Bir Başka Özerk Cumhuriyet mi? Suriye-Arap Özerk Oblast’ı mı?

Yorum

Hafız el Esat’ın Baas yönetimi zamanında Suriye Sovyetler Birliği’ne öylesine yakındı ki, adeta SSCB’nin gönüllü bir 16. Cumhuriyeti olduğu söylenirdi. ...

Hafız el Esat’ın Baas yönetimi zamanında Suriye Sovyetler Birliği’ne öylesine yakındı ki, adeta SSCB’nin gönüllü bir 16. Cumhuriyeti olduğu söylenirdi. Baas Sosyalizmi ilham aldığı Sovyet rejimine, kurumsal yönetim anlayışı itibarı ile olduğu kadar, devletin ekonomideki baskın hâkimiyeti ile de benziyordu. Ayrıca, dini ideolojik farklılık ve sömürü aracı haline getirmenin önüne geçmek için benimsenen laiklik de eğitimden sağlığa birçok yaşam alanında Sovyetlerden mülhem benimsenmiş ve 40 yılı aşan bir uygulama etkinliği göstermişti.

Sadece Göklerde Değil, Karada ve Denizde de Rusya
O zamanlar Suriye’de askeri eğitimde, ordu techizat ve mühimmatının tedarikinde, ağır sanayi yatırımların çekirdeğinde hep Sovyetleri görmek mümkündü. Suriye’yi askeri olarak donatan, sınai ve idari olarak yönlendiren SSCB bu hizmetlerine karşı, Suriye topraklarında, mütevazı bir Akdeniz askeri üssüne kavuşmuştu. Sovyet gizli ajanları mutlaka Suriye üzerinden tüm Levant’a el kol uzatmıştı. Bu, zamanla Nasır’dan sonra, Mısır’ın Sovyet etkisinden çıkması nedeni ile, önemi artan bir keyfiyet haline geldi. Açıkçası, Rus-Suriye ittifakı yeni bir şey değil. Ama askeri ve siyasi açıdan hiç bu kadar görünür, hiç bu kadar somut olmamıştı. Şimdi bu durumun iddia edildiği gibi geçici olmadığını düşünmek için her neden var. Peki bunun sonuçları ne olur? İşte buna biraz kafa yormak gerekir.

Duma’nın Desteğiyle Tüten Duman
Duma, Putin’in bugüne kadar yürüttüğü Suriye politikasını ve Suriye’ye askeri yığınak yaparak, İŞİD’e karşı bir huruç harekatı başlatmasını onayladı. Böylece Putin’in yürütme erki, ele güne karşı yasama meşruiyeti kılıfına sokuldu. Şimdi Suriye’de rejimin bacasından Rus dumanı tütüyor. Putin yaptığı tüm açıklamalarda, geçiş döneminin Esat’sız olamayacağını, rejimin en büyük düşmanı olan İŞİD’in ortadan kaldırılması için Rusya’nın taraf olacağı tüm müdahalelerin havadan yürütüleceğini vurguluyor. Ama her gün boğazlardan bir kaç Rus savaş gemisi geçtiğini görüyor, gemilerle sevkedilen asker ve malzemeyi sadece tahmin ediyoruz. “Ateş olmayan yerde duman tütmez“. Lazikiye civarına inen Rus askeri birliklerinin sayısını, açıklandığı gibi kabul ediyoruz. Ne yapabiliriz zaten? Türkiye’nin Rusya’ya olan enerji bağımlılığından ve Moskova Merkez Camii muhabbetinden sonra, Suriye harekâtına itiraz edebilir miyiz? Bir zamanların süper devleti, yine etrafını parmağında oynatıyor.

Perşembe’nin Gelişi Çarşamba’dan Belliydi
Beşşar el Esat, Şam’ın talebi ile savaş yorgunu rejime ve Suriye ulusal ordusuna destek vermek için imdada yetişen Rusya’ya şükran ve minnetlerini sundu. Aradaki kadim ilişkiler nedeni ile bu durumu bir “denize düşen yılana sarılır“ teşbihi ile betimlemenin anlamı yok. Ama gelinen siyasi dönemeçte, Rusya’nın Suriye için hem havada, hem de denizde ve karada hazır ve nazır olduğu aşikar. Rusya bundan böyle Türkiye için aynı zamanda bir Güney komşusu. Bunun müsebbibi biraz da Türkiye’nin kendisi ve yanlış hesapları.

Çarşamba günü Rus jetleri hava bombardımanına başladığında, Perşembe, Cuma ve daha nice günün geleceğini garanti etmişti. Şimdi hedefinin sadece İŞİD odakları olmadığını büyük bir dürüstlükle açıklıyor. Hama, Humus, Lübnan, Ürdün ve Irak sınır boylarında rejim karşıtı hangi odak varsa Rus jetleri bir bir vuruyor. Bu odaklara Nusra da dâhil, Özgür Suriye Ordusu karagâhları da. İhvan da dahil, El Kaide’nin Suriye’deki başka başka nüveleri de.

ABD, Türkiye ile birlikte ve Anadolu’nun bağrında Özgür Suriye Ordusu için nefer yetiştirme telaşındayken, bu durumu öngöremedi mi? Beyhude çabalar sonuçsuz kaldı. Yetişen neferleri İŞİD kaçırdı. ABD’nin havadan attığı mühimmatı da yine İŞİD kaptı diye duyduk. Şimdi asıl düşünülmesi gereken şey, eğer bir şekilde, İŞİD ve başka terör örgütleri, Rusya tarafından bertaraf edilir, muhalifler de Esat ile masaya oturmaya razı olursa, gelecekte Suriye’yi neyin beklediğidir. Rusya 2011’de Suriye krizi patladığından beri Esat rejimine verdiği manevi desteği, artık somut maddi destekten de öte fiili müdahaleye çevirdi. Daimi ikametgâh statüsünü hak etmesine az kaldı.

Suriye Rusya’nın İdari Taksimatına Uyar mı?
Rusya her platformda Esat’sız çözüme hayır dedi. Bunu neden yaptığını iki ülke arasındaki geçmişe dayanarak açıkladık. Ya bundan sonra ne olacak? Rusya iş bitince uslu uslu çekip gidecek mi? Şimdi Rusya’nın idari taksimatını inceliyorum. Sovyetler Birliği’nden geriye kalan hâlâ çok büyük bir coğrafyada, özerk cumhuriyetler, federal önemde şehirler, Oblast’lar, özerk Oblast’lar, bunlardan işlev bakımından pek te farklı olmayan ayrık-federatif Kray’lar, semt olarak nitelendirilebilecek Okrug ve özerk Okrug’lar var. Bunların etnik veya dini farklılıklara göre tasarımlandığını söylemek mümkün değil. Bununla birlikte, Rusya uzak Doğu’sunda öyle bir Oblast var ki, bu köşeye sıkışmış idari birim, başşehri Birobidzhan olan Yahudi Özerk Oblast’ı. Ruslar buna Yidiş Oblast ta diyorlar ki bu aynı zamanda bir “dil“ referansı.

Yidiş Oblast, 1934 yılından beri 36,000 km2’lik bir alanda, 2010 itibarı ile sadece 177.000 insanı ile bir şekilde kendini yönetiyor. Komünizm’in dinsiz- Allah’sız döneminden beri de bu Oblast’ta Yahudiler kendi din ve imanları ile yaşıyorlar. Yaşayamadığını düşünen ise İsrail’e kapağı atıyor. Nitekim Allah’ın unuttuğu coğrafyada, son yıllarda büyük bir nufus kaybı var. Oysa bereketli topraklarında verimli tarım yapılabiliyor. Gelişmiş bir sanayi bile var. Şimdi Şam ve Moskova arasındaki mesafenin, Birobidzhan ve Moskova arasındaki mesafeden daha kısa olması coğrafi gerçeğini hatırlayalım. İster misiniz yakın bir gelecekte, Suriye bir başka özerk Oblast olsun ve Rusya’yı Orta Doğu’da kalıcı kılsın? Yoksa Okrug veya bir başka özerk cumhuriyet mi? Sınırlar öyle mi çizilecek yoksa böyle mi der ve Şam'da yeni rejim derken bu da düşebilir mi kucağımıza?


Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2857 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1155
TASAM Avrupa 23 662
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 307
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

Almanya Başbakanı Merz, Münih Güvenlik Konferansında konuştu. "Dünya düzeninin yeniden şekillendiği bu dönemde tereddüt en büyük lükstür ve biz böyle bir lükse sahip değiliz." Merz'in konuşmasından öne çıkan hususlara yakından bakalım.;

Birleşik Krallık Özel Kuvvetleri (UKSF), İngiliz dış politikasının keskinliğini sağlamaktadır. Bu, statüleri ve örgütlenmelerinde de yansıtılmaktadır; UKSF, diğer silahlı kuvvetlerin karargahlarından ayrı olarak, Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı (MoD) bünyesinde bir Direktörlük oluşturur ve doğrud...;

Münih Güvenlik Konferansı'nda, 1945 sonrası dünya düzeni çoğu lider tarafından ölü ilan edildi ve bunun ardındaki tablo, "Yıkım Altında" başlıklı 2026 Güvenlik Raporu'nda ortaya kondu; ilgileniyorsanız buradan okuyabilirsiniz.;

Dünyanın genel durumu 19. Yüzyıla benzemeye başladı. Kendini dünya işlerinden soyutlayıp, Amerika kıtasına odaklanmak (Monroe Doktrini) isteyen ABD, kendi çıkarları olduğunda Samsun’a, Çin ve Japonya kıyılarına kadar donanması ile gelip büyük pastadan (silahlı gemi diplomasisi ile) pay peşinde koş...;

2026’nın Şubat ayındayız ve 2022’den bu yana artık Ukrayna ile Rusya arasındaki savaş başlayalı 4 yıl oldu. Avrupa’nın savaş gölgesinde geçirdiği bir dönemin sona ermek üzere olduğunu yazmak isterdim, lakin ortada kırılgan ve cılız müzakere süreci söz konusu. Henüz kamuoyuna açıklanmış hiçbir barış ...;

Dünya tarihinde deniz kuvvetinin desteklemediği hiç bir savaş kazanılamamiştir. 21 nci yüzyılda öne çıkan güç merkezleri dikkate alındığında, bundan sonraki savaşlarda da deniz kuvvetinin doğrudan katkısı ve desteği olmayan hiç bir savaşın kazanılması da mümkün olamayacaktır. ;

Ortadoğu’da bu girişime karşı durabilecek tek ülke, Türkiye Cumhuriyeti’dir. Türkiye bir Ortadoğu devleti haline getirilmeden, bölgede emperyalizmin beklentisine uygun bir düzen kurulamaz. Irak, Suriye ve Lübnan’da yaşananlar, ABD-İsrail’in İran planları, Türkiye’nin yalnızlaştırılarak Batı emperyal...;

ZORLU STRATEJİK ORTAMDA SİVİL OGSP'Yİ GELECEĞE HAZIRLAMAK: TARTIŞMAYA AÇIK YEDİ SORU Özet Mükerrer çabalara rağmen, Avrupa Birliği'nin (AB) Sivil Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası'nın (sivil OGSP) stratejik etkisini artırmak için çok ihtiyaç duyulan iyileştirmeler gerçekleşememiştir. Aynı zam...;

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Türkiye - AB İlişkilerinin 60. Yılı ve Geleceği Konferansı

  • 24 Eki 2023 - 24 Eki 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

2. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

7. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.