2. Uluslararası Türk - Asya Kongresi | TASAM Başkanı Süleyman Şensoy’un Açılış Konuşması | 23.05.2007, İstanbul

Açılış Konuşması

TASAM Başkanı Süleyman ŞENSOY’un "Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma " ana temasıyla, 23 - 24 Mayıs 2007, tarihlerinde İstanbul’da icra edilen 2. Türk - Asya Kongresi Açılış Konuşması Açılış Konuşmaları....

TASAM Başkanı Süleyman ŞENSOY’un "Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma " ana temasıyla, 23 - 24 Mayıs 2007, tarihlerinde İstanbul’da icra edilen 2. Türk - Asya Kongresi Açılış Konuşması Açılış Konuşmaları.

Başta dost ve kardeş Ürdün Devleti Sanayi ve Ticaret Bakanı Sayın Salem Khazaalleh Beyefendi, Türkmenistan Cumhuriyeti Ekonomi ve Maliye Bakan Yardımcısı Annamuhammed Goçivey Beyefendi ve TİKA Başkanımız Sayın Dr. Hakan Fidan olmak üzere, bütün misafirlerimize, Büyükelçilerimize ve toplantımıza iştirak eden bütün katılımcılara Kongremize teşriflerinden dolayı teşekkürlerimi arz ediyorum.

Bu Kongrenin ikincisinin düzenlenmesine destek veren T.C. Dışişleri Bakanlığı, T.C. Kültür Bakanlığı, TİKA Başkanlığı, İslam Kalkınma Bankası ve T.C. Başbakanlık Tanıtma Fonu’na desteklerinden ötürü şükranlarımızı kurum adına arz ediyorum.

Bu arada bugün Türkiye’nin dış politika açımlıları, sosyal ve ekonomik refahı açısından önemli bir toplantıyla önemli mesajlar verdiğimizi ve vereceğimizi düşünüyorum. Çünkü özellikle 19. ve 20. yüzyılda Asya, bütün dünya için insan gücü ve hammadde olarak kaynak temin edilen bir merkezdi. Fakat 21.yüzyılda değişen dengelerde Asya, hem ürettiği kaynakla ve hem de kullandığı kaynakla, kaynak kullanabilir ve üretebilir duruma gelmesiyle 21.yüzyılın yeni dengelerinin kurulduğu bir bölge oldu ve olmaya da devam ediyor. Önümüzdeki beş, on, maksimum on beş yıllık sürelerde dünyadaki mevcut dengeler üzerinde yeni oluşumların ortaya çıkabileceği bir coğrafya olarak karşımızda duruyor. Ülkemizin 21. yüzyılın yeni dengelerini kuran Asya ile tarihten gelen kültür ve coğrafya bağlamında, çok ciddi bağlılıkları var, geçmişi var ve ortak bir kültür envanterine sahip. Burada bizim yapmaya çalıştığımız şey, 21. yüzyılın yeni dengelerinde söz sahibi olacak olan Asya ülkeleri ile ülkemiz arasında ekonomik ve sosyal olarak en geniş anlamıyla birlikteliklerin kuvvetlendirilmesi, güçlendirilmesi ve ülkemizin daha güçlü, daha refah ve müreffeh bir ülke olarak vatandaşlarımıza hizmet edebilmesidir.

Burada söylenmesi gereken en önemli şeylerden birisi de, 21. yüzyılın bütün sosyal açmazlarında ve bunalımlarında Asya değerlerinin önemsenmesi gereklidir. Semavi bütün dinlerin çıktığı coğrafya olarak, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bir coğrafya olarak Asya’nın referanslarının, dünyanın bugün içerisinde bulunduğu bunalıma önemli bir katkı yapacağını da değerlendirdiğimizi arz etmek istiyorum.

Bir diğer önemli husus, 11 Eylül 2001 süreciyle başlayan dünyadaki aşırı politizasyon sürecidir. Biliyorsunuz, ne zaman politizasyon normal sınırlarının dışarısına çıkmışsa, dünya acı çekmiştir, ülkeler acı çekmiştir, toplumlar acı çekmiştir, ülkeler savaşlara sürüklenmiştir. Yakın tarihe bakmak açısından, I.Dünya Savaşı öncesindeki dünyadaki aşırı politizasyona, II. Dünya Savaşı öncesindeki yine dünyadaki aşırı politizasyona dikkat edersek, arkasından gelen büyük acıları anlayabiliriz.

Sebepleri ayrıca tartışılmak üzere, 11 Eylül 2001 süreciyle dünyada başlayan aşırı politizasyon sürecinin yavaşlatılması ve medeniyetler arasında karşılıklı işbirliği ve hoşgörüye dayalı ilişkilerin geliştirilmesi açısından da Asya’nın değerlerinin, Asya’nın insan potansiyelinin ve Asya’nın kaynaklarının stratejik bir biçimde kullanılmasıyla, dünyada devam eden barışın daha da güçlenerek yara almadan devam etmesine Asya kıtasının çok önemli katkıları olacaktır diye düşünüyorum.

Asya’da, özellikle ASEAN ve Şanghay İşbirliği Örgütü başta olmak üzere, çok sayıda, en azından 8 tane sayabileceğimiz yerel ve bölgesel ölçekte de olsa, bir kısmı çok büyük organizasyonlar olmak üzere, bütünleşme örgütleri, işbirliği örgütleri vardır, kurulmaktadır ve gelişmektedir. Bu anlamda ülkemizin de bu örgütler içerisinde etkin bir biçimde yer alması, ülkemizin gelecekteki menfaatleri açısından önemli bir husustur diye not düşmek istiyorum.

Burada temel politika, dünyadaki reel dengelerden kopmadan, uluslararası ilişkilerin getirdiği yüklenimlerden taviz vermeden, herhangi bir heyecan ya da macera anlayışıyla değil, tamamen reel politika içerisinde Türkiye’nin mevcut dış politika açılımlarında, özellikle Asya ve Afrika konusunda da gerekli açılımları yapması konusunda biz çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şu anda icra ettiğimiz II. Uluslararası Türk-Asya Kongresi’nin üçüncüsü, bir dahaki yıl Mayıs ayında periodik olarak planlanmaktadır, yine ikincisini 2006 Aralık ayında icra ettiğimiz II. Uluslar arası Türk-Afrika Kongresinin üçüncüsünü Aralık 2007 tarihinde yapma hazırlıkları içerisindeyiz. Şüphesiz burada Kongreler yapmakla beraber, bunların karşılıklı etkileşim içerisinde ekonomik, kültür, sosyal alanlarda geliştirilmesi yönünde de gayretlerimizi ve çalışmalar içerisine mümkün olduğunca fazla partner katarak etkileşimi artırma çabası içerisindeyiz.
Burada dünyanın temel problemlerine ve kısaca başlıklar halinde ortak problemlerimize de dikkat çekmekte fayda görüyorum. Asya kıtasının, dünyanın temel problemlerini çözme noktasında ülkemizle birlikte dünyanın temel problemleri olarak sayabileceğimizi birkaç başlık altında da iş birliği yapmamız gerektiğini veya dayanışmamız gerektiğini, dünyanın genel menfaatleri açısından ya da olaylara sadece bölgesel bakmanın gerekmediğini ifade etmek açısından arz etmek istiyorum. Dünyanın genel problemleri olarak birlikte çözebileceğimiz ana başlıklar altında sayarsak,

-uluslararası terörizm,
-örgütsel suçlar,
-adaletsiz gelir dağılımı,
-küresel ısınmaya bağlı iklim değişikleri;
-ekonomik ve sosyal manipülasyon tehlikeleri;
-demokrasi ve insan hakları ihlalleri,
-enerji arz güvenliği;
-etnik ve dinsel çatışmaların önlenmesi;
-küresel salgın hastalıklara karşı önlemler alınması ki küresel salgın hastalıkları artık küresel ısınma da büyük ölçüde tetikliyor;
-kitle imha silahlarının azaltılması, mümkünse yok edilmesi;
-ve dünyada değişen güvenlik konseptine uygun olarak gerekli tedbirlerin alınması.

Bunları da dünyaya karşı ortak yükümlülüklerimiz olan konular olarak arz etmek istiyorum. Bugün burada çok fazla sayıda Asya’daki uluslararası örgütlerden bölgesel gelişmelere kadar bugün ve yarın, bu salonda ve diğer workshopların yapılacağı küçük salonlarda toplantılar devam edecek. Toplantı sonuçları hem dünya kamuoyuyla, hem Asya ülkeleri kamuoyuyla, hem ülkemiz kamuoyuyla paylaşılacak. Sonuçlar hem rapor, hem kitap olarak yayınlanacak. Biraz önce de ifade ettiğim gibi, kongreyi sadece bir etkinlik olarak değerlendirmemek lazım, onun içeriği kültürel, ekonomik ve sosyal açılımlarla da kalıcı olabilmesi için doldurulmaya çalışılacaktır. Ve bu anlamda TASAM üzerine düşen katkıyı, ilgili kurumların desteğiyle yapmaya çalışmaktadır.

Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim, saygılarımı arz ederim.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2583 ) Etkinlik ( 177 )
Alanlar
Afrika 66 613
Asya 79 1004
Avrupa 13 620
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 282
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1333 ) Etkinlik ( 45 )
Alanlar
Balkanlar 22 279
Orta Doğu 19 588
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1280 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 774
Türk Dünyası 16 506
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1984 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1984

Son Eklenenler

Bir hastanın dünyanın bir ülkesinden başka bir ülkesine tedavi veya sağlık hizmeti almak için gitmesi bizlere ne kadar zor veya aykırı geliyor, değil mi? Ya da bakmakta zorlandığımız, işlerimiz ya da görevlerimiz dolayısıyla zaman ayıramadığımız yaşlılarımızı dünyanın başka bir ülkesinde bir bakım ...;

Sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel, siyasal ve ekonomik içerikleriyle birlikte toplumsal bir anlayış/algılayış/kavrayış ve olgu olan kalkınma kavramı, ekonomi gibi tek disiplini ve alanı kapsayacak şekilde anlamı ve kapsamı daraltılarak uzun yıllar boyunca literatürde yalnızca ekonomik büyüme olarak kul...;

Turizm; tarım ve hayvancılıktan sanayiye, inşaattan alt yapıya ekonominin tüm sektörlerini hareketlendiren ve geliştiren bir sektördür. Ama turizme sadece ekonomik bir sektör gözüyle bakılması doğru değildir.;

Tüm dünyayı etkisine alan salgının da katkısıyla belirsizliklerin artışı oranında öngörülebilirliğin de azaldığı günümüzde, coğrafyamız başta olmak üzere farklı bölgelerde ortaya çıkan krizler ile uyuşmazlıklar küresel barış ve istikrarı tehdit ederken, çok taraflılık ve evrensel değerler de erozyon...;

Donald Trump seçimleri eski başkan yardımcısı Joe Biden'e kaybetti, ancak liberaller son derece küçük bir fark ile galip oldu. Bu Amerika'nın son yıllarda ne hâle geldiğinin bir özetidir; kararsız ve tatminsiz.;

9 Şubat 2021 Salı gecesi Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından Türkiye’nin uzay programı açıklandı ve kamuoyunda oldukça yankı buldu. Programın olumlu ve olumsuz olarak yorumlanacak çok yanı var. Bu değerlendirme dokümanında yapıcı eleştirel düşünce ile Ülkemizin bu yolculuğuna ve kapsayıcı istişaresine...;

TASAM ve paydaşlarınca geliştirilen çok programlı BRAINS² TÜRKİYE inisiyatifinin Sentetik Gerçeklik Teknolojisi adlı uygulama programı “Derin-Sahte (Deepfake) Ürün ve Savunma Ekosistemi İnşası“ teması ile başlıyor.;

İstanbul İktisat Kongresi, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM tarafından “Geleceğin Ekonomisinde Türkiye ve Sosyal Ahlak Kodu“ ana temasıyla 27-29 Mayıs 2021 tarihinde gerçekleştirilecek.;

"Türkiye - Rusya İlişkileri" Konferansı

  • 22 Haz 2005 - 22 Haz 2005
  • İstanbul - Türkiye

3. Türkiye - Çin Forumu

  • 15 Eki 2018 - 20 Eki 2018
  • Pekin - Çin

3. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu 2021

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • İstanbul - Türkiye

4. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

İstanbul İktisat Kongresi

  • 27 May 2021 - 29 May 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...