Brzezinski’nin “Tercih”i : “Atlantik Ittifakı!

Haber

“Ulusal güvenliğin sağlanması, aynı zamanda küresel güvenlik anlamına da gelebilir mi?” Uzun süredir bu sorunun cevabını arayan Amerika Birleşik Devletleri’ne, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi danışmanlarından Zbigniew Brzezinski yazdığı “Tercih: Küresel hakimiyet mi, küresel liderlik mi?” isimli kitabıyla yol gösteriyor. Brzezinski’nin yukarıdaki soruya cevabı kısa:...

Ulusal güvenliğin sağlanması, aynı zamanda küresel güvenlik anlamına da gelebilir mi?“ Uzun süredir bu sorunun cevabını arayan Amerika Birleşik Devletleri’ne, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi danışmanlarından Zbigniew Brzezinski yazdığı “Tercih: Küresel hakimiyet mi, küresel liderlik mi?“ isimli kitabıyla yol gösteriyor. Brzezinski’nin yukarıdaki soruya cevabı kısa: Ulusal güvenlik, küresel güvenlik ile çok yakından bağlantılı ve küresel güvenlik sağlanmadan küresel liderliğe oynamak da mümkün değil…“

ABD’nin büyük stratejik “tercih“i

aaaaaa
Zbigniew Brzezinski

Aynı zamanda John Hopkins Üniversitesi’nde dış politika dersleri veren Zbigniew Brzezinski, Amerika Birleşik Devletleri’nin küresel güvenliği sağlamak için tercih etmesi gereken alternatifin adını da koyuyor: “Atlantik İttifakı!..“

Amerika ile Avrupa’nın küresel ortaklık yapmasını öneren Brzezinski, “her iki taraf da birbirine muhtaç ve birbirini tamamlar niteliktedir. Böyle bir ittifakla birlikte Amerika artı süpergüç haline gelir, Avrupa da sağlam bir şekilde bütünleşir“ görüşünü savunuyor.

Brzezinski, bu görüşünü şu şekilde temellendiriyor: “Avrupa olmadan Amerika hâlâ hakim güç olmaya devam edecektir, ancak küresel olarak herşeyi yapabilecek güçte olmayacaktır. Diğer taraftan Amerika olmadan Avrupa zengin ama iktidardan yoksun olacaktır. Yalnızca Atlantik’in iki kıyısının birlikte çalışması, dünya çapındaki ilişkilerin belirgin bir biçimde geliştiği gerçek küresel bir durum meydana getirebilir. Böyle olması için, Avrupa şu andaki koma halinden çıkmalı, kendi güvenliğinin küresel güvenlik ile olan ayrılmazlığının Amerika’nınkinden daha fazla olduğunun farkına vararak kaçınılmaz pratik çözümleri ortaya koymalıdır. [Avrupa] Amerika olmadan güvende olamaz, Amerika’ya karşı birleşemez, Amerika’yı onunla birlikte hareket etmeye istekli olmadan belirgin bir şekilde etkileyemez…“

Brzezinski, Avrupa’ya karşı adeta meydan okumakta, “Amerika olmadan Avrupa’nın neredeyse bir hiç olduğunu“ iddia etmektedir. Avrupa’ya aba altından sopa göstermeyi de ihmal etmeyen Brzezinski, “Avrupa’nın güvenliği küresel güvenliğe bağlıdır“ diyerek, Avrupa’nın ABD’ye teslim olmaktan başka çaresinin olmadığını da özellikle belirtmektedir…

ABD’nin akıl hocası Brzezinski

ABD’nin küresel güvenliği için “Atlantik İttifakı“ teklifinde bulunan Brzezinski, Avrupa’ya bu fikri kabul ettirmenin yollarını da kitabında Bush yönetimine gösteriyor. Brzezinski, öncelikle ABD, en önemli stratejik ortağı olan Avrupa’yı bölme tutkusundan vazgeçmelidir diyor. “Eski veya yeni Avrupa diye bir şey yoktur, bunlar tarihi içeriği olmayan sloganlardır“ diyen Brzezinski, “Avrupa’nın aşamalı olarak birleşmesi Amerika’yı tehdit etmez, aksine bu Atlantik Topluluğu’nun toplam ağırlığını artırmak suretiyle Amerika’nın işine gelebilir. Böl ve yönet politikası, taktiksel olarak şartları eşitlemek açısından çekici olsa da, dar görüşlü ve ters tepen bir politika olacaktır“ değerlendirmesinde bulunuyor.

Peki Avrupa ile kurulacak Atlantik ittifakında şartlar ne olacak? Bu konuda da ABD yönetimine akıl veren Brzezinski, ABD’nin asla
yüzde 50 / yüzde 50 gibi bir ortaklığa razı olmamasını istiyor. “Nüfus olarak daha genç, daha dinç ve siyasi olarak bütünleşmiş bir Amerika, siyasi ve askeri açıdan birbirinden farklı, yaşlanan, birleşen fakat bütünleşmeden uzak ulus devletlerin oluşturduğu Avrupa ile kıyaslanamaz“ yorumunu yapan Brzezinski, yarı yarıya eşit bir ortaklık olmasa da, tek gerçek seçeneğin, ortak küresel politikayı şekillendirmede ve uygulamada ağırlıklı etkinliğe sahip bir Avrupalı ortak olacağını belirtiyor.

Avrupa’nın “tercihi“ ne olacak?

Brzezinski’nin ABD ile Avrupa Birliği üyeleri arasında kurulmasını teklif ettiği “Atlantik İttifakı“nı, zamanlamasına ve koşullarına bakarak Amerika Birleşik Devletleri’nin küresel hegemonyasını pekiştirmek için atmak istediği bir adım olarak değerlendirmek mümkündür. Irak’ı işgalinde bazı Avrupa ülkeleri ABD’ye karşı çıkmış, hatta kimi AB üyesi ülkelerde Bush yönetimini çok sert protesto eden geniş katılımlı gösteriler düzenlenmişti. “Atlantik İttifakı“ projesi, Avrupa’dan bu tepkilerin “rövanşını“ almaya yönelik bir teklif gibi gözükmektedir. Bush yönetimine yol gösteren Brzezinski, Avrupa’nın gücünü pasifize etmeyi, dünyanın tek hegemonik gücü olarak ABD’nin kalmasını hedeflemektedir.

Brzezinski’nin, AB üyesi ülkeleri kendi teklifine ikna etmek için gösterdiği nedenler ile Bush’un son NATO toplantısında yaptığı konuşmanın paralel anlamlar taşıması da, “Atlantik İttifakı“ teklifinin aslında Beyazsaray kaynaklı olabileceğini akla getirmektedir. Bilindiği gibi Bush NATO toplantısında Avrupa ülkelerine seslenerek, “Bizim ortak düşmanımız küresel terörizmdir, ona karşı birlikte mücadele etmeliyiz. Hem biz gösterildiği gibi farklı değiliz, ortak değerleri savunuyoruz“ demişti.

Brzezinski’nin yazdığı “Tercih“ isimli kitaptan, ABD’nin küresel egemenlik hedeflerini gerçekleştirmek için Avrupa’ya yönelik derin bir kuşatma harekatı içinde olduğu görülüyor. Avrupa’nın ise bu kuşatma harekatında nasıl bir “tercih“te bulunacağı merak ediliyor…

*Siyaset Bilimi, Sosyokültürel Çalışma Grubu, Proje Yöneticisi

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2634 ) Etkinlik ( 212 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 95 1029
Avrupa 22 633
Latin Amerika ve Karayipler 14 66
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1346 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 282
Orta Doğu 21 595
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1994 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1994

Arjantin ise 45 milyonluk nüfusu, 2 milyon 791 bin kilometrekarelik yüzölçümü ve 518 milyar doları aşan GSYİH’sı ile Latin Amerika’da önemli bir siyasi ve ekonomik bir aktör olup üyesi olduğu bölgesel ve küresel uluslararası örgütler içindeki aktivitesi ile dikkatleri üzerine çekmektedir. Arjantin, ...;

Üstüne inceleme yapılan devletin, “modern devlet” yani “burjuva devleti” olduğunu hatırlatmak gerekir. Ancak burada, Pierre Clastres’nin1 ilkel (ilksel) toplulukların, siyasal yapılanmalarıyla “devlete karşı” topluluklar oldukları ve ilksel halkların tarihinin devlete karşı mücadeleler tarihi olduğu...;

Güvenlik üzerinden yeni ittifakların gelişmesi ise başat ülkelerin aldıkları risklerden ve inisiyatiflerden okunabilmektedir. Mülkiyet ve güç kavramlarının niteliği ile iş modeli tarihsel olarak değişmektedir. “Başarıda Başarısızlık” sendromu yaşayan AB’nin geleceğini; Brexit sonrası Batı’da yeniden...;

Klasik diplomasiye ekonomik, sosyal, kültürel ve insani alanlarda açılım imkanı sunan kalkınma işbirliğindeki aktörlerin etkili koordinasyonu için proje, program ve proaktif inovasyon desteği sağlamak üzere kurulan TASAM Kalkınma ve İşbirliği Enstitüsü’nün resmî internet sitesi yenilendi.;

Emekli Albay Dr. Cengiz Topel Mermer’in “Yeni Soğuk Savaşın Sıcak Cephesi Himalayalar’da Çin-Hint Çatışması” isimli yeni kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

Ukrayna ise 45 milyona yaklaşan nüfusu, Avrupa Birliği ile Rusya Federasyonu arasındaki önemli coğrafi konumu ve kayda değer ekonomik potansiyeli ile dünyanın dikkatini üzerine çekmektedir. Birleşmiş Milletler (UN), BM, Avrupa Konseyi, AGİT, BDT, DTÖ, GUAM, KEİ, AvET, KEİ gibi pek çok bölgesel ve ul...;

Meriç ile Karasu arasında bulunan ve Meriç, Rodop ve İskeçe illerinden oluşan bölgede, 1923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile bugün yaklaşık 150 bin Müslüman Türk yaşamaktadır. ;

Türkiye’nin 7 ana bölgesi ve 81 ilimizin her birinin akademik, sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınması ile Ülkemizin yapısal dönüşümüne stratejik, bilimsel, derinlikli katkılar sağlamak üzere kurumsal altyapısı oluşturulan TASAM Türkiye Mükemmeliyet Merkezleri’nin resmî internet sitesi açıldı.;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.