İstanbul Sanayi Odası’nın bu yıl üçüncüsünü düzenlediği “Sanayi Kongresi“nin ana teması “Sürdürülebilir rekabet gücü: Küresel değişime uyum“ idi...
Son üç yıldır düzenlenen “Sanayi Kongrelerinde“ bazıları yurtdışından gelen bilimadamları, akademisyenler, sanayiciler, sivil toplum temsilcileri, bürokratlar Türk sanayisinin geldiği noktayı, hedeflerini, hedeflere ulaşmak için yapılması gerekenleri konuşuyorlar.
12 Ekim 2004 tarihinde düzenlenen “3. Sanayi Kongresi“nin ana temasında rekabet edebilmek için küresel değişime uyum sağlama zorunluluğunun altının çizilmesi, Türk sanayisinin büyük dönüşümü kavradığının göstergesi olarak değerlendirilebilir.
Kongrede bir konuşma yapan Finansal Times Gazetesi ekonomi yazarı Martin Wolf, küreselleşmenin gelişmekte olan ülkelere etkilerini anlattı. Asya’nın yükselişine dikkat çeken Wolf, özellikle Çin’in yaptığı büyük atılıma vurgu yaptı, “artık herkes kendisini Çin’e göre ayarlamalı“ uyarısında bulundu. Çin’in Türk ekonomisi için de önemli bir tehdit olduğunu ifade eden Wolf, önümüzdeki yıllarda bu tehdidin daha da büyüyeceğini iddia etti.
Küreselleşmenin Türkiye’yi nasıl etkilediğine de değinen Finansal Times Gazetesi ekonomi yazarı Martin Wolf’un “Türkiye büyük fırsatlar kaçırdı“ sözü dikkat çekiciydi. Türkiye’nin zamanında sıçrama yapamadığını belirten Wolf’un şu örneği de oldukça çarpıcıydı: “ 25 yıl önce Güney Kore ile Türkiye’nin alım gücü seviyesi eşit idi. Oysa şimdi Güney Kore’nin alım gücü Türkiye’den tam 2.5 kat daha fazla!.. Türkiye geçen 25 yıllık süreyi boşa harcadı!..“
Wolf’un “boşa harcadığımızı“ söylediği bu 25 yıllık sürede Türkiye ne yazık ki sanayileşmesini tamamlayamadı, tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş aşamasında pekçok yol kazasına uğradı...
Öncelikle doğru düzgün bir planlama yapılamadı. Sanayi tesisi kurulması için atılan temellerin çoğu yarım bırakıldı, başlanılan tesisler ödenek yokluğu nedeniyle bitirilemeyip çürümeye terk edildi... Sanayicilerin işlerini kolaylaştırmak için çıkartılan “Teşvik Yasası“, suistimal edildi.
Plan, program, siyasi kararlılık ve istikrar eksikliği Türkiye’nin sanayileşme hamlesini tamamlamasının önündeki engeller oldu...
Türkiye sanayileşmesini tamamlayamadığı için aynı zamanda demokratikleşmesini de gerçekleştiremedi. Çünkü, sanayileşme ile demokratikleşme birbiriyle bağlantılı, biri olmazsa diğeri de eksik kalan iki önemli unsur...
Sanayi ve demokrasi arasında ilişkiyi anlamak için Dünyadaki örneklerine bakmak yeterli olacaktır... Dünyada sanayileşmiş ülkeler aynı zamanda demokratikleşmeyi de başarmış ülkelerdir. Sanayileşmesini tamamlayamamış ülkeler ise, demokrasi bakımından da geri kalmaktadırlar. Ekonomik olarak gelişmiş ülkelerin, gelişkin bir demokrasi kültürüne de sahip olmaları tesadüf değildir. Aynı zamanda borç içinde yüzen, milli gelirini eşit olarak dağıtamayan, başka ülke ya da kuruluşların yardımına muhtaç olarak yaşayan ülkelerin de insan hakları, özgürlükler ve hukuk devleti ilkesi gibi demokrasinin temel niteliklerinden uzak yaşamaları sanayileşmenin rolünü vurgulaması açısından büyük önem taşımaktadır.
Sanayileşmeden, demokratikleşmek mümkün değildir. Artık küreselleşme çağında sanayileşme de yetmemekte, bilgi toplumuna uyum sağlamadan sağlıklı bir demokratik yapı kurmak imkansız hale gelmektedir.
Türkiye açısından ise şu saptamayı yapmak mümkündür: Türkiye sanayileşemediği için demokratikleşme yolunda gerekli adımları zamanında atamamıştır. Bugün ise işi daha da zordur; sadece sanayileşmesini tamamlamakla kalmayacak, aynı zamanda bilgi toplumunun gerektirdiği değişim ve dönüşümlere zamanında uyum sağlayacak altyapıyı da kurmak zorunda kalacaktır.
İşi zor olsa da, Türkiye bu zoru başarmalıdır.