Aslan Mashadov’un Ölümünün Rus Basınına Yansımaları

Haber

Kuzey Kafkasya’da son günlerde Çeçen direnişinin liderlerinden Aslan Mashadov’un ölümü ve Çeçen direnişinin akıbeti tartışılıyor. Şu an dünya basınına da damgasının vuran konu üzerine uluslararası kamuoyundan Rusya’ya büyük tepkiler geliyor. ...

Kuzey Kafkasya’da son günlerde Çeçen direnişinin liderlerinden Aslan Mashadov’un ölümü ve Çeçen direnişinin akıbeti tartışılıyor. Şu an dünya basınına da damgasının vuran konu üzerine uluslararası kamuoyundan Rusya’ya büyük tepkiler geliyor. Son dönemlerde barış çağrılarıyla, Rusya’nın savaşa son vermesi gerektiğini savunan ve Kafkasların barış umudu olarak gösterilen Aslan Mashadov geçtiğimiz günlerde Çeçenistan’ın Başkenti Grozni’ye (Coharkale) 20 kilometre uzaklıktaki Tolstoy-Yurt köyünde gizlendiği evin altında Rus güvenlik ve istihbarat teşkilatı FSB ajanlarıyla girdiği çatışmada ölü olarak ele geçirildi.

Aslan Mashadov’un ölümünü bir zafer törenine çeviren Kremlin yetkilileri Çeçenistan’da barış umutlarının tükenmesine karşın emperyalist çizgisinden uzaklaşmadığını bir kez daha göstererek, uluslararası kamuoyuna aldırış etmeksizin terörist elebaşının öldürüldüğünü açıkladı. Aslan Mashadov’un ölümünü takip eden sürede Rus basınında Çeçen liderin ölümüne ilişkin çeşitli ayrıntılar ve beraberinde çelişkili ifadeler yer aldı. Bu ayrıntılardan bir kısmı geçtiğimiz günlerde yalanlandı, birçoğu da gerçekle bağdaşmadığı için dikkate alınmadı. Dünya basınının önde gelen gazeteleri Çeçen direnişinin liderlerinden Aslan Mashadov’un ölümünü aşağıdaki şekilde başlıklar atarak kınadılar. “El Mundo“ (İspanya) gazetesi, “Çeçen direnişinin liderlerinden Aslan Mashadov’un Rusya tarafından harcanması Putin’in Rusya’sının demokratik değerlere aldırış etmediğinin ispatıdır“. “Messadcero“ (İtalya), “Öyle galibiyetler vardır ki, durumu düzeltmeksizin daha da kötüye götürür. Rus güvenlik ve istihbarat teşkilatının galibiyeti bu türdendir“. “Mond“(Fransa), “Çeçen direnişinin liderlerinden Aslan Mashadov’un öldürülmesi Rusya’yı uçuruma götürecek bir planın başlangıcınıdır“. Bundan sonra aşırı güç taraftarı radikal Şamil Basayev’in elindeki terör dalgası Rusya’yı sarabilir. Rusya uluslararası kamuoyundan gelen özelliklede Polonya Cumhuriyetinden gelen tepkiyle şok oldu. Polonya Dışişleri Bakanlığı resmi yetkilisi A.Xeçko basına verdiği demecinde Aslan Mashadov’un öldürülmesini “Sadece bir cinayet değil, hem de siyasi saçmalık ve büyük yanlış“(1) diye yorumlarken, Rusya Dışişleri Bakanlığı Polonya’ya yanıt vermekte gecikmedi. Rusya Dışişlerinden verilen açıklamada Aslan Mashadov’un Beslan ve Rusya’nın çeşitli şehirlerinde terör olaylarını düzenlemiş olduğunu söyleyerek Polonya’nın aynı durumda olsaydı Şamil Basayev, Mashadov ve Ben Laden arasında fark koyar mıydı? diye fikir belirtti. Daha sonra Polonya Dışişleri Bakanı Adam Rotfeld basına yaptığı açıklamada Aleksandr Çesko’nun demecinin Polonya’nın resmi pozisyonu olmadığını ve bu olaydan dolayı üzüntü duyduklarını belirtti. Polonya Dışişleri Bakanı daha sonra Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’la telefon görüşmesinde bu olayın yaşanmasından dolayı üzüntü duyduklarını ve özür dilediklerini açıkladı.

Rus Basınının Konu Üzerine Yazıları

Bu tipli gelişmeler gün geçtikçe basına konu üzerinde araştırma yapmasına imkân tanıdı ve birçok detay basın yoluyla dünyaya ulaştırıldı. Burada üzerinde durulması gereken konu Rus basının Aslan Mashadov’un ölümüne ilişkin fikirlerinin çelişmesi ve her yeni gün yeni versiyonlar öne sürmesidir. Burada basın kaynak olarak bir çok şahısla irtibata geçti ki, bunlar arasında operasyonda bizzat iştirak etmiş Rus güvenlik ve istihbarat teşkilatı FSB ajanları da yer alıyor. Çeçen direniş liderlerinden Aslan Mashadov’un öldürülmesinin basına açıklandığı 8 Mart günüde Rus basınının önde gelen gazeteleri aşağıdaki şekilde günün olayını yorumladılar.

“Kommersant“ gazetesi,(2) Çeçenistan İçişleri Bakanı Ruslan Alxanov’un “Sembolik olarak bizim cumhurbaşkanımız Ahmet Hacı Kadırov kahramanca erkekler günüde şehit olurken, Aslan Mashadov kadınlar gününde öldürüldü“ sözlerine yer verdi. “Komsomolskaya Pravda“ (3) gazetesi büyük bir başlık atarak “Gerçekleri öğrenelim, olguları değerlendirelim“ başlığı altında verdiği haberde Aslan Mashadov’un saklandığı köyden biri tarafından ihbar edildiğini ve 6 Martta sağ ele geçirildiğini duyurdu. Daha sonra bölgeye gelen Ramazan Kadırov ve yandaşları Mashadov’u sorguladılar ve 8 Martta basına ölü ele geçirildiğini açıkladılar. Gazete muhabiri birçok detaya dikkat çekerken bunlar gerçekten değerlendirmeye değer olgular olduğu kanısına varılıyor. İlk önce Mashadov’un Musa Yusupov ve İlyas Elisxanov’un saklandığı evin yeraltı zemininde kalmasının mümkün olamayacağını, çünkü buranın havalandırma ile donatılmadığını ve Mashadov’un orada 10 dakikadan fazla kalamayacağına dikkat çekti. Özellikle Çeçenlerin böyle bir zeminde saklanmadıklarını ve Çeçenlerin savaş pratiğinde bu denli yer kullanmadıklarının saptandığı söyleniyor. Rusya’nın önde gelen gazetelerinden “Vedomosti“ ise ilk olarak Aslan Mashadov’un Londra’daki temsilcisi Ahmet Zakayev’in demecine yer verdi. Zakayev demecinde şu hususlara dokunuyor, “Biz daha önce bu tipli olaylar yaşadık. Yeltsin ve onun yandaşları Çövher Dudayev’i öldürerek, Çeçen direnişini kıracaklarını zan etseler de yanıldılar. Mashadov’un öldürülmesiyle Çeçen direnişine darbe vurulacağını zan ettiler ve maksatları da barış müzakereleri ihtimalini kesip atmaktı. Gazete haberinde Rus siyaset adamı Boris Berzovskinin Mashadov’un ölmesiyle terör olaylarının biteceği ve direnişin aksayacağıyla ilgili demecine yer verdi. Gazetede ayrıca Avrupa Reformlar Merkezi’nden Katinki Bariş’in, “Mashadov’un öldürülmesi Çeçenistan’da siyasi çözümü ön gören Avrupa Birliği siyasetine büyük bir darbe olmuştur. Moskova’nın karşısında onunla müzakereler yürütecek başka bir Çeçen lider gözükmüyor“ haberine yer verdi. Gazete Mashadov’un başına konulmuş 10 milyon dolarlık paranı Şamil Basayev’in aldığını, buna gerekçe olarak da Mashadov’la Şamil Basayev arasında büyük bir anlaşmazlık olduğunu ve Çeçenistan üzerine farklı düşünceleri olduklarını vurguluyor. Basayev Çeçen direnişinin Rusya’nı kapsaması gerektiğini ve bunun terör olaylarıyla sağlanacağı fikrinde duruyorduysa, Mashadov Çeçen direnişinin Çeçenistan sınırları arasında kalması gerektiğinin ve savaşın da yalnızca askeri güçlere karşı sürdürülmesi gerektiğinin bildiriyordu. Mashadov’un son dönemlerde “barış elçisi“ rolüne bürünmesinin Şamil Basayev’i kızdırdığını ve bu yüzden Mashadov’un kaldığı yeri istihbarat örgütüne sızdırdığı fikrini belirtiyor.

Birçok muhabir, Mashadov’un öldürülmesinin Rusya’nın politik bir adımı olduğunu ve amacının barış müzakerelerini bir anlamda silip atmak olduğu fikrinde görüş birliğine vardılar. Rusya tarafından yapılan operasyonla ilgili haberler gün geçtikçe seyir değiştirmeğe başladı. Burada dokunulması gereken en önemli husus, basının zamanla Mashadov’un ölümüyle ilgili yorumu onların deyimiyle ‘terörist elebaşının öldürülmesi’nden, ‘Kafkasya’da barışın tek umudunun öldürülmesi’ne doğru seyir değiştirdi. Rus basınının önde gelen gazetelerinden “Moskovskaya Komsomolets“ gazetesi, “Ramazan Kadırov Aslan Mashadov’u Lubyanka’da teslim etti“(4) başlığıyla verdiği haberinde basında hiç üzerinde durulmamış noktalara dokunuyor. “Moskovskaya Komsomolets“ gazetesinin muhabiri Ramazan Kadırov’un Lubyanka’da Aslan Mashadov’la buluşmasına Ramazan Kadırov’un adından yer veriyor. Kadırov “Biz onunla görüştük. O, arabadan indi ve konuşmaya başladık. O, üzerinde sahte pasaport taşıyordu ve bana Qudermesin merkezinde kalacağını söyledi ve hiç aldırmaksızın çekip gitti. Ve ona kimse müdahale etmedi. “Moskovskaya Komsomolets’in versiyonu Ramazan Kadırov’un ta 2004 Aralık’ta Mashadov’la görüştüğünü ve İçkeriya cumhurbaşkanlığından el çekmesi gerektiğini söylemiş ve daha sonra ona şahsi güvenliğinin temin edileceği, ailesiyle birlikte yaşamasına imkân tanınacağı konusunda garanti vermiş olduğu yönündedir. Muhabir, O.Petrovoskomu sözlerine şöyle devam ediyor, Rus şehirlerinde ve Çeçenistan’da düzenlenen terör olaylarından sonra Çeçen direnişi pozisyon değiştirmek zorunda kaldı. Bundan sonraki hedefin terör olayları düzenleyerek sivil asker ayırmaksızın kan dökerek, bir yandan Çeçen direnişinin dişini göstermek, bir yandan da maliye kaynaklarının “Arap emirlerinin“ arzusu doğrultusunda harekât ettiğini göstermek olduğunu söylüyor. Mashadov, artık seçilmiş cumhurbaşkanı rolünü oynamanın zor olduğunu ve bunun federal güçlerin zaferine getirip çıkaracağını düşünerek Kadırov’la razılaştı. Gazete haberinde, ev sahibi Musa Yusupov ya FSB( Rusya güvenlik ve istihbarat teşkilatı) ya da Kadırov’un ajanı olabileceğini bildirdi. Mashadov’u ele geçirdikten sonra sorgulayarak öldürdüler.

Rusya’nın önde gelen gazetelerinden “Kommersant“ gazetesi “Çeçenistan’da müzakereler yürütecek lider yok“, “ABD’nin Çeçen meselesine bakışı Mashadov’un ölümünden sonra değişmedi ve “Soruşturmanın izleri ayaklar altında çiğneniyor“(5) başlıklar atarak meseleni ışıklandırdı. Soruşturmanın izleri ayaklar altında çiğneniyor“ (6) adlı makalede Tolstoy-Yurt sakinlerinin olayla ilgili yaşananlara ve bakış açılarına yer veriyor. Makalede dikkat çeken taraf Tolstoy Yurt sakinlerinin ev sahibi Musa Yusupov’la ilgili demeçleri. Musa Yusupov’un daha öncede direniş harekâtında önemli katkısı olmamıştı ve gerçek bir dost değildi. Daha sonra Tolstoy Yurt sakinleri haberi, 8 Mart sabahı Rus televizyonlarından duyduklarını ve daha önce kasabaya gelen FSB ajanlarının önemli birini karşılamaya geldiğini sandıklarını söylediler.

Üzerinde Durulması Gereken Versiyonlar

Basında çıkan yazılara ve öne sürülen versiyonları değerlendirirken bir kaç versiyon realiteyle bağdaşıyor. Bunlar, “Moskovskaya Komsomolets“ gazetesinin “Kadırov Mashadov’u Lublyankada teslim“ ettiği yolunda olan versiyon gelişen olaylarla bağdaşıyor. Uzmanların da gerekçeleri, Mashadov’un yeraltı zemininde olamayacağı ve Çeçenlerin bu gibi yerleri kullanmadıkları yönündeydi. Daha sonra Kommersant gazetesinde Tolstoy-Yurt sakinlerinin olayla ilgili demeçlerini ve bire bir yaşananları anlatan makalede de bu konu aktüalitesini artırıyor. Zaten, sakinler de 8 Mart sabahı olayı Rus televizyonlarından öğrendiklerini belirtiyorlar. Şamil Basayev’in Mashadov’u ihbar etmesi olanaksız gibi gözüküyor. Zaten Mashadov’la Basayev uzun zamandır görüşmüyorlardı ve Basayev’in sorunu Mashadov değildi. Konuyu incelerken elde olan verilere bakıldığında aşağıdaki sonuçları çıkara biliriz:

1. Çeçen lider Aslan Mashadov FSB ve Kadırov’un yardımıyla öldürüldü.
2. Aslan Mashadov öldürülmeden önce sorgulandı.
3. Tolstoy Yurtta öldürülmesi olasılığı zayıf gibi gözüküyor.

Elde olan veriler aynı sonuç çıkarmamızı sağlıyor. Rusya tarafından düzenlenen operasyonla Mashadov öldürüldü. Belki de Mashadov’un öldürülmesi ile ilgili versiyonlar gerçeği yansıtmıyor. Ama ortada öldürülmüş bir Çeçen lider var.

Çeçen Direnişinin Geleceği

Mashadov’un ölümü de Çeçenistan ya da Kafkasya’daki sorunlara olumlu herhangi bir etkide bulunmayacak. Yüzyıllardır devam eden ve zaman geçtikçe rol değiştiren direnişin artık geriye dönmeksizin terör olayları düzenlemek ve asker sivil ayırmaksızın devam edeceği gibi gözüküyor. Moskova yanlısı Ramazan Kadırov’un Çeçenistan’da barışın sağlanması yolunda hiç bir önemli katkısı olmayacak. Bilhassa Kadırov yandaşları arasında da bir bölünmenin olduğu ve Mashadov’un ölümünden sonra daha da artacağına kesin gözüyle bakılıyor. Mashadov Çeçen direnişinin içindeki bölünmeden haberdardı ve bu türlü direnişin olumlu sonuç vermeyeceğini biliyordu ve bu yüzden artık diplomatik yolla barışın sağlanmasına çalışıyordu. Mashadov direniş boyunca iki büyük yanlış yaptı. İlki, Moskova’ya inanarak Rusya’yla Hasaryurt barış anlaşması imzaladı ve büyük çabalar harcayarak askeri yönden Rusya’nı dize getirmesine rağmen Moskova barışa uymadı ve savaş yeniden başladı. Mashadov’un ikinci yanlışı Ramazan Kadırov’a inanması ve iç hesaplaşmada kurban edilmesi oldu ve bu da onun hayatına mal oldu. Tabii ki, bundan sonraki dönemde Çeçenistan’ın direniş harekâtının yönünü tayin ederken, Rusya’nın Kafkasya’daki tutumunu dikkate almak gerekiyor. Çeçen direnişinin politik yollarla barışa doğru sürüklenmesi şimdiki durumda imkânsız gibi gözüküyor. Şimdi hâkimiyette temsil olunan Ramazan Kadırov gerçekte Çeçen halkının reel çıkarlarını temsil etmiyor. Moskova yanlısı Ramazan Kadırov karşıdaki dönemde izleyeceği politika ne yönlü olursa olsun, görünen o ki, Mashadov sonuncu kurban olmayacak. Kadırov büyük bir yanlışla Mashadov’un infazını gerçekleştirdi. Şimdi karşısındaki güç, anlaşmadan uzak, terör eğilimli, Rusya düşmanı Şamil Basayev’dir. Bazı gözlemciler, Rusya’nın Mashadov’un infazına karar vermesinin, Kadırov’un yandaşlarının zaman geçtikçe merkezden uzaklaşmakta oldukları ve Kadırov’un idare ede bileceği gücün azalmasının karşısını almak yönündeydi. Rusya düzenlediği politik oyunla, Basayev Kadırov ikilisini karşı karşıya getirmeyi amaçlamaktadır. Amaç, zamanla güç kaybetmiş olan tarafları karşı karşıya getirerek bir birlerini harcamasını sağlamak, daha sonra yeni kukla hükümetle yola devam etmek. Ama Rusya’nın belki de hesaba katmadığı konu, Şamil Basayev bile harcansa, yeni direniş liderlerinin harekâtı devam ettireceği yönünde olduğuydu. Kafkasya şimdilerde barut fıçısını andıran bir durumu anımsatıyor. Çeçen direnişinin liderlerinden birinin daha harcanması ileride kendi etkisini gösterecek. Bölge devletleri bile kendi aralarında istikrarın sağlanmasında gereken adımları atmıyorlar. Bu daha çok Rusya ve Batı eğilimli devletlerin bir arada istikrar sağlanması yollarına başvurmasını gayri makbul kılıyor. Çeçen direnişine, gayri meçhul bir kurumun mücadelesi gibi bakan uluslararası kamuoyundan ne gibi bir anlaşmaya yönelik politika beklenebilir ki?. Ama yine de atılacak doğru adımlar barışın sağlanmasına zemin yarata bilir. Kafkasya bu sorunları çözmeksizin Avrupa platformunda önemli bir değeri ifade etmeyecek. Bu da, devletlerin milli menfaatlerinden daha çok, Kafkasya’nın geleceğine etki yapacak.

* Stajyer, TASAM Kafkaslar-Orta Asya-Ortadoğu Çalışma Grubu

Dipnot:

1. http://www.utro.ru/news/2005/03/12/416675.shtml
2. http://www.utro.ru/articles/2005/03/09/415383.shtml
3. http://www.utro.ru/articles/2005/03/09/415383.shtml
4. http://www.utro.ru/articles/2005/03/15/417520.shtml
5. http://www.kommersant.com/doc.asp?id_doc=-5234
6. http://www.kommersant.com/doc.asp?id_doc=55318

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2621 ) Etkinlik ( 204 )
Alanlar
Afrika 71 619
Asya 92 1021
Avrupa 20 631
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1344 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 595
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1991 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1991

Avrupa, Karadeniz, Kafkaslar, Asya, Orta Doğu ve Afrika ülkeleri ile arasındaki tarihî, siyasi ve kültürel bağları, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası alanda yükselen aktivitesi, NATO, AGIT ve CICA gibi örgütlerin önemli üyelerinden olması ve son dönemde geliştirdiği aktif dış politi...;

Malezya ise Güney Asya’daki stratejik konumu, 33 milyona yakın nüfusu, dinamik ve eğitimli insan kaynağı, sanayileşme ve teknolojide elde ettiği ilerleme, büyüyen ve gelişen ekonomisi, BM, İİT, ASEAN, Bağlantısızlar Hareketi, APEC, D8 gibi uluslararası örgütler içerisindeki saygın konumu ile tüm dün...;

Kafkasya Türkiye Rusya, Türkiye İran ilişkilerinin en önemli kesişme / buluşma noktasıdır. Türkiye’nin doğuya, Türkistan coğrafyasına açılan kapıdır. Kafkasya üzerinde zaman zaman oluşan İran-Rusya ittifakı çoğu zaman Türk ve Türk dünyası için iyi sonuçlar vermemiştir. ;

Türkiye - Kazakistan ikili ticaretinde, 2019 yılında ticaret hacmi 3,994 milyar dolar, ticaret açığı ise Kazakistan lehine 2,104 milyar dolar civarı olmuştur. Türkiye’nin Kazakistan’a ihraç ettiği başlıca ürünler; prefabrik yapılar, mücevherci eşyası ve aksamı, tohum, hububat ve kurubaklagildir. Kaz...;

24 Kasım 2015’te Türk F-16’larının Türkiye’nin hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle Suriye sınırına yakın bir bölgede bir Rus SU-24 savaş uçağını düşürmesi ile hızla krize sürüklenen Türkiye-Rusya ilişkileri, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 9 Ağustos 2016’da St. Petersburg’da Rusya devlet başkanı Putin’...;

Avrupa, Karadeniz, Kafkaslar, Asya, Orta Doğu ve Afrika ülkeleri ile arasındaki tarihî, siyasi ve kültürel bağları, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası alanda yükselen aktivitesi, NATO, AGIT ve CICA gibi örgütlerin önemli üyelerinden olması ve son dönemde geliştirdiği aktif dış politi...;

Uluslararası mecrada bir “Türkiye Markası” hâline gelen Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi, TASAM 2004-2021 Faaliyet Raporu’nu güncelleyerek yayımladı.;

İsrail ve Filistin’e en son 2018 in başında gittiğimde, “İki devletli çözüm” tartışmaları her iki kesim için de sona ermiş gibiydi. Arazi bölüşümünden kaynaklanan zorluklar dışında Filistin hâlâ birbiri ile birleşemeyen iki parça. ;

3. Türkiye - ABD Forumu

Türkiye - ABD Forumu bu amaçla oluşturulmuştur. Karşılıklı gerçekleştirilecek Forum’un; aktif ve proaktif müzakerelerle Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin güçlenmesine katkı yapması, ikili ve çok taraflı menfaatleri karşılıklı yükseltecek fırsatlar ve fikirleri ortaya koyan bir platform olarak hizmet sunması hedeflenmiştir.

  • 14 Ağu 2017 - 17 Ağu 2017
  • Washington - ABD

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.

Yemen, Coğrafi konumu itibarıyla kızıl denizin Hint Okyanusu’na açıldığı kapıdır. Afrika boynuzu ile birlikte Bab’ül Mendeb boğazının doğu kıyısında yer almaktadır. Yeryüzünde denizler üzerinde seyreden malların p gibi büyük bir oranı Süveyş kanalı, Kızıl Deniz ve Aden körfezinden geçtiği düşünülürs...