ABD-Suriye İlişkileri

Haber

Suriye’yi bir dizi taleple beraber gözetim altında tutan bir karar (Syria Accountability Act) Aralık 2002’de Amerikan Başkanı George W.Bush tarafından imzalanmış ve Kongre tarafından da kabul edilmiştir....

Suriye’yi bir dizi taleple beraber gözetim altında tutan bir karar (Syria Accountability Act) Aralık 2002’de Amerikan Başkanı George W.Bush tarafından imzalanmış ve Kongre tarafından da kabul edilmiştir. Suriye ile ilgili endişeler Suriye’nin teröre destek vermesi, kitle imha silahları geliştirmesi, Lübnan’dan çekilmesi ve Irak’a yabancı savaşçıların girişine göz yumması iddiaları üzerinde şekillenmekte. Bu konularda Suriye’den 6 ay boyunca ciddi adımlar atması beklendi.

Amerika Cephesi

Sonuçta Mayıs 2004’te Amerikan yönetimi Suriye’ye yaptırım uygulanacağını açıkladı. Askeri alanda kullanılabilecek ürünlerin Suriye’ye ihraç yasağı bir kez daha vurgulandı, Suriye uçaklarının Amerikan hava sahasına girişi yasaklandı, Suriye Ticaret bankası ile işlemler durduruldu ve teröre bulaştığından şüphelenilen Suriyelilerin varlıkları donduruldu. Kongrenin onayladığı muhtemel önlemlerden yatırım yasağı bu kez yürürlüğe konmadı. Ayrıca uçuş güvenliği, tıbbi cihazlar, telekomünikasyon gereçleri, yiyecek ve ilaç ihracı söz konusu ihracat yasağı kapsamı dışında tutuldu.

Havuç ile sopa arasında kalan yaptırımlar, eğer yakın zamanda ağırlaştırılmazlarsa daha çok sembolik anlam ifade ediyorlar. Suriye’de Beşar Esat’ın işbaşına geçmesi ile artan değişim beklentileri boşa çıktı. Beşar Esat’ın gençliği, İngiltere eğitimi ve reform ihtiyacına yaptığı vurgular bu beklentiyi beslemişti. Suriye yönetiminin El-Kaide ile ilgili istihbarat işbirliğine gitmesi ve kayda değer bilgi sağlaması Beyaz Saray’da olumlu karşılanmıştı. Ancak reform yönünde kararlı bir gidiş göremeyen ve ciddi endişeleri devam eden Amerikan yönetimi yaptırımlar ile Suriye üzerinde uzun dönemli bir baskı politikasının ilk adımını atmıştır.

Suriye Cephesi

Suriye tarafından bakacak olursak öncelikle Hizbullah ile ilişki ele alınmalı. Bu ilişki teröre destek indirgemeciliğinin ötesinde karmaşık bir yapıya sahip. Öncelikle Hizbullah, Suriye ve Lübnan’da geniş halk kitleleri tarafından etkili bir gerilla hareketi olarak algılanmakta. Ayrıca Suriye’nin Golan tepeleri geçmişteki Arap-İsrail savaşlarının bir mirası olarak İsrail’in işgali altında. Suriye’nin mevcut durumda İsrail ile savaşacak askeri yeteneğe sahip olduğunu söylemek zor. Lübnan sınırından İsrail’e saldırılar düzenleyen Lübnan’daki dostları ile her ne kadar ABD tarafından teröre destek olarak değerlendirilse de ilişkilerini soğutması kısa dönemde mümkün gözükmüyor.

Kitle imha silahları konusu ise bir diğer açmaz. Suriye ve diğer Arap ülkeleri düzenli bir şekilde kitle imha silahları konusunda tüm Ortadoğu coğrafyasının bu silahlardan temizlenmesi gerektiği tezi ile ortaya çıkarlar. Bu teklifin İsrail’in nükleer silahlar dahil silahlardan arınması anlamına gelmesi ve İsrail tarafından kabul edilmemesi sorunu iki traflı bir zıtlaşma ekseninde çözümsüzlüğe mahkum ediyor. Suriye’de kimyasal savaş başlıklı yüzlerce Scud füzesi bulunduğu tahmin ediliyor.

Öte yandan Amerikan yetkilileri Irak’ta direnişi örgütlediği söylenen “yabancı unsurların” Suriye’den Irak’a sızdığı ve Saddam’a yakın kişilerin Suriye’ye sığındığı iddialarını tekrarlamaktalar. Bu sorunu hem bir iç politika, hem de sınır güvenliği konusundaki yetersizliği ile karşılayan Suriye yönetimi iddiaları yalanlamakla yetinmekte.

İlişkilerin Geleceği

ABD-Suriye ilişkilerinin geleceği dört parametre etrafında şekillenecek. Bunlardan birincisi Suriye iç dengelerinde yaşanacak gelişmeler. Bir diğer ifade ile Esat’ın reform yönünde ciddiyetini göstermesi. Aynı zamanda artan özgürlük ve demokrasi taleplerini karşılaması gerekecek. 8 Mart 2004’te sıkıyönetimin 41. yıldönümü kutlandı! Geçtiğimiz aylarda Türkiye üzerinden dünyaya modern değişim sinyalleri yollayan Esat’ın samimiyetini ve yönetim kabiliyetini yürürlüğe koyacağı siyasi ve ekonomik reformlar belirleyecek.

İkincisi Ortadoğu bağlamında yaşanacak gelişmeler ve Suriye’nin tavrı. Örneğin Kamışlı’daki futbol maçında Kürt ve Arap Suriyeli gruplar arasında yaşanan gerilim, aslında Suriye’nin bölgesel gelişmeler karşısında ne kadar kırılgan olduğunu göstermekte. Bölge genelinde güvenlik üretimi sağlanmalı ve Suriye bu güvenliğin tesisi politikalarına en üst seviyede destek olmalı. Bölgedeki hemen tüm ciddi sorunlar sınır aşan niteliğe sahipler ve kısa vadede bazı ülkelerin elini güçlendiren gelişmeler daha sonra bu ülkeler için ciddi meydan okumalar anlamına gelebilmekte. Suriye’nin Türkiye ile ilişkilerinin son yirmi yıllık seyri bu durumu oldukça açık bir şekilde gözler önüne sermekte.

Üçüncüsü Amerikan güdümlü Büyük Ortadoğu İnisiyatifinin (BOİ) alacağı şekil ile ilgili. Suriye içerisindeki sivil toplum ve benzeri oluşumlar daha fazla seslerini yükseltebilir ve dışarıdan demokratikleşme yönünde gelecek ciddi baskı Suriye bağlamında yepyeni dengeler ortaya çıkarabilir. Son olarak ise Avrupa Birliği ile ilişkiler belirleyici olacak. 300 milyon dolara ulaşmayan ABD ile ticaretin aksine, Suriye AB ülkeleri ile 7 milyar dolarlık bir ticaret hacmine sahip. AB’nin yaptırımları nasıl algılayacağı ve takınacağı siyasi ve ekonomik tavır bu açıdan çok önemli. Öte yandan özellikle Türkiye’nin AB sürecini açıkça olumlayan Suriye AB’yi, Ortadoğu sisteminden bir kaçış imkanı olarak görmekte.

Sonuç olarak önümüzdeki dönemde ABD-Suriye ilişkileri geçmişten gelen ve mevcut bölgesel ve uluslar arası politikanın üreteceği bir çok unsur tarafından belirlenecek. Suriye’nin soğuk savaş tarzı siyaset üretmekten vazgeçmesi ve güvenlik devleti yapısından kurtulması kolay bir süreç olmayacak. Yaptırımların nispeten “soft” tonu ABD’nin en azından belli bir süre Suriye’de halihazırda mevcut değişim yönündeki siyasi iradeyi destekleme eğiliminde olduğunu gösteriyor.

Suriye özellikle AB ile yakınlaşma ve Ortadoğu sisteminden kaçma sinyalleri veriyor. Ancak bu durumun öncelikle içeride siyasi ve ekonomik ciddi dönüşüm süreçleri ile gerçekleşebileceği bilinmeli. Bu süreçleri toplumsal destek ve mobilizasyon ile gerçekleştirebilecek bir Suriye, kendi halkı, bölge ülkeleri ve uluslararası sistem için en iyi sonucu üretecektir. Bunun gerisine düşecek tüm alternatifler ABD-Suriye ilişkilerinde ciddi gerginliklere yol açacaktır.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2539 ) Etkinlik ( 172 )
Alanlar
Afrika 65 605
Asya 75 983
Avrupa 13 609
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 278
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1321 ) Etkinlik ( 44 )
Alanlar
Balkanlar 22 274
Orta Doğu 18 581
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1276 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 771
Türk Dünyası 16 505
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1897 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1897

Son Eklenenler