“Jenne” yi Cehenneme Çevirmek

Makale

Önce onun ne burs kazandığını pek anlamamıştım. Başarısını hararetle kutladım. Aklıma bu ne için ve nereye gidiyorsun? demek, “gel seninle gidelim; cibinlik, böcek savar, yılan kovar ve sıtma hapları alalım” deyince geldi de, Mali’ye gideceğini öğrendim....

Önce onun ne burs kazandığını pek anlamamıştım. Başarısını hararetle kutladım. Aklıma bu ne için ve nereye gidiyorsun? demek, “gel seninle gidelim; cibinlik, böcek savar, yılan kovar ve sıtma hapları alalım“ deyince geldi de, Mali’ye gideceğini öğrendim. Sıtmanın, HIV Aids’in, yüzlerce bildiğimiz bilmediğimiz hastalığın ama en önemlisi siyasi istikrarsızlığın, terörün kol gezdiği bir ülkeye başı dimdik, tavizsiz gitme kararı almıştı. Yaşının verdiği dik başlılıkla, “ben burs buldum. Sizden izin istemiyorum. Sadece haber veriyor ve deneyimlerimi şimdiden paylaşmaya başlayın diye bir şans veriyorum“ dediği zaman yüreğimi eline alıp, içindeki kanı süzene kadar yoğurmaya başladığı hissine kapıldım.

O Keita’ların bir Ferdi Oluverdi. Sevgi Sundu; Sevgi Buldu
2002 yılı, her yıl gibi istikrarsız bir yıldı Mali için. İnsanlar kaçırılıyor, fidye-i necat için öldürülüyorlardı. Ama öyle veya böyle bir yaşam sürmekteydi orada, terörün aman vermediği her ülkede olduğu gibi. Haberleşmenin de kolay olmadığı koşullarda, Mali’ye Senegal üzerinden ulaştığını haber aldığımda dünayalar benim oldu. Artık onun bir de Bamako’lu ailesi olmuştu. Anne Fatumatu, pek sevdiği minik kardeş Bibi ve gurbetteki baba Keita, hala onun özel anıları arasında çok özel yere sahip kişiler. Birlikte yediler, içtiler, en önemlisi farklı dünyaların insanları olarak, insanlığın ortak yönlerinde buluştular. Şimdi adını “Korotumu Sangare“ koyup bağırlarına bastıkları kızımın, çekincelerimize rağmen Mali’ye gittiğine şükrediyorum. İyi ki gidip, orada yaşamış, onların mısır unu çorbalarına kaşık sallamış ve Mali’nin fakir, ama gönül zengini güzel insanlarını tanıyabilmiş.

Bamako’da bir Kurban Bayramı
Sahra altı Afrika, tüm dineri kendi tribal kültürü içinde harmanlayan bir yer. Başlı başına bir dialect olarak düşünülebilecek Batı Afrika Fransızca’sı ile sürdürülen konuşmalarda “Ala, Ala“ diye geçen sözcüklerin, Allah anlamına geldiğini ve çoğu kez bir dilek veya duayı başlatmak için kullanıldığını farkettiğinde, evinden uzak günlerde dualı ağızların kendisi ile birlikte olduğunu düşünüp mutlu olduğunu söylemişti bana. O yıl orada kutladı kurban bayramını. Onların adetlerine, götürdüğü ufak hediyelerle, kendi geleneklerini kattı. Gönüllerini ve sevgilerini kazandı. Ama en hoşlandığı anlardan birinin, dünyada eşi menendi olmayan Jenne’ye ziyareti olduğunu hatırlıyorum. Her yıl yeniden inşa edilerek ibadete açılan “Jenne“, hafta başında yeniden cehenneme döndürülen Mali’de bir çöl cenneti, bir başka kutsal mekan.

Mali’de Turizme Baltayı Jenne’den Vuran Terör
Hafta başında 29-30 kişinin ölümü ile sonuçlanan bir kıyım yaşayan Mali, terörden en büyük zararı gören ülkelerden biri. Mali’nin kendi başına değerlendiremediği, altın, petrol ve uranyum gibi önemli kaynakları var. Ama doğu’daki Dogon bölgesindeki “Jenne“ başta olmak üzere, bu karaya hapsolmuş mavera(iki nehir arası) ülkesi, bazı görülmeye değer, farklı ve özel, bunun için de önemli olan yerlere sahip. Şimdi otele yapılan baskın, hem iş için, hem de ziyaret için bu ülkeye gelen turistleri yıldırmaya neden oluyor.

Fakirin Fakiri Kuzeyden Gelen Saldırı
Terör nereden gelirse gelsin, nereyi vurursa vursun insanlık suçu ve insanlık düşmanı. Mali’de terörün daha çok Kuzey’den geliyor olması, orada, ayrılıkçı acımasızlığın radikal unsurlarının daha kolay barındığına işaret ediyor. Kumandası dışarı olan kıyımları, hemen zaten bir örgüt üstleniyor. Üstlenmezse hayret ediliyor. Bu defa Mali otel baskını da üstlenildi. Ama gelin görün ki saldırıların, masum insan öldürmekten başka amacı nedir belli değil.

Yeni Sömürgeciliğe mi Karşılar?
Geçmişte bir Fransız sömürgesi olan Mali, 1960 yılında bağımsız olsa ile fakirlik çemberini kırmayı başaramayan ve yine eski sömürgecisine muhtaç kalmış bir Batı Afrika ülkesi. Nufusun %56 sının günde 1 Dolar’ın altında yaşıyor olması, fakirliğin acı yüzü. Fransa 1960 da çıkmasına çıkmış Mali’den ve tüm Batı Afrika’dan ama fiilen hala orada. Öyleki aşayişi sağlamak için bile Fransa’nın yaptığı yoğun müdahalelere özellikle 2012 den bu yana tanık olmaktayız. Bu keyfiyet öncelikle Fransa’nın Mali’de sürmekte olan menfaatlerini korumak için hazır ve nazır olduğunu gösteriyor. Bu menfaatlerin, Mali’nin zengin fakat kendi başına kullanamadığı doğal kaynaklarla ilgili olduğunu düşünmek için müneccim olmaya gerek yok. Peki şimdi, masum insanları da hedef alan terörünün amacı, bir yeni bağımsızlık savaşı mı başlatmak? Bunu başlatıyorlarsa, İŞİD veya El Kaide’nin desteği ile yapmaları çok mu makul? Bir yeni bağımsızlık savaşı sonrasında, ekonomik bağımsızlığı da sağlayacak kapaziteleri artık oluştu mu? Yabancılar tamamen el ve ayaklarını bu ülkeden çekerlerse, iç savaşa olmaz ve o zenginliklerin sefasını rahat rahat sürebilirler mi? Veya bütün bu soruların cevabı şimdi verilemese bile, en azından o menfur, o insanlığa karşı işlenen saldırları yapacaklarına, asıl hedeflerinin ne olduğunu haykırsalar da herkes duysa daha iyi olmaz mı?
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2633 ) Etkinlik ( 211 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 95 1029
Avrupa 22 633
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1345 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 281
Orta Doğu 21 595
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1994 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1994

Güvenlik üzerinden yeni ittifakların gelişmesi ise başat ülkelerin aldıkları risklerden ve inisiyatiflerden okunabilmektedir. Mülkiyet ve güç kavramlarının niteliği ile iş modeli tarihsel olarak değişmektedir. “Başarıda Başarısızlık” sendromu yaşayan AB’nin geleceğini; Brexit sonrası Batı’da yeniden...;

Klasik diplomasiye ekonomik, sosyal, kültürel ve insani alanlarda açılım imkanı sunan kalkınma işbirliğindeki aktörlerin etkili koordinasyonu için proje, program ve proaktif inovasyon desteği sağlamak üzere kurulan TASAM Kalkınma ve İşbirliği Enstitüsü’nün resmî internet sitesi yenilendi.;

Emekli Albay Dr. Cengiz Topel Mermer’in “Yeni Soğuk Savaşın Sıcak Cephesi Himalayalar’da Çin-Hint Çatışması” isimli yeni kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

Ukrayna ise 45 milyona yaklaşan nüfusu, Avrupa Birliği ile Rusya Federasyonu arasındaki önemli coğrafi konumu ve kayda değer ekonomik potansiyeli ile dünyanın dikkatini üzerine çekmektedir. Birleşmiş Milletler (UN), BM, Avrupa Konseyi, AGİT, BDT, DTÖ, GUAM, KEİ, AvET, KEİ gibi pek çok bölgesel ve ul...;

Meriç ile Karasu arasında bulunan ve Meriç, Rodop ve İskeçe illerinden oluşan bölgede, 1923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile bugün yaklaşık 150 bin Müslüman Türk yaşamaktadır. ;

Türkiye’nin 7 ana bölgesi ve 81 ilimizin her birinin akademik, sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınması ile Ülkemizin yapısal dönüşümüne stratejik, bilimsel, derinlikli katkılar sağlamak üzere kurumsal altyapısı oluşturulan TASAM Türkiye Mükemmeliyet Merkezleri’nin resmî internet sitesi açıldı.;

Avrupa, Karadeniz, Kafkaslar, Asya, Orta Doğu ve Afrika ülkeleri ile arasındaki tarihî, siyasi ve kültürel bağları, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası alanda yükselen aktivitesi, NATO, AGIT ve CICA gibi örgütlerin önemli üyelerinden olması ve son dönemde geliştirdiği aktif dış politi...;

Mülkiyet ve güç kavramlarının niteliği ile iş modeli tarihsel olarak değişmektedir. “Başarıda Başarısızlık” sendromu yaşayan AB’nin geleceğini; Brexit sonrası Batı’da yeniden canlanan kamplaşmanın sonuçları belirleyecektir. Tüm bu gelişmelerle birlikte, “Güvenliğin Ekosistemi”, hukukuyla birlikte de...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.

Yemen, Coğrafi konumu itibarıyla kızıl denizin Hint Okyanusu’na açıldığı kapıdır. Afrika boynuzu ile birlikte Bab’ül Mendeb boğazının doğu kıyısında yer almaktadır. Yeryüzünde denizler üzerinde seyreden malların p gibi büyük bir oranı Süveyş kanalı, Kızıl Deniz ve Aden körfezinden geçtiği düşünülürs...