Asya’nın İki Devi, Çin Ile Hindistan Arasında Stratejik Ortaklık

Haber

Çin ve Hindistan’ın, 11 Nisan Pazartesi günü vardıkları bir anlaşmayla yaklaşık kırk yıldan beri üzerinde uzlaşamadıkları sınırlar konusunda prensip itibariyle anlaşmaları, dikkatleri bir kez daha Asya bölgesine çekti. Gerçekte son aylarda Uzakdoğu bölgesindeki gelişmeler, ya da dünyanın diğer bölgelerinde olup da Uzakdoğu ülkelerini hedef alan politikalar nedeniyle bu bölge uluslar arası gündemdemi oluşturmaya devam etmiştir. ...

Çin ve Hindistan’ın, 11 Nisan Pazartesi günü vardıkları bir anlaşmayla yaklaşık kırk yıldan beri üzerinde uzlaşamadıkları sınırlar konusunda prensip itibariyle anlaşmaları, dikkatleri bir kez daha Asya bölgesine çekti. Gerçekte son aylarda Uzakdoğu bölgesindeki gelişmeler, ya da dünyanın diğer bölgelerinde olup da Uzakdoğu ülkelerini hedef alan politikalar nedeniyle bu bölge uluslar arası gündemdemi oluşturmaya devam etmiştir. AB’nin 1989’dan beri Çin’e uygulamakta olduğu silah ambargosunu kaldırmaya yönelik girişimleri ve bunun ABD, özellikle de Japonya tarafından tepkiyle karşılanması bunlardan bazıları idi. Çin ile Hindistan arasında, daha önceki sınır sorunlarını çözmeye yönelik olarak varılan anlaşma ise “Çok taraflı yeni dünya düzeni” açısından önem taşımaktadır.

Çin ve Hindistan’ın çok taraflı yeni dünya düzenindeki yeri

Günümüzde “çok taraflı yeni dengeler” olarak adlandırlan küresel düzeydeki yapılanma, ana unsurları oluşturan ülkelerle bunların etrafında sıralanan çevre ülkelerden meydana gelmektedir. Söz konusu yapıda oluşan gruplar, katı bir şekilde dışa kapalı olmayıp taraflar arasında geçişler mümkündür; bir ülke bir kısım ülkelerle askeri işbirliği yaparken diğerleriyle de ekonomik işbirliğini sürdürebilmektedir. Bu şekilde çerçevesi çizilen “çok taraflı denge”de ana unsurları; ABD, AB, Çin, Rusya Federasyonu ve Japonya oluşturmaktadır. Hindistan’ın bu gruba dâhil olması ise 2015’lerden itibaren beklenmektedir. Genel hatları çizilen bu yapılanmayı ortaya koyan başlıca unsurları ise, coğrafi, ekonomik ve askeri faktörler şeklinde sıralamak mümkündür.

Görüldüğü gibi bu tabloda Hindistan henüz mevcut değildir. Çin ise günümüz itibariyle Asya-Pasifik bölgesinin en önemli aktörü olmakla beraber, merkez çevre teorisiyle açıklanan tabloda henüz yerini almamıştır. Ancak 2010 yılından itibaren dünyada küresel bir güç olacağı düşünülmektedir.

Çin, bölgede kurulu bulunan örgütlerden APEC (Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği), ARF (Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği Bölgesel Forumu, ASEM (Asya-Avrupa Zirvesi)’e üye olup 2004 yılı sonunda da ASEAN tarafından oluşturulan “Serbest Ticaret Bölgesi”ne katılmıştır. Hindistan ise bunlardan sadece, etkinlikten uzak olan ARF’ye üyedir. Ayrıca Çin, 2001’de de Rusya ile Şangay İşbirliği Örgütü’nü kurmuştur.

Düşmanlıktan Ortaklığa Geçiş Süreci

Çin ve Hindistan, 1950’li yılların sonlarına doğru, ortak sınır bölgeleri üzerinde anlaşmazlığa düşmüşlerdi. Bu durum 1962 yılında, iki ay süren bir savaşla sonuçlanmış ancak, resmi sınırları üzerindeki anlaşmazlık ortadan kalkmamıştır. Kısa süren bu savaş, iki ülke arasındaki ilişkilere uzun yıllar damgasını vurmuştur. Bu savaşın sonucunda Çin, Hindistan’ın Arunachal Pradesh bölgesini işgal etmiş böylece Hindistan’ın Tibet’le olan bağlantısı kesilmiştir. Daha sonra Çin, Hindistan’ın kuzeydoğu sınırında 90.000 km2’lik alanda hak iddia ederken, Hindistan ise Çin’i, Keşmir bölgesinde 38.000 km2’lik alanı işgal etmekle suçlamıştır. Karşılıklı ilişkiler, bazen “Mao’nun Hindistan’a karşı savaşı” olarak yorumlanmış, bazen de “Nehru’nun kişiliğine” indirgenmiştir. Soğuk savaş döneminde ise Çin-Pakistan arasında askeri işbirliği artarken, bu gelişme karşı cephede Rusya-Hindistan arasındaki münasebetlerin atmasıyla dengelenmiştir. Fakat daha sonraki dönemlerde her iki ülke de sorunu müzakereler yoluyla çözmek için isteklerini ortaya koymuşlardır. Konuyla ilgili olarak 1980’den itibaren Çin ve Hindistan arasında 15 civarında görüşme yapılmıştır.

Gerçekte, iki ülke arasında resmi bir ateşkes hiçbir zaman var olmamış ancak 1993’te ve 1996’da varılan antlaşmalar sayesinde sorun çatışmaya dönüşmeksizin günümüze kadar gelmiştir. 1996 yılında varılan ve karşılıklı güveni yerleştirmeyi hedefleyen antlaşma, günümüzdeki sınırın her iki tarafında da 2 km’lik alanda ateş açmayı ve 6 km’lik alanda da uçuş yapmayı yasaklamış ancak hattı tam olarak beliginleştirmemiştir. 2003 yılında, iki ülke arasındaki sınır tartışmalarını açıklığa kavuşturmak amacıyla bir komisyon oluşturulmuştur.

11 Nisan 2005’te Çin Başbakanı Wen Jiabao’nun Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de yaptığı dört günlük resmi ziyaret sırasındaki görüşmelerde 40 yılı aşkın bir süredir devam eden sorunlar ele alınmıştır. Böylece Asya’nın nükleer güce sahip devleri arasındaki anlaşmazlıklar, karşılıklı ortak güvenlik ve işbirliği antlaşmalarıyla etkinliğini kaybetme yoluna girmiştir. Varılan antlaşmalar ile;

- Taraflar, aralarındaki sınır sorununu dostane yollardan çözecekler; asla birbirlerini tehdit etmek ya da güç kullanmak yoluna başvurmayacaklardır.

- Sınır sorunları üzerindeki görüş ayrılıkları ikili ilişkilerin gelişimini etkilemeyecektir.

- Sınır düzenlemesi kesinlik arz edecek ve Çin-Hint sınırının tamamını kapsayacaktır.

- Kesin çözüme ulaşıncaya kadar her iki taraf, stratejik, makul yararları ve karşılıklı güvenlik prensibini öncelikli olarak koruyacaklardır.

- Sınırlar, Çin ve Hindistan tarafından karşılıklı olarak kabul edilmesi için coğrafi yapının iyi tanımlanmış ve kolayca teşhis edilebilecek elemanlarına bağlı olarak belirlenecektir.

- Sınır bölgelerinde yaşayan halkın menfaatleri dikkate alınacaktır.

Uzlaşmanın Bölgesel Politikalara Yansıması

Bu anlaşmaın önemi, Asyanın iki Devi arasındaki ekonomik işbirliğinin yolunu açmış olmasından kaynaklanmaktadır. 11 Nisan Pazartesi günü, Hintli ve Çinli yetkililerin imzaladığı 10 antlaşma arasında “Hindistan ve Çin Arasında Finansal Diyalog Başlatmayı Öngören Antlaşma Protokolü” ayrı bir önem arz etmektedir. Bu anlaşmayla birlikte, ticari işbirliğini genişletmeye imkân verecek araçları tanımlayan bir de rapor yayınlanarak taraflarca kabul edilmiştir.

İki ülke arasındaki ticaret hacmi 1990’lı yıllarda birkaç yüz milyon Dolardan (1991’de 247 milyon Dolar) ibaret iken 2004 yılında 13 milyar Doları aşmıştır. Her iki ülke 2008 yılında karşılıklı ticaret hacimlerini 20 milyar Dolara çıkarmayı hedeflemişlerdir. Yeni Delhi’yi ziyaret öncesinde Çinli yetkililer Dünya nüfusunun üçte birine karşılık gelen, 2,3 milyar tüketiciyi kapsayacak bir “Serbest Ticaret Bölgesi”nin kurulması önerisini gündeme getirmişlerdir. Öte yandan Çin, Hindistan’ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi nezdinde sürekli olarak bir sandalye sahibi olmak için yaptığı müracatı destekleyeceğini açıklamıştır.

Bölge ülkeleri arasında Çin, aşırı milliyetçi devlet doktrini ile dikkat çekmektedir. Çin’in dış siyasetine damgasını vuran bu doktrin, Hintli siyasetçilere uzun yıllar boyunca ülkelerinin Çin tarafından kuşatılmakta olduğu izlemini vermiştir. 1998’de Hindistan ve Pakistan tarafından yapılan nükleer denemelerin sonrasında gündeme gelen bölgesel güvenlik tartışmalarında Çin, Hindistan tarafından “bir numaralı tehdit” olarak tanımlanmıştır. Çin’in bölgede askeri üstünlüğe sahip olması ve bölgesel gelişmeyi peşinden sürüklemesi, gerçekte Hindistan açısından bir tehdit olarak algılanmıştır. Hatta gelişmekte olan ekonomisi için ilerde enerji ihtiyacının ortaya çıkacak olması, Hindistan’ı bu anlayışa sürükleyen bir diğer unsurdur.

Çin, bölgenin ekonomik ve askeri açıdan hâkim gücü olma yolunda hedefler ortaya koymaktadır. Askeri bakımdan Çin’in Hindistan’dan üstün olduğu konusunda şüphe yoktur. Sovyetler Birliği’nin çökmesi Hindistan’ı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde veto gücü olan bir devletin desteğinden mahrum bırakmıştır. Sovyetler Birliği tarafından askeri açıdan desteklenememesi ve iktisadi gücünün sınırlı olması nedeniyle Hindistan, askeri kapasitesini modernleştirememiş ve bu durum Çin’in üstünlüğü sonucunu ortaya çıkarmıştır. Çin ayrıca Pakistan ve Birmani gibi ülkelerle askeri işbirliğine gitmektedir.

Çin, bölgesel bütünleşmesinde güvenlik ve işbirliği politikalarına önem vermektedir. Söz konusu politikalarını aşağıdaki yollarla gerçekleştirmektedir:

- Hindistan’ı çevreleyen Pakistan, Birmani, Nepal, Bangladeş, Sri Lanka gibi ülkelere askeri ve ekonomik yardımlar yapmak suretiyle, stratejik avantajlar elde etmekte, bu ülkeleri askeri bakımdan kendisine bağımlı kılmaktadır.
- Pakistan aracılığıyla Keşmir bölgesindeki ayrılıkçıları desteklemektedir.
- Birmani’de askeri üs bulundurmak suretiyle Bengal Körfezinde ilerleme ve Hindistan’ı Hint Okyanusu üzerinden tehdit etme gücüne sahip olmaktadır.
- Hint Okyanusu’nda deniz gücü varlığını sürdürmektedir.
- Çin’in bölgedeki güvenlikle ilgili politikaları gelecek 15-20 yıl içinde ABD ve Japonya’nın enerji kaynaklarına yönelik politikalarını da etkileyecektir.
-
Çin’in bugüne kadar uyguladığı politikalar ve yaptığı anlaşmalardan yola çıkarak, diğer ülkelerle yaşadığı sınır tartışmalarıyla ilgili olarak Çin’in, anlaşmazlıkları müzakereler yoluyla çözmekten yana olduğunu söyleyebiliriz. Bazı anlaşmazlıkların çözümünün kısa vadede imkânsız olması nedeniyle Çin, sorunları rafa kaldırmak suretiyle, doğal kaynakların çıkarılması ve kullanılması gibi işbirliği örneklerini hedeflemektedir.

1960’lı yıllarda Burma, Nepal, Moğolistan ve Afganistan ile olan sınır tartışmalarını çözümlemiş, son yıllarda ise Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan ile arasındaki tartışmaları sonuçlandırmış olması, son olarak ta Rusya ile olan anlaşmazlıkları çözmesi, Çin’in bölgede barış ve istikrar ortamını kurma gayretlerinin örnekleridir. Ancak Çin’in bölgedeki Tayvan, Japonya, Vietnam, Malezya gibi ülkelerle düştüğü anlaşmazlıklar devam etmektedir. Fakat Çin’in;

- İç güvenliği ve ekonomik gelişmesi için uygun ortamı hazırlamak,

- Çevre ülkelerle uzlaşarak bölgesel barış ve güvenlik ortamı sağlamak,

- Komşu ülkelerle siyasi ve ekonomik ilişkiler geliştirmek suretiyle, çevre ülkeleri kendisine bağımlı duruma getirme politikalarının, söz konusu anlaşmazlıkların çözümüne olumlu yansıyacağı kuşkusuzdur.

Çin ile Hindistan arasında imzalanan bir dizi anlaşma bu görüşü doğrulayan örneklerden biridir. Bu anlaşmalar, sadece güven ortamı sağlamakla kalmayıp aynı zamanda ticarete ve enerjiye dayalı işbirliğini de içermektedir. Dünyanın en kalabalık nüfusa sahip iki ülkesi bu şekilde dünya nüfusunun üçte birini oluşturmaktadır. İki ülke arasında kurulan “Barış için stratejik ortaklık”, dünyanın en hızlı büyüyen bölgesini içine alması nedeniyle gelecekte ABD ve AB’nin bölgedeki menfaatlerini olumsuz yönde etkileyebilecektir. İki ülke arasında gelişen ilişkiler, nüfus ve iktisadi gelişme düzeyleri dikkate alındığında dünya dengesini değiştirebilecek niteliktedir.

Her şeyden önce Çin, Asya bölgesinin gelecek onlu yıllarda sergileyeceği büyümede etkin rol oynayacağının bilincindedir. Bugüne kadar bölge güvenliği ve karşılıklı ilişkiler açısından sergilediği tutum, gelecek yıllarda bölgesel siyasette yankı bulacaktır.

Çin ve Hindistan arasındaki dış ticaret hacmi son yıllarda Çin lehine gelişmekte olup 2003 yılında en yüksek hacme ulaşmıştır. Elbise, halı gibi tekstil ürünleri, sebzeler, hayvan yağları, ilaç yapımında kullanılan maddeler ve bazı endüstriel ürünler temel alındığında iki ekonominin de rekabetçi olmaktan çok tamamlayıcı ekonomiler oldukları söylenebilir. Ekonomileri iki ülkenin dünya ticaretindeki yeri açısından incelediğimizde aşağıdaki tabloda da görüldüğü gibi, tamamlayıcılık yönü Çin’den yana avantaj arz etmektedir.

Uzakdoğu bölgesinin jeopolitik yapısında meydana gelen değişmeler, güçlü devletlerin bölgede siyasi etki alanları oluşturmaya çalışmaları, bölgede yeni gruplaşmalara imkân verecek yeni ilişkileri ortaya çıkaracaktır. Sonuç itibariyle Çin-Hindistan uzlaşması, bölgedeki çok sayıda ülkeyi yakından ilgilendirdiğinden önümüzdeki birkaç yıl içinde sadece siyasi alanda değil ekonomik alanda da ilişkileri geliştirecektir***.

Çin ve Hindistan’ın 2050 yılına kadar öngörülen karşılaştırmalı büyüme oranları aşağıdaki tabloda görülmektedir:


 

  2005 2010 2015 2020 2025 2030 2035 2040 2045 2050
Çin 8 6 5,9 5 4,8 4 3,9 3,9 3,7 2,9
Hindistan 5,2 5,9 5,8 5,8 5,8 5 6,1 6 5,8 5,2

 


 

 

 

 

 

 

 

Dünya ithalatındaki payı %

Dünya ihracatında payı %

 

1990

1995

2000

2002

1990

1995

2000

2002

Çin

1,53

2,57

3,53

3,60

1,86

2,94

4,91

5,00

Hindistan

0,68

0,67

0,76

0,80

0,53

0,60

0,69

0,79

 

*TASAM Genel Müdürü

**Paris3 Sorbonne Nouvelle Üniversitesi Doktora Öğrencisi, TASAM Ekonomi Çalışma Grubu Uluslararası Ekonomi Uzmanı


*** KAYNAKLAR

Qimao CHEN., “Çin’in Yeni Güvenlik Anlayışı ve Politikası” çev:Duygu ERGEN, Stratejik Öngörü, Sayı 4, Yıl 2005, s. 102-106.

Sumit GANGULY., “Hint Dış Politikası Gelişiyor”, çev: Hande Kolçak KÖSTENDİL, Stratejik Öngörü, Sayı 4, Yıl 2005, s. 111-116.

Wajahat HABİBULLAH., “Keşmir Çatışmasının Ekonomi Politiği”, çev:Gökhan YİVCİĞER ve Emirhan GÖRAL, Stratejik Öngörü, Sayı 4, Yıl 2005, s. 117-127.

http://www.lemonde.fr/cgibin/ACHATS/acheter.cgi?offre=ARCHIVES&type

_item=ART_ARCH_30J&objet_id=896617

http://www.romandie.com/ats/news2/050411091718.ylncuisk.asp

http://fr.news.yahoo.com/050411/202/4cvsn.html

http://www.cyberpresse.ca/derniere_m/article/article_complet.php?path=
/derniere_m/article/11/1,9980,9978,042005,989702.php

http://www.la-croix.com/afp.static/pages/050411160837.ega9ka2h.htm

http://www.vnagency.com.vn/NewsP.asp?LANGUAGE_ID=3&CATEGORY_ID=40&NEWS_ID=146383

http://french.people.com.cn/french/200301/28/fra20030128_59263.html

http://fesparis.free.fr/fes/activites_texte.php?ID_KEY=94&ID_KEY2=33&ID_KEY3=76

http://www.vnagency.com.vn/NewsP.asp?LANGUAGE_ID=3&CATEGORY_ID=40&NEWS_ID=147304

http://www.dree.org/inde/documents_new.asp?V=1_PDF_74998

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2555 ) Etkinlik ( 173 )
Alanlar
Afrika 65 605
Asya 76 992
Avrupa 13 614
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 280
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1321 ) Etkinlik ( 44 )
Alanlar
Balkanlar 22 274
Orta Doğu 18 581
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1277 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 771
Türk Dünyası 16 506
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1918 ) Etkinlik ( 71 )
Alanlar
Türkiye 71 1918

Son Eklenenler