Adil Bir Küreselleşme Mümkün Mü?

Haber

Küreselleşme uluslararası kuruluşların üzerinde ençok tartıştığı, rapor yazdığı ve analiz yaptığı konuların başında geliyor. En son Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) de geçtiğimiz günlerde küreselleşmenin sosyal boyutunu ele alan önemli bir rapor yayınladı....

Küreselleşme uluslararası kuruluşların üzerinde ençok tartıştığı, rapor yazdığı ve analiz yaptığı konuların başında geliyor. En son Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) de geçtiğimiz günlerde küreselleşmenin sosyal boyutunu ele alan önemli bir rapor yayınladı.

“A Fair Globalization: Creating Opportunities For All” isimli rapor , “Adil bir Küreselleşmenin” nasıl mümkün olabileceğini tartışıyor.

ILO’nun küreselleşme raporunu uluslararası alanda söz sahibi 26 kişilik bir komisyon hazırlamış. Komisyonda küreselleşmenin bugün yanlış yönetildiğini her platformda dile getirerek yeniden yapılandırılmasının zorunlu olduğunu söyleyen Clinton ’un eski danışmanı ve Dünya Bankası başekonomisti Prof. Dr . Joseph Stiglitz de var. Komisyonun başkanlığını ise Finlandiya Devlet Başkanı Tarja Halonen ile Tanzanya Devlet Başkanı Benjamin William Mkapa yapmışlar.

ILO’NUN KÜRESELLEŞME RAPORUNDA NELER VAR?

Uluslararası Çalışma Örgütü’ nün küreselleşme raporu dört ana bölümden oluşuyor. Birinci bölümde küreselleşme sürecinde bireyin durduğu yer ve oynadığı rol tartışılıyor. Küresel sürecin “global topluma” doğru evrildiğinin altı çizilerek dialog ve yönetişim unsurları ön plana çıkartılıyor.

Raporun ikinci bölümünde küreselleşme sürecinin gerçekleri sıralanıyor. Genel bir küreselleşme perspektifinin çizildiği bu bölümde, küresel sürecin Afrika kıtasını, Arap dünyasını, Asya’yı ve Batı dünyasını nasıl etkilediği detaylı bir şekilde anlatılıyor.

Üçüncü bölümde küreselleşmenin yönetimi inceleniyor. Yönetişim kavramının tartışıldığı bu bölümde, küresel sistemin nasıl çalıştığı vurgulanıyor.

Son bölümde ise, genel bir değerlendirme yapılarak, küreselleşme sürecinin değişim için bir şans sunduğu ifade edilerek, başarılı olabilmek için bu şansın iyi kullanılması gerektiği belirtiliyor.

Uluslararası Çalışma Örgütü ’nün raporunda küreselleşme sürecinin yanlış yönetildiği belirtilerek, kötü yönetilen küreselleşme sürecinin çok ağır tahribatlara neden olduğu ifade ediliyor. ILO ’nun raporunda Dünya Bankası, IMF ve Dünya Ticaret Örgütü gibi küresel sürecin uluslararası aktörlerinin yeniden yapılandırılması isteniyor.

Küreselleşme ulaşım ve iletişim alanlarında önemli gelişmeler sağladı ama özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde sosyal açıdan çok büyük yaralar açtı. ILO ’nun raporu çokuluslu şirketlerin az gelişmiş ülkeleri ucuz emek cenneti olarak görmelerine dikkat çekerek, çocuk işçi çalıştırılmasına, emeğin değerinin korunamamasına, işverenlerin kayıtdışı çalışmaya teşvik edilmesine ve sendikal hareketlerin güçsüzleştirilmesine vurgu yapıyor.

KÜRESELLEŞMENİN SOSYAL PROBLEMLERİ

ILO raporuyla birlikte küreselleşmenin sosyal boyutu yeniden tartışmaya açılmış oldu. Bu konuyu daha çok tartışmamız, konuşmamız gerekiyor, çünkü yanlış yönetilen küresel süreç her geçen gün daha ağır tahribatlara yolaçıyor. Küresel sürecin az gelişmiş ülkelere yüklediği fatura, yoksul halklara açlık, işsizlik, adaletsizlik ve yoksulluk olarak yansıyor.

Küreselleşmenin sosyal boyutunu daha iyi anlayabilmek için satırbaşlarıyla şu göstergelere bakmak yeterli olacaktır:

* Dünya nüfusunun %26’sını oluşturan sanayileşmiş ülkeler, ürün ve hizmetlerin %78’ini, enerji tüketiminin ise %81’ini kullanıyorlar. Bir ABD vatandaşı 7 Meksikalı, 55 Kızılderili, 168 Tanzanyalı ve 900 Nepalli kadar enerji harcıyor.

*Tekstil ve elektronik sanayilerinde çalışan az gelişmiş ülke işçileri Batı Avrupa’da, Amerika’da ve Japonya’da çalışan işçilerden 20 kez daha az ücret alıyor.

* Dünya Bankası rakamlarına göre 1978’de gelişmiş ülkelerde kişi başına gelir ortalaması 8 bin 500 ile 9 bin dolar civarında iken, 1990’larda gelişmiş ülkelerde kişi başına gelir 23 bin dolara çıkmış, gelişmekte olan ülkelerde ise ancak 2 bin 500 dolar olabilmiştir.

*ABD’nin 2000 yılında yaptığı 1.2 trilyon dolarlık doğrudan yabancı sermaye yatırımından düşük gelirli ülkeler yüzde 1 oranında pay alırken, gelişmekte olan ülkeler yüzde 18 oranında pay almışlardır. Yani zengin ülke yine zengine yatırım yapmış, az gelişmiş ülkeler küresel sermaye yatırımlarından yoksun bırakılmışlardır. ABD, 2000 yılında dış ticaretinin sadece yüzde 1’ini düşük gelirli ülkelerle yaparken, yüzde 80’ini gelişmiş ülkelerle yapmıştır.

* Küreselleşme, emek üzerinde de olumsuz etkiler yapmaktadır. Küresel üretim tarzı, dünyanın değişik yerlerinde üretim yaptığı için işçiler de zorunlu olarak ülkelerini terk edip, üretimin yapıldığı çok uzak yerlere göç etmek, oralarda yaşamak zorunda kalıyorlar. 100 milyon insan bu nedenden dolayı devamlı olarak kendi ülkeleri dışında ikamet etmekte, 27 milyon insan ise mülteci ve göçmen statüsünde yaşamaktadır.

* Küreselleşme sürecinde sermayenin çok fazla akışkan olması da beraberinde önemli tehlikeleri getirmektedir. Küresel ekonomide günlük para akışının trilyon dolarlarla ifade edildiği göz önünde bulundurulursa uluslararası sermaye, gittiği ülkeden çıktığı anda çok ciddi yıkımlara neden olabilmektedir. Son yıllarda pekçok ülkede görülen ekonomik krizlerin arkasında uluslararası sermayenin ülkeden çıkışı yatmaktadır. Türkiye’de yaşanan son ekonomik krizde de uluslararası sermayenin ülkeyi terk etmesinin önemli rolü bulunmaktadır.

İNSANLIK TEHDİT ALTINDA

Daimler Benz firmasının eski Başkanı Edzard Reuter , küreselleşme üzerine verdiği bir konferansta, “sadece büyümeyi, sadece güçlenmeyi, sadece daha büyük kazancı hedef alan, hertürlü değer yargısını bir yana iten, toplumsal ihtiyaçlara, ahlâki değerlere önem vermeyen, fakir ile zengin arasındaki uçurumun derinleşmesine yol açan küreselleşme nereye kadar gidecektir?” diye sormuştu.

Bugün herkes tarafından sorulan ve cevabı aranan bu soruya Reuter şu yorumla karşılık vermişti : “Kuralsız ve sınırsız bir küreselleşme hareketi dünyada fakirliği, huzursuzluğu artırmakla kalmayacak, insani ve kültürel değerleri de yok edecektir...”

Küreselleşmenin mevcut yapısı, insani değerleri bile tehdit eder hale gelmiştir. ILO ’nun dikkat çektiği “Adil Küreselleşme” özlemi, artık bir zorunluluk halini almıştır.. Adil küreselleşme sadece yoksullar için değil, zengin ülkeler için de zorunluluktur; çünkü eşitsiz küreselleşme süreci bumerang gibi bir gün onları da vurmaya başlayacaktır.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2539 ) Etkinlik ( 172 )
Alanlar
Afrika 65 605
Asya 75 983
Avrupa 13 609
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 278
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1321 ) Etkinlik ( 44 )
Alanlar
Balkanlar 22 274
Orta Doğu 18 581
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1276 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 771
Türk Dünyası 16 505
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1897 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1897

Son Eklenenler