Selma

Yorum

Ben bu yazıda bir kadından bahsetmiyorum. Sadece dikkatinizi, 1965 yılında Selma, Alabama yani ABD nin Güney eyaletlerinden birinde yaşanan olaylara ve bugünkü yansımalarına çekmek istiyorum....

Ben bu yazıda bir kadından bahsetmiyorum. Sadece dikkatinizi, 1965 yılında Selma, Alabama yani ABD nin Güney eyaletlerinden birinde yaşanan olaylara ve bugünkü yansımalarına çekmek istiyorum.

Dün yani Pazar günü 1965 yılında Selma’dan yine aynı eyaletteki Montgomery’e yapılan yürüyüşlerde yaşanan kanlı olayların 50. yıl dönümüydü. Tarihe “Kanlı Pazar“ olarak geçti o gün. Oysa yürüyüşler şiddetsiz başlamıştı. Amaçları, ayırımcılığa bir darbe daha vuracak, oy “verme hakkı“ için düzenlenmişti. Orada Martin Luther King vardı. Orada niceleri ve o gün 20 li yaşlarında olan ve bugün olayın tanığı olarak geride kalan 75 yaşındaki John Lewis vardı.

Obama’nın Kahramanı

7 Mart Cumartesi günü Selma’da yapılan anma töreninde, ABD nin ilk Afrika kökenli Başkanı, Selma veya Edmund Pettus köprüsünün üzerinden ailesi ile geçerek, tarihi yeniden yazdı. O törende 1965 yılında ölümden dönen senatör John Lewis’i kahramanı ilan etti. Yaşlı Lewis anılarını anlatırken duygusal değil, gerçekçi, kindar değil umutluydu. Ferguson’da yaşanan olaylara rağmen, Amerika’nın o günlerden bugünlere büyük bir değişim ve dönüşüm yaşadığını düşünüyordu. Nice zorluğun üstesinden gelmişlerdi, daha nicelerini de aşabilirlerdi. Yola umutla çıkınca azme dağ mı dayanır? Nitekim yürüyüşlerin unutulmaz şarkısını hatırlayın. Onca insan King’in arkasında “Bir gün üstesinden geleceğiz“(We shall overcome someday) diye yürümüş, zor bir yola, bir köprünün üzerinde baş koymuşlardı. Kanlı Pazar’ın 50. yılı anısına, Selma’da siyasi değil, tarafsız ve barış terennüm eden bir tören yapıldı.

Selma Olaylarının İbreti

O yıl 7 Mart’ta 86 kilometrelik Edmund Pettus köprüsü üzerinde yürüyen insanlar, çağdaş uygarlığın kendilerine vaadettiği temel hakları istiyorlardı. O haklar ki hem insan hakları evrensel beyannamesinin, hem de Amerikan Anayasa’sının temeliydi. Ama ırkçılığın kasıp kavurduğu Güney eyaletlerinde, deri rengi yüzünden yapılan ayırımcılık tüm şiddeti ile sürüyordu. Üzerinde yürüdükleri köprüye adını veren Edmund Pettus bile, zenci karşıtı bir örgüt olan zamanın ölüm makinası KuKlux Klan’ın kurucusuydu. Bugüne kadar adını tutmalarına şaşmıyorum desem yalan olur.

Yerel bir Yönetimin İnsafına Terkedilemeyecek bir Halk

İşte gürültü o gün koptu. Yürüyüşleri “sivil itaatsizlik“ olarak mütala eden eyalet polisi silahsız insanlara saldırdı. Önce cop ve biber gazı, sonra silahla.Artık 9 Mart’a isabet eden ikinci yürüyüşte, yani 50 yıl önce bugün, yürüyüş öncülerinin tuzağa düşürülerek öldürülmeleri başlamıştı. Evet Başkan Johnson gerekli önlemleri almak için hem federal kolluk kuvvetlerini seferber etmiş, hem de koruyucu yasal çerçeveyi oluşturmaya başlamıştı. Ama Alabama'nın ırkçı “seçilmiş“ valisi meşhur Wallace, kendi halkına şiddet uygulamaktan çekinmiyordu. Sanki saldırma ve öldürme erkini “halkın iradesi“nden alıyordu. Onun için seçilmiş vali de her zaman iyi ve hakkaniyetli bir yönetim yaratmayabilir.

Nitekim 21 Mart’ta 3. kez yürüyen halkı koruma görevini onun için Federal polis müfrezeleri üstlendi. Açıkçası halkı yerel otoritenin insafına veya insafsızlığına terkedemezlerdi. Yürüyüş 24 Mart’ta Montgomery’e ulaştığında 25.000 i aşkın bir kalabalık, hala çok uzun bir yolun başında olduğunun farkındaydı.

Ve Obama’nın Farkı

Obama 7 Mart’taki konuşmasına John Lewis’i onurlandırarak başladı. Selma yürüyüşünün, şiddetsiz özelliğini vurguladı. Geçmişe kin saçmadı. Vali Wallace ve başkalarını suçlayarak partizanlık yapmadı. Selma’nın, ABD nin kaderinin yazıldığı yerlerden biri olduğuna vurgu vurdu. 50 yıl sonra, köleliğin, savaşın, ayırımcılığın ve despotluğun Amerikan tarihinde yarattığı uçurumları hatırlattı. O günün yaşayan ve yaşamını kaybetmiş tanıklarını andı. Selma yürüyüşünü, adalete doğru yapılan bir yürüyüş olarak niteledi. Elbette Obama’nın konuşmasında da dini referanslar vardı. Ama hepsi ümit ve iyilik ile ilgiliydi. Yüce Allah’ın aslında siyah-beyaz diye bir ayırım yapmadan hepsini evladı kabul ettiğini hatırlattı. Obama bölücü değil, birleştiriciydi. Birbirine düşürücü, birbirini kırdırıcı değil, barıştırıcıydı. Uzlaştırıcıydı. Nefret saçmıyordu. Sevgi ve ahenk telkin ediyordu. Tabii kolay Başkan olunmuyor. Nefret ve kin tohumları ekerek bir yere varılmıyor.

Ve bir kez daha “Üstesinden Geleceğiz“ Dedi

İşte bu noktada Obama’nın konuşması bir vatan sevgisi ve vatan tutkusuna evrildi. Selma’nın bir müze veya bir anıt değil, “mükemmel bir birlik“ kurmak için bir fırsat olduğunu söyledi. “İnsanlar eşit yaratılmıştır. Bunu unutmayalım“ dedi. Kadını ile erkeği ile, her din, dil ve ırktan insanı ile bir okyanustan diğerine bu ülke hepimizin mesajı verdi. Burma, Tunus, Ukrayna ve başka yerlerdeki yürüyüş, gösteri ve haklı taleplere de dikkat çekti. “Selma herkes için ayırımcılığa karşı ve umut için bir sembol“ dedi. “Ama bu yürüyüş bitmedi. Henüz yolun başındayız“ sözünü tekrarladı. Ferguson’un acılarına parmak basmaktan çekinmedi. Ama yine birgün “üstesinden geleceğiz“ dedi. Obama’nın kendisi bunun en önemli kanıtı değil mi?

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2643 ) Etkinlik ( 216 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1035
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1995 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1995

Daha önce, bu platformda kaleme aldığımız bazı çalışmalarda sıklıkla ifade etmiştik ki; bugün Balkanlar olarak adlandırılan Avrupa topraklarının “Batı Medeniyeti”nin dışında tutulmasının en kolay yolu, onu asla tam manası ile tanımlamamak olarak belirlenmişti. ;

Meksika ise yaklaşık 2 milyon kilometrekarelik yüzölçümü ile Orta Amerika’daki stratejik konumu, 124 milyon civarındaki nüfusu, insan kaynağı, 1,223 trilyon GSYİH ile büyüyen ve gelişen ekonomisi, BM, Amerika Devletleri Örgütü (ADÖ), Rio Grubu, OECD, ANDEAN, Orta Amerika Entegrasyon Sistemi (SICA),...;

Brezilya ise 213 milyonu aşan nüfusu ile dünyanın altıncı ve 8,5 milyon km² üzerindeki yüzölçümü ile beşinci büyük ülkesi olarak Latin Amerika’da önemli bir siyasi ve ekonomik güç ve küresel düzeyde önemli bir aktördür. 2 trilyon dolar civarındaki GSYİH’sı ile Latin Amerika’nın en büyük, dünyanın do...;

Muhammed Nadir Şah, Afgan kraliyet ailesi üyelerinden birisidir. Amanullah Han ile aynı soydan gelmektedir. Nadir Şah, Amanullah Han’ın kuzenidir. Eski Afgan Emiri Dost Muhammed’in yeğeni Mehmet Yusuf Han’ın oğludur. ;

Arjantin ise 45 milyonluk nüfusu, 2 milyon 791 bin kilometrekarelik yüzölçümü ve 518 milyar doları aşan GSYİH’sı ile Latin Amerika’da önemli bir siyasi ve ekonomik bir aktör olup üyesi olduğu bölgesel ve küresel uluslararası örgütler içindeki aktivitesi ile dikkatleri üzerine çekmektedir. Arjantin, ...;

Üstüne inceleme yapılan devletin, “modern devlet” yani “burjuva devleti” olduğunu hatırlatmak gerekir. Ancak burada, Pierre Clastres’nin1 ilkel (ilksel) toplulukların, siyasal yapılanmalarıyla “devlete karşı” topluluklar oldukları ve ilksel halkların tarihinin devlete karşı mücadeleler tarihi olduğu...;

Güvenlik üzerinden yeni ittifakların gelişmesi ise başat ülkelerin aldıkları risklerden ve inisiyatiflerden okunabilmektedir. Mülkiyet ve güç kavramlarının niteliği ile iş modeli tarihsel olarak değişmektedir. “Başarıda Başarısızlık” sendromu yaşayan AB’nin geleceğini; Brexit sonrası Batı’da yeniden...;

Klasik diplomasiye ekonomik, sosyal, kültürel ve insani alanlarda açılım imkanı sunan kalkınma işbirliğindeki aktörlerin etkili koordinasyonu için proje, program ve proaktif inovasyon desteği sağlamak üzere kurulan TASAM Kalkınma ve İşbirliği Enstitüsü’nün resmî internet sitesi yenilendi.;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.

Yemen, Coğrafi konumu itibarıyla kızıl denizin Hint Okyanusu’na açıldığı kapıdır. Afrika boynuzu ile birlikte Bab’ül Mendeb boğazının doğu kıyısında yer almaktadır. Yeryüzünde denizler üzerinde seyreden malların p gibi büyük bir oranı Süveyş kanalı, Kızıl Deniz ve Aden körfezinden geçtiği düşünülürs...

Somali Cumhuriyeti; Afrika’nın doğusunda yer almakta olup Afrika Boynuzu olarak adlandırılan ve dünya gündemine açlığın, kıtlığın ve bulaşıcı hastalıkların yol açtığı felaketler nedeniyle sık sık gelen bir bölgede konumlanmış durumdadır.