İç piyasalar:
Piyasaların yakından ilgilendiği 2004 yılına ait büyüme rakamlarına göre, geçtiğimiz yıl Türkiye’nin GSMH’sı %9,9, GSYİH’sı ise %8,9 oranında arttı. Tüm beklentilerin üzerinde gerçekleşen bu rakamlara göre Türkiye ekonomisi 1966 yılından sonraki dönemde görülen en yüksek büyüme hızına ulaşmış oldu. Cari fiyatlarla hesaplanan kişibaşına GSMH rakamı 2003 yılına göre %23,3 oranında artarak, 3.383 dolardan 4.172 dolara, kişibaşına GSYİH rakamı ise %22,7’lik artışla 3.412 dolardan 4.187 dolara yükseldi.
DİE tarafından 2004 yılı istihdam ve büyüme verileri açıklandı. 2003 yılında %10,5 olan işsizlik oranı 2004 yılında %10,3’e gerilerken, işgücüne katılım oranı %48,3’ten %48,7’ye çıktı. 2004 yılında 644 bin kişilik istihdam artışına rağmen, işgücüne katılımın yüksek olması işsizlik oranındaki gerilemenin düşük çıkmasında etkili oldu. Ayrıca, kayıtdışı istihdamın %51,7’den %53’e yükseldiği, bu oranın şehirlerde %35,8, kırsal kesimde ise %73,5 olduğu açıklandı.
DİE Şubat ayı geçici dış ticaret verilerini açıkladı. Bu verilere göre Türkiye Şubat ayında 5 milyar 461 milyon dolarlık ihracat, 8 milyar 162 milyon dolarlık ise ithalat yaparken, bir önceki yılın Şubat ayına göre ihracattaki artış oranı %49,1, ithalattaki artış oranı ise %32,9 oldu.
Özelleştirme kapsamındaki önemli projelerden olan Petkim’de somut adım atıldı ve 30 Mart Çarşamba günü işletmenin Özelleştirme İdaresi’ne ait %30’luk kısmının halka arzına yönelik ön talebin toplanmasına başlandı.
Uzun süredir IMF ve AB ile ilişkilerin gündemi meşgul ettiği piyasalarda geçtiğimiz haftanın siyasi gelişmeleri, özellikle de iktidar ve muhalefet partilerinde yaşanan istifalar dikkatle izlendi. Haftanın ilk işlem günü olan 28 Mart Pazartesi günü Borsa 25 Mart Cuma günkü kapanışa göre 660,39 puan veya %2,59 oranında değer kaybederken, Salı günü %1,46’lık gerileme yaşandı. IMF heyetinin 4 Nisan Pazartesi günü Türkiye’ye geleceğinin açıklanması ve yeni Stand – By anlaşmasının Nisan ayı içinde imzalanması yönündeki beklentilerin güçlenmesi sonraki günlerde Borsa’yı yukarı taşıdı ve endeksin ortalama olarak Çarşamba günü %0,50, Perşembe ve Cuma günleri ise sırasıyla %3,89 ve %1,30 oranında değer kazandığı görüldü. ABD tahvil faizlerindeki gerileme de Borsa’yı rahatlatan diğer önemli faktör olarak öne çıktı. Sonuçta İMKB’de işlem gören hisse senetlerinin fiyatı geçtiğimiz hafta ortalama %0,93 oranında arttı.
Dolar haftaya 1,3600 YTL, Euro ise 1,70 YTL’den başlarken, piyasadaki yabancı oyuncuların Paskalya tatili dönüşü sonrası bono piyasası ve Borsa’da satışlarını yoğunlaştırarak, dolar talebini artırmasıyla kurda dalgalanma yaşandı. Sonuçta dolar kuru Salı günü 1,4 YTL’yi gördü. Fakat sonraki günlerde açıklanan ABD ekonomisiyle ilgili verilerin olumsuz çıkmasıyla gerileyen dolar 1,3500 YTL’nin altına indi ve 2 Nisan Cuma günü 1,3430 YTL’den kapanırken, Euro’nun kapanış fiyatı 1,7470 olarak gerçekleşti. Böylece, bir önceki haftanın kapanış fiyatlarına göre dolar TL karşısında %0,89, Euro ise %0,46 oranında değer yitirdi.
İMKB Tahvil ve Bono Piyasası’nda ağırlıklı ortalamalara göre çeşitli vade yapısındaki kağıtların haftalık net getiri oranı %0,28 - %0,35 arasında değişirken, Repo – Ters Repo işlemlerinin haftalık net getirisi ise %0,23 olarak gerçekleşti.
Geçtiğimiz hafta ihaleye çıkmayan Hazine Nisan 2005 iç borçlanma stratejisini açıkladı. Hazine Nisan ayında 14 milyar 66 milyon YTL’si piyasalara olmak üzere toplam 14 milyar 718 milyon YTL’lik ödemeye karşılık, piyasalardan 11,8 milyar YTL tutarında borçlanmayı planlıyor.
Dış piyasalar:
Geçen haftanın en önemli olayı, şüphesiz, Brezilya’nın IMF’le kredi anlaşmasını yenilemeyeceğini açıklamasıydı. Bu ülke ile IMF arasındaki 41,7 milyar dolarlık programın tamamlanmasından sonra yeni bir anlaşmanın yapılmayacağını duyuran Brezilyalı yetkililer ülkelerinin IMF’nin desteğine ihtiyaç duymadığını, mali disiplinin sağlandığını ve döviz rezervlerinin arttığını belirterek, Brezilya ekonomisinin kırılgan yapıdan kurtulma yolunda önemli adımlar attığının altını çizdiler. Gerek ABD gerekse de IMF tarafından olumlu karşılanan bu adımın gelişmekte olan piyasalardaki süreçleri önemli ölçüde etkileyeceği beklenebilir.
ABD’de Mart ayına ilişkin istihdam rakamları açıklandı. Tarım dışı istihdamın Mart’ta 225 bin kişi artış göstermesi beklenirken, bu rakam sürpriz bir şekilde 110 bin kişiyle sınırlı kaldı. Şubat ayında %5,4 olan işsizlik oranı ise beklentilerin de altına inerek, %5,2 oldu. Tarım dışı istihdam rakamındaki artışın beklentilerin çok altında çıkması FED’in agresif faiz politikalarına karşı ciddi engel oluşturduğu düşünülmektedir. Bu açıklamanın ardından Euro/dolar paritesi 1,2950 seviyesinden 1,3030’a yükselirken, son haftalarda rekor kıran 10 yıl vadeli ABD Hazine kağıtlarının getirisi %4,40’a geriledi.
IMF Başkanı R. Rato ABD’nin cari açıklarının hızla artmasına karşılık, özellikle Asya ülkelerinin cari fazla vermesi ve döviz rezervlerini artırması sürecinin uluslararası finans sisteminin istikrarı açısından tehlikeli olduğunu belirtti.
Önümüzdeki haftanın gündemi ve muhtemel gelişmeler:
• 4 Nisan Pazartesi günü DİE Mart ayı enflasyon verilerini açıklayacak.
• Aynı gün IMF heyetinin yeni Stand – By anlaşmasıyla ilgili görüşmelere başlamak üzere Ankara’ya gelmesi ve temasların hafta boyunca sürmesi beklenmektedir.
• 5 Nisan Salı günü Hazine tarafından 273 gün vadeli YTL cinsinden iskontolu Hazine Bonosu ihalesi düzenlenecek.
• 6 Nisan Çarşamba günü Hazine, 2 milyar 629 milyon YTL’si piyasaya, 17 milyon YTL’si ise kamuya olmak üzere, toplam 2 milyar 646 milyon YTL’lik iç borç geri ödemesi yapacak.
• 8 Nisan Cuma günü DİE Şubat ayı sanayi üretim verilerini açıklayacak.
• Aynı gün içinde Para Politikası Kurulu’nun toplantısı gerçekleştirilecek.
• Önümüzdeki hafta TCMB tarafından ödemeler dengesi istatistiklerinin yayınlanması beklenmektedir. Ayrıca, Stand – By anlaşmasıyla ilgili önemli mesafe alınacağı öngörülebilir.
Yasal Uyarı: Bu raporda sunulan fikirler raportörün kendi fikirleridir ve bağlı bulunduğu kurumları hiçbir şekilde yasal sorumlu kılmaz. Geleceğe yönelik açıklamalar tahmin niteliğinde olup gerçek ya da tüzel kişilerin yatırımlarına tek başına temel oluşturmaması tavsiye edilir. Bu tahminler doğrultusunda yapılacak yatırımların kayıpla sonuçlanması halinde raportör ya da bağlı olduğu kurumlar suçlanamaz.