Schengen’in Hazin Sonu

Yorum

1970 li yılların çalkantılarını birlikte atlatmayı başaran o zamanın Avrupa Ekonomik Topluluğu üyeleri, aralarındaki ilişkileri daha sıkı fıkı hale getirmek için tasarladıkları...

1970'li yılların çalkantılarını birlikte atlatmayı başaran o zamanın Avrupa Ekonomik Topluluğu üyeleri, aralarındaki ilişkileri daha sıkı fıkı hale getirmek için tasarladıkları, serbest dolaşım veya sınırsız Avrupa’yı, önce ortak standardlar geliştirerek mal ve hizmet serbest dolaşımı ile sağlamışlardı. Avrupa Gümrük Birliği ve Avrupa Ortak Pazarı zaten önce bu iki kaide üzerine oturtulmuştu.

Çatısı Olmayan Binanın Dört Taşıyıcı Duvarından En Önemlisi
Topluluk, sermayenin serbest dolaşımı ve Ortak Para Politika’sı uygulamalarını hayata geçirmezden önce, sınırsız Avrupa düşüncesinin üçüncü kolonu-kaidesi olan insanların serbest dolaşımını, 14 Haziran 1985 de imzalanan Schengen anlaşması ile inşa etti Aslında 1995 yılına kadar pek de uygulanamayan Schengen ortak sınırları, tedricen yürürlüğe girerken zaten baştan bu işe razı olmayan İngiltere, İrlanda’ya mukabil, Norveç, İzlanda ve İsviçre, zamanla, denetimsiz sınırlarla gelebilecek hareketlilikten fayda umduğu için sisteme katıldı. Şimdi her biri bin pişman olmalı. Vize sistemlerinin de uyumlaştırılması ile artık olgunlaşarak 1990 sonrasında basit bir Ekonomik Topluluktan, daha derli toplu bir Avrupa Topluluğuna dönüşen o tarihteki 12 üyeli coğrafya, Schengen sayesinde, iç sınırlarda gümrük denetimlerini sona erdirdi ki, insanlar pervasızca gidip gezebilsin, gezip görebilsin ve daha da önemlisi emeklerinin daha değerli olduğu yerlerde çalışabilsin.

Tek Devlet Olamadan Çok Millet Aynı Sınırlar İçinde
Halihazırda 26 üyeli bir sınırsız veya ortak sınırlı alanı temsil eden Schengen bölgesi 4.4 milyon km karelik ve 400 milyon nufuslu bir alan olarak, ABD yi sollamış durumda. Üstelik Roma anlaşmasının en önemli hedefini temsil ediyor olması, Schen anlaşmasını, daha sonra imzalanan, Maastricht, Amsterdam, Kopenhag, Lizbon ve Nice anlaşmaları gibi tüm önemli anlaşmalar için temel referans haline getirmiştir. Gerçekten bu anlaşma bir çok ayrıntılı uygulamanın önünü açmış, vizeler, üye ülke dış temsilciliklerinden verilse bile, uygulamalarda aynı esaslara riayet edilmeye başlanmıştır. Beraberinde zorunlu olarak getirdiği ortak polis eğitiminden, ortak denetim standartlarına kadar, ortak kara, deniz ve hava taşımacılığı da önemli olmuştur. Ulaştırma altyapısı ile trafik kuralları üst yapısının ortak kurallara göre belirlenmesi açısından ise yine Schengen bir milad olmuştur.

Ah o Schengen’li Günler Ne Güzeldi!
Avrupa bütünleşmesinin AET dan AB ye uzanan yolculuğu boyunca hep “yabancılar“ konusu, sorunu ve tartışması olmuştur. Aslında Schengen göçmen işçi sorununun çözümünü de nispeten kolaylaştırmıştı. Ama hiç kuşkusuz en büyük faydası, Danimarka’da tren garından kalkan bir vagon’un Oresund köprüsünden geçerken içindeki AB vatandaşlarının kendilerini hala vatanlarında gibi hissetmelerinde görülmüştü. Tabii küstah Alman işçilerinin İspanya’nın Mayorka’sına evleri gibi gidip evlerinde yapmayacaklarını yapmaları veya Çek Cumhuriyetinin güzelim Karlovi şehrine gidip, Çek biralarını içip, içip, şehirin kendisinden daha güzel Çek kızlarına sataşmaları, İspanyolları ve Çek’leri pek kızdırıyordu. Ama nimeti, külfetinden fazla olan Schengen’in bu açmazına çar na çar rıza gösteriyorlardı. Zaten kaçak göçmenlerin yakalanması ve sınır dışı edilmesi de başta o kadar sorun yaratmamıştı. Ama iş, Afrika’nın aç, sefil insanları yanı sıra, Orta Doğu mültecilerinin, kara ve denizden başlattığı akınlara gelince, Schengen’e karşı ses tonları değişmeye başladı. “Soruna kim muhtap ise o çözsün“ önerileri önce en fazla İtalya ve İspanya’yı rahatsız etti. Ama fiiliyattaki iki vitesli AB nin güçlü vitesi olan Almanya’nın isteklerine bir süre razıymış gibi gözüktüler.

Unutulan hep İnsanlıktı. Şimdi Yine İnsanlık
Bırakınız Suriye’li mültecileri, ben 2001 Makedonya – Arnavutluk savaşında, İtalya’ya kaçan Arnavut’lara, o tarihte bir G-10 üyesi olan İtalya’nın sıcak kahve ve ekmek veremediğini hatırlarım. Yine bırakınız mültecileri, AB üyesi olan Macaristan ve Romanya’dan İtalya ve Fransa’ya giden Roma halklarına, bu iki ülkenin nasıl davrandığını siz de hatırlayın lütfen. Tabii şimdi önce patlatılan Irak, sonra patlatılan Libya ve 2011 den sonraki en büyük infılak olan Suriye’den kaçan mültecileri neyin beklediğini anlamak için, müneccim olmaya gerek yok. İstenmeyen insanlara karşı, Sehengen duvarları yeterince kalın olmayınca bir kere daha ulusal sınırlar“ kıymete binmiş durumda ve “her ülke kendini bu akından, kendi başına korusun“ henüz ilga edilmeyen Shengen’i fiilen askıya alan bir uygulama.

Mukaddesat ve Muktesebat
İnsanlık, Avrupa değerlerinde herşeyin üzerinde olan bir şey. O meşhur “insan hakları evrensel beyannamesi“ ni bila kaydı şart kabul eden Avrupa coğrafyasının, “insanca yaşamak“ denince ilk akla gelen yerlerden biri olmasının nedeni de bu zaten. Yani insan ve insanlık bir anlamda Avrupa’nın mukaddesatı. Ama şimdi, Avrupa Muktesebatı(Acquis Communautaire) nın mütemmim bir cüzü olan Schengen’in, kapıları kapatmak için rafa kaldırılması, insanlığın zor zamanlarda belli olduğunun bir kez kez daha ispatı. AB, geçici bir süre için de olsa hem mukaddesat, hem muktesebattan fire vermekte. Süre ne kadar geçici onu da bilemiyoruz. Çünkü iş yeni başladı sayılır.

Shengen Öldü; Yaşasın Schengen
Artık her Schengen ülkesi sıra ile sınır kapatıp, sıkı denetimler uyguluyor. Macaristan, Rmanya ve Polonya’ya ahlak dersi veren ülkeler, şimdi kendi sınırlarının telaşında. Üstelik giderek her seçimle sağcı, yabancı düşmanı partilerin iktidara gelmeye devam ettiği AB ülkeleri için bir daha Schengen’i diriltmek mümkün olabilir mi emin değilim. Ama bir bildiğim varsa o da sel gibi, sağanak gibi gelen mülteci akını, AB nin ve ABD ’nin önce Irak’ta başlattığı, Libya’da sürdürdüğü ve Suriye’de tetiklediği hayasızca akın yanında çok ama çok masum. Schengen’in bu hazin sonu bile o her gün ölüme koşan insaların sonu kadar hazin değil.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2581 ) Etkinlik ( 174 )
Alanlar
Afrika 66 612
Asya 76 1003
Avrupa 13 620
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 282
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1331 ) Etkinlik ( 45 )
Alanlar
Balkanlar 22 278
Orta Doğu 19 587
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1280 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 774
Türk Dünyası 16 506
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1971 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1971

Son Eklenenler

Bu çalışmada; Afrika Birliği’nin Somali’de güvenliğin sağlanması, barış ve istikrarın kalıcı hale getirilmesi maksadıyla görevlendirdiği AMISOM’un rolü ve bölge güvenliğine etkisi incelenecektir.;

Ağırlıklı olarak küçük ve orta ölçekli ekonomilerden oluşan Afrika ülkeleri, ekonomik dönüşümlerini sağlayabilmek adına kapsamlı bir ortaklık tesis etmeye çalışmaktadırlar. ;

Soğuk Savaş sonrası süreçte bilgi ve iletişim teknolojilerinin büyük gelişme kaydetmesiyle birlikte tüm dünyada büyük dönüşümler yaşanmıştır. Bu süreç, teknolojiyi geliştiren ülkeler kadar tüketen ülkelerde de aynı hızda gelişmiştir. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişiminin etkilediği önemli b...;

Somali, Eritre, Cibuti ve Etiyopya’nın yer almış olduğu Afrika kıtasının kuzeydoğusunda yer alan ve Afrika Boynuzu olarak adlandırılan bölge; Avrupa, Afrika, Asya ve Avustralya’yı birbirine bağlayan küresel deniz ticaret yolu olan Kızıldeniz’i kontrol etmesi sebebiyle jeostratejik öneme sahiptir.;

Klasik iktisat teorilerinde emek, sermaye ve girişimcinin yanı sıra üretim faktörlerinden olan doğal kaynakların sonsuzluğu ve tükenmeyeceği benimsenmiştir. Keynesyen teorilerde doğal kaynakların kullanımı ve dağıtımının kamu hizmetlerine dâhil olduğu, aksinin tekel piyasaları oluşturacağı görüşü hâ...;

Türkiye’nin; iktisadi sorunlarını daha hızlı çözüp kendisine on yıllar kazandıracak yeni yaklaşımları nasıl geliştirebileceği, ilham kaynağı sosyal ahlak devrimini nasıl yapacağı, dünyadaki ekonomik dönüşüm sürecine ne gibi katkılar sağlayabileceği ve bir “finans merkezi“ olma yolunda neler yapabile...;

2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaş nedeniyle daha önce göç veren bir ülke olan Türkiye yoğun bir şekilde göç almıştır. Bu nedenle son yıllarda ülkemizdeki mülteci sayısının artmasıyla Türkiye’nin uygulayacağı göç politikaları önem kazanmıştır.;

Dünyada var olan suyun kısıtlı, buna karşın suya olan talebin gittikçe artıyor olması; su sorununu insanlığın çözmekle zorunlu olduğu meseleler listesinin başına yerleştirmiş durumdadır.;

3. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu 2021

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • İstanbul - Türkiye

4. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

İstanbul İktisat Kongresi

  • 27 May 2021 - 29 May 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

Pandemi Sonrası Türkiye’nin Ekonomi ve Teknoloji Vizyonu Toplantısı

  • 17 Ara 2020 - 17 Ara 2020
  • TSİ 14.00 - Çevrimiçi -
  • İstanbul - Türkiye

7. İstanbul Güvenlik Konferansı (2021)

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

13. Stratejik Vizyon Ödülleri Töreni | 2021

Stratejik vizyonu temsil eden devlet adamları, bürokratlar, bilim insanları, kurumlar, iş adamları, sanatçılar, siyasetçiler ve gazeteci-yazarları onurlandırmak amacıyla TASAM Stratejik Vizyon Ödülleri’nin “on üçüncüsü“ verilecektir.

  • 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...