Putin, Kadirov Ve Basayev Üçgeninde Mashadov’un Ölümü Ve Çeçenistan Sorunu

Yorum

6 Mart günü Çeçen lider Aslan Mashadov’un öldürüldüğü haber geldi. Rusya dahil her kes haberin doğru olup olmadığını bilmiyordu. Bunun nedeni Çeçen direnişçilerin defalarca “öldürülmesine” karşın bir anda ortaya çıkmaları idi. bu seferde birçokları böyle bir şey beklentisinde idi. çünkü Mashadov diğer Çeçen liderlerden farklı kılan yanı vardı. Bir kere seçilmiş cumhurbaşkanları idi ve Basayev dahil bütün direnişçiler onu seçilmiş liderleri olarak kabul ediyorlardı....

6 Mart günü Çeçen lider Aslan Mashadov’un öldürüldüğü haber geldi. Rusya dahil her kes haberin doğru olup olmadığını bilmiyordu. Bunun nedeni Çeçen direnişçilerin defalarca “öldürülmesine“ karşın bir anda ortaya çıkmaları idi. bu seferde birçokları böyle bir şey beklentisinde idi. çünkü Mashadov diğer Çeçen liderlerden farklı kılan yanı vardı. Bir kere seçilmiş cumhurbaşkanları idi ve Basayev dahil bütün direnişçiler onu seçilmiş liderleri olarak kabul ediyorlardı.

Aslan Mashadov kimdi sorusunu gelince. Akranları gibi sürgünde Kazakistan’da doğan Mashadov, efsane lider Dudayev gibi asker kökenli birisiydi. Albay rütbesiyle emekliğe ayrılana kadar füze ve topçu birlikleri komutanlığına yükselmişti. Ordudan ayrıldıktan sonra 1992’de Çeçenistan’a dönen Mashadov kendisini Dudayev’in ekibi içinde buldu. 1993’de Çeçenistan’ın sivil savunmasına öncülük etti. 1994’de Cumhurbaşkanlığı sarayının savunmasını üstlenen Mashadov, Dudayev tarafından Devlet Savunma Kurulu Başkan Yardımcılığına getirildi ve sonra da kendisine general rütbesi verildi. Genelkurmay başkanlığı, savunma bakanı ve daha sonra da başbakan yetkilerini aynı anda üstlenmekteydi. Dudayev’in öldürülmesinden sonra Rus General Aleksandr Lebedev ile görüşmeler sonucu 31 Ağustos 1996’da Hasavyurd anlaşması imzalandı. Rus ordusu Çeçenistan’ı terk etti ve I Çeçen Savaşı’nın bitmesiyle yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden %51 oy alarak başkanlık koltuğuna oturdu. Şamil Basayev’in 1999’da Dağıstan’a girmesi ile Rusya ile arası açıldı ve II Çeçen Savaşı’nın başlaması ile yeniden silaha sarılmak zorunda kaldı.

11 Eylül saldırısı sonrası uluslararası arenada terörizme karşı oluşan rüzgârları arkasına alan Rusya, Çeçen sorununu baskıları azaltarak çözmeye çalıştı. II Çeçen Savaşı’nın başlaması ile Rusya Mashadov’u sorumlu tutmuş ve aleyhine davalar açılmıştı. Kendisi sivillere yönelik saldırılara karışmamasına karşın Çeçen komutanların lideri olarak gözüktüğü için hedef olmuştu.

Mashadov’un mücadelesinin son yıllarında bazı şahıslarla ters düştü. Bunlar Rusya Başkanı Vladimir Putin, Rusya yanlısı Çeçen hükümetinin Başbakan yardımcısı Ramzan Kadirov ve bağımsızlıktan beri beraber mücadele ettiği önemli Çeçen direniş lideri olan Şamil Basayev. Mashadov’un ölümünde bu üç şahısın önemli rolleri olmuştur.

İlk olarak Putin’den başlayalım. Yeltsin’den sonra yönetime gelen Putin, halefi zamanında zayıflayan merkezi güçlendirme yönünde adımlar atmaya başladı. Herkesi “dize“ getiren Putin’in otoritesi önünde en büyük engel Çeçenistan olarak durmaktaydı. Mashdov’un onaylamamasına rağmen Şamil Basayev’in münferit adımları doğrultusunda Dağıstan’a girmesi II. Çeçen Savaşı’nın başlamasına neden oldu. Fatura Mashadov’a çıkarılarak çoktandır aranılan bahane bulunmuş ve Hasavyurt anlaşması iptal edildi. Mashadov ise artık muhatap olarak kabul edilmemeye başladı.

Öteden beri söylenen bir şey vardı, Yeltsin’in Dudayev’i sevmediği gibi Putin de Mashadov’u sevmiyordu. Sevmemenin ötesinde nefret ettiğini söylersek yanılmayız. “Haydut“ Basayev’in aksine Mashadov Çeçenlerin seçilmiş lideri ve adı sivillere karşı olaylara karışmamıştı.

Ramzan Kadirov ise, babasının yanında onun gibi bir zamanlar Dudayev sonra ise Mashadov liderliğindeki Ruslara karşı savaşmıştı. Kaderin garip cilvesi baba Kadirov II. Çeçen Savaşı sonrasında Rusya tarafından gerçekleştirilen seçimlerde cumhurbaşkanı seçtirilmişti. Ne var ki hiçbir zaman direnişçiler üzerinde bir ağırlığı olmamış, tam aksine iki çatışan taraf olmuşlardır. Rus yanlısı devlet başkanı olan Ahmed Kadirov 9 Mayıs törenleri sırasında statta patlatılan bomba ile öldürüldü. Babasından sonra koltukta gözü olan oğul Kadirov yaş haddine takılarak yeni cumhurbaşkanlığı seçimlerine girememişti. Kendisine en az sorun çıkaracağını düşündüğü Ali Alhanov’u devlet başkanlığına önermiş ve yapılan seçimlerde de Alhanov yeni başkan olarak seçilmişti. Rusya yönetiminin gerçekleştirdiği bir önceki seçimde olduğu gibi bu seçimde de katılım düşük düzeyde olmuş ve direnişçiler tarafından benimsenmemiştir. Her ne kadar Kadirov devlet başkanı olamasa da, bütün güvenlik birimleri kendisine bağlı olduğundan fiili olarak yönetim kendisinde ve Çeçenistan’da onun sözü dinlenmektedir. Rusya’nın da muhatap olarak onu gördüğünü söyleyebiliriz.

Hem Rusya hem de Çeçenistan’daki Rus yanlısı hükümet Mashadov’un devlet başkanlığının düştüğünü söyleseler de fiili olarak direnişçiler onu başkan olarak görmekteydirler. Böyle bir ortamda Kadirov için, her ne olursa olsun Mashadov’un oyun dışına itilmesi önem arz etmekteydi. Mashadov’un oyun dışına itilmesi ile Kadirov’un bir taşla iki kuş vuracağı kesindi. Babasının ölümünde sorumlu tuttuğu iki kişiden birisi olan Mashadov’dan intikamını alacak ve devlet başkanlığı yolundaki kendisine en önemli rakip olarak gördüğü kişi ortadan kalkacaktır. Ayrıca hamisi ve efendisi olan Putin nezdinde de kendi hanesine artı puan yazacaktır. Böylece Putin’e başkanlık için en uygun kişi olduğunu bir daha kanıtlamış olacaktır.

1997’de Hasavyurt Antlaşması ile Çeçen güçler istediklerini ve % 80’i darmadağın olan ülkenin onarılması için vaat edilen ekonomik yardımlar tam olarak alamamalarına rağmen yine de sıcak çatışmalar durmuş ve Rus ordusu Çeçenistan’dan çıkmıştır. Sadece Çeçenlerin değil tüm Kafkas halkalarının liderliğine oynadığı bilinen Basayev, birilerinin yönlendirmesi ile Dağıstan’a girmiş ve Mashadov’un bütün çabalarına rağmen II. Çeçen Savaşı başlamıştı. İyi bir asker olduğu tartışılmayan Basayev’in aynı oranda strateji ve politikadan anladığı söylenemez. Dağıstan’a girdiğinde hiçbir Rus birliği tarafından karşı konmayan Basayev’in önünü yerel milisler kesmişti. Bu gün bile Rusya’nın Basayev’in Dağıstan’a girmesi için uygun olanakları sağlayarak savaşın başlamasına bahane bulduğu iddiaları Rus medyasında da yazılmaktadır. Savaştan sonra adı çeşitli olaylara karışan Basayev Mashadov’u hep zor durumda bırakmıştır. II. Çeçen Savaşı’ndan sonra ülkenin dağlık kısmına çekilen Çeçen gruplar üzerinde fiili denetimi kaybeden Mashadov’a bu noktada en fazla sorun çıkaranın Basayev olduğu söylenebilir. Basayev’in her ne kadar Mashadov’un kendi başkanları ve komutanları olduğunu söylese de ona itaat ettiği ve emirlerini dinlediği söylenemez. Çeçen grupların yapmış olduğu her olaydan sonra Rusya Mashadov’u sorumlu olarak görmüştür. Olduk olmadık çıkışları ve vukuatları ile Basayev farkında olmadan Rusların eline koz vermiş ve uluslararası arenada Çeçen davasını zor durumda bırakmıştır. Son Beslan olayları ile Mashadov’u iyice zor durumda bırakmıştır.

Putin her ne şekilde olursa olsun Mashadov’u oyun dışına itme istemiştir. Bu noktada ona en büyük yardımı ise Kadirov göstermiştir. Rusya’ya olan bağlılığını yaptıklarıyla gösteren Kadirov, bunun karşısında Moskova’dan özellikle de Putin’den aldığı yetkilerle konumunu giderek güçlendirmiştir. Mashadov’un öldürülmesi ile Rusya stratejik bir hata yaptığının henüz farkında değildir. Mashadov’un öldürülmesi Rusya’dan çok Kadirov’un işine gelmekteydi. Mashadovu tuzağa düşürerek öldürdüğü ve sonra da Rus güçlerine teslim ederek olayı onların gerçekleştirdiği süsü verdiği iddiası yabana atılır cinsten değildir. Çeçenlerin büyük ve etkili bir kabilesinin ferdi olan Mashadov’un öldürülmesi ile çıkacak kan davasından korkan Kadirov’un bu yola başvurduğu düşünülmektedir. Bu kanıyı güçlendiren ise, Mashadov’un başına konan 10 milyon USD’nin gerekli bilgileri verenlere FSB tarafından ödenmiş olduğudur. İşin ilginç tarafı ödül, resmi olarak açıklanan operasyonda iştirak eden güvenlik güçlerine değil de Mashadov’un yerini söyleyenlere ödenmiş olmasıdır.

Normal şartlarda Mashadov’un yakalanması imkânsız olmasına rağmen Kadirov’un bunu nasıl yaptığı sorusuna gelince burada iki ihtimal vardır. İlk olarak, aylardan beri Mashadov’un akrabalarının Kadirov’un adamlarınca rehin tutulduğu söylenmekteydi. Kadirov bu yolla Mashadov’u tuzağa düşürmüş olabilir. İkinci olarak ise, Mashadov savaşın durması için görüşmelere hazır olduğunu ve bazı tavizlerde bulunabileceğini, özellikle de Beslan olaylarından sonra daha çok dile getirmeye başlamıştı. Gizli bir görüşme ayarlanarak tuzağa düşürülmüş de olabilir.

Mashadov’un ölümüyle onun yerini Abdul Halin Sadullayev’in aldığı direnişçiler tarafından duyuruldu. Sadullayev çok az tanınan ve gündemde olmayan birisidir. Bundan önce Yüksek Şeriat Mahkemesi (YŞM) başkanı olan Sadullayev’in 40 yaşlarında olduğu söylenmektedir. Kendisi asker olarak değil dini şahsiyet olarak tanınmıştır. İslami esasları, Kuranı ve Arapçayı çok iyi bilen Sadullayev I. Çeçen Savaşı’nda Argun şehri cemaatinin lideri olarak yer almıştı. Savaştan sonra kendisini tamamen dine adayan Sadullayev cami imamlığı yaparak dini seminerler vermiştir. Bu yönüyle sadece Argun şehrinde değil Çeçenistan’da adından söz ettirmiştir. Savaş zamanında İçkeriya Çeçen Cumhuriyeti (İÇC) en yüksek organı olan Devlet Savunma Komitesi (DSK) bünyesine alınan YŞM başkanı olmuştur. Bazılarına göre Mashadov sağlığında kendisinin her hangi bir şekilde ölümü durumunda yerine Sadullayev’i aday göstermiş ve direnişin önde gelen komutanlarınca da kabul görmüştü. Mashadov seçilmiş bir liderdi ve yasalara göre ondan sonra görev başkan yardımcısının olması gerekirdi. Daha önce bu görevde olan Vacha Arsanov kendi isteğiyle görevinden çekilmişti. Sadullayev’in Mashadov’un yerine geçmesi onun direnişçiler ve onların önde gelen liderleri nezdinde saygı gördüğünü göstermektedir. İÇC DSK başkanı olan Sadullayev geçici devlet başkanı olduğu unutulmamalıdır. Bir çoklarına göre bu onun yasallığını sorgulamakta ve Basayev, Umarov gibi komutanlara bağımlı olacağı öne sürülmektedir. Sadullayev direnişin askeri değil politik tarafını temsil edeceği söylenebilir.

Mashadov’un ölmesi ile artık Basayev’in önünde duran ve az da olsa onu frenleme gücüne sahip birisi yoktur. Mashadov’un yerine kim geçerse geçsin direnişçiler üzerinde onun kadar ağırlığa sahip olamayacağı, hele Basayev’i hiç durduramayacağı söylenebilir. Yaptığı hareketler ile Rusya’nın hayatta kalan bir numaralı düşman olan Basayev yaşasa da Mashadov’un hedef olmasına sebep olduğu söylenebilir. Mashadov’un yerinde kimin olmasına bakılmaksızın askeri harekâtın sorumluluğu büyük ölçüde onun elinde olacaktır.

Direnişin seyri nasıl olacağı sorusuna gelince, Sadullayev direnişe devam edilmesi cağrısını yaptı. Mashadov gibi o da, mücadelenin siviller yönelik değil de Rus askerlerine karşı yürütülmesi gerektiğini söylemektedir. Direnişin daha da şiddetleneceği ve Çeçen grupların Rusya’ya karşı atağa geçmesi beklenmektedir. Çeçenler tarafından verilecek tepkinin nasıl ve nasıl olacağı çok önemlidir. Sertlik yanlısı grubu önleyecek bir figürün ve yeterli grubun olmamasına bir de Mashadov’un ölümünü eklersek Çeçenler arasında sertlik yanlılarının tezleri daha fazla taraftar bulacağı düşünülmektedir. Bu da, mücadelenin içine sivillerin daha fazla çekileceği ve onlara yönelik saldırıların artacağı anlamına gelmektedir. Böyle devam ederse Rusya’nın, bir başka terör dalgasıyla yüzyüze geleceği söylenebilir.

Mashadov’un ölümü her iki taraf içinde olumsuz sonuç doğuracaktır. Az bir ihtimal olan barış umutları Mashadov’un ölümü ile ortadan kalkmışa benziyor. Rusya Mashadov’u öldürmekle kendisine direnen son Çeçeni öldürene kadar devam edeceği mesajını vermiştir. Çeçen direnişçiler ise, bundan sonra daha da sertleşerek Rusya ve Rus yanlısı Çeçen hükümete karşı mücadeleni devam ettireceklerdir.

Uzman, TASAM Kafkaslar-Orta Asya-Ortadoğu Çalışma Grubu

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2633 ) Etkinlik ( 211 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 95 1029
Avrupa 22 633
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1345 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 281
Orta Doğu 21 595
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1994 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1994

Üstüne inceleme yapılan devletin, “modern devlet” yani “burjuva devleti” olduğunu hatırlatmak gerekir. Ancak burada, Pierre Clastres’nin1 ilkel (ilksel) toplulukların, siyasal yapılanmalarıyla “devlete karşı” topluluklar oldukları ve ilksel halkların tarihinin devlete karşı mücadeleler tarihi olduğu...;

Güvenlik üzerinden yeni ittifakların gelişmesi ise başat ülkelerin aldıkları risklerden ve inisiyatiflerden okunabilmektedir. Mülkiyet ve güç kavramlarının niteliği ile iş modeli tarihsel olarak değişmektedir. “Başarıda Başarısızlık” sendromu yaşayan AB’nin geleceğini; Brexit sonrası Batı’da yeniden...;

Klasik diplomasiye ekonomik, sosyal, kültürel ve insani alanlarda açılım imkanı sunan kalkınma işbirliğindeki aktörlerin etkili koordinasyonu için proje, program ve proaktif inovasyon desteği sağlamak üzere kurulan TASAM Kalkınma ve İşbirliği Enstitüsü’nün resmî internet sitesi yenilendi.;

Emekli Albay Dr. Cengiz Topel Mermer’in “Yeni Soğuk Savaşın Sıcak Cephesi Himalayalar’da Çin-Hint Çatışması” isimli yeni kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

Ukrayna ise 45 milyona yaklaşan nüfusu, Avrupa Birliği ile Rusya Federasyonu arasındaki önemli coğrafi konumu ve kayda değer ekonomik potansiyeli ile dünyanın dikkatini üzerine çekmektedir. Birleşmiş Milletler (UN), BM, Avrupa Konseyi, AGİT, BDT, DTÖ, GUAM, KEİ, AvET, KEİ gibi pek çok bölgesel ve ul...;

Meriç ile Karasu arasında bulunan ve Meriç, Rodop ve İskeçe illerinden oluşan bölgede, 1923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile bugün yaklaşık 150 bin Müslüman Türk yaşamaktadır. ;

Türkiye’nin 7 ana bölgesi ve 81 ilimizin her birinin akademik, sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınması ile Ülkemizin yapısal dönüşümüne stratejik, bilimsel, derinlikli katkılar sağlamak üzere kurumsal altyapısı oluşturulan TASAM Türkiye Mükemmeliyet Merkezleri’nin resmî internet sitesi açıldı.;

Avrupa, Karadeniz, Kafkaslar, Asya, Orta Doğu ve Afrika ülkeleri ile arasındaki tarihî, siyasi ve kültürel bağları, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası alanda yükselen aktivitesi, NATO, AGIT ve CICA gibi örgütlerin önemli üyelerinden olması ve son dönemde geliştirdiği aktif dış politi...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.