Mısır’ın Güvenliği ABD için Neden Önemli?

Yorum
Mısır’ın Güvenliği ABD için Neden Önemli?

Prof.Dr. Sema Kalaycıoğlu
Güvenlik konusu geniş bir yelpaze kapsamında ele alındığından beri, iç güvenlik, sınır güvenliği, askeri ve sivil güvenlik, ekonomik ve mali güvenlik, su, gıda ve çevre güvenliği kadar bölge güvenliği Mısır için de birbiri ile içiçe geçmiş kavramlar olarak düşünülüyor.

İç Güvenlik Maafiş
Arap Bahar’ının ciddi bir şekilde vurduğu ve insanlarını siyasi akımlar içinde savurmaya devam ettiği Mısır’da, hep korku vardı, hala var. Can ve mal güvenliği güncelliğini bir gün bile kaybetmedi. Halkın güvenliğine amade olması gereken kolluk kuvvetleri Mısır’da öteden beri, halka karşı bir tehdid olarak algılanırdı. Bugün de gözaltında kaybolan insanların artan sayıları ile Mısır devleti iç güvenliği sağlamakta etkinliği zayıf, buna karşılık tehdhiş ile denetim sağlamada etkili görünümünü koruyor. El Sisi yönetiminin, insan hakları karnesi bu açıdan Mübarek dönemini hiç ama hiç aratmıyor. En büyük korku içeriden dışarıya ve dışarıdan içeriye sızan İŞİD,Selefi ve maalesef bunların destekçisi konumuna düşmüş olan Müslüman Kardeşler ile ilgili olduğu için Mısır sınırlarını aşıp, tüm Orta Doğu ve Kuzey Afrika’ya(MENA) oradan da önce Avrupa’ya, sonra dünya’ya aktarılıyor. Okyanus’ları aşıp Amerika’ya bile uzanıyor

ABD’nin Önceliği
İşte bu nedenle, ısrarlı insan hakları ihlallerine rağmen ABD, Mısır ile geçtiğimiz Pazar gününden itibaren, altı yıl önce, yani 2009 da ara verdiği “Güvenlik“ görüşmelerine yeniden başladı.Bu görüşmelerin yazılı ve yazılı olmayan amaçları var. Elbette ilişkileri canlı ve rayında tutacak araçları da.
Amaçların başında “Mısır’ın askeri kapazitesini yüksek tutmak“ geliyor. Bunu göstermek için ABD yeni F16 uçaklarını Mısır’a teslim etti bile. Ancak şunu hemen hatırlayalım ki ABD Mısır ile ilgili bu amacında yanlız değil. Bunu en az ve hatta ondan daha fazla Rusya da istiyor. Geçen Şubat ayında Putin’in Kahire ziyaretini ve El Sisi’ye hediye ettiği sembolik Kalashnikov’u hatırlayalım. ABD nin teslim ettiği F16 dan önce, Putin Mısır’a 3-5 milyar Dolar’lık bir silah satışı sözü vermişti zaten. Tabii Mısır da, bu en önemli önceliği gözetmede birbirinden farklı düşünmeyen iki ülke ile ilişkileri dengeli tutmaya özen gösteriyor.

Silahlar Kime Karşı?
ABD nin teslim ettiği F16, Rusya’nın söz verdiği hafif ve ağır silahlar, ABD-Mısır Güvenlik görüşmelerinin güvencesi altında hangi hedeflere yönlenecek sorusu önemli. Aslında Rusya ve ABD arasında bu konuda da bir fark olduğunu düşünmüyorum. Sadece sıralama farkı olabilir, o kadar. ABD açısından Mısır güvenliği, MENA bölgesinde İsrail’in güvenliğini de güvence altına alacak motifleri ön saflara koyuyor olmalı. Rusya’nın böyle bir önceliği ancak başka başka saiklerle olabilir. Sina yarımadasının İslami teröristlerden arındırılması hem ABD, hem Rusya, hem de Mısır için önemli. Bu açıdan ABD-Mısır güvenlik görüşmelerinin değeri, Mısır için olduğu kadar, İsrail, ABD ve Rusya için önemli. Amaç, adına İslamı karıştıran her türlü odağı, Mısır’ın bölge konumunu kullanarak ateşle yok etmek.

Mısır’ın Bölge Liderliğinin bir kez daha Tescili
6 yıllık aradan sonra başlayan “ABD-Mısır Güvenlik“ görüşmeleri, Doğu Akdeniz’de ve MENA bölgesinde Mısır’a atfediln önemin bir kez daha tescilidir. İran’ın dünya sahnesine yeniden çıkmaya hazırlandığı bir süreçte, bölgedeki güç dengelerinin yeniden tesisi ve taşların yerine oturtulması açısından önemlidir. Mısır’ın elinin ekonomik olarak güçlenmesi, istihdam olanaklarının arttırılmasına zemin hazırlayacak yatırımlarla,yoğun nufuslu ülkenin genç insanlarına İŞİD’e katılmaktan daha iyi alternatifler sunulması gerekir.
Güvenlik görüşmeleri, mutlaka ABD nin Mısır’a her yıl yaptığı “koşullu“ dış yardımın miktar artışı ile de desteklenecektir. Bir de üstüne aynı kaygılarla Rusya yardımı gelirse, artık Mısır’ın marifetini gözlemek gerekir. Gelen ve gelecek olan maddi olanakları yolsuzluk çarklarında övütmeden alınacak her arşın yol, Sisi iktidarının başarısı, ülke, bölge ve dünya barışına katkısı olacaktır.
Enerji Güvenliği hangi Sırada?
Bu sanki ABD için doğrudan olarak büyük bir öncelik gibi gözükmeyebilir. Kendisinin önemli bir petrol ve doğal gaz üreticisi olarak sahneye çıktığı, İran’ın petrol ve doğal gaz ile dünya piyasalarına yeniden tam yol girmeye hazırlandığı bir dönemde, “Doğu Akdeniz Gaz“ havzaları ve başta İsrail ve Mısır olmak üzere bölgedeki ülkelerin, aralarında imzaladıkları “münhasır ekonomik bölge sınır anlaşmaları“ , ABD nin acil önceliği olamaz. Ancak hem ABD şirketlerinin, hem ali çıkarları açısından Rusya’nın ve nihayet Rusya paydaşlarının gözlerini dört açtığı konuların başında olabilir. Bu bakımdan ABD-Mısır Güvenlik görüşmelerinde, bir şekilde yeralması gerekir.
Daha da önemlisi, Mısır ve İsrail arasında yıllardır varolan ikili doğal gaz ticaretinin bekası, terör odaklarının hedefi olmaktan çıkarılması, Sina yarımadasının bu açıdan da güvenliğinin sağlanması ve nihayet Gazze-Mısır sürtüşmesinin asgariye indirilmesi görüşmelerin sıralamada önemli öncelikleri arasında olmak zorundadır.

Görüşmelerde İkinci Kanal
Şu sıcak günlerde Kerry, Mısır’a eli kolu dolu geldi. F16 lar, helikopterler, saldırı gemileri, zırhlı araçlar ve modern hafif silah sistemleri hep hediye listesindeydi. Ayrıca aynen Putin’in geçen Şubat ayında yaptığı gibi Mısır ordusunu eğitmeye devam sözü verdi. Gözaltındaki yabancı gazeteciler için azıcık sitem etti etmesine. Ama terörism ile mücadelede sadece askeri gücün etkili olamayacağını bildiklerini, bunun için Mısır’ın ekonomik olarak güçlenmesine önem verdiklerini açık açık söyledi. Bu nedenle 2. Suveyş kanalı projesini desteklediklerini de belirtti. Hatta El Sisi’yi bunun için hararetle kutladı. Perşembe günü törene katılır mı? Yoksa sıcaktan bunalıp kapağı hemen Viyana’ya mı atar bilemiyorum. Ama görüşmelerde “ikinci kanal“ bence hakettiği yeri buldu.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2646 ) Etkinlik ( 217 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1037
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2000 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 2000

Gerçekleşen her göç hareketi nedenleri ve sonuçlarıyla sadece göç eden toplumu değil, göç edilen toplumu da etkilemektedir. Suriye İç Savaşı sonucunda Türkiye’ye sığınan ve “Geçici Koruma Altına” alınan Suriyelilerin sayısı resmi rakamlara göre bugün 3,5 milyondur. ;

ABD ise geniş yüzölçümü, 330 milyonu yakın nüfusu, sanayileşme ve teknolojide elde ettiği ilerleme, büyüyen ve gelişen ekonomisi, doğal kaynakları, demografik yapısı, Birleşmiş Milletlerdeki veto gücü, IMF ve NATO içerisindeki yeri, uluslararası alandaki saygın konumu ile tüm dünyanın dikkatini her ...;

16. asrın ortalarında doğu istikametinde genişleyerek kadim Türk coğrafyasını işgal etmeye başlayan Rus Çarlığı 17. asırda Kuzey ve Doğu Asya’da yayılmaya devam etmiştir. ;

Küreselleşmenin ve gelişmiş iletişim teknolojilerinin dünyanın çehresini değiştirmesiyle uluslararası ilişkilerin devletlerarası ilişkiler ile tanımlı olduğu dönem sona ermiştir. ;

Askeri teknolojiye ağırlık veren Rusya, derin uzay aktiviteleri tam gaz devam ederken Amerika ve Çin’in gerisinde kaldı. Eski uzay gücü Sovyetler Birliği’nin mirasına Rusya sahip çıkamadı. ;

Savunma ve güvenlik alanında değişen parametrelerinin sağlıklı yönetilmesi için ilgili çalışmaların muasır ve üstü boyutlara taşınmasına, kamu bilinci oluşturulmasına ve Türkiye ile diğer ülkeler arasında güvenlik temalı ağlar kurulmasına stratejik katkı sunan Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü int...;

“Değişen devlet doğası” temelinde ulusal ve uluslararası güvenlik konuları ile küresel yönetişim mekanizma ve kurumlarını her yıl ayrı bir gündemle tartışmak üzere İstanbul merkezli oluşturulan İstanbul Güvenlik Konferansı’nın resmî internet sitesi ve adresi yenilendi.;

Dr. Serkan Cantürk’ün “Konvansiyonel Kalkınmadan Dijital Kalkınmaya Türkiye” isimli kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.