Türk-Rus İlişkileri: Avrasya Jeopolitikası Üzerine Öngörüler

Makale

Türkiye coğrafyası gereği çok boyutlu ve dinamik bir politika sürdürmektedir. Türk dış siyasetini yürütenler 11 Eylül saldırıları ve Irak’taki savaşın ışığı altında dış politika seçeneklerini dikkatli bir şekilde inceliyorlar. ...

Türkiye coğrafyası gereği çok boyutlu ve dinamik bir politika sürdürmektedir. Türk dış siyasetini yürütenler 11 Eylül saldırıları ve Irak’taki savaşın ışığı altında dış politika seçeneklerini dikkatli bir şekilde inceliyorlar. Türk-Rus ilişkileri bu karmaşık ilişkiler yumağı içinde ise oldukça kafa karıştırıyor. Tarihe bakıldığında, iki devlet arasında I. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar bir çok savaş olmuştur. Her iki ülkenin de bir imparatorluk geçmişi vardır ve travmatik imparatorluk sonrası yalnızlığını yaşamışlardır. Büyük imparatorluk geçmişleri ve bu imparatorlukların yıkılmasını takip eden tecrit duygusu bu tür ülkelerin ulusal bilinçlerini şekillendiren önemli etkenlerdir.

Rusya Başkanı Vladimir Putin’in geçen yılın Aralık ayında Türkiye’yi ziyaretinin ardından Türkiye Başbakanı 10 Ocak 2005’de Rusya’ya bir günlük resmi bir ziyarette bulundu. Bu iki devlet arasındaki ilişkileri belirleyen mevcut etkenleri incelemek yerinde olur. Rus iç siyasetini çogunlukla Batıcılar, Batı Karşıtları, Avrasyacılar, ultra milliyetçiler ve nostaljik komünistlerin karşıt görüşleri meydana getirir. Rus dış siyaseti de genellikle iç siyaset tercihleri doğrultusunda belirlenir. Rus dış siyasetinde o anda etkin olan siyasi dengelere bağlı olarak Avrupa ile Asya arasında sallanmada terddüt eden görünmez bir sarkaç var. Bugün Rus dış politikası Batı’ya daha eleştirel yaklaşıp daha Avrasya yönelimli bir yol izlemektedir.

Böyle bir ulusal bilinç ve jeopolitik yönelimin varlığı Moskova’nın Türkiye’ye karşı sabit ve iyi işleyen bir dış siyaset belirlemesini güçleştiriyor. Rusya gibi Türkiye de Kafkas, Balkan, Orta Doğulu ve Avrupalı kimliklerini taşır ve bu bölgelerde önem verdiği farklı çıkarları bulunmaktadır. Diğer önemli bir etken ise her iki ülkenin de dinamik ulusal ve ekonomik dönüşümler geçiriyor olmasıdır. İçinde bulunduğumuz on yılın ilk dört yılı içindeki değişim hem toplumsal hem de devlet düzeyinde kesinlikle çarpıcı olmuştur.

Eldeki Sorunlar

Daha belirgin ifade etmek gerekirse, Türk-Rus ilişkilerinin geleceği karşılıklı, bölgesel ve uluslar arası gelişmelerin bir sonucu olacaktır. Yakın zamandaki üst düzey karşılıklı ziyaretler iki devlet arasındaki bazı önemli sorunları vurgulamaktadır. Gözlemcilerin Moskova ve Ankara arasında iyimser bir ortam algılamalarına rağmen, iki devletin karşılıklı çekiştikleri sorunlar mevcut.

İkili ilişkiler düzeyindeki konular ticaret, turizm, Türk ve Rus işadamlarının yatırımları, turizm, doğal gaz alımı, Boğazlar’dan geçen Rus petrol tankerleri, ileriki bir tarihte Trakya ya da Anadolu’dan geçebilecek boru hattı projeleri, Çeçen sorunu, Rusya’nın silah satışı ve Rus topraklarındaki Kürt ayrılıkçıların faaliyetleri olacaktır. Son zamanlardaki önemli bir gelişme de Rus liderin adanın bölünmesine son vermeyi hedefleyen BM planının kabulu yönünde oy kullanan Kıbrıs Türkleri’nin uluslar arası kamuoyundan daha iyi bir davranışı hak ettiği yönündeki beyanı oldu.

Türkiye ile Rusya’nın çıkarlarının yakınlaştığı fazlaca söylenmekle birlikte, çatışan çıkarlarından da ayrıca bahsetmek gerekir. İki ülke de mevcut ilişkilerini geliştirmeyi ve uluslar arası arenada daha pragmatik bir tavır takınmayı yeğlemektedirler. İki taraftan da yetkililer yapıcı ilişkilerin kurulmasına mutlaka yardımcı olacak bir takım anlaşmalar imzaladılar.

2004’de karşılıklı ticaret hacmi 10 milyar ABD dolarına ulaştı. İki taraf bu hacmin 2007’ye kadar 25 milyar ABD dolarına ulaşmasını hedefliyor. Türk inşaat sektörü Moskova’da faal durumda ve Rusya’daki pazar payını arttırıyor. Rus işadamları Türkiye’nin özelleştirme sürecini yakın takibe almış durumdalar ve Türkiye’nin enerji projelerinde yer almak istiyorlar. Diğer önemli bir işbirliği alanı ise Türkiye’ye Rus silah satışı. Irak krizi ile İran ve Suriye’de oluşabilecek muhtemel istikrarsız ortamı göz önünde bulunduran Ankara askeri modernizasyon projelerine ciddi bir özen gösteriyor ve Rusya’dan silah teminini de dikkate alıyor. Son olarak da, Rus turistler giderek artan bir ilgiyle tatilleri için Türkiye’nin Akdeniz kıyılarını tercih ediyorlar.

Diğer bir sevide ise, Rusya’nın enerji jeopolitiği, yakın çevresinde izlediği politikalar, Bakü-Tiflis-Ceyhan (B.T.C) petrol boru hattı, Kafkaslar’daki etnik ayrılıkçı hareketler, uluslar arası anlaşmalar doğrultusunda bölgedeki Rus askeri kuvvetlerinin azaltılması ve Irak savaşı sonrasında ortaya çıkan sorunlar ortak gündemi oluşturmakta. Rusya Azeri ve Kazak petrollerini Batı’ya nakletmesi beklenen B.T.C. boru hattına sıcak bakmıyor. Moskova bu boru hattını Hazar havzasındaki konumuna bir meydan okuma ve petrol ticareti önünde bir engel olarak görüyor. B.T.C. boru hattı etrafında oluşan ana çatışma Rusya ve bazı eski Sovyet cumhuriyetleri arasında cereyan etmekle birlikte, söz konusu durum Türk-Rus ilişkilerini dolaylı olarak etkiledi. Ancak, Mavi Akım projesi – Rusya’dan Türkiye’ye Karadeniz’in altından ulaşan bir doğal gaz boru hattı – ve diğer birçok Türk-Rus petrol boru hattı projeleri Rus tarafında petrol politikaları konusunda “düşük profilli“ bir siyasetin doğmasına yol açtı. Şu anda bir spekülasyon olmakla birlikte, Azerbaycan’daki British Petroleum Company’nin (BP) başkanı yakın zamanda Rus petrolünün B.T.C.’den taşınması ihtimaline dair bir söylentiyi çıkardı.

Resmi Türk söylemlerine göre, Çeçen sorunu Rusya’nın bir iç meselesidir. Türk yetkililer sıklıkla Rus güvenlik önlemlerinin Çeçenistan’da insan haklarına tecavüz etmemesi gerektiğini beyan ediyorlar. Gelgelelim, Türkiye’de yaşayan büyük bir Çeçen diasporası da başka bir yol izliyor ve Çeçen gerillalara yardım için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu ise, Türk ve Rus hükümetleri arasında önemli gerilimlere sebep oluyor. Buna karşılık, Türk yetkililer Kürdistan İşçi Partisi’nin – ayrılıkçı bir silahlı Kürt hareketi – Rus topraklarında gösterdiği faaliyetlerden duydukları rahatsızlığı dile getirdiler. Şimdilik, her iki taraf da sınırlarının ötesindeki etnik sorunlar yüzünden ilişkilerinin zarar görmemesi için ciddi çaba sarf ediyorlar.

Yeni Bir Jeopolitiğe Doğru

Rusya bölgesel bir profil çizmekte ve eski Sovyet topraklarındaki nüfuzunu kaybetme konusunda hassas. 1991’den bu yana, Türkiye AB ile özel ilişki tesis etmeye çalışan ve Kafkasya ve Orta Asya ile iyi ilişkiler kuran önemli bir bölgesel bir oyuncu olarak sahneye çıktı. Yakın Türk-Rus ilişkilerinin Brüksel ve Washington’da nasıl yorumlanacağı ise başka önemli bir soru.
Avrasya’nın değişik bölgelerindeki ABD askeri yerleşimi, Gürcistan ve Ukrayna’nın yerelindeki Batı yanlısı değişim, ABD’nin Afganistan ve Irak’taki savaşları, diğer birçok şeyin yanında, Avrasya’da yeni bir jeopolitiğin ortaya çıkmasına yol açan gelişmeler oldular. Avrupa ve ABD’nin eski Sovyet topraklarına yayılması Rus siyaset mekanizmasını Asya’da yeni müttefikler aramaya sevk etti. Rusya’nın İran, Çin ve Hindistan ile yakınlaşması bu yeni politikanın örnekleridir. Bu bağlamda, 11 Eylül saldırılarının ardından yaşanan yeni gelişmeler yalnızca Rusya ve diğer önemli Asya güçlerinin değil, aynı zamanda Fransa ve Almanya ciddi Avrupa devletlerinin de politikalarını bir araya getirmiş durumda.

AB üyeliği için müzakere tarihi aldıktan sonra ise, Türkiye bölgede bir Avrupalı oyuncu olarak çıkıyor. Ancak, Türkiye’nin yeni yönelimi Gürcistan ve Ukrayna’da birbirini takip eden yerel dönüşümlerde sınandı. Türkiye Rusya’nın Ukrayna ve Gürcistan’la bire bir politikalarına karşı düşük bir profil benimsedi ve krizleri çözme yolu olarak ilgili uluslar arası normlar ve anlaşmalara dikkat çeken yapıcı bir görüntüyü büyük bir hassasiyetle çizdi. Ankara Moskova ile kendi ilişkilerini geliştirirken, her hangi bir “Rusya Batı’ya karşı“ mücadelesinde taraf olmaktan kaçınıyor.

Bir diğer önemli çekişme konusu ise tarihi husumete ve Türkiye’nin Azerbaycan yanlısı politikalarına kurban giden Türk-Ermeni ilişkileridir. Halen, Rusya Ermenista’ın ana müttefikidir ve Türkiye ve Ermenistan arsındaki bazı sorunlarda muhtemel bir Rus arabuluculuğu beklenebilir. Bu konuda yakın zamandaki olumlu gelişmelerden yola çıkarak Ermeni-Azeri çatışmasının çözümüne yönelik bir Rus-Türk ortak girişimi olabilir.

Sonuç

Mevcut gelişmelere bakıldığında, Türk-Rus ilişkilerinin siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarında gelişeceği sonucuna varılabilir. Ancak, ilişkiler gelişen bağları raydan çıkarabilecek bazı ciddi sorunlardan da mahrum değiller; İki ülkenin de etraflarını çevreleyen bölgelerde birbiriyle örtüşen ve çatışan çıkarları var ve bu durum Türk-Rus ilişkilerini gelecek vaat eden ancak zor bir hale sokuyor. Türkiye ve Rusya Avrasya Jeopolitiğinde nüfuzlu iki oyuncudur ve ilişkileri tüm Avrasya bölgesi üzerinde sonuçlar doğurur. Bu yüzden, Avrasya jeopolitiğinde şansını denemek isteyen dahili ve harici oyuncular bu gelişmekte olan ilişkiyi göz önüne almak zorunda kalacaklardır.

*Kafkaslar-Orta Asya-Orta Doğu Çalışma Grubu, Proje Yöneticisi

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2583 ) Etkinlik ( 176 )
Alanlar
Afrika 66 613
Asya 78 1004
Avrupa 13 620
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 282
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1333 ) Etkinlik ( 45 )
Alanlar
Balkanlar 22 279
Orta Doğu 19 588
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1280 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 774
Türk Dünyası 16 506
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1982 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1982

Son Eklenenler

Turizm; tarım ve hayvancılıktan sanayiye, inşaattan alt yapıya ekonominin tüm sektörlerini hareketlendiren ve geliştiren bir sektördür. Ama turizme sadece ekonomik bir sektör gözüyle bakılması doğru değildir.;

Tüm dünyayı etkisine alan salgının da katkısıyla belirsizliklerin artışı oranında öngörülebilirliğin de azaldığı günümüzde, coğrafyamız başta olmak üzere farklı bölgelerde ortaya çıkan krizler ile uyuşmazlıklar küresel barış ve istikrarı tehdit ederken, çok taraflılık ve evrensel değerler de erozyon...;

Donald Trump seçimleri eski başkan yardımcısı Joe Biden'e kaybetti, ancak liberaller son derece küçük bir fark ile galip oldu. Bu Amerika'nın son yıllarda ne hâle geldiğinin bir özetidir; kararsız ve tatminsiz.;

9 Şubat 2021 Salı gecesi Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından Türkiye’nin uzay programı açıklandı ve kamuoyunda oldukça yankı buldu. Programın olumlu ve olumsuz olarak yorumlanacak çok yanı var. Bu değerlendirme dokümanında yapıcı eleştirel düşünce ile Ülkemizin bu yolculuğuna ve kapsayıcı istişaresine...;

TASAM ve paydaşlarınca geliştirilen çok programlı BRAINS² TÜRKİYE inisiyatifinin Sentetik Gerçeklik Teknolojisi adlı uygulama programı “Derin-Sahte (Deepfake) Ürün ve Savunma Ekosistemi İnşası“ teması ile başlıyor.;

İstanbul İktisat Kongresi, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM tarafından “Geleceğin Ekonomisinde Türkiye ve Sosyal Ahlak Kodu“ ana temasıyla 27-29 Mayıs 2021 tarihinde gerçekleştirilecek.;

Uzun süredir yazmak istediğim ama bunun için daha fazla zaman gerektiğini bilerek ertelediğim bir konuya sadece girizgâh yapacağım. “Sağlık Diplomasisi“ yaklaşık on yıldır üzerine okuduğum, gündemimde tuttuğum ve bu başlıkta çalışanları, ürettiklerini ve gerçekleşen çıktıları takip ettiğim bir alan.;

* BRAINS2 TÜRKİYE; ‘Biyoteknoloji’, ‘Robotik’, ‘Yapay Zekâ’, ‘Nanoteknoloji’, ‘Uzay’ ve ‘Stratejik Hizmetler’ alanlarında sektör, ekosistem ve kapasite geliştiren, Türkiye merkezli çok programlı bir marka/inisiyatiftir. Küresel ekonomide yeni iş modeli ve çok boyutlu güç dağılımını dönüştüren bu tem...;

"Türkiye - Rusya İlişkileri" Konferansı

  • 22 Haz 2005 - 22 Haz 2005
  • İstanbul - Türkiye

3. Türkiye - Çin Forumu

  • 15 Eki 2018 - 20 Eki 2018
  • Pekin - Çin

3. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu 2021

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • İstanbul - Türkiye

4. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

İstanbul İktisat Kongresi

  • 27 May 2021 - 29 May 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

Pandemi Sonrası Türkiye’nin Ekonomi ve Teknoloji Vizyonu Toplantısı

  • 17 Ara 2020 - 17 Ara 2020
  • TSİ 14.00 - Çevrimiçi -
  • İstanbul - Türkiye

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.