Dünya Siyasetinde İran, Türk-İran İlişkileri ve TASAM Etkinliği

Makale

Dünya Siyasetinde İran, Türk-İran İlişkileri ve TASAM Etkinliği...

İran’ın P5+1 grubu ile sürdürdüğü uzun görüşmeler sonunda, ulaştığı anlaşma, diplomasi tarihi bakımından da önem taşıyan bir gelişmedir. Bugünkü uluslararası ilişkilerin iki niteliğini oluşturan kayganlığa ve değişkenliğe rağmen diplomasi, sorunların çözümünde etkin vazgeçilmez bir araç olmaya devam etmektedir.

İran’ın nükleer programını kontrol etmeyi öngören anlaşma, İran’ın nükleer sorununa diplomasi metotlarını kullanmak suretiyle çözüm getirmiş olmakla, Soğuk Savaş sonrası dönemde, anlaşmazlıkların, diplomasi yöntemleriyle silaha başvurmadan çözülebileceğini ispatlamış, bu şekilde barış taraftarları için önemli bir başarı olmuştur.

Bu anlaşma, Türkiye’nin, İran’ın nükleer sorununun diplomasi araçlarıyla çözüme kavuşturulması yönündeki tezinin de önemini bir kere daha kanıtlamış bulunmaktadır.

Batı ile İran’ın anlaşması, bu çerçevede, bu ülkeye uygulanan yaptırımların gevşetilmesi sonucunda, bu durumun İran’ın Orta Doğu’da oynadığı rolü daha da artırıcı bir nitelik taşıyacağı ve bunun stratejik bakımdan hem Bölge hem de Batı için riskler ve avantajlar ihtiva edeceği belirtilmektedir.

İran, bu anlaşma ile uluslararası siyasetin ilgi odağı olmuştur. Hiç şüphesiz, bu durum İran diplomasisi için bir başarıdır. Nükleer ambisyonu kontrol altına alınmış, dünyaya entegre olmuş bir İran hem Türkiye hem de uluslararası siyaset açılarından olumlu bir gelişmedir. Bu şekilde İran, uluslararası siyaset oyuncusu olarak daha kontrol edilebilir hale de gelmiş olacaktır.

İran’ın tarihsel altyapısından da kaynaklanan Orta Doğu ve dünya politikalarındaki önemi, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) tarafından hep gözönünde bulundurulmuştur.

Türk dış politikasının ilgi duyduğu her alana katkıda bulunmayı ilke kabul etmiş olan TASAM’ın, İran’ın dünya siyasetinde karşı karşıya kaldığı sorunları anlamak, bunların diğer ülkeler tarafından anlaşılmasına yardımcı olmak ve Türk-İran ilişkilerinin gelişmesini de etkilemek için düzenlediği toplantı, konferans, sempozyumlar unutulmamalıdır.

TASAM, İran’ın bölgesel ve dünya siyasetinde oynayacağı önemli role her zaman dikkat çekmiş ve bu Ülke ile ilişkilerimizin daha da ileriye götürülmesi için çaba harcamıştır. Bu çerçevede, İran’ın Dışişleri Bakanlığı’na bağlı İPİS (İran Siyasal ve Uluslarası Araştırmalar Enstitüsü) ile 2008’den beri düzenlenen ve her yıl karşılıklılık esasına göre Türkiye ve İran’da yapılan “Türkiye-İran Yuvarlak Masa“ toplantıları ikili ilişkilerin her alanda ortaya konularak tartışılmasını ve bu şekilde iki ülke ilişkilerinin geliştirilmesine katkı sağlamayı amaçlamıştır.

TASAM’ın düzenlediği, Uluslararası Türk-Asya Kongreleri, Uluslararası Orta-Doğu Kongreleri, İslam İşbirliği Teşkilatı Ülkeleri Düşünce Kuruluşları Forumları başta olmak üzere, diğer toplantılara İran’dan katılımcılar sağlanarak, İran’ın dünya sorunları karşısındaki görüşlerinin anlaşılmasına imkan sağlanmıştır.

TASAM’ın Türk-İran ilişkilerinin daha da ileriye gitmasi için düzenlediği bir başka toplantı da Türkiye-İran Van Forumu’dur. Türkiye-İran sektörel ve finansal derinleşme konularına odaklanmış ve 23-25 Ekim 2014 tarihlerinde Van’da, Van Valiliği, Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı, İPİS, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ile işbirliği halinde düzenlenen bu Forum, küreselleşen ve bölgesel ilişkilerin ve bütünleşme hareketlerinin önem kazandığı bir dünyada, Türkiye ve İran gibi iki önemli gücün ekonomik bakımdan ilişkilerini ele almak ve bu şekilde ikili ilişkilerin gelişmesine yardımcı olmak amacını taşımıştır. Bu Forum, ayrıca, Türkiye-İran arasında tercihli ticaret anlaşmasının imzalanması, serbest ticaret bölgesi kurulması, Van’da sınır kapısının modernizasyonu, yeni sınır kapılarının açılması, Ticaret ve Sanayi Odaları arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi gibi konular üzerine odaklanmıştır.

Toplantıda, iki ülkenin bölgesel ve küresel sorunlara çözüm bulmaları için birlikte çalışmalarının önemi vurgulanmıştır. Toplantıda ayrıca, İran ve Türkiye’nin meydana getireceği ağırlık merkezinin hem bölgeyi hem İslam dünyasını ve hem küresel dengeleri de etkileyeceği kaydedilmiştir. Toplantıda, İslam dünyası düzeyinde iki ülkenin birlikte davranmasının mezhepler arası sağlıklı etkileşimi, radikal hareketlerin önlenmesini, İslam dünyasında istikrarın sağlanması için önemli olduğu ifade edilmiştir. Toplantıda, Türkiye-İran ekonomik ilişkilerinin her alanda hak ettiği seviyeye çıkarılması da talep edilmiştir.

TASAM’ın İran’ın dünya siyasetinde oynayabileceği rol konusunda ve Türk-İran ilişkilerinin geliştirilmesinin önemi hakkında 2008’den beri yürüttüğü çalışmaların, İran’ın imzaladığı nükleer anlaşma ile dünya siyasetine yeniden entegre olurken hatırlanmasının bu Kurumun çalışmalarındaki isabetin bir kanıtı olarak takdir edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Faaliyet gösteren düşünce kuruluşlarımızın etkinlikleri ile erişilen olumlu sonuçlar, Türk dış politikası ve Türkiye’nin uluslararası alandaki politikalarının daha isabetli hale getirilmesi bakımından önemlidir. İşte TASAM, böyle bir amaçla çalışmalarını sürdürmeye devam edecektir.

PROF. DR. ALİ ENGİN OBA
Büyükelçi (Emekli)
Çağ Üniversitesi
TASAM Başkan Danışmanı

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2643 ) Etkinlik ( 216 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1035
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1995 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1995

Daha önce, bu platformda kaleme aldığımız bazı çalışmalarda sıklıkla ifade etmiştik ki; bugün Balkanlar olarak adlandırılan Avrupa topraklarının “Batı Medeniyeti”nin dışında tutulmasının en kolay yolu, onu asla tam manası ile tanımlamamak olarak belirlenmişti. ;

Meksika ise yaklaşık 2 milyon kilometrekarelik yüzölçümü ile Orta Amerika’daki stratejik konumu, 124 milyon civarındaki nüfusu, insan kaynağı, 1,223 trilyon GSYİH ile büyüyen ve gelişen ekonomisi, BM, Amerika Devletleri Örgütü (ADÖ), Rio Grubu, OECD, ANDEAN, Orta Amerika Entegrasyon Sistemi (SICA),...;

Suudi Arabistan ise Asya’yı Afrika’ya ve Akdeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan bölgedeki stratejik konumu, Arap ve İslam dünyasındaki öncü rolü, 34 milyon’a yaklaşan dinamik nüfusu, doğal kaynakları, kanıtlanmış dünya petrol rezervlerinin yaklaşık % 20’si ile enerjide öncü ülke oluşu, turizm ve insan ...;

Türkiye’de ve dost/kardeş ülkelerde stratejik vizyonu temsil eden devlet adamları ile bürokratlar, bilim insanları, kurumlar, iş insanları, sanatçılar, siyasetçiler ve gazeteci-yazarları onurlandırmak amacıyla 2006 yılından beri gerçekleştirilen TASAM Stratejik Vizyon Ödülleri’nin resmî internet sit...;

Brezilya ise 213 milyonu aşan nüfusu ile dünyanın altıncı ve 8,5 milyon km² üzerindeki yüzölçümü ile beşinci büyük ülkesi olarak Latin Amerika’da önemli bir siyasi ve ekonomik güç ve küresel düzeyde önemli bir aktördür. 2 trilyon dolar civarındaki GSYİH’sı ile Latin Amerika’nın en büyük, dünyanın do...;

Muhammed Nadir Şah, Afgan kraliyet ailesi üyelerinden birisidir. Amanullah Han ile aynı soydan gelmektedir. Nadir Şah, Amanullah Han’ın kuzenidir. Eski Afgan Emiri Dost Muhammed’in yeğeni Mehmet Yusuf Han’ın oğludur. ;

Doğu; nüfuz ve müdahale etmeye çalışan Batı’ya karşı müdafaanın sınırları, özellikle sömürgecilik dönemi süresince ve Sanayi Devrimi sonrasında gerçekleştirilen etkiye karşı geliştirilen tepki olarak nitelenebildiği gibi, Batı’nın sınırlarını çizdiği (Edward Said’in ifade ettiği) “bağımlı ırkların” ...;

Boutros-Ghali’nin BM Genel Sekreteri iken yaptığı bir konuşmada ifade ettiği gibi günümüzde her ne kadar devletler küresel sistemin en temel aktörü olmaya devam etse de, sınırları üzerindeki hâkimiyetlerini ve kontrollerini sarsacak gelişmeler yaşanmakta, bu da diğer aktörlerle işbirliğini zorunlu k...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.