Evlat da Bizim Devlet de,

Yorum

Hikâyedir; Kanuni Sultan Süleyman’ın boğdurtarak öldürttüğü Şehzadesi Mustafa’dan sonra ince hastalıktan Şehzade Mehmed’in de ölmesiyle, tahta varis kalan iki şehzade Selim ve Beyazıd’ın taht kavgasında arada kalan padişah derin derin düşünmekte ve bir karara varamamaktadır. Oluşturdukları ordularla birbirleriyle savaşmaya kadar işi vardıran şehzadelerin ikisini de tepelese tahta geçecek varis kalmamakta, birinden birini tercih etse ikisi de evlat olması hasebiyle bir diğerine kıyamamaktadır....

Hikâyedir; Kanuni Sultan Süleyman’ın boğdurtarak öldürttüğü Şehzadesi Mustafa’dan sonra ince hastalıktan Şehzade Mehmed’in de ölmesiyle, tahta varis kalan iki şehzade Selim ve Beyazıd’ın taht kavgasında arada kalan padişah derin derin düşünmekte ve bir karara varamamaktadır.

Oluşturdukları ordularla birbirleriyle savaşmaya kadar işi vardıran şehzadelerin ikisini de tepelese tahta geçecek varis kalmamakta, birinden birini tercih etse ikisi de evlat olması hasebiyle bir diğerine kıyamamaktadır.

Bu düşünceler içerisindeyken vezirlerinden birisine konuyu açar ve dertleşmek, görüş almak ister. Vezir; "devletlü sultanımızın sağlığında ikisinin de yaptığı edepsizliktir" ile başlayıp ahkam kesen cümlelerle iki şehzadeye de iyice yüklendikten sonra ikisinin de asılması, başlarının kesilmesi gerektiğinden bahisle konuşmaya devam ederken, padişah hem müstehzi ve hem de hüzünlü bir tavırla vezirin sözünü keser ve der ki;
“Ne güzel konuşuyorsun, belli ki evlat da senin değil, devlet de.“

Hikâyenin geri kalanını özetlersek; Padişah Selim’den yana tavır alır Beyazıd yenilir. İran Şahı Taşmashap’a sığınır, şaşaalı törenlerle karşılanır. Devleti tehdit edecek bir fitne ihtimaline karşı Payitaht İran Şah’ına 60.000 altın vererek maiyeti ile birlikte Şehzade Beyazıd’ı öldürtür ve kafası İstanbul’a getirtilir.

Ülke olarak geldiğimiz nokta, yaşadığımız günler Sultan Süleyman’ı derin derin düşündüren dönüm ve kırılma noktalarından birisidir.

İçerde; dış dünyadaki uluslararası plânlamalardan asla bağımsız olmayan ekonomik kriz süreci ile birlikte millî insiyatiflerin bir bir (en hafif ifadeyle) yara aldığı ve krizin olumsuz demografik boyutlarının zirveye çıktığı günleri yaşıyoruz.

Dışarda ise; dünya statükosunun netice alma zamanının geldiğini öngördükleri bir coğrafya ve konjonktürün ortasında sıkışmış durumdayız.

Bu sitede yayımlanan ilk yazı olması sebebiyle genel bir bakışaçısı ve yaklaşımı ortaya koymak istiyorum. Çok fazla ayrıntının, yaklaşımın ana esprisini zedeleyeceğini düşünerek Sultan Süleyman’ın hüzünlü ifadesindeki gibi eğer “devlet de, evlat da" bizim ise (ki bu anlayış bu merkezin sağduyusu olacaktır); bu ülke için yüreği çarpan herkese, bir araştırma merkezinin toplumsal sorumluluk sınırları içerisinde şu ifadeleri arzetmek istiyorum:

Cumhuriyeti kuranların dünyadaki konjonktürü çok iyi okuyarak kurdukları 100 yıllık perspektifi, sonuna yaklaşmışken başa almamalıyız.

Statükolarla uğraşmak, ya da onları değiştirmek her zaman cazip ve gıdıklayıcı bir iş olmuştur. Fakat statüko, yerine daha iyi bir şey koymak için kaldırılır. Emsalini yada daha iyisini koyamazsanız, boşluk ve kaos olur. Yapısal değişiklikleri yaparken bin düşünüp, bin istişare edip, bir yapmalıyız.

Bu ülke ve millet için taş üstüne taş koyan, hayırlı iş ve hizmet namına emek sarfeden herkes bütün sonuçlarıyla ortak sermayemizdir. Dolayısıyla millî birlik ve beraberliğin en canlı olması gereken bir dönemde olduğumuzun bilincinde olmalıyız.

Kişiliksiz ve kimliksiz olduğu zannına kapılması için çok büyük gayretler sarfedilen ülkemizin aynı zamanda dünyada en çok speküle edilen, baskı ve kontrol altında tutulan bir ülke olduğunu unutmamalıyız.

"Medeniyet“ temelinde, coğrafyamızın ve dünyanın tek şansı olduğumuza inandığımız gün, bütün korkularımızı yenebileceğimizi bilmeliyiz. Bütün olumsuz gayretlerin o günün gelmemesi için olduğuna bir inanabilsek aslında o günü getirmiş olacağız.

Ateş yakar, su ise ıslatır. İç ve dış dengeleri, geçerli statükoyu doğru ve reel tanımlayıp, olayların ve ilişkilerin tarihini iyi bilirsek tozpembe rüyalardan bir an önce uyanıp yakması muhtemel ateşten korunmak için gerekenleri ivedilikle yapmamız gerekiyor.

"Evlat da bizim devlet de!" diyenlere her zamankinden fazla iş ve insiyatif düşmektedir. Bu coğrafya ve konjonktürde zorluklar hep yeni çıkışlara, yükselmelere sıçrama tahtası olmuştur. Tesbiti reel yapmak doğru neticeyi getirecektir.

Doğru zamanda, doğru işi yapmak için doğru adam olmak gerektiğinden hareketle, tarihten ibret alarak, ülkemizin daha aydınlık günlere ulaşması için en güzel temenniler ve saygılarımla.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 85 )
Alanlar
TASAM Türkiye 85 2071

İktisadi düşünce tarihi çalışmaları, genellikle Anglo-Amerikan merkezli ana akım kuramların ya da Batı Avrupa menşeili büyük ekollerin gölgesinde şekillenme eğilimindedir. ;

The Lancet'te yayımlanan bir analize göre, dünya genelinde yaklaşık 1,2 milyar insan şu anda bir ruhsal bozuklukla yaşıyor ve bu yük son otuz yılda çarpıcı bir şekilde arttı. Ruhsal hastalıklar, dünyanın en çok engelliliğe yol açan sağlık sorunları arasına girdi; anksiyete ve depresyon ise bu yüksel...;

İktisat “bilimi”, çoğunlukla evrensel formüllerin, grafiklerin ve rasyonel aktör varsayımlarının soğuk laboratuvarı olarak kabul edilir. Ancak tarihin ve coğrafyanın süzgecinden geçirilmemiş bir iktisat teorisi, ruhu ve hafızası olmayan bir iskeletten ibarettir.;

Washington’ın ittifakları muazzam bir baskı altında. Birçok müttefik ve ortak, büyük güç niteliğindeki rakiplerden gelen artan tehditlere maruz kalıyor ve Birleşik Devletler’e güvenip güvenemeyecekleri konusunda şüpheye düşüyor. Bu baskılara verilen yanıt ise yeniden silahlanmak oluyor. ;

Washington’ın ittifakları muazzam bir baskı altında. Birçok müttefik ve ortak, büyük güç niteliğindeki rakiplerden gelen artan tehditlere maruz kalıyor ve Birleşik Devletler’e güvenip güvenemeyecekleri konusunda şüpheye düşüyor. Bu baskılara verilen yanıt ise yeniden silahlanmak oluyor. ;

İktisadi düşünce tarihi yazımı, coğrafi ve siyasi sınırların çizgisel takibine indirgendiğinde, ekollerin arkasındaki entelektüel geçişkenlikleri ve can alıcı dip akıntılarını gözden kaçırma riskiyle maluldür. Bu durumun en somut tezahürlerinden biri, Orta Avrupa iktisadi mirasının neredeyse tamamen...;

Modern iktisat teorisi, piyasa yapılarını ve endüstriyel organizasyon biçimlerini analiz ederken uzunca bir süre neoklasik paradigmanın mekanik ve indirgemeci kabullerinin gölgesinde kalmıştır. Bu ana akım yaklaşım, piyasada ölçek ekonomilerine (economies of scale) ve operasyonel başarıya ulaşmanın ...;

Ortadoğu’nun haşin coğrafyasından evrensel emelleri olan üç büyük din ile peygamberler ve fatihler çıktı. Yahudiler, tarihsel olarak kendilerini Sami ırkı ile ilişkilendirirler. Günümüzde dünyadaki en kalabalık Sami kavmi Araplardır. Irklar tarihine göre, bu dönemde Samilerden başka, Aryanlar (bugün...;

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

11. İstanbul Güvenlik Konferansı (2025)

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

10. İstanbul Güvenlik Konferansı (2024)

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2025 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 31 May 2025 - 28 Haz 2025
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2023 Dönem 1

21. yüzyıl güvenlik sorunlarının dönüşümünü takip edebildiğimiz bir dönem olarak dikkat çekmektedir.

  • 11 Kas 2023 - 02 Ara 2023
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...