Afrika Kıtasındaki Rekabetin Mısır ve Sudan’a Yansımaları

Makale

Mısır’daki Gelişmeler Güney Sudan’daki referandum ile başlayan, ardından Cezayir, Tunus ve son olarak Mısır’daki şiddet olayları ile dünya gündeminin ön sıralarında bulunan ve önemli bir mücadele alanı olarak tanımlanan Afrika kıtasındaki gelişmeler dikkat çekmektedir....

Mısır’daki Gelişmeler

Güney Sudan’daki referandum ile başlayan, ardından Cezayir, Tunus ve son olarak Mısır’daki şiddet olayları ile dünya gündeminin ön sıralarında bulunan ve önemli bir mücadele alanı olarak tanımlanan Afrika kıtasındaki gelişmeler dikkat çekmektedir.

Mısır’da devam etmekte olan ve Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’i hedef alan protestolar, uzun yıllar Batı dünyasının yakın stratejik ortaklarından birisi olarak bilinen Mübarek’in uluslararası kamuoyundaki imajının ciddi ölçüde zayıfladığını göstermektedir. Ülkedeki Mübarek taraftarları ile karşıtları arasında yaşanan olayları ise Mısır’ın bölgedeki ve uluslararası alandaki saygın konumu açısından olumsuz ve üzüntü verici gelişmeler şeklinde nitelendirmek mümkündür. Öte yandan, Hüsnü Mübarek’e karşı uluslararası bir görüş birliğinin varlığı açıkça belli hissedilmektedir.

Özellikle İsrail ile sahip olduğu yakın ilişkilerden ötürü Ortadoğu’daki dengeleri ciddi bir biçimde etkileyen ve ABD’nin yakın müttefiklerinden birisi olarak tanımladığı Mısır’da son iki haftadır yaşanan gerilim, dünya kamuoyunda ciddi bir yankı bulmaktadır.

Muhalefet tarafından Mübarek’e geçtiğimiz Cuma gününe kadar görevi bırakmasına ilişkin verilen süre dolarken, daha önce rejim değişikliği ile Mübarek görevini bırakana dek müzakerelere yanaşmayacakları taahhüdünde bulunan Muhalif Gruplar Komitesi’nin hafta sonunda masaya oturdukları görülmüştür.
Mübarek’in görevinden ayrılması durumunda ülkede kargaşa yaşanacağını belirterek gelecek seçimlere kadar görevinin başında olacağı konusunda ısrarcı bir tutum sergilemesi; müzakerelerde basına daha fazla özgürlük tanınması, gözaltındaki muhaliflerin serbest bırakılması ve anayasada köklü değişiklikler yapılmasına ilişkin konuların masaya yatırılması, diyalog sürecinin başlangıcı açısından önem teşkil etmektedir.

Öte yandan Mısır’daki değişim sürecinin süratle gerçekleşmesi gerektiğini ifade eden ABD Başkanı Barack Obama’nın Kahire’ye gönderdiği özel temsilcisi Frank Wisner’in Mübarek ile yaptığı görüşmenin ardından geçiş sürecinde Mübarek’in bir süre daha görevinin başında kalması gerektiği yönünde yapmış olduğu açıklama kafalarda soru işareti bırakırken, ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından Wisner’in sözlerinin kendi şahsi görüşü olduğu ve dış politikalarını yansıtmadığına ilişkin bir açıklama gelmiştir. Ayrıca yakın zamanda ABD tarafından yapılan açıklamada Mısır’ın gerekli reformları süratle gerçekleştirmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Mısır’daki gelişmelerin son dönemde istikrarsız görünen Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilere yansımalarının da olumsuz yönde olduğunu ifade etmek mümkündür. Özellikle Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin ve İngiltere Başbakanı David Cameron’un açıklamalarında Mısır’daki değişimin süratli, güvenilir ve ihtiyaçları eksiksiz olarak karşılamaya yönelik olması yönündeki çağrıları, Mübarek’e yapılan açık bir uyarı şeklinde yorumlanmıştır.

Yakın geçmişe dönüldüğünde AB’nin özellikle Afrika kıtası ile ilişkilerinde en fazla öne çıkan devletlerden birisi olan Mısır’ın 2000 yılındaki ilk Zirve’ye ev sahipliği yaptığı bilinmektedir. Ayrıca Lizbon Zirvesi’nin hemen öncesinde 4 - 5 Aralık 2007 tarihlerindeki Afrika – AB Bakanlar Toplantısı da Sharm Al Sheikh’de gerçekleştirilmiştir. Lizbon Zirvesi’nin sonunda yayınlanan bildiride de Mısır’ın ve Devlet Başkanı Mübarek’in ikili ilişkiler konusunda son derece aktif ve yapıcı bir rol oynadığına özel bir vurgu yapılmıştı.
Kahire Zirvesi, AB ile Afrika arasında daha kapsamlı bir siyasi diyaloğun tesisi açısından önemli bir girişim olurken, söz konusu Zirve’nin ardından her iki tarafın Yönetici Memurları ve Bakanları düzenli toplantılar vesilesiyle bir araya gelmeye başlamışladır. Ancak geçtiğimiz yılın Şubat ayında Mısır’da gerçekleştirilmesi planlanan Fransa – Afrika Zirvesi, Mübarek’in Sudan lideri Ömer el Beşir’i Zirve’ye davet etmesine yönelik ısrarcı tutumu nedeniyle ertelenmiş ve söz konusu Zirve, El Beşir’in Zirve’ye katılımının engellenmesi amacıyla Mayıs ayının sonunda Fransa’nın Nice kentinde gerçekleştirilmişti.

Yaşanan son gelişmelerin ardından ise Fransa ve Almanya’nın Msır’a silah satışını askıya aldıklarını açıklamaları ve Mübarek Yönetimi’ne yönelik yapılan eleştiriler, ilişkilerin önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğinin açık bir göstergesi olarak nitelendirilebilir.

Önümüzdeki süreçte Mısır’daki müzakerelerin yoğunlaşacağı tahmin edilirken, dönüşüm sürecinde taraflar arasında uzlaşıya yönelik atılacak adımlar ve dış güçlerin konuya yaklaşımları, ülkenin ve bölgenin istikrarını da doğrudan etkileyecektir.

<<>>

Sudan’ın Bölgedeki Rekabette Artan Önemi

Bölgede yaşanan bir diğer önemli gelişme ise Güney Sudan’daki referandumun ardından dikkatle izlenen ABD ile Sudan arasındaki yoğun diplomasi trafiğidir.1

Güney Sudan’daki bağımsızlık referandumu başarıyla gerçekleştirilirken, Referandum Komisyonu %98,83 evet oyu ile Güney Sudan’ın bağımsızlığını teyit etmiştir.

Mısır’daki gelişmeler karşısında ABD’nin Mübarek’i gözden çıkardığı belirtilirken, son dönemde Afrika’ya yönelik dış politikasındaki ibreyi olumlu yönde Sudan’a çevirdiği görülmektedir. Bunun en açık göstergesi de yakın zamana kadar ABD’nin eleştiri oklarından payını alan Sudan’ın artık bu ülkeyle doğrudan masaya oturmasıdır.

Tarafların, iki ülke arasındaki ortak çıkarlara hizmet edecek bir yol haritası üzerinde çalıştıkları, Vaşington ile Hartum arasındaki üst düzey diyaloğun sürdürülmesine, Kapsamlı Barış Anlaşması’nın yanı sıra Abyei ve Darfur gibi askıda bulunan sorunların en uygun biçimde çözümlenmesine çalışacakları, Sudan Devlet Başkan Yardımcısı ile yapılan görüşmenin ardından ABD’li Bakan Vekili tarafından kamuoyuna duyurulmuştur.

Başkan Obama’nın Sudan özel vekili James B. Steinberg, Hartum’da Sudanlı yetkililerle 2 bir araya gelmiştir. Steinberg, Sudan ziyaretinin ardından Vaşington’da Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile bir görüşme gerçekleştirirken, söz konusu görüşmede Sudan’a yönelik ekonomik yaptırımların kaldırılmasına ve ABD’nin Sudan’ı terörizmi destekleyen ülkeler listesinden çıkartmasına ilişkin konular ele alınmış, ayrıca Sudan Dışişleri Bakanı Ali Karti de Vaşington’a bir çalışma ziyaretinde bulunmuştur.

Güney Sudan’daki referandumun başarıyla tamamlanmasının ardından Obama Yönetimi, Sudan Hükümeti’ne referandumda göstermiş olduğu hassasiyetten ötürü takdirini sunarken, referandum sonrası bölgede yaşanabilecek sorunların bertaraf edilmesi doğrultusunda çaba göstereceklerini belirtti.3 Obama’nın söz konusu açıklaması, Kuzey ile Güney’in ayrılmasına yönelik geçici dönemde ABD’nin izlemekte olduğu yatıştırma politikası şeklinde değerlendirilmektedir. Öte yandan Avrupa Birliği’nin de Sudan’ı referandum sürecinde ülkedeki sakin ortamdan ötürü tebrik ettiği görülmüştür.

Sudan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ise ABD – Sudan diyaloğunda kısa zamanda uzun bir mesafe kat edildiği; iki ülkenin, ilişkilerin normalleştirilmesine ve ortak çıkarlara hizmet edecek bir yol haritası üzerinde çalıştıkları duyuruldu.

Yine yakın dönemde Sudanlı bir diplomat tarafından yapılan açıklamada ABD ile Sudan Yönetimi arasında atılan karşılıklı adımlardan memnun oldukları, tarafların bu süreçte birçok kez bir araya gelmeleri, diyalog yanlısı politikalar izlemeleri, Sudan’ın ABD’nin terörizme destek veren ülkeler listesinden çıkartılması, ekonomik yaptırımların kaldırılması ve borç sorununa çözüm bulunması gibi konuların büyük önem teşkil ettiği belirtildi.

Referandumun barışçıl bir ortamda gerçekleştirilmesine rağmen ülkenin hassas yapısı, istikrarın her an bozulması riskini de beraberinde getirmektedir. Öte yandan Abyei’de görülen aralıklı çatışmalar ve Güney Sudan Halkı Özgürlük Ordusu’nun (SPLM) Abyei’yi Kuzey’e bırakmayacakları yönündeki açıklamaları, ülkedeki ortamı doğrudan etkilemektedir.4 Ayrıca Sudan’ın resmi rakamlara göre dış borcu 35,7 milyar dolar olarak hesaplanmıştır. Buna göre önümüzdeki süreçte Güney’in Abyei’yi kendi topraklarına katmaya yönelik girişimlerine karşılık Kuzey’in de Güney’den mümkün olduğunca fazla miktarda dış borcu ödemesinin yanı sıra petrolden pay talep edeceği ve nihai çözüm geciktikçe Kuzey’in daha fazla talebinin karşılanacağını öngörmek mümkündür.5

Son dönemde ikili ilişkilerdeki bu gelişmeler, Başkan Obama’nın Güney Sudan’daki referandumun başarıyla gerçekleştirilmesi nedeniyle Kuzey’e yönelik vaatlerinin uygulamaya konulması şeklinde nitelendirilmektedir.

Sudan’ı ABD ile Çin arasındaki rekabetin aynası olarak da değerlendirmek mümkündür. Özellikle Çin’in kıta genelinde izlemekte olduğu aktif politikaların yanı sıra her geçen gün buralardan daha fazla petrol ithal etmesi; Angola, Nijerya ve Sudan’ın buradaki kritik konumları, ABD’nin kıtadaki çıkarları açısından ciddi bir tehdit unsuru olarak görülmektedir. Dolayısıyla ABD’nin bölgedeki dengeleri kendi lehine değiştirmek amacını taşıyan politikalar, aynı zamanda Çin’in de buradaki etkisinin sınırlandırılmasıyla doğrudan ilişkilidir.

Sonuç

ABD’nin Ulusal Güvenlik Stratejisi doğrultusunda Sahra altı Afrika ülkelerinde serbest piyasa rejimini mümkün olduğunca yaygınlaştırmaya çalışması, böylece kendisine yeni pazarlar oluşturma isteği ve aynı zamanda stratejik bölgelerin ve doğal zenginliklerin kontrolü, söz konusu politikaların altında yatan temel nedenlerdir.

ABD Ticaret Departmanı’na göre 2008 yılında Afrika ile 141 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2009’da ciddi bir düşüş yaşamış ve 55 milyar dolar olarak açıklanmıştır. Çin Ticaret Bakanlığı tarafından ise 2008 yılında kıta ile 106 milyar dolar olan ticaret hacminin 2009’da 90 milyar dolar olduğu belirtilmiştir. Söz konusu göstergeler, ABD açısından gerek ciddi bir ekonomik kayıp gerekse ciddi bir itibar kaybı olarak nitelendirilebilir.

ABD’nin ithal etmekte olduğu petrolün %15’i Afrika ülkelerindendir ve 2015 yılına kadar söz konusu oranın %25’e ulaşması beklenmektedir. Bu durum aynı zamanda ABD’nin Ortadoğu petrollerine olan bağımlılığının da belirli bir ölçüde azaltılması anlamına gelmektedir.

Özetle Sudan ve Mısır, bölgedeki kilit ülkeler arasında bulunmakta ve komşuları üzerinde önemli etkiye sahip ülkeler olarak bilinmektedirler. Ancak kıta ülkelerinin genel anlamda üzerinde bulundukları hassas dengeler ve bölgesel konjonktürün çatışmalara müsait olması nedeniyle buralarda izlenecek politikaların iyi analiz edilmesini zorunlu kılmakta, ayrıca son dönemde hızla gelişmekte olduğu ifade edilen ABD – Sudan ilişkilerindeki tarihsel güvensizliği de göz ardı etmemek gerekmektedir.

1 Bilindiği üzere Sudan, 1997’den bu yana ABD’nin ekonomik yaptırımlar uyguladığı bir ülkedir ve iki ülke arasındaki diplomatik temsil, Maslahatgüzarlık düzeyindedir.
2 Devlet Başkan Yardımcısı Ali Osman Taha, Başkanlık Temsilcisi Nafei Ali Nafei, Dışişleri Bakanı Ali Karti ve Güvenlik İlişkilerinden Sorumlu Başkanlık Danışmanı Salah Gosh.

3 Başkan Obama, 24 Eylül’de New York’daki BM Sudan Zirvesi’ne de iştirak etmişti.
4BM Yetkilileri, Abyei’de yaşayan insanların kimliklerini açıklamaktan ısrarla kaçındıklarını belirtmektedirler.
5 Abyei Sorunu, Kuzey ile Güney arasındaki nihai sınırın belirlenmesi ve petrol hâsılatının bölüşülmesi gibi konular nedeniyle Kapsamlı Barış Anlaşması’nın uygulanmasındaki en zor parça olarak nitelendirilmektedir.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2708 ) Etkinlik ( 221 )
Alanlar
Afrika 76 639
Asya 98 1077
Avrupa 22 637
Latin Amerika ve Karayipler 16 67
Kuzey Amerika 9 288
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1379 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 293
Orta Doğu 22 606
Karadeniz Kafkas 3 296
Akdeniz 3 184
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1292 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 511
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2046 ) Etkinlik ( 82 )
Alanlar
Türkiye 82 2046

ABD Dışişleri Bakanı Blinken’in Mısır’la başlayan Orta Doğu gezisinde, Mısır ve İsrail arasındaki barışın ve özellikle Abraham konjonktürünün, bölgedeki gelişmelerden olumsuz etkilenmesi endişesi hissedildi. Orta Doğu uzlaşmadan çok çatışmanın olduğu bir bölge. ;

Uluslararası mecrada bir “Türkiye Markası“ hâline gelen Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi, TASAM 2004-2023 Faaliyet Raporu’nu yayımladı.;

Afrika kıtası sahip olduğu zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarıyla yüzyıllardır başta Batılı devletler olmak üzere küresel aktörlerin ilgisini çekmektedir. Ancak Soğuk Savaş’tan itibaren siyasi nedenlerle de Afrika’nın, küresel aktörlerin dış politika ajandalarında büyük bir öneme sahip olduğunu söy...;

Avrupa’da aşırı sağın içinde bulunduğumuz son 40 yılda bir yükseliş yaşadığını söylemek mümkündür. Aşırı sağın bu yükselişinde hem iç hem dış pek çok dinamik bulunmaktadır. Bu dinamiklerin anlaşılması için öncelikle aşırı sağın anlamlandırılması ve son yıllarda aşırı sağın yükselişine neden olan siy...;

Komşu kıyılara sahip devletlerin Deniz Yetki Alanı (DYA) yan sınırının belirlenmesi her zaman sorunlu olmuştur. Genelde sınırın denizle birleştiği noktayı merkeze alan bir açı genişliği başlangıçta olmasa bile ilerleyen zaman içinde denizde veya karada meydana gelen topografik değişiklikler nedeniyl...;

Güvenlik kavramı, insanların değişen ihtiyaçları göz önüne alınarak değişirken, beraberinde Uluslararası İlişkiler alanını da dönüştürmektedir. Tarihten bu yana süre gelen konvansiyonel güvenlik, terörizm ve organize suç gibi sorunların yanında gelişme, cinsiyet, iklim, pandemi gibi yeni konular da ...;

Büyük güçlerin siber uzay ve siber güvenlik stratejileri 21. yüzyılın başlarında somut olarak şekillenmeye başlamıştır. Ancak bu stratejilerin temeli ABD ve SSCB'nin Soğuk Savaş dönemi boyunca tecrübe ettikleri uzay ve silahlanma yarışının bir sonucu olarak atılmıştır.;

ABD'nin Trump döneminden itibaren Afrika ile daha az ilgilendiği, Fransa’nın ise her geçen gün güç kaybettiği bir ortamda, uluslararası alanda yalnızlığa itilen Rusya, Afrika’da etkinliğini artırmaya yöneldi.;

9. İstanbul Güvenlik Konferansı (2023)

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul - Türkiye

Afrika 2063 Ağı İstişare Toplantısı 2

  • 20 Eki 2022 - 20 Eki 2022
  • Çevrimiçi - 14.00

Afrika 2063 Ağı İstişare Toplantısı 1

  • 06 Eki 2022 - 06 Eki 2022
  • Çevrimiçi - 14.00

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...