar ve gelecek nesil ülke yönetiminde daha bilinçli olacak. Bunun yanı sıra demokrasi ve çok partili sistem Afrika’da giderek yerleşik bir hal almaktadır. Sorunların olduğunun farkındayım ama bu sorunlar birçok Afrika ülkesinde azalmaktadır ve yıllar ilerledikçe daha sağlam bir siyasi düzen kurulacaktır.

Bana bu konuşma fırsatını verdiğiniz ve dinlediğiniz için hepinize teşekkür eder, saygılarımı sunarım.
 

 

 

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 4791 ) Etkinlik ( 169 )
Alanlar
Afrika 64 1112
Asya 73 1709
Avrupa 13 1336
Latin Amerika ve Karayipler 12 135
Kuzey Amerika 7 499
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2770 ) Etkinlik ( 43 )
Alanlar
Balkanlar 22 566
Orta Doğu 17 1131
Karadeniz Kafkas 2 649
Akdeniz 2 424
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3097 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 2000
Türk Dünyası 16 1097
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 3316 ) Etkinlik ( 72 )
Alanlar
Türkiye 72 3316

Son Eklenenler