Açlık Dünyayı Tehdit Ediyor

Makale

Bugünlerde dünya gündemini sıcak siyasi gelişmeler kadar meşgul eden bir başka önemli konu daha var: Açlık!.. Önce New York’ta düzenlenen “Açlık Konferansı”, ardından Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın hazırladığı rapor, peşinden de Dünya Bankası’nın açıkladığı “Yeni Bin Yıldan Sorumlu Büyüme” isimli raporun temel konusu açlık ve adaletsiz gelir dağılımı idi......

Bugünlerde dünya gündemini sıcak siyasi gelişmeler kadar meşgul eden bir başka önemli konu daha var: Açlık!..
Önce New York’ta düzenlenen “Açlık Konferansı“, ardından Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın hazırladığı rapor, peşinden de Dünya Bankası’nın açıkladığı “Yeni Bin Yıldan Sorumlu Büyüme“ isimli raporun temel konusu açlık ve adaletsiz gelir dağılımı idi...
Açlık ve yoksulluk şimdiye kadar hep görmezden gelindi, önemsenmedi, açıkcası gelişmiş devletlerin pek de umurlarında olmadı milyarlarca insanın çok zor şartlar altında hayat mücadelesi vermesi...

Küreselleşme sürecinin acımasız çarkları, geliri zengin ülkelerin kasasına akıtan yapısı, açlık ve yoksulluğu artık tahammül edilemez noktaya getirdi... New York’ta “açlık konferansı“ düzenlenmesi, gelinen noktanın ne kadar kritik olduğunu göstermesi bakımından da anlamlıdır...

Açlık konferansında verilen bilgilere göre, dünyada açlıktan hergün 24 bin kişi, dakikada ise 11 çocuk hayatını kaybediyor... Dünya genelinde 1 milyardan fazla insan büyük bir yoksulluk içinde yaşıyor. Bu insanlar günde 1 dolardan az bir parayla geçiniyorlar. 300 milyon aç insanla Afrika, dünyada başı çekiyor.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın yayınladığı rapor, teknolojik gelişmeye, iletişim ve ulaşımda gelinen noktaya, internetin hayatımızda kapladığı yere rağmen insanların büyük bir kısmının nasıl kötü koşullarda yaşamaya mahkum edildiğini dramatik bir biçimde ortaya koyuyor. Sağlık, temizlik, eğitim ve gelir durumu gibi temel konuları inceleyen rapora göre, dünyada gelişmekte olan ülkelerde yaşayan yaklaşık 4.5 milyar insanın yüzde 60’ı temizlik imkanlarından, yüzde 25’i sağlıklı içme suyundan, yüzde 20’si kendine ait bir konuttan, yüzde 20’si de sağlık imkanlarından yoksun yaşıyor. Dünyada 1 milyar insan gecekonduda barınıyor ve bu oran her 10 yılda tam 3 kat artıyor.

Düşünebilir musunuz, bir yanda küreselleşme süreciyle beraber teknolojinin sunduğu hertürlü imkandan yararlanan insanlar, diğer yanda içme suyu dahi bulamayan, açlık çeken yüzmilyonlarca insan...

Bu durumun nedenlerini de Dünya Bankası’nın hazırladığı “Yeni Bin Yıldan Sorumlu Büyüme“ isimli rapor açıklıyor. Dünyadaki adaletsiz gelir dağılımına dikkat çekilen raporda, dünyanın en fakir 48 ülkesinin toplam milli gelirinin, dünyanın en zengin 3 kişisinin servetinden daha az olduğu ifade ediliyor...

Yani dünyadaki açlık ve sefaleti, adaletsiz gelir dağılımı körüklüyor. Yoksul ülkeler, üretim yapacak altyapıdan da yoksun oldukları için açlık çemberini kıramıyorlar. Gelişmiş ve zengin ülkeler ise açlığın pençesinde kıvranan ülkelere yardım yapmak, onları üretim yapar hale getirmek yerine, kaynaklarını sömürme planları yaptıkları için hergeçen gün açlıktan ölen insan sayısı artıyor...

Başta Birleşmiş Milletler Teşkilatı olmak üzere, uluslararası kuruluşların gündemlerine “açlık sorununu“ almaları, olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir.En azından “sorunun farkında olduklarını“ gösteren bu gelişmelerin mutlaka devamı da gelmeli...

Yapılan tesbitler, ortaya konulan gerçekler, vicdanları sızlatan göstergeler kağıt üzerinde kalmamalı... Dünyayı tehdit eden açlık için mutlaka uluslararası bir mekanizma kurulmalı, açlıkla mücadele etmek için kararlılık gösterilmeli, tabii başta zengin ülkeler olmak üzere çok uluslu şirketler mutlaka ellerini ceplerine atmalı...

New York’ta açlık konferansı düzenlemekle iş bitmiyor; günde 1 doların altında bir parayla geçinmek zorunda olan 1 milyar insanın ve günde açlıktan ölen 24 bin kişinin hesabını da vermek gerekiyor...

Onları açlığa ve ölüme hangi nedenler sürüklüyor acaba?..

*TASAM Proje Yöneticisi

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2621 ) Etkinlik ( 205 )
Alanlar
Afrika 72 620
Asya 92 1020
Avrupa 20 631
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1344 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 595
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1991 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1991

Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası alanda yeniden yükselen aktivitesi, Bağlantısızlar Hareketi, Arap Birliği, İİT ve OPEC gibi örgütlerin üyelerinden olması ve son dönemde Türkiye ile geliştirdiği işbirlikleri ile küresel platformda ve bilhassa Akdeniz’de önemi gittikçe artan bir akt...;

Doğu toplumlarının etnik aidiyetleri ve bu aidiyetlerin dışlama, önyargı ve çatışma üzerindeki etkisi konusunda Batılı antropologlar tarafından birçok araştırma yapılmıştır. Bu araştırmalarda bölgede etnik aidiyetlerin ötekileştirmeye, önyargıya ve çatışmaya dönüşmediğine dair birçok bulgu ortaya çı...;

Avrupa, Karadeniz, Kafkaslar, Asya, Orta Doğu ve Afrika ülkeleri ile arasındaki tarihî, siyasi ve kültürel bağları, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası alanda yükselen aktivitesi, NATO, AGIT ve CICA gibi örgütlerin önemli üyelerinden olması ve son dönemde geliştirdiği aktif dış politi...;

Yüzyılımızın neredeyse sonuna gelmişken, çevre -şimdiye dek ihmal edilen ortağımız- hakkını savunmak için sesini yükseltmektedir. Ne şimdi ne de gelecekte, insanoğlu ve çevresi arasındaki ilişki artık göz ardı edilemeyecektir. ;

Malezya ise Güney Asya’daki stratejik konumu, 33 milyona yakın nüfusu, dinamik ve eğitimli insan kaynağı, sanayileşme ve teknolojide elde ettiği ilerleme, büyüyen ve gelişen ekonomisi, BM, İİT, ASEAN, Bağlantısızlar Hareketi, APEC, D8 gibi uluslararası örgütler içerisindeki saygın konumu ile tüm dün...;

Kafkasya Türkiye Rusya, Türkiye İran ilişkilerinin en önemli kesişme / buluşma noktasıdır. Türkiye’nin doğuya, Türkistan coğrafyasına açılan kapıdır. Kafkasya üzerinde zaman zaman oluşan İran-Rusya ittifakı çoğu zaman Türk ve Türk dünyası için iyi sonuçlar vermemiştir. ;

Türkiye - Kazakistan ikili ticaretinde, 2019 yılında ticaret hacmi 3,994 milyar dolar, ticaret açığı ise Kazakistan lehine 2,104 milyar dolar civarı olmuştur. Türkiye’nin Kazakistan’a ihraç ettiği başlıca ürünler; prefabrik yapılar, mücevherci eşyası ve aksamı, tohum, hububat ve kurubaklagildir. Kaz...;

24 Kasım 2015’te Türk F-16’larının Türkiye’nin hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle Suriye sınırına yakın bir bölgede bir Rus SU-24 savaş uçağını düşürmesi ile hızla krize sürüklenen Türkiye-Rusya ilişkileri, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 9 Ağustos 2016’da St. Petersburg’da Rusya devlet başkanı Putin’...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...