Papa’nın Cehenneme Yolculuğu

Alıntı

apa gereksiz, yersiz ve incitici beyanından sonra bugün Türkiye’ye geliyor. Esas hedef, Katolik Kilisesi ile Ortodoks Kilisesi’ni barıştırıp uzun vadede Hıristiyanlığın bu iki kolunu birleştirmek de olsa, Türkiye’ye yönelik sıcak mesajlar ve ardından gelecek olan jestler var......

Papa gereksiz, yersiz ve incitici beyanından sonra bugün Türkiye’ye geliyor. Esas hedef, Katolik Kilisesi ile Ortodoks Kilisesi’ni barıştırıp uzun vadede Hıristiyanlığın bu iki kolunu birleştirmek de olsa, Türkiye’ye yönelik sıcak mesajlar ve ardından gelecek olan jestler var...
Bunlardan biri pazar günkü duada söylenenler: ‘Tarihi ve kültürü zengin Türk halkına en içten selamlarımı göndermek isterim.’
Jeste gelince...

16. Benedikt’in Sultanahmet Camii ziyareti kesinleşmiş... Bu sıradan bir olay değil.
Neden?
Çünkü bir Papa’nın ilk cami ziyareti ancak ve ancak 2001 yılında gerçekleşmiş. Bu tarihte Papa’nın selefi 2. Jean Paul, Şam’da bir camiyi ziyaret etmiş.
Sultanahmet, tarihsel bir ikinci olacak.
Bunlar bir nevi tahribatı onarım hamleleri gibi...

Bizler incindik ama incitmekten de geri kalmıyoruz galiba.
Pazar gecesi dünya televizyonlarını zaplarken, o gün gerçekleştirilen mitinge katılanların söylediklerini Fransız televizyonunda duyunca kulaklarıma inanamadım.
Böyle bir şaşkınlığa neden uğramış olduğumu daha iyi ifade etmek için, mitinge katılanlardan birinin ‘Türkiye Papa’ya mezar olacak’ dediğini söylemekle yetineyim...
Bu sözler tüm dünyada ekran ekran dolaşıyor ve bizi hak etmediğimiz bir duruma düşürüyor.
Halbuki Papa’nın ziyaretini, dünyanın ‘ezberini’ bozarak çok yararlı bir hale getirebiliriz.
İngiliz gazeteleri, Türkiye ziyaretini ‘Papa’nın cehenneme yolculuğu’ diye verdi. Bunu boşa çıkartan, kapsayıcı ve asil bir tavır zaten insanlığın sağduyusuna gerekli mesajı iletir.
Soğukkanlılık, dünyada gerginlikten medet umanların heveslerini de kursaklarında bırakır.
Üstelik Katolikler’le Ortodokslar’ın Müslüman bir coğrafyada barışması bize özgüvenli bir keyif mi vermeli, yoksa abartılı korkular mı?

Son zamanlarda garip bir kışkırtma ortamı var.
Danimarka’daki karikatür tam bir provokasyondu.
Papa’nın söyledikleri de normal sayılmazdı.
Ne oluyor?
Bunu dünyadaki paranın izini takip ederek yanıtlayabiliriz.
Dünyada kimlerin kazancı artıyor?
Cevap açık:

- Petrolcülerin ve silahçıların.

Silahçılar nereden para kazanır?

- Gerginlikten, kavgadan, savaştan...

Sanırım, ABD’de iktidarı ellerinde tutan silah fabrikatörleri, yeni kazanç kapısı olarak Müslümanlığı seçti.
Bunu boşa çıkarabiliriz.
Nasıl mı?
Camiye tarihsel ikinci ziyareti yapacak Papa’nın Türkiye gezisini, dünyaya Müslümanlık adına verilen bir hoşgörü mesajına çevirerek.
Üstelik bu çok da zor değil.
Hoşlanmadığımızı, başkasına yapmamamız halinde bu amaca ulaşırız.

Sakin ve vakur bir duruş.
Gereken bu.
Doğrusunu isterseniz yakışanı da bu.

İslam’ın unutulan yüzünü dünyaya hatırlatmak görevini üstlenmek de hem dünyaya hem de bize güven ve huzur verir.

Kaynak ; Star Gazetesi / 28 Kasım 2006

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2643 ) Etkinlik ( 216 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1035
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1995 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1995

Meksika ise yaklaşık 2 milyon kilometrekarelik yüzölçümü ile Orta Amerika’daki stratejik konumu, 124 milyon civarındaki nüfusu, insan kaynağı, 1,223 trilyon GSYİH ile büyüyen ve gelişen ekonomisi, BM, Amerika Devletleri Örgütü (ADÖ), Rio Grubu, OECD, ANDEAN, Orta Amerika Entegrasyon Sistemi (SICA),...;

Suudi Arabistan ise Asya’yı Afrika’ya ve Akdeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan bölgedeki stratejik konumu, Arap ve İslam dünyasındaki öncü rolü, 34 milyon’a yaklaşan dinamik nüfusu, doğal kaynakları, kanıtlanmış dünya petrol rezervlerinin yaklaşık % 20’si ile enerjide öncü ülke oluşu, turizm ve insan ...;

Brezilya ise 213 milyonu aşan nüfusu ile dünyanın altıncı ve 8,5 milyon km² üzerindeki yüzölçümü ile beşinci büyük ülkesi olarak Latin Amerika’da önemli bir siyasi ve ekonomik güç ve küresel düzeyde önemli bir aktördür. 2 trilyon dolar civarındaki GSYİH’sı ile Latin Amerika’nın en büyük, dünyanın do...;

Muhammed Nadir Şah, Afgan kraliyet ailesi üyelerinden birisidir. Amanullah Han ile aynı soydan gelmektedir. Nadir Şah, Amanullah Han’ın kuzenidir. Eski Afgan Emiri Dost Muhammed’in yeğeni Mehmet Yusuf Han’ın oğludur. ;

Doğu; nüfuz ve müdahale etmeye çalışan Batı’ya karşı müdafaanın sınırları, özellikle sömürgecilik dönemi süresince ve Sanayi Devrimi sonrasında gerçekleştirilen etkiye karşı geliştirilen tepki olarak nitelenebildiği gibi, Batı’nın sınırlarını çizdiği (Edward Said’in ifade ettiği) “bağımlı ırkların” ...;

Boutros-Ghali’nin BM Genel Sekreteri iken yaptığı bir konuşmada ifade ettiği gibi günümüzde her ne kadar devletler küresel sistemin en temel aktörü olmaya devam etse de, sınırları üzerindeki hâkimiyetlerini ve kontrollerini sarsacak gelişmeler yaşanmakta, bu da diğer aktörlerle işbirliğini zorunlu k...;

Rusya Federasyonu ise geniş yüzölçümü, 147 milyona yakın nüfusu, sanayileşme ve teknolojide elde ettiği ilerleme, büyüyen ve gelişen ekonomisi, doğal kaynakları, tarihî birikimi, Birleşmiş Milletlerdeki veto gücü, BDT ve ŞİÖ içerisindeki yeri, uluslararası alandaki saygın konumu ile tüm dünyanın dik...;

Küreselleşme olgusuna ilişkin yapılan tanım ve açıklamalar, konunun daha çok politik, ekonomik ve askeri boyutunu öne çıkarsa da, küreselleşme en fazla kültürel yaşam üzerinde dönüştürücü bir etki yarattığı, toplumların günlük yaşam pratiklerini biçimlendiren temel değerleri, kolektif imgeleri ve se...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...