Irak Seçimlerinde Yaşanan Türkmen “Mağlubiyeti”nin Arka Yüzü

Haber

30 Ocak2005 ve 15 Aralık 2005 tarihlerinde yapılan genel seçimler, en azından göründüğü kadarıyla Türkmenler için büyük bir ‘yenilgi’nin ifadesi olmuştur. Daha da önemlisi, Türkiye’de ve dünyada Türkmen yanlısı çevreler bile bu seçim sonuçlarını Türkmenlerin Irak’taki gerçek nüfus oranları için bir delil olarak kabul etmişlerdir....

Giriş

30 Ocak2005 ve 15 Aralık 2005 tarihlerinde yapılan genel seçimler, en azından göründüğü kadarıyla Türkmenler için büyük bir ‘yenilgi’nin ifadesi olmuştur. Daha da önemlisi, Türkiye’de ve dünyada Türkmen yanlısı çevreler bile bu seçim sonuçlarını Türkmenlerin Irak’taki gerçek nüfus oranları için bir delil olarak kabul etmişlerdir. Dolayısıyla bugüne kadar boşuna ‘Türkmen hamaseti’ yaptıkları düşüncesine kapılıp, aslında Irak’ta davası güdülecek bir Türkmen nüfusun bulunmadığı ‘acı gerçeğini’ gördüklerini sanmışlardır.

Oysa olay hiç de göründüğü gibi değildir. Ortaya çıktığı sanılan ‘gerçekler’, tamamen başarılı bir Amerika, İsrail ve Barzani-Talabani Peşmerge yönetimi işbirliği ile oynanan oyunun düzmece sonuçlarıdır. Amaç hedefini bulmuş ve en sadık Türkmen dostu Türkler bile ‘demek ki olay hiç de bizim bildiğimiz gibi değilmiş’ demeye başlamışlardır. Kamuoyunu yanıltmak suretiyle yönlendirme süreci maalesef başarılı olmuştur.

Öncelikle bilinmesi gerekir ki, ne 30 Ocak seçimleri ve ne de 15 Aralık seçimleri antidemokratik olma noktasında bir birinden zerre kadar farklıdır. İkinci olarak, bu antidemokratik seçimlerin sonuçları, şu an Irak’ta hâkim durumda bulunan Şii Arapların ve Kürtlerin dışında hiçbir gurup için gerçekçi bir sonuç vermeye müsait değildir. Sonuçlar birincilerin lehine ve ikicilerin aleyhine çarpıtılmış haldedir. Bu anlamda, bu iki seçim sonucuna bakılarak ne Sünni Araplar, ne Sünni ve Şii Türkmenler ve ne de Asurîlerle ilgili doğru bir rakamsal sonuca ulaşmak mümkündür. Üçüncü olarak, Irak içindeki nüfus oranları son derece abartılan Şii Araplar için bir ölçü kabul edilmeyen seçimler, aynı yanıltma sürecinin bir parçası olarak, Türkmenlerin nüfus oranını birebir belirleyen değerler olarak sunulmuştur. Bu sunuma Türkiye’de hemen herkes itiraz etmeksizin doğru gözüyle bakmıştır.

Bu yazıda bahsedilen üç önemli husustan sadece Türkmenlerle ilgili olan üzerinde durulacaktır. Türkmenlerin tahmini nüfus oranı karşısında çıkarmaları gereken oy yüzdesi göz önünde bulundurulup, ilk ve ikinci genel seçimde neden bunun çok altında bir oy aldıkları sorusu, sebepleriyle beraber açıklanacak ve durum anlamlı hale getirilecektir.

I. 30 Ocak 2005 Irak Genel Seçimleri

30 Ocak’ta yapılan işgal sonrası ilk genel seçimlerde Türkmen Cephesi toplam 3 milletvekili çıkarabilmiştir. Bu oran az bulunurken; ikinci de bu oran da korunamamış ve Türkmenler bu kez sadece bir milletvekili ile yetinmek durumunda kalmışlardır. (Seçim sonuçları ile ilgili toplu sonuçlar aşağıda iki tablo halinde verilmiştir.) Diğer guruplardan seçilen beş Türkmen milletvekili daha varsa da, bunları Türkmen hareketinin siyasi bir ürünü olarak görmek mümkün değildir.

Peki, Türkmenler Irak’ta %10’luk bir nüfus oranına sahip iken; neden oy oranları da buna uygun şekilde % 10 olmamıştır. Diğer bir ifadeyle, Türkmenler Irak’ta toplam 2 milyon 400 binlik bir nüfusa sahip iken; neden Türkmen oyları olması gerektiği üzere, bunun yarısı kadar, yani 1 milyon 200 bin olarak belirmemiştir. İlk ifade itibariyle Türkmenler birinci seçimde % 1.16 oy almışlar ve ikinci ifade itibariyle, ancak 93 bin 480 oy çıkarabilmişlerdir. Dolayısıyla ilk ifade tarzı itibariyle kayıp oyun değeri yaklaşık % 9 ve ikinci ifade tarzı itibariyle kabaca 1 milyon 100 bindir. Bu büyük uçurumun sebebi nedir? Bunun mantıklı bir açıklaması var mıdır?

İkinci Irak seçimleri birinciden farklı olmamıştır. Sonuç daha da kötüdür. Bununla ilgili bilgi aşağıda verilecektir. Her iki seçim sonucuyla ilgili olarak cevaplanmaya çalışılacak soru bu mağlubiyetin sebepleri nedir ve bu sebepler ne derece açıklayıcıdır.

Tablo 1. ( 30 Ocak 2005 Irak Genel Seçimleri.)

Liste

Aldığı Oy

Sandalye Sayısı

Oy Yüzdesi

Birleşik Irak İttifakı

(Sistani yanlıları)

4,075,295

140

% 48.2

Kürt İttifakı

2,175,551

75

% 25.7

Irak (Milli Uyum) Listesi

(Allawi Listesi)

1,168,943

40

% 13.8

Iraklılar Birliği

(Başkan Gazi El-Yaver Listesi)

150,680

5

% 1.8

Irak Türkmen Cephesi

93,480

3

% 1.16

Bağımsız Milli Seçkinler ve Kadrolar Partisi (Al-Sadr destekli)

69,938

3

% 0.87

Komünist Parti

69,920

2

% 0.87

İslami Kürt Cemiyeti

60,592

2

% 0.75

Irak İslami İşçi Hareketi

43,205

2

% 0.53

Milli Demokratik İttifak

36,795

1

% 0.45

Milli Rafidayn (İki Irmak) Listesi

(Süryani Hıristiyan Listesi)

36,255

1

% 0.45

Mutabakat ve Tahrir (Kurtuluş) Kitlesi

30,796

1

% 0.38

TOPLAM

8,011,450

275

 

Görüldüğü üzere, Türkmen Cephesi ilk seçimde 93.480 bin oy almıştır. Oysa Türkmen Cephesinin alması gereken oy, yaklaşık 1 milyon 200 bindir. Bunun da ülke genelinde yine yaklaşık olarak %10’a tekabül edeceği meselenin tabiatı gereğidir. Zira bir ülkedeki etnik gurubun, toplam ülke nüfusu içindeki oranı ne ise, ülkenin toplam oyu içindeki potansiyel oy yüzdesi de odur. Dolayısıyla Türkmenlerin Irak içindeki nüfus oranı % 10 ise, potansiyel oyu da yine %10’dur. Bir etnik gurubun yaş dağılımı çocuklardan yana çok çarpık olmadığı müddetçe bu mantık doğrudur. O halde Türkmenlerle ilgili olarak, alınması gereken ve alınan oy arasındaki kabaca 1 milyon 100 binlik ve %9’luk fark nasıl açıklanacaktır.

İlk seçimle ilgili olarak, bu durumu açıklayan temel iki sebep vardır. Birinci sebep, en az yarısı Sünni olan Türkmenlerin, nispeten sükunet içinde bulunduğu için, oy kullanabilecekleri birer merkez olarak Erbil ve Kerkük gibi sırasıyla Barzani ve Talabani hâkimiyeti dışındaki bölgelerde seçimleri boykot etmeleridir. Bu iki bölge dışındaki Sünni Türkmen oyu yaklaşık 375 bindir. Bunlar seçimi Sünni Araplar gibi boykot etmişlerdir. Bu bölgelerde yaklaşık 375 bin kadar da Şii seçmen vardır. Bunlar ise daha çok Şii partilere yönelmişlerdir. Dolayısıyla Erbil ve Kerkük dışındaki 750 bin Türkmen oyunun akıbeti böylece açıklanmış olmaktadır.

İkinci sebep ise, Şii’siyle Sünni’siyle toplam 350 bin kadar Türkmen oyunun bulunduğu Barzani ve Talabani bölgelerinde, yani Erbil ve Kerkük’te seçimlere iştirak etmek isteyen Türkmenlerin çeşitli yöntemlerle Barzani ve Talabani taraftarlarınca sandık başına gitmelerinin engellenmesi ve gidenlerin oylarının da, kılıfı hazırlanmak suretiyle, nihai olarak KDP ve KYP’ye sayılmasıdır.

Bu iki sebep biraz daha açılacak olursa, durum daha iyi anlaşılır. İlk olarak, kabaca 1 milyon 200 olan Türkmen oyunun yarısı kadarı Sünni olduğu için seçimlere katılmamış, Sünni Araplarla aynı tutumu benimseyip, seçimi boykot etmiştir. Böylece Türkmen Cephesinin toplayabileceği potansiyel oy sayısı 600 bine, oy yüzdesi de % 5’e gerilemek suretiyle yarısına inmiştir. Sünni Türkmen oylar kenara çıkınca, orta yerde sadece Erbil ve Kerkük’teki bir miktar Sünni Türkmen oy ile yine buralardaki ve diğer yerlerdeki Şii Türkmen oylar kalmıştır. Genel boykot nedeniyle, Şii ve Sünni Türkmenlerin karışık olarak yaşadığı Telafer merkez, Bağdat merkez ve Diyala’ya bağlı ilçe ve beldelerde sandık başına gidilememiştir. Tahmini olarak sırasıyla 150, 125 ve 200 bin Türkmen oyunun bulunduğu bu bölgelerdeki oy kaybı da hesaba katılınca toplam Türkmen oy kaybı 1 milyona yaklaşır. Geriye sadece 200–250 bin Türkmen oyu kalır. Bunlar da daha önce belirtildiği üzere Erbil ve Kerkük gibi Talabani ve Barzani peşmergelerinin hâkim olduğu bölgelerdir. İlk seçimde bu silahlı güçler, sokağa çıkma yasağını ve sandık başına sadece vesait ile gidilmesi gereğini bahane ederek Türkmenleri evlerinden çıkıp, sandık başına gitme imkânından mahrum etmişlerdir. Zira Türkmen Cephesinin bu seçimde her iki merkez esas alındığında sadece birer seçim aracı mevcuttur. Her iki şehirde birer minibüsün bütün Türkmen seçmenini sandık başına götürebilmesi ise tabiatıyla mümkün değildir. Türkmen Cephesi, bu durumu görmüş fakat Irak Yüksek Seçim Kurulunun tahsis ettiği vesaitlere güvenmiştir. Oysa Barzani ve Talabani yandaşlarının kontrolünde olan bu vesaitlerin Türkmenler için kullanılabilmesi mümkün olamamıştır. Dolayısıyla kalan 200–250 bin potansiyel Türkmen oyunun en az yarısı kadarı da böylece saf dışı bırakılmıştır. Diğer yarısı, yani 130 bin kadarı sandık başına gidip oy kullanabildiyse de, bu oyaların bir kısmı iptal edilmiş, bir kısmı Barzani ve Talabani’ye sayılmış ve geriye sadece 93 bin oy kalmıştır. İşte 30 Ocak Irak Seçimlerindeki Türkmen mağlubiyetinin perde arkası böyledir.

II. 15 Aralık 2005 Genel Seçimleri

15 Aralık 2005 ikinci Irak genel seçimleri Türkmenler açısından ilkinin bir rövanşı olabilecekken; akıl almaz seçim hileleri, Türkmen Cephesinin bölünmek suretiyle kan kaybetmesi ve nihayet yukarıdaki sebeplerin birçoğunun yine aynen geçerli olması sonucunda, bu seçimler de Türkmenler için bir ‘mağlubiyet’ olmaktan öteye geçememiştir. İkinci Irak genel seçimlerinin sonuçları aşağıda Tablo 2’de verilmiştir.

Tablo 2. 15 Aralık 2005 Irak Genel Seçimlerinin Sonuçları

15 Aralık 2005 Irak Parlamento Seçimleri

Partiler, İttifaklar

Aldığı Oy

Sandalye Sayısı

Oy Yüzdesi

Şii İttifak

5,021,137

128

41.19

Kürt İttifakı

2,642,172

53

21.67

İslamcı Sünni İttifakı

1,840,216

44

15.09

Iyad Allavi Listesi

977,325

25

8.02

BAASçı Sünniler

499,963

11

4.10

Kürdistan İslam Birli

157,688

5

1.29

Bağımsız Şii Listesi

145,028

3

1.19

Bağımsız Sünni List

129,847

2

1.07

Irak Türkmen Cephe

87,993

1

0.72

Süryani Hıristiyanlar

47,263

1

0.39

Bağımsız Aday

32,245

1

0.26

Yezidi Hareketi

21,908

1

0.18

       

Toplam

12’396’631

275

% 100

İkinci mağlubiyetin detayları üzerinde durmak, aynı şekilde son derece faydalı olacaktır. Ancak bu taktirde açıklamalar inandırıcılık kazanabilecektir.

Türkmenler Arasındaki Mezhep Ayrışması

Bilindiği üzere, Türkiye Sünni Türkmenler de dâhil bütün Sünni seçmenin sandık başına giderek, Irak’ın geleceğinde söz sahibi olmalarını istemiş, onların kolay bir şekilde saf dışı bırakılmalarına göz yummamıştır. Türkiye’nin bu gayreti büyük oranda işe yaramış ve Sünni seçmen mümkün mertebe sandık başına gitmiştir. Özellikle 15 Aralık genel seçimleri Türkmenlerin ciddi bir Şii-Sünni ayrışmasına gittiklerini göstermiştir. Daha seçim öncesinde bizzat Türkmen Cephesi lideri Faruk Abdurrahman’ın bile, Cephe liderliğini bıraktıktan sonra gurubunu alıp liberal bir Şii ittifaka katılması bu durumun en dramatik görünümü olmuştur. Iraktaki hemen her siyasi gurup içinde en az bir Türkmen partisi bulunmaktadır. Irak’ın diğer etnik toplulukları için böyle bir durumun söz konusu olmaması son derece kayda değerdir. (Türkmenlerdeki bu durum aşağıda liste halinde gösterilmiştir.)

15 Aralık Seçimleri ve Katılan Siyasi Gruplar

A) Şiiler      

I. Birleşik Irak İttifakı:

1-Irak İslam Devrimi Yüksek Meclisi (Abdülaziz Hekim)

2-Dava Partisi (İbrahim Caferi)

3-İslamî Fazilet Partisi (Nedim Cabirî)

4-Sadr Bloku (Hasan Rebii)

5- Irak Hizbullah’ı (Hasan Sârî)

6-Bedir Örgütü (Hâdi Amiri)

7-Türkmen İslam Birliği (Abbas Beyatî)

II. Liberal Şii ve Saltanat yanlısı gurup:

1-Irak Ulusal Kongresi (Ahmet Çelebi)

2-Irak Meşrutiyet Partisi (Cevad Bulanî)

3-Irak Meşrutiyet Hareketi (Ali bin Hüseyin Haşimî)

4-Türkmen Karar Partisi (Türkmen Cephesi eski lideri Faruk Abdurrahman)

III. Iyad Allavi’nin başını çektiği Laik Şiilerin ağırlıkta olduğu gurup:

1-Ulusal Birlik Hareketi (İyad Allavî)

2-Bağımsız Irak Heyeti (Fellah Hasan Nakib)

3-Türkmen Aşiretleri ve Seçkinleri Cemiyeti (Abdülhamit Ahmet Beyatî)

4-Irak Komünist Partisi (Hamid Mecid Musa)

5-Irak Demokratik Birliği (Adnan Paçacı)

6-Irak İçin Vefa Birliği (Hazım Şa’lan)

7-Iraklılar (Gazi el-Yaver)

 

B) Sünni Araplar

I. Irak Uzlaşma Cephesi:

1-Hizb-i İslamî (Tarık Haşimî)

2-Irak Ehl-i Sünnet Genel Kongresi (Adnan ed-Duleymî)

3-Irak Ulusal Diyalog Meclisi (Halef Ulyan)

II. Irak Ulusal Diyalog Cephesi: (Salih el-Mutlak listesi)

1-Irak Ulusal Cephesi (Salih el-Mutlak)

2-Özgür Irak’ın Birliği İçin Ulusal Cephe (Hüseyin Luheybî)

3-Irak Demokratik Cephesi (Fehran Havas Sadid)

4-Birleşik Irak’ın Evlatları Hareketi (Ali Abdullah Halife)

5-Irak Hıristiyan Demokrat Partisi (Minas Yusufî)

 

C) Kürtler

1-KDP (Barzanî)

2-KYB (Talabanî)

3-Irak Kürdistan Demokrat Partisi (Kemal Şakir)

4-Kürdistan Sosyal Demokrat Partisi (Ahmet Hac Muhammet)

5-Kürdistan Emekçiler Partisi (Kadir Aziz)

6-Türkmen Kardeşlik Partisi (Velid Şirket)

7-Keldani Demokratik Birliği (Eblehed Okaryim)

8-Kürdistan İslamî Cemaati (Muhammed Hamid Ali)

Görüldüğü gibi, bir gurup dışında ve Kürt ittifakı dâhil bütün guruplarda Türkmenlerden birer parti bulunmaktadır. Bunların dışında bir de partisiz ve sadece seçmen olarak diğer guruplara oy veren Türkmenler vardır ki bunlar hiç de az değildir. Türkmen seçmenin en fazla yöneldiği partiler Şii partiler olmuştur. Oysa diğer guruplarda Türkmenlere benzer bir durum asla söz konusu değildir. Başka bir gurupta ne bir Kürt ve ne de dindar Şii bir parti bulunabilir.

Son zamanlar itibariyle Türkmenler arasındaki mezhep ayrışması Telafer’de en yüksek düzeye çıkmıştır. Şehir içi siyasi ve sosyal rekabet sebebiyle Şii Türkmenlerden bazıları, Sünni Türkmenleri Amerika kuvvetlerine ‘direnişçidir’ diye ihbarda bulunmuşlardır. Amerika bu ihbarları istihbarat bilgisi olarak kabul etmiş ve söz konusu Türkmenlerin evlerine baskınlar düzenlemiştir. Bu sebeple, olaylar süresince binlerce Türkmen Telafer’in dışına çıkmak ve çadırlarda yaşamak zorunda kalmıştır.

Amerikan işgali altındaki ikinci genel seçimlerde Türkmen Cephesi için Kerkük’ten sonra en önemli oy kaynağı olabilecek olan Telafer, bu çatışmalar nedeniyle seçim sandığını bile kuramamıştır. Benzer durum Diyala vilayetindeki Türkmenlerle meskûn ilçelerde, Bağdat’ta ve Musul’da da bütün şiddetiyle yaşanmıştır. Dolayısıyla bu bölgelerde Türkmenler ikinci kez sandık başına gidememiştir. Gidebilenler ise, daha çok Şii Türkmenler olmuş ve bunlar da oylarını Arap Şii partilerden yana kullanmışlardır.

Bu durumda geriye kala kala yine Kerkük ve Erbil Türkmenleri kalmıştır. Buralarda da mezhepler arası Türkmen ayrışması yarı yarıyadır. Bununla beraber bu iki merkez Şii’siyle, Sünni’siyle bütün Türkmenlerin sandık başına gidebilmeleri bakımından diğer Türkmen bölgelerinden ayrılmaktadır. Barzani ve Talabani’nin hâkimiyetinde olan bu iki bölgede sandık başına gidememe çatışma nedeniyle değil, bizzat KDP ve KYB siyasilerinin ve silahlı peşmergelerinin oyunları ve zorbalıkları nedeniyle yaşanmıştır.

Bu iki bölgede Barzani ve Talabani güçleri ilk seçimde olduğu gibi Türkmenleri hepten evlerine hapsedememişler fakat bu kez başka oyunlar oynamışlardır. Bunlardan en dikkate değer olanı söz birliği yaparak sabahın ilk saatlerinden itibaren sandık başına gitmeleri ve buralarda kuyruk oluşturmalarıdır. Türkmenler sırada beklememek için genellikle öğleden sonra oy veremeye gitme eğilimine girmişlerdir. Oysa bu durum tam da Barzani ve Talabani güçlerinin istediği durumdur. Öğleden sonra Türkmenler oy vermeye gitmişlerse de, ‘oy pusulası bitti’ denerek geri çevrilmişlerdir. Bu durum karşısında birçok Türkmen diğer bir oy merkezine gitmiş fakat her yerden aynı basmakalıp cevapla geri döndürülmüşlerdir. Bu olaydan Erbilde hâkim olan KDP öncülerinin kalan oy pusulalarını bizzat doldurarak sandığa attıklarını çıkarmak için fazla düşünmeye bile gerek yoktur. Hatta Erbil merkezde yaşanan bir vakıa, seçim sonuçları ile ilgili olarak son derece önemli fikirler vermektedir.

Şifahi olarak ulaşan bu bilgiye göre, Erbil merkezinde bir bayan Türkmen seçmeni, yukarıda açıklanan sebepten dolayı, oy vermek üzere öğleden sonra seçim merkezine gitmiştir. Yukarıda zikredilen cevabın aynısı ile karşılaşmasına rağmen, yoklama listesini kontrol etme ihtiyacı hissetmiştir. Burada kendi isminin üzerinin, ‘oy kullanmıştır’ anlamında, diğerleri gibi çizili olduğunu görmüştür. ‘Ben oy kullanmadım’ diyerek, ‘neden ismimin üstü çizili’ diye sormuştur. Seçim yetkilisi olan Barzani mensupları şu ibretlik cevabı vermişlerdir: ‘Biz sizin nereye oy vereceğinizi bildiğimiz için, hanım halinizle buraya kadar gelip yorulmamanız için sizin yerinize oyunuzu kullandık’ demişlerdir. Bu Türkmenin oyu kendi iradesi dışında Barzani’nin partisine yani KDP’ye gitmiştir. Türkmen bayanın başka bir partinin seçmeni olsa bile bunu orada ifade edemeyeceği gün gibi açıktır. Seçim yetkilileri bunu bildikleri için, hem başkasının oyunu kanunsuz bir şekilde kullanmış ve hem de ‘kibarlığı’ elden bırakmamışlardır. Bu oyun, versiyonlarıyla beraber, bütün Erbil’de uygulanan bir entrika olmuştur. Muhtemelen Kerkük’te de benzer olaylar yaşanmış, buna rağmen Türkmenler Irak genelinde aldıkları oyların hemen tamamına yakınını buradan çıkarmışlardır.

Dolayısıyla 15 Aralık seçimlerinde Barzani ve Talabani’nin her iki şehirde de Peşmerge seçmenlerden arta kalan bütün seçmen pusulalarını bizzat doldurarak kendilerine kullandıkları söylenebilir. Bu iki merkezdeki yüksek katılım oranı da bu şekilde açıklanmış olur. Zira her iki seçimde de, bütün Irak genelinde en yüksek katılım bu iki şehirde gerçekleşmiştir. Bazı bölgelerdeki katılım yüzdesi şu şekildedir: Kürt bölgelerinde: Erbil: 90, Kerkük: 85, Süleymaniye: 75; Sünni bölgelerinde: Bakuba: 66, Tıkrit: 88; Şii bölgelerinde: Basra: 63, Kerbela: 58, İmara: 57, Semave: 58, Nasıriye: 54, Kut: 54 ve Necef: 85.

Görüldüğü gibi Talabani ve özellikle Barzani kontrolündeki bölgelerde katılım Irak otalamasının (%70) çok üstündedir. Bu durum ilki Barzani ve ikincisi Talabani Kontrolündeki Erbil ve Kerkük’teki seçime katılmayan veya katılamayan büyük Türkmen seçmen kütlesine rağmen böyledir. Bunun da sebebi söz konusu seçim hileleridir.

Bu hilelerin neden dile getirilip, en azından bazı merkezlerde seçimlerin yenilenmediğini soranlar olabilir. Bu itirazlar fazlasıyla yapılmıştır. Ne var ki, bunların hiçbir kıymeti yoktur. Barzani ve Talabani taraftarları Irak Yüksek Seçim Kurulunda bile gayet güçlü bir konumdadırlar. Kadıyı mahkemeye şikâyet etmek ne kadar sonuç verirse, bu şikâyetler de ancak o kadar sonuç verecek cinstendir.

Sonuç

Bu makaleden çıkarılması gereken üç sonuç vardır. Bunları kısaca maddeler halinde sıralamak gerekirse, şunları söylemek mümkündür:

1- Irak’ta ilki 30 Ocak 2005 ve ikincisi 15 Aralık 2005 tarihlerinde yapılan seçimler, nihayetinde bir ülkenin işgali sürecinde yapılmış anti demokratik seçimlerdir. Bunlardan çok hakkaniyetli sonuçlar beklemek hatalıdır. Fakat bu kadar çarpık sonuçlar ancak Amerika ile işbirliği içinde olan ve karşılıklı çıkar ilişkisine dayanan Şii Arapların ve Barzani, Talabani Peşmergelerinin onursuz faydacılıklarının eseridir.

2- Şii Arapların toplam Irak nüfusu içindeki oranı, Amerika ve İngiltere tarafından işlerine geldiği üzere %60 ve 65 arası gösterilirken; her iki seçimde de Şiilerin % 55’i dahi bulamayan oyları, onların nüfus oranları ile ilgili bir tartışma gündeme getirmemiştir. Oysa asıl kıyametin burada kopması gerekmektedir. Zira her iki seçim esnasında da Şiiler hâkim durumda olup, işgal kuvvetleri de Şiileri desteklemekteydiler. Her iki seçimde de dini ve siyasi liderler Şiileri Saddam döneminin intikamını almak üzere seçime tam katılım için motive etmişler ve bunda son derece başarılı olmuşlardır. Özellikle ikinci genel seçimde Ayetullah Sistani’nin ‘bir Şii bir oy’ sloganı hatırdan çıkarılmamalıdır. Hatta Amerika başta olmak üzere, işgal kuvvetleri Şiilerden çok daha fazla oranda oy beklemekte iken; çıkan sonuçlar bir hayal kırıklığı yaratmış ama bu rakamların Şii nüfusu üzerinde bir tartışma başlatmasına meydan verilmemiştir. Sanki oyunu rahatça kullanabilen Türkmenler ve kullanmayan da Şii Araplarmış gibi, seçim sonuçlarından hareketle Şii nüfusu üzerinde değil, Türkmen nüfusu üzerinde polemiğe gidilmiştir. Bu durum Türkiye’de bu tür meseleler üzerine yazanlar için hiç de iyi bir seviye testi olmamıştır. İçerden ve dışardan bazı eller bir kampanya başlatmışlar ve kamuoyunu yanıltmayı amaçlamışlardır. Bu kampanya başarılı olmuş, seçimlerden Türkmen nüfusu ile ilgili çıkarılmaması istenen sonuçlar çıkarılmış ve bunun karşısında Şii nüfusuyla ilgili ortaya konması gereken sonuçlar da tamamen ilgi alanımız dışında kalmıştır. Bu durum tamamıyla kamuoyunu yanıltmayı esas almış başarılı bir kampanyanın sonucudur. Ne var ki, çok kimse bunun bile farkında değildir.

3- Her iki seçim Türkmenlere ve Türkiye’ye bir hususu çok iyi öğretmelidir. Yakın bir zamanda ve aynı şartlar altında yapılacak bir nüfus sayımı Türkmenlerin oranını çok farklı çıkarmayacaktır. Buna iki durum sebep olacaktır. İlki seçimlerde bütün şiddetiyle yaşanan korkutma ve sindirme politikalarıdır. İkincisi ise, Saddamın başlattığı bir uygulamanın günümüzde aldığı şekildir. Saddam nüfus kimliklerine etnik aidiyet hanesi koydurmuş ve baskı ile Arap kimliğini dayatmıştır. Bug

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2539 ) Etkinlik ( 172 )
Alanlar
Afrika 65 605
Asya 75 983
Avrupa 13 609
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 278
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1321 ) Etkinlik ( 44 )
Alanlar
Balkanlar 22 274
Orta Doğu 18 581
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1276 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 771
Türk Dünyası 16 505
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1897 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1897

Son Eklenenler