Kazakistan’da “Kadife Devrim” Hazırlıkları Soros

Makale

Avrasya Hinterlandı 2000’li yıllara jeopolitik dönüşümlerle başlamış oldu. Dönüşüm kaynaklarını askeri ve sivil olmak üzere iki gruba ayırmamız mümkündür. Irak, askeri müdahalenin örneği ise, sivil müdahalenin devamı Gürcistan’daki “Kadife Devrim” ile başladı ve günümüzde de Kırgızistan’da sahnelenmektedir.Ardından gelecek olan Kazakistan’da da altyapı yoğun biçimde hazırlanmaktadır. Her iki dönüşüm de dış müdahaleyi içermektedir....

Avrasya Hinterlandı 2000’li yıllara jeopolitik dönüşümlerle başlamış oldu. Dönüşüm kaynaklarını askeri ve sivil olmak üzere iki gruba ayırmamız mümkündür. Irak, askeri müdahalenin örneği ise, sivil müdahalenin devamı Gürcistan’daki “Kadife Devrim“ ile başladı ve günümüzde de Kırgızistan’da sahnelenmektedir.Ardından gelecek olan Kazakistan’da da altyapı yoğun biçimde hazırlanmaktadır. Her iki dönüşüm de dış müdahaleyi içermektedir.

Yenilenme olmalı mı? Olması için dış müdahale mi gerekir?
Birinci soruya olumlu cevap verilince ikincisi kendiliğinden kabulleniliveriliyor günümüz dünyasında. Yenilenme/dönüşüm olacaksa iç dinamiklerin içinden ortaya çıkmalı, aksi halde böyle bir müdahalenin meşruiyet zemini sorgulanacaktır.

Orta Asya’da demokrasinin gelişmesi psikolojik özgüvenin ve özgürlük alanlarının gelişmesi ile mümkündür. Psikolojik özgüvenin oluşması için toplumun öncelikle ekonomik sorunları çözülmeli. Özgürlük alanların gelişmesi, sadece Orta Asya veya herhangi bir bölgenin sorunu değil, küresel bir gereksinim haline gelmiştir.

Gürcistan’da vuku bulan “Kadife Devrim“ akabinde Los Angeles Times gazetesine verdiği röportajda Açık Toplum Enstitüleri’nin kurucu başkanı George Soros aynı neticeyi Orta Asya’daki devletlerde de görmek istediğini itiraf etmişti(1). Orta Asya devletlerinin gelişmişlik düzeyleri farklılık göze çarpmaktadır. Bu açıdan bakıldığında söz konusu ülkeler arasında Kazakistan ayrı bir yere sahiptir. Diğer BDT ülkelerine nazaran hayat standardı yüksekliği ve halkın tarihi derinliği olan olgunluk ve sabırlılık gibi özelliklere sahip olması “Kadife Devrim“ olgusunun yakın zamanda Kazakistan’da gerçekleşmesine pek olanak tanımıyor. Bununla beraber, söz konusu olgunun iyi irdelenmesi gerekmektedir.

George Soros kimdir?

İsmini tüm dünyaya 1997 Güneydoğu Asya Krizi’nde oynadığı rol ile duyuran George Soros, 1980’li yıllardan beri sivil toplum enstitülerinin şekillenmesi ve işlevlerinin çeşitlendirilmesi için faal olarak çalışmaktadır.
Soros’un "Açık Toplum" ismini vereceği projesinin taşıyıcısı ve uygulayıcısı elemanları yetiştirebilmek için, 1989’da eski Yugoslavya’nın Adriyatik kıyısındaki Dubrovnik kentinde kurduğu Inter-University Centre örgütü, Macaristan’da Merkezi Avrupa Üniversitesi’ni(2) kurdu. 1990’da Prag’da 100 öğrenciyle başlayan eğitim, şimdi 40 ülkeden 829 öğrencisi ile Budapeşte ve Varşova şubelerinde sürdürülüyor. Merkezi Avrupa Üniversitesi konseyindeki ünlüler arasında, ARI ve TESEV toplantılarına sık sık konuk olan P. E. Mroz da bulunuyor.

90’larla birlikte moda olan sivil toplumculuğun, uluslararası pazarlarda at koşturmak isteyen sermaye gruplarına sunduğu olanakları ilk keşfedenlerden olan Soros, öncelikle Balkan ve Doğu Avrupa ülkelerinde onlarca vakıf kurar. Bu vakıflara kaynak aktarmak, siyasi ve ideolojik müdahalelerini merkezileştirmek için Açık Toplum Enstitüsü isimli örgütü oluşturur. Soros’un sivil toplum kuruluşları, Balkan ve Doğu Avrupa ülkelerinde sosyalizmin çözülüp ardından kaynaklarının talan edilmesinde ve siyasi sistemlerinin AB ve ABD değerlerini destekleyen bir çizgide yeniden yapılandırılması süreçlerinde kilit rol oynamaktalar.

Bu deneyimin ardından yüzünü Kafkaslara çeviren Soros, öncelikle 80’li yıllardan beri tanıdığı ve kendisini, Açık Toplum Enstitüsü’nü kurması için bizzat Gürcistan’a davet eden Edward Şevardnadze ile ilişkilerini zorlayarak Gürcistan’a müdahale ediyor, ancak pastayı paylaşmak istemeyen Şevardnadze ile ilişkileri gerilince, muhalif Saakaşvili’yi desteklemeye karar veriyordu. Şevardnadze, yaptığı açıklamada Soros Fonu’na ülkenin içişlerine karışmaması yönünde uyarıda bulunurken, Saakaşvili’ye "Açık Toplum" ödülünü veren Soros ise, Kadife Devrimde rol alan özel Rustavi-2 televizyonu ve gençlik örgütü ’Kmara!’yı vakıfları üzerinden finanse etmişti. Sadece gençlik örgütüne ayda 500 bin dolarlık destek verildiği belirtilmektedir.

Gürcistan ve Ukrayna’daki olaylarla patlak veren “Kadife Devrimler“ süreci Orta Asya steplerine de ayak basmakta. Kazakistan’da Soros Vakfı tarafından gerçekleştirilen tüm faaliyet ve programlar incelendiği zaman belirli bir amaç güdüldüğü açıkça ortaya çıkmaktadır.

Gürcistan ve Ukrayna’daki ´Devrimlerin` başarısının ardında dışardan destekli güçlü muhalefet teşkilatlanması yer almaktadır. Nasıl ki, ilgili ülkelerin tüm bölgeleri arasında kurulan son derece esnek telekomünikasyon ağının oluşturulması dış finans ayağını teşkil ediyorsa, yoğun ajitasyon ve propaganda faaliyetleri de dış desteğin metodolojik ayağını oluşturmaktadır. Kullanılan en yoğun söylem ise “yolsuzlukla mücadele“dir.

Geçen yıl Soros Vakfı, “Kazakhstan Revenue Watch“ (3), “Yerel Yönetimler“ ve “Sivil Toplum Kuruluşlara (STK) Destek“ gibi finans boyutu çok yüksek olan programlar çerçevesinde çeşitli projeler hayata geçirmiştir. “Kazakhstan Revenue Watch“ programı çerçevesinde gerçekleştirilen “Açık Bütçe“ (Otkrytyi Byudjet) projesi bunlardan biridir. İlk bakışta söz konusu projenin amacı bir iyi niyet göstergesidir: Devlet ve yerel bütçelerin oluşum, yasama ve uygulama sürecinin şeffaflaştırılması ve petrol ile doğalgaz ihracatından elde edilen devlet gelirinin kamuoyuna açıklanması gibi hedefler söz konusudur. Böylesine güncel ve demokrasi ihraç eden ülkelerin bile tam olarak yerine getiremedikleri bir noktayı Kazakistan için dile getirmek ve söz konusu problemi çözmek, tartışmasız bir iyi niyet göstergesidir. Sözü edilen konular ile ilgili düşünce ve projelerini devlet yönetimine tavsiye niteliğinde sunarak yapıcı bir işbirliğine gitmesi ve olumlu sonuçları elde etmek, sürecin en mantıklı yoludur. Gayet mantıklı ve yapıcı nitelik taşıyan böyle bir yolu takip etmek yerine alternatif yolların uygulamaya konulması ilgili kurumların iyi niyet ve çözüm arayışlarına gölge düşürmektedir. Vakıf yönetimi her fırsatta devlet ve hükümet kurumları aleyhinde çeşitli beyanlarda bulunmaktadır(4). Geniş çaplı karalama kampanyası yerli ve dış basın kuruluşları tarafından destek görmekte ve istemeyerek de olsa belli bir kamuoyu hazırlanmaktadır.

Muhalefet Partisi “Ak Zhol“(5) bu söylemleri aynen benimseyerek geçen milletvekili seçimlerine katılmıştı fakat, söz konusu seçimde Gürcistan ve Ukrayna’daki durumun aksine, Kazakistan seçmeni öyle kolay kolay galeyana gelmeyeceğini gösterdi. Kazakistan seçmeninin hükümet tarafından gerçekleştirilen icraatlara onay vermesi, kendi gelir durumu ve genel yaşam standartlarında somut iyileşmelerin hissedilmesi, bulunduğu coğrafyasına has soğukkanlılığı, sabrı ve olayların çözümlenmesinde sergilediği mantıklı davranışları gibi karakteristiklere sahip olması bunun başlıca nedenleri arasında sayılabilir.

Soros Vakfı tarafından Yerel Yönetimler Programı çerçevesinde gerçekleştirilen bir başka proje Seçim-öncesi Mesafesi (Predvybornaya Distanciya). Projenin amacı güya seçim öncesi dönemde Kazakistan siyaset kültürüne sivil açık toplum geleneklerini enjekte etme ve interaktif siyaset iletişimini sağlamaktır. Proje neticesinde Vakıf analistleri Kazakistan’da seçim öncesi durum tespiti yaparak, siyasi parti, sivil toplum kuruluşları ve birey olarak seçmenin olası davranış biçimini irdelemiş oldular. Proje Kazakistan’da faaliyet gösteren yaklaşık 15 sivil kuruluşu 60.000 ABD Doları ile finanse ederek(6) seçime katılacak partilerin programlarını irdeleyip içeriklerinin halkın genel isteklerini karşılayıp karşılamadığını, politikalarının zayıf noktalarını ve farklı sosyal grupların siyasi ahlak anlayışını da tespit etmiş oluyordu. İlgili çalışma ve bunların sonuçlarının Kazakistan’daki ABD Elçiliğine de ulaştırılmış olması kuvvetle muhtemeldir.

STK (Sivil Toplum Kuruluşları) Destekleme çalışmaları çerçevesinde Soros Vakfı tarafından STK Okulu adlı proje yürütülmektedir. Projenin amacı “kaynak merkezlerinin ağı“ (“seti resursnyh tsentrov“) . Bir başka deyişle – yukarıda da sözü edildiği gibi – Kazakistan’ın tüm bölgelerinde Vakıfa yakınlığı ile bilinen sivil toplum kuruluşları arasında güçlü iletişim ağlarının oluşturulması olarak tanımlayabiliriz. İlgili merkezlerinin finanse edilmesi için ise yıllık 100 bin ABD doları harcanmaktadır.
Burada Soros Vakfı’nın sadece bir senelik çalışmaları dile getirilmiştir. Vakfın faaliyetleri on yıldır devam etmektedir Kazakistan’da. Soros Vakfı ihtiyaç duyduğunda çevresine her zaman gerekli şahısları toplayabilmektedir. Batı ülkelerne eğitime giden öğrenciler Vakıf tarafından cömert bir şekilde desteklenmekte, birçok parti ve STK üyelerin yurt dışı (genellikle Avrupa ve ABD) seyahatleri bu Vakfın sponsorluğunda gerçekleşmektedir. Bir başka örnek: Assandi Times Gazetesi (şimdiki adıyla “Cumhuriyet“ [“Respublika“]) 2003 yılında “Media Support“ Programı çerçevesinde Kazakistan-Soros Vakfı’ndan çeşitli bilgisayar ve teknolojik ekipman temin etmiştir. 2002-2003 yıllarında bir başka Gazete, Söz Soros Vakfı’ndan yarım milyon Tenge tutarında bir yardım parası almıştır. İlgili gazeteler gayet tabii ki Soros Vakfı’nı ve Vakıfça desteklenen “Kadife Devrimlerle“ ilgili haberlere geniş yer ayırtmaktadırlar.

Kazakistan-Soros Vakıf’la ilgili son haber ise Kazakistan Maliye Polisi’nden geldi. Vakıf Kazakistan Devleti’nden büyük miktarda vergi kaçakçılığı yaptığı öne sürüldü. Vakfın Kazakistan Cumhuriyeti’ne vergi borcu yaklaşık 81 milyon Tengedir (yaklaşık 623.000$). Kazakistan Vergi Kanunu’na muhalefetten dolayı Maliye Polisi suç duyurusunda bulunmuş ve gerekli işlemlere başlatmıştı(7). Bunlara rağmen Soros yetkilileri ABD’nin Kazakistan Büyükelçiliğini de arkalarına alarak kendilerini savunmaya çalışmaktadırlar. ABD Elçiliği Müsteşarı Mark Asquino geçen yılın aralık ayından beri Kazakistan’ın ilgili devlet kurumlarını sürekli ziyaret ederek Soros adına işlemlerin bitirilmesini istemekte zaman zaman da diplomatik etiği “unutarak“ tehditler de savurabilmektedir.

Soros Vakfı’nın Kazakistan’daki faaliyetleri irdelendiğinde ister istemez Rusya ve Özbekistan’ın söz konusu vakfı kendi ülkelerinden kapı dışarı ettikleri akla gelmektedir. Belki de onlar bu konuda haklıydılar...

1-David Holley, Soros Invests in His Democratic Passion; The Billionaire’s Open Society Institute Network is Focusing on Central Asia Now, Los Angeles Times, 5 Temmuz, 2004, pg.A6
2-Central Europe University, http://www.ceu.hu
3-“Kazakistan Devlet Gelirlerini İzleme Programı“.
4-Yöneltilen tenkitlerin başında petrol ve doğalgaz ihracatından elde edilen gelirlerin topluma açık olmaması gelmektedir; “Neftyanıye Dohody – Pod Kontrol Obshestva“ yani “Petrol Gelirleri Toplum Kontrolünde Gerçekleştirilmesi“ sloganı çerçevesinde hazırlanan “Sivil Güçbirliği Koalisyon Deklarasyonu“ ve haziran 2004 tarihinde Soros Vakfı tarafından gerçekleştirilen “Üretim Sanayi Gelirlerin Kontrolünü Sağlama Sürecinde Parlamento’nun Rolü“ açık forumdaki tezlerinde devletin üç kurumu yoğun ve tek taraflı saldırı altındadır: Parlamento, Ulusal Petrol Fonu ve Hükümet.
5-Ak Zhol (kaz.) : Ak Yol (Doğru Yol)
6-“Tsentral’no-Aziatskie Novosti“ Haber Ajansı, http://centran.ru/cgi-bin/index.pl?text_id=14445&all=yes , 29 mart 2004.
7-Konu ile ilgili haberlerden biri için bkz.: RIA Novosti Haber Ajansı, 29.12.2004, Soros Set To Close Offıce In Kazakhstan, http://en.rian.ru/rian/index.cfm?prd_id=160&msg_id=5266564&startrow=1&date=2004-12-29&do_alert=0 . Soros ve Vakıfları dünyanın bir çok ülkede kanunları ihlal etmeyi prensip adinmiştir adeta. Fransa ve ABD de Soros ‘un faaliyetleri aleyhinde yasal işlemler düzenlenmektedir. Bkz.: Andrey Nizamutdinov, “Fransa Adalet Bakanlığı Soros Hakkındaki Suç Duyurusunu Onayladı“, RIA Novosti Haber Ajansı, 11 Şubat 2005 (http://rian.ru/world/europa/20050211/25638723-print.html); Aleksandr Braterskiy, “Soros’a Seçim Kampanyaları Yasası İhlali Nedeniye Suç Duyurusu“, RIA Novosti Haber Ajansı, 11 Ocak 2005 (http://rian.ru/politics/20041101/722410-print.html)

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2598 ) Etkinlik ( 190 )
Alanlar
Afrika 69 617
Asya 84 1007
Avrupa 17 625
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 284
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1340 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 174
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1285 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 507
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1989 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1989

İstanbul İktisat Kongresi, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM tarafından “Geleceğin Ekonomisinde Türkiye ve Sosyal Ahlak Kodu“ ana temasıyla 09-11 Aralık 2021 tarihinde gerçekleştirilecek.;

Yaratılışından bugüne üzerinde yaşayan insanların tümünün, Tek Bir Dünya olarak düşlediği bu gezegen üzerine, çok sayıda kuramlar ve tezler üretilmiş. ;

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Fas ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu noktada, ‘Türkiye - Fas Stratejik Diyaloğu’nu...;

“Çin’in Başarılarının Sırrı | Çin-Türkiye İşbirliğinin Geleceği“ başlıklı çok taraflı çalıştay “Kuşak ve Yol, Ticaret, Turizm, Yatırım, Finans ve Teknoloji“ teması ile 12 Nisan 2021 Pazartesi günü, Hilton İstanbul Bosphorus Oteli’nde gerçekleştirilmiştir. ;

Aktör ve otoriteleri stratejik boyutu da kapsayan bir yaklaşımla bir araya getirecek olan Türkiye - Endonezya Stratejik Diyaloğu önemli bir işlev görecektir.;

21’inci yüzyıla Avrupa yeni güvenlik sorunları ile girmiş ve bu da güvenlik ilişkileri ve kurumsal yapılar açısından çok farklı belirlemeleri ve gelişmeleri gündeme getirmektedir. Bu durum, mevcut uluslararası kuruluşların çoğunun rol ve fonksiyonlarını değiştirmekte, bazılarının yok olmasına neden ...;

Çin ve Türk otoritelerinin işbirliği/katkıları ile sürdürülen Proje kapsamında “Çin’in Başarılarının Sırrı | Çin Türkiye İşbirliğinin Geleceği” Çalıştayı İstanbul’da yapıldı.;

1789 yılından bu yana kıta ile ilişkileri bulunan ABD’nin dış politikasında Afrika’nın hiçbir zaman bu politikaların merkezinde bulunmadığı ve uzun bir dönem Afrika ülkelerine üst düzey ziyaretlerin gerçekleştirilmediği görülürken, buna karşın 1840’lı yıllarda bağımsız Liberya’nın oluşumuna önemli k...;

2. Uluslararası Akdeniz Kongresi

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

2. Uluslararası Karadeniz - Kafkas Kongresi

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.