Fransa, Mülteciler Ve İslam

Kategori Seçilmedi

Paris’te kısa bir turistik gezi Fransızlar için sembollerin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaya yeter. Ancak meydanlara, parklara, metro duraklarına verilen isimler ve canlı tutulmaya çalışılan semboller dünyası Fransa’da yaşanan kimlik krizini önlemeye yetmiyor. 14 Temmuz ulusal bayramını Trocadero meydanından seyreden binlerce değişik asıllı Fransız vatandaşı arasında bir kimlik birlikteliği olduğunu söylemek zor. Başörtüsü probleminden etnik şiddete uzanan bir dizi problem artarak gündeme oturmakta. Fransız yönetiminin sorunlar karşısında panik tavrı yaraya tuz biber ekmekte.

Mültecilerin Fransız toplumuna entegrasyon problemi Paris’in doğusuna doğru gittikçe ortaya çıkıyor. Ancak durum net olarak banliyölerde ortaya çıkıyor. Binlerce insan mağara benzer yerlerde yaşıyor. Kalabalık banliyölerde insanca yaşamanın uzağında kalmanın dışında Fransızca öğrenme ve okula gitme şansları nerdeyse yok gibi. 60 yaşlarında Tunuslu bir bakkal 15 yıldan fazla Paris’in içinde altı nüfus ile tek odalı küçük bir evde çocukları eğitim görsün diye zorlanarak nasıl yaşadıklarını anlatıyor. Aynı ufku ve direnci zorunlu yerleşim politikaları düşünülürse diğerlerinden beklemek imkansız neredeyse.

Şehrin doğusunda yer alan Parmentier metro durağından yukarı çıkarken gördüğüm genç durağın çıkış kapısını tahrip ediyordu. Cezayirli olduğunu öğrendiğim bu genç Fransızların öldürdüğü 1 milyon Cezayirlinin intikamını aldığını söylüyor. Banliyöler benzer psikoloji içerisinde insanlarla dolu. Temel entegrasyon probleminin kendilerini burada yaşamak zorunda bıraktığını düşündükleri Fransız hükümetinden kaynaklandığı fikrine sahipler. Bu durumda intikam almanın yolu ise şiddet ve tahrip.

Fransız yönetimi ve entelektüellerinin bir kısmı sorunu İslam ile özdeşleştirmekte. Sayıları gün geçtikçe artan cami ve mescitlerin uyum sorununu artırdığı görüşü öne sürülüyor. Fransız laikliği bu ibadet yerlerinin devlet dışı kaynaklardan finanse edilmesini öngörüyor. Aslında aynı sorun diğer dinlerin ibadet yerleri için aynı şekilde söz konusu. Önümüzdeki yıllarda Fransız laikliğinin gözden geçirilmesi gerektiği ve bu yönde bir siyasi irade olduğu biliniyor.

Bu genel sorunun yanı sıra banliyölerdeki Müslümanların probleminin dindarlık olmadığı, genel göçmenlik sorunları içinde yaşadıkları rahatça gözlenebilir. Bazı ciddi sosyolojik çalışmalar banliyölerde dindarlık oranının şehir merkezlerine göre daha düşük olduğunu ortaya koyuyor. Aynı eğitimi almış iki Fransız vatandaşından Müslüman adı taşıyanın reddedildiği, Fransız isimli olanın ise iş görüşmesine çağrıldığı televizyon kanallarında ortaya konmakta. Ortadoğulu ve Müslüman önyargısı aslında problemin önemli bir özünü oluşturuyor.

Fransız yönetimi ve entelektüellerinin anlama konusunda çaba göstermemeleri, Müslümanların ise entelektüel temsil ve kendilerini anlatmadaki yetersizlikleri bu sorunu karşılıklı besleyerek büyütmekte. Halk katında ise gündelik hayatın stratejileri ile sorun daha düşük yoğunlukta yaşanmakta. Gündelik hayatın içerisinde toplu taşıma gibi paylaşılan mekanlarda farklılıklar barış içerisinde bir arada bulunabiliyorlar.

Avusturya gibi laikliğin Fransa kadar katı uygulanmadığı ülkelerden gelenler, resmi Fransa’nın din ve dindarlık anlayışını katı şekilde eleştiriyorlar. Küçük bir kitapçı dükkanının sahibi ile bir apartman kompleksinin yöneticisi orta gelirli iki Fransızdan kendi çocuklarının başörtülü öğrencilerle beraber bir sorun olmadan okuduklarını öğreniyoruz. Internet kafe çalıştıran bir başkası ise Chirac yönetimine olmayan bir problemi ürettiği için tepkili.

Yatay olarak genişleyen Avrupa’nın halen kendi içerisinde dikey entegrasyon sorunları ile uğraşıyor olması genişleme karşıtı siyasal oluşumların önünü açıyor. Genişleme karşıtı oluşumlar aynı zamanda içeride milliyetçi ve dışlayıcı tepkiyi de beslemekteler. Fransız yönetimi hassas dengeler üzerinde oturmanın verdiği rahatsızlık ile bu tepkiden oldukça fazla etkileniyor.

Fransa mülteci problemini bir güvenlik sorunu olarak algılamaya devam ediyor. Aslında kimlik kaynaklı bu güvenlik sorunu Fransa’nın Akdeniz’de bir jeopolitik derinlik kazanmasına yol açtı. Akdeniz’e komşu diğer Avrupa ülkeleri ile beraber bu bölgeye yönelik politikaların öncüsü oldu. Amaç yumuşak güvenlik metotları ile sorunu kaynağında çözmekti. Fransa’daki jeopolitik uyanış yaşanan kimlik krizi ile doğrudan ilgili ve bir anlamda soğuk savaş zamanından kalma sınırlarını belirtme refleksinin sonucu.

Ancak Fransa’nın bünyesinde yaşadığı problem güvenlik algılaması dışında yaklaşımların benimsenmesini zorunlu kılıyor. Fransız ulus devletini oluşturan tarihsel hafızanın ötesine geçilmesi ve Fransız sembolizminin yerini daha geniş bir anlayışa bırakması gerekmekte. Siyasal sistemin entegrasyonu sağlayacak tarzda yeniden yapılanması kaçınılmaz olarak Fransız laikliğinin sorgulanması ihtiyacını gündeme getirecek.

Avrupa üst kimliği inşa sürecinin önündeki en büyük engel sanıldığı gibi bireysel ulus-devlet kimliklerinin bu kimliğe entegrasyonu değil. Daha önemlisi söz konusu kimliklerin kendi içerilerindeki farklılıkları kuşatacak tarzda yeniden inşa edilirken, aynı zamanda Avrupalı şemsiye kimliği altında bir araya gelebilmeleri. Fransa özelinden bakıldığında mevcut siyasi refleksler kısa dönemde bırakın bu sorunun aşılabilmesini, gerekli zihniyet dönüşümünün bile kolay kolay sağlanamayacağını ortaya koyuyor.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2850 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1152
TASAM Avrupa 23 662
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 303
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu; “Ticaret Koridorları Güvenliği ve Türkiye” ana temasıyla TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından 28 Kasım 2025 tarihinde, Wish More Hotel İstanbul’da yapılan 11. İstanbul Güvenlik Konferansı eş-etkinliği olarak birlikte icra edilmiştir.;

8. Türkiye- Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu; “Afrika Güvenlik Mimarisi ve Türkiye” ana temasıyla TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından 28 Kasım 2025 tarihinde, Wish More Hotel İstanbul’da yapılan 11. İstanbul Güvenlik Konferansı eş-etkinliği olarak birlikte icra edilmiştir. ...;

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu; “Güvenlik ve İstihbarat Entegrasyon Modelleri” ana temasıyla TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 27 ve 28 Kasım 2025 tarihinde, Wish More Hotel Istanbul’da yapılan 11. İstanbul Güvenlik Konferansı eş-etkinliği olarak birlikte icra edilmiştir. ;

Türkiye’de ilk kez 2015 yılında düzenlenen ve bu yıl onuncusu gerçekleştirilen İstanbul Güvenlik Konferansı, “Savunma, Güvenlik ve İstihbarat Devrimi: Doktrin, Yönetişim, Endüstri, Yeni Model ve Kurumlar“ ana teması ile TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından, 27 -28 Kasım 2025 tarihind...;

“Dünya Savaşı”nı sadece birçok ülkenin katıldığı bir çatışma olarak tanımlamak zor. Bu aynı zamanda küresel güç hiyerarşisinin (patronun kim olduğunun) şiddet yoluyla değişmesi anlamına da geliyor. Tarih, bu değişim sancılarının nadiren kansız olduğunu gösteriyor.;

Venezuela başkanı Maduro ve eşinin bir gece ansızın derdest edilip New York’taki bir gözaltı merkezinde tutuklu olarak bulundurulması ve Pazartesi gününden itibaren Güney New York mahkemesinde yargılanmaya başlaması akıllara bir kaç soru ve endişe getiriyor. ;

Maduro’ya yönelik şok edici bir operasyon icra eden Trump yönetimi “Venezuela’yı biz yöneteceğiz” dedi. Bu hamle ABD–Çin rekabetini Venezuela üzerinden yeniden tanımlayan tarihi bir kırılma. Aslında 2019’dan bu yana bölgede farklı bir denklem var. ABD'nin temel endişesi Çin’in Latin Amerika’daki k...;

ABD ve Çin savaşmak zorunda mı? Graham Allison, Destined for War kitabında korkutucu bir tarihsel örüntüyü önümüze koyuyor. Savaş kaçınılmaz değil ama tarih aksini söylüyor. ABD’li ünlü Profesör Graham T. Allison, 2017 yılında Destined for War: Can America and China Escape Thucydides’s Trap? adlı k...;

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

11. İstanbul Güvenlik Konferansı (2025)

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...