Kırgızistan Devrimi

Haber

Kırgızistan’daki olaylar herşeyden önce beklenmedik bir gelişme değildi. Muhalefetin eylemlere başvuracağı, bazı Batı ülkelerinin muhalefeti destekleyerek bir rejim değişikliğine gitmek istedikleri, devrik devlet başkanı Askar Akayev tarafından defaetle ifade edilmişti....

I. Giriş

Kırgızistan’daki olaylar herşeyden önce beklenmedik bir gelişme değildi. Muhalefetin eylemlere başvuracağı, bazı Batı ülkelerinin muhalefeti destekleyerek bir rejim değişikliğine gitmek istedikleri, devrik devlet başkanı Askar Akayev tarafından defaetle ifade edilmişti. Bazıları gazete manşetlerine de akseden bu açıklamalarına Akayev yapılmak istenen rejim değişikliğinin Gürcistan ve Ukraynadaki benzerlerine nazira olarak “Lale Devrimi” (Tülpanavaya Revalütsiya) olarak isimlendirildiğini dahi söylemişti. Adı geçen ülkelerde yakın zamanda benzer bir olayların yaşanması iktidarı endeşelendirmekteydi. Ancak olayların bu noktaya geleceği ve Akayev rejiminin bu kadar kısa sürede düşebileceğini, muhalefet de dahil olmak üzere, beklenmiyordu.

Olayların gelişime tesir eden faktörler iç ve dış olarak iki kategoriye ayrılabilir. Biz dış faktörlerin daha fazla rol oynadığını düşünmekteyiz. Bu nedenle dış faktörlerden başlamak daha uygun olacaktır.

II. Dış Faktörler

Akayev rejiminin düşmesinin ardından başta ABD, Rusya ve Avrupa Birliği ve bölge hiçbir ülke, Kırgızistan’ın meşru, seçilmiş devlet başkanı olarak Akayev’e destek vermemiştir. Bu ülkede rejimin değişmesi konusunda Orta Asya’da çıkarları çatıştığı iddia edilen ABD ve Rusya’nın ortak düşünceye sahip olduğu şeklinde yorumlanabilir. İki büyük gücün böyle bir tavır sergilemesi bir açıklama gerektirmektedir. Kanaatimce bunun açıklaması en geniş anlamda Akayev yönetiminin uluslararası konjunktürü anlayarak buna uygun bir politikayı ortaya koyamadığı söylenebilir.

Kırgızistan küçük bir ülke olmasına rağmen jeopolitik konumundan dolayı önemli jeopolitik gelişmelerin merkezinde bulunmaktadır. Soğuk savaşın bitmesinden sonra dünyada jeopolitik dengelerin değişmekte, eskiden orta güç sınıfında olan bazı ülkelerin (mesela Çin) hegomanya yarışına katılmaya hazırlanmaktadır. Bu nedenle Çin’e komşu bir ülke olan Kırgızistan kendisine çok uzak devletlerin jeopolitik hesapları içerisinde yer alabilmektedir.

Olaylara realist bir bakış açısı ile bakıldığında ABD’li uzmanların 1980’lerden itibaren tartışmaya başladığı “yükselen Çin gücünün dengelenmesi” politikası çerçevesinde bölgede batı müttefiki, daha güçlü devlet yapılarının oluşturulması gerekmektedir. Ancak Akayev yönetimi jeostratejik gerçekliği algılayarak bu yolda politikalar üretmek yerine bir “tüccar mantığı” ile hareket etmiştir. Batı’dan gelen ekonomik yardımları alma konusunda büyük bir isteklilik gösteren Akayev rejimi, bu yardımlarla Aile ve klan bağlantılarına dayanan bir yapı oluşturmuştur. Akayev yönetiminin ilk yıllarında Kırgızistan Orta Asya’da bir demokrasi adası ve liberal reformların beşiği olarak vasıflandırılırken zaman içerisinde ortaya çıkan yapı, yolsuzluklarla iç içe yaşayan ve belli ailelerin ekonomik gücünü korumaya hizmet eden bir yapıya dönüşmüştür. Bu yapı ise efektif çalışan, güçlü bir devle yapısının ortaya çıkmasına engeldir.

Akayev rejimi Batının reformların yapılması konusundaki baskılarını, kendi iktiradı için bir tehdit olarak algılamış ve Rusya’ya yaklaşılarak dengelenmeye çalışılmıştır. Bu politikanın uzantıları iç siyasete yansımış milli kimlik, dil, eğitim, alfabe vs. gibi konularda Rusya’yı “üzmeyecek” bir hareket tarzı belirlenmiştir. Bu konular zamana yayılarak yumuşak bir geçişle halledilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ülkede yapılan bir çok yasal değişiklikte, Rusya’da çıkarılan kanun ve yönetmeliklerin kısa bir zaman aralığıyla nedereyse aynen kopyalanması da ilginç bir durum sergilemektedir.

En stratejik konu olan ordu kurma konusunda bile, çok gönülsüz bir politika takip edilmiş, gerekli kararlılık sergilenmemiştir. ‘Nasıl olsa kimse bize dokunmaz’ mantığı ile hareket edilmektedir. Ülkenin hem ABD’ye hem Rusya’ya hava üssü vermesinde de aynı mantığın geçerli olduğu gözlenmektedir. Bunu ‘güce dayanmayan bir dengeleme politikası’ olarak isimlendirmek de mümkündür.

Çin gücünün dengelenmesi konusunda diğer bir stratejik öncelik olan Orta Asya ülkelerinin kendi aralarında entegrasyona gitmeleridir. Bu konuda da Akayev yönetiminin çok yetersiz kaldığı söylenebilir. Kırgızistan’daki olayların gerçekleştiği günlerde Kazakistan Devlet başkanının da Orta Asya Birliği kurulması yönündeki çağrısının zamanlamasıda ilginçtir.

Sonuç olarak ülkede ortaya konun siyaset etme tarzı düyadaki jeopolitik gelişmelerle çok uyuşmadığı ve Batı’nın her ne kadar liberal bir görüntü sergilese de Akayev rejiminin bölgede uluslar arası konjunktürün gerektirdiği bir devlet yapısını ortaya çıkarabileceği konusundaki inancını kaybolmasına neden olmuştur. Bu kadar Rusya yanlısı politikalar izlemesine rağmen rejimin Rusya’dan bile destek görmemesi mevcut rejimin Rusya’nın da jeostratejik hesaplamalarına hizmet etmediği şeklinde yorumlanabilir. Yakın tehdit algılaması çerçevesinde Rusya’nın yükselen Çin gücünden ABD’den daha fazla endişe duyması beklenir.

III. İç Faktörler

İç etkenlere gelindiğinde ise en başta ekonomik ve siyasi problemlerin etkin olduğu görünmektedir. Ekonomik açıdan da Kırgızistan hemen hemen tüm eski Sovyet Cumhuriyetlerinin yaşadığı problemleri yaşamaktadır. Kayıt dışı ekonominin büyüklüğü, yolsuzluklar, gelir dağılımın giderek bozulması. Devlet bütçesinin toplam 300 milyon dolar, dış borçların ise 2 milyar dolar civarında olması kayıt dışı ekonominin, yolsuzlukların boyutunu ve devletin ekonomik açıdan oldukça zayıf durumda olduğunu açıkça göstermektedir. Özellikle başkent Bişkekte’ki lüks kafelerin, yabancı otomabillerin sayısının fazlalığı Kırgızistan’ın kişi başına düşen gelirin yıllık 300 dolar olan bir ülke olduğu yolundaki verilere inanmayı zorlaştırmaktadır. Yapılan reformlar sonucunda ülkedeki gelir dağılımının fevkalade bozulmuş, sosyoekonomik ortam halkı ümitsizliğe sevk etmiş, mevcut sistem içerisinde bu problemlerin aşılamayacağı inancını kuvvetlendirmiştir. Yapılan araştırmalar göre halkın %50’si fakirlik sınırının altında yaşamaktadır. Olayların Celal Abad, Oş, Narın gibi bölgelerde başlaması ve daha sonra merkeze taşınması, merkezin milli gelir pastasının bölüşümünde çevreyi dışlayıcı, ekonomik değerleri merkezde toplayıcı bir yaklaşım sergilediğini göstermektedir. Çevreden Bişkek’de olan iç göç te bunun bir yansıması olsa gerektir.

Üstelik mevcut yönetimin çevresinde oluşan bir zenginler gurubunun ülke ekonomisini tamamen kontrol altına alma çabaladığını, çalışarak bir yere gelmeyi hedefleyen müteşebbislerin önünün kesilmesi de önemli bir iş çevresinin muhalefeti desteklemesine neden olmuştur. Devrik başkanın yakın aile çevresinin de adını karıştığı bu olaylarda mafya tarzı yöntemlerler gelir getiren kurumların satın alınması veya ortak olunması bunda oldukça etkili olmuştur. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki muhalefet dahi bu eliştirileri yaparken başkan ve çevresi ayırımının altını da çizmeyi ihmal etmemiştir. Muhalif liderler Devlet Başkanı Akayev ile bir problemlerinin olmadığını, ancak başkanın çevresinde iktidar imkanlarını kendi menfaatleri için kullanan bir gurubun ortaya çıktığını iddia etmişlerdir. Diğer bir ifade ile Kırgızistan’daki liberal reformlar aynı yolu takip ettiği Rusya’daki gibi bir oligarklar rejimi ortaya çıkarmış, bu rejim devleti tamamen kontrolü altına almaya çalışmıştır.

Bu doğrultuda seçimler iktidar imkanlarını kullanarak seçimi yönlendirmeye çalışılmış ve bir çok muhalefet adayının önü tıkanmıştır. Tansiyonun oldukça yükseldiği Toktogul, Özgen ve Alay’da şehirlerinde başlangıçta muhalefet adaylarının önde gitmesi, ancak açılan son sandıklarla birlikte aniden seçimi kaybetmeleri, yerel şeçim komitesinin seçmenlerin itirazları doğrultusunda muhalif adayların kazandığını açıklaması, merkez seçim komitesinin ise bu sonuçları onaylamayarak tekrar değerlerdirmeye gidileceğini bildirmesi bunun açık bir örneğidir. Devrim sonrasında başbakanlık görevine getirilen Kurmanbek Bakiyev gibi güçlü bir muhaletef liderinin bu engellemelere takıldığı iddia edilmektedir.

IV. Eski İktidarın Yaptığı Hatalar

Akayev yönetimi başkanlığının ilk döneminde liberal ve uluslar arası dengeleri gözeten bir politika izlemiştir. Bunda ülkenin doğal kaynaklardan mahrum oluşu, ve jeopolitik konumu itirabiyle de bir geçiş ülkesi olması büyük rol oynamıştır. Ekonomik reformlar konusunda Kırgızistan’da Rusya’nın izlediği yolu izleyerek şok terapi yolu izlemiş, hızlı bir özelleştirme gerçekleştirmiştir. Özelleştirme Rusya’daki sonuçlara benzer sonuçlar getirmiş, kısa sürede ülkedeki sanayi alt yapısı durma noktasına gelmiş, bir üretime dayanmayan zenginlik sahibi oligarklar ortaya çıkmıştır.

Rusya’da Putin iktidarı tarafından oluşturulan “Yedinaya Rossiya” benzeri bir iktidar partisi kurularak (Alga Kırgızistan: İleri Kırgızistan) iktidar aile merkezli olmaktan bir nebze olsun çıkarılmaya, biraz daha geniş tabanlı bir kooperatif çıkarların bir arada tuttuğu bir yapıya dönüştürülmeye çalışılmıştır. Daha önce üst düzey görevler almış bir çok devlet adamı bu sistemde kendilerine bir yer bulamamıştır.

Akayev yönetimi devlet yapısının güçlendirilmesi, iç güvenlik ve vergi sisteminin modernize edilmesi konusunda oldukça başarısız bir siyaset takip etmiştir. Protestoların başkentin merkezine taşındığı gün iç içleri bakanı olaylara müdahalede bulunacak gücü olmadığı için istifa etmiştir. Protestocuların hemen hemen hiç güce başvurmadan, başkanlık sarayına girmeleri devlet açısından ciddi bir zaaf göstergesidir. Kriz ortamında Bişkek yönetiminin oldukça yumuşak bir tavır sergileyerek güç kullanmaması bir taraftan Akayev’in dengeli tavrına bağlanırken diğer taraftan da elde reel bir gücün olmadığı şeklinde yorumlanmıştır. Savunma bütçesinin toplam 19 milyon dolar olması bu konuda önemli bir argümandır.

Muhalefetin Yapısı:

Muhalefet liderleri genel olarak mevcut yönetimin içinde üst düzey görevler almış, insanlardan oluşmaktadır. Seçimlerde Akayev’e akrabalık bağı olan bir çok adayın kazanmasına rağmen, bir zamanlar üst düzey görevlerde bulunmuş muhalif adayların kaybetmesi gerilimi yükseltici rol oynamıştır.

Benzer olayların yaşandığı Gürcistan ve Ukrayna’dan farklı olarak, oldukça dağınık olduğu, finans kaynaklarının da oldukça zayıf olduğu gözlenmektedir. Muhalefet liderinin kim olduğu konusunda net bir görüntü yoktur. Ancak Feliks Kulov ve Kurmanbek Bakiyev’in ön plana çıktığı görünmektedir.

Muhalefeti bir araya getiren genel neden hepsinin Akayev rejiminden zarar görmeleri, bir zamanlar üst düzey görevlerde bulunmalarına rağmen özellikle Akayev’in başkanlığının ikinci döneminde kendilerine devlet yönetimi içerisinde bir yer bulamamalarıdır. Bunun dışında hemen hemen her birisinin bir siyasal parti yada siyasal harekete liderlik yaptığı aralarında siyasal program, ideoloji gibi bir araya getirici bir fon olduğu söylemek güçtür. Aksine ülkede kendini oldukça hissettiren klan (aşiret) hale etkin olması nedeniyle tek bir siyasal yapı oluşturmaları konusunda ciddi zorluklar bulunmaktadır.

Muhalefetin durumuna tesir eten bir diğer faktör de ülkede güney ve kuzey bölgeleri arasındaki siyasal rekabettir. Ülkenin iç jeopolitiği açısından güneyin büyük dağlarla kuzeyden ayrılması merkezin güney üzerindeki etkisini azaltmaktadır. Buna güney’deki Özbek nüfusunun ve kültürünün eklenmesiyle etnik farklılıklar da eklenince durum daha da ilginç bir hal almaktadır. Son olayların güney bölgelerinde başlaması, güneyli politikacıların sistemde daha etkin bir yer almasını beraberinde getirirken, bu kuzeyli siyasetçilerin hem eski iktidar hem de muhalif kuzeyliler açısından iyi karşılanmamaktadır. Doğruluğu tartışılmakla birlikte yeni parlamentonun Feliks Kulov’un da desteklemesiyle meşru kabul edilmesinde Kulov’un kuzeyi (Bişkekli) temsil etmesinin rol oynadığı spekülasyonlar arasındadır. (Akayev’in kendisi de kuzeydeki Çuy eyaletindendir).

Potansiyel başkan adayları arasında ismi öne çıkan Feliks Kulov Sovyet Döneminde İş İşleri Bakanlığına bağlı polis kuvvetlerinde görev almış ve generalliğe kadar yükselmiş, 1991-1992 yıllarında İç İşleri Bakanlığı görevinde bulunmuş, 1992-1993 yıllarında Devlet Başkan Yardımcılığı, 1993-1997 arası Çuy Eyaleti Valiliği, 1997-1998 yıllarında Milli Güvenlik Bakanlığı, 1998-1999 yıllarında Bişkek Şehri Belediye Başkanlığı gibi üst düzey görevlerde bulunmuştur. 1999 yılında Ar-Namıs adında bir siyasi parti kurmuş, 2000 yılındaki başkanlık seçimlerinde aday olmuştur. Bu dönemde kendisine yapılan Görevi Kötüye Kullanmak suçundan 7 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Kamuoyundaki yaygın kanaat bu cezanın siyasal nedenlerde verildiği yolundadır. Kulov yeni dönemde istihbarat, iç işleri ve savunma bakanlıklarının koordinatörü görevini yürütmüş, asayişin tekrar sağlanmasından sonra bu görevi bıraktığını açıklamıştır. Kulov devrim sonrasındaki açıklamalarında çok dikkatli davranmakta, ülkeye istikrarın gelmesi konusunda çaba sarf etmektedir. Açılmaları reel politiği çok iyi anladığı, ülkenin jeopolitik konumu itibariyle tüm büyük güçlerle iyi geçinmesi gerektiğini ifade etmekte, başkanlık yarışında ise çok temkinli hareket ederek kamuoyunun güvenini ve saygısını kazanmaya yönelik bir çizgi takip etmektedir.

Devlet Başkanlığı görevini vekaleten, başbakanlık görevini ise yeni parlamentonun onayı ile yürüten Kurmanbek Bakiyev muhalefetin ve dolayısıyla de başkanlık yarışının en önemli adaylarından biridir. Olayların başladığı ülkenin güney bölgesindeki Celal Abad şehrinden olması ülkedeki güney-kuzey ayrımı açısından dikkat çekicidir. Meslek olarak elektrik mühendisi olan Bakiyev, SSCB döneminde Kırgızistan komünist partisinde çeşitli görevler üstlenmiş 1992-1994 yıllarında Celal Abad’dan seçilerek parlamentoya girmiş,1994-1995 Devlet Mülkiyetleri Fonu başkan yardımcılığı, 1995-1997 yılları arasında Celal Abad Eyaleti Vali yardımcılığı, 1997-2000 yıllarında Çuy Eyaleti Valiliği, 2000-2002 yıllarında başbakanlı görevini yürütmüştür.

Olayların bu kadar hızlı gelişmesi muhalefet açısından da sürpiz olmuştur. Muhalefet Gürcistan ve Ukrayna’da olduğu gibi Başkentin en büyük meydanında gösteriler yaparak başkanı istifaya zorlamayı ve başkanlık seçimlerinin öne alınmasını, önce başkanlık seçimlerinin yapılması bunun ardından ise millet vekili seçimlerinin yapılması istemiştir. Muhalefet millet vekili seçimlerinden büyük bir başarı ile çıkan iktidarın, oyunun kurallarını kendi lehine değiştireceğine ve başkanlık seçimlerine çok büyük avantajlarla gireceğini düşünmekteydi. Hatırlanacağı üzere Rusya Devlet Başkanının istifa ederek başkanlık seçimlerini zamanından önce yapılması Rusya’da muhalefetin seçimlere hazırlanmasına imkan vermemiş, sürpriz bir gelişme ile Başkanlık koltuğuna ezici çoğunlukla Vlademir Putin’in oturmasına neden olmuştu. Kırgız muhalefetinin de aynı taktiği uygulamak istemiş ancak Başkanlık sarayının beklenmedik bir şekilde düşmesi ve Akayev’in yurt dışına kaçmasıyla kendini iktidar koltuğunda bulmuştur.

V. Sonuç

Eleştiriler Başkan ve aile çevresine odaklanırken daha itidalli yaklaşım bunun bir zihniyet problemi olduğu, Türkiye’de bir siyasal partide bir benzeri yaşanan gelenekçiler ile yenilikçiler arasındaki bir zihniyet farklılığından kaynaklandığını göstermektedir.Gelenekçiler devletin iktidarını klasik Sovyet tarzı araçlarla sağlayabileceğini iddia ederlerken, yenilikçiler ülkedeki durumun oldukça değiştiğini yeni yaklaşımlar sergilenmesi gerektiğini iddia ediyorlar. Ülkede liberal reformların yapılıyor görünmesine rağmen, bürokraside Sovyet mantığını hala etkisini korumaktadır.

Krizin aşılması tahminlerimize göre ülkedeki siyasal krizin aşılması genç ve batılı eğitim almış siyasetçilere sistem içerisinde daha fazla yer verilmesi ile aşılacaktır. Böyle genç siyasetçiler zamanın gerektirdiği zihniyet değişikliğini gerçekleştirecek ve daha güçlü bir devlet yapısının oluşturulması sağlayacaktır. Hem ülke içi hem uluslar arası konjünktür beyle genç bir kadronun iş başına gelmesini gerektirmektedir. Bu belkide sürpriz, genç bir başkan adayının çıkması da olabilir.

* Öğretim Üyesi, Atatürk Alatoo Üniversitesi, Bişkek.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2539 ) Etkinlik ( 172 )
Alanlar
Afrika 65 605
Asya 75 983
Avrupa 13 609
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 278
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1321 ) Etkinlik ( 44 )
Alanlar
Balkanlar 22 274
Orta Doğu 18 581
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1276 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 771
Türk Dünyası 16 505
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1897 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1897

Son Eklenenler